Jonah Lehrer – Proust Bir Sinirbilimciydi (2020)

‘Proust Bir Sinirbilimciydi’, sanatçıların olağanüstü sezgilerine methiye niteliğinde bir eser.

Jonah Lehrer, yeni bir baskıyla yayımlanan çalışmasında, sanat tarihine damga vurmuş sekiz isim üzerinden, sanatçıların bilim alanında kanıtlanmış olguları bilimcilerden önce sezgileriyle öngörmelerini ve bunun sanatçının kendine has yaratıcı gücüyle nasıl ilişkili olduğunu anlatıyor.

Yazar, Marcel Proust’tan Paul Cézanne’a, Auguste Escoffier’den İgor Stravinski’ye, Virginia Woolf’tan Gertrude Stein’a sekiz yazar ve sanatçının insan deneyimlerine nasıl baktığını ve bunları nasıl yorumladıklarını irdeliyor.

Lehrer’e göre Proust’un romanları belleğimizin, Cézanne’ın resimleri görme duyumuzun, Stravinski’nin müziği işitsel algımızın, Stein’ın şiirsel arayışları dil yetimizin, Woolf’un bilinçakışı metinleri de zihnimizin çalışma ilkelerini doğru bir şekilde önceden ortaya koymuşlardır.

Lehrer, bunu yaparken de sanatla bilim arasındaki katı işbölümüne de karşı çıkıyor ve bunu aşmanın bir yolu olarak da “dördüncü kültür” yaklaşımını öneriyor.

Lehrer’e göre, sahip olduğumuz iki kültürün alışkanlıklarını değiştirmemiz gerekiyor ve daha da önemlisi beşeri bilimler pozitif bilimlerle bağ kurmalıdır.

  • Künye: Jonah Lehrer – Proust Bir Sinirbilimciydi, çeviren: Ferit Burak Aydar, Ayrıntı Yayınları, bilim, 240 sayfa, 2020

Frédéric Vandenberghe – Alman Sosyolojisinin Felsefi Tarihi (2016)

Alman sosyal teorisinin evrimini kapsamlı bir bakışla inceleyen önemli bir çalışma.

Frédéric Vandenberghe başta Marx, Simmel ve Weber olmak üzere, Frankfurt Okulu’ndan Horkheimer, Adorno ve Habermas’ın düşüncelerini çok yönlü bir bakışla izliyor, ayrıca bu düşünürlerin tezleri bağlamında özgürleşmenin olası yolları üzerine düşünüyor.

  • Künye: Frédéric Vandenberghe – Alman Sosyolojisinin Felsefi Tarihi, çeviren: Vefa Saygın Öğütle, Ayrıntı Yayınları

William E. Connolly – Kimlik ve Farklılık (2020)

Kimliğimizi belirleyen şey tam olarak nedir?

William E. Connolly’nin yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu özgün çalışması, kimliklerin oluşum sürecini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Her kimliğin bir dizi farklılıkla bağlantılı olarak ve bu farklılıklardan bazılarının da kötü, anormal veya akıldışı, özetle “öteki” olarak tanımlanması üzerine kurulduğunu belirten Connolly’e göre, öteki de, sırf varlığıyla bile kimliğin kesinliğini, doğruluğunu, normalliğini, akılcılığını şüpheli kılmaktadır.

Öteki’nin bu nedenle, tarih boyunca hep “doğru” kimliği benimsemeye davet edildiğini, olmuyorsa üzerinde baskı kurulup susturulduğunu, o da olmuyorsa yok edildiğini belirten Connolly, Nietzsche’nin “hınç” kavramı ve Foucault’nun bu kavrama yaptığı katkılardan yola çıkarak hıncın toplumsal ve siyasal ifadesinin nasıl oluştuğunu ayrıntılı bir şekilde izliyor.

Connolly bununla da yetinmeyerek, demokratik bir kimlik siyasetinin imkânlarını da tartışıyor.

Yazara göre, demokratik kimlik siyaseti, ötekilere kimlik dayatmaktan, farklılığı cezalandırmaktan ve anormal olarak nitelemekten kaçınır, tartışmaya açıktır, kendisine belli bir mesafe ve ironiyle bakar, ötekine özen gösterir ve hayatın zenginliğine saygı duyan bir etiğe dayanır.

Öte yandan Connolly, bu tezleri, sürekli yeni düşmanlar yaratma üzerine kurulu verili “ulus” kimliği bağlamında da tartışıyor.

Yazara göre, hayatın en temel meseleleri artık ulus-devlet sınırları içinde çözülemeyecek ölçüde küreselleşmiştir ve bu nedenle de demokratikleştirmeyi uluslararası ölçeğe yaymak bir zorunluluktur.

  • Künye: William E. Connolly – Kimlik ve Farklılık: Siyasetin Açmazlarına Dair Demokratik Çözüm Önerileri, çeviren: Ferman Lekesizalın, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 280 sayfa, 2020

John W. Budd – Çalışma Düşüncesi (2016)

İnsanlık tarihi kadar eski çalışma üzerine dikkat çekici bir tartışma.

John Budd kitabında, hem çalışmanın emek piyasalarındaki karşılığından çalışmanın entelektüel kavrayıştaki yerine, çalışmaya dair farklı teorik yaklaşımları irdeliyor hem de çalışmanın gündelik yaşamımızda ne kadar derinlikli izler bıraktığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: John W. Budd – Çalışma Düşüncesi, çeviren: Fuat Man, Ayrıntı Yayınları

Paul D’Amato – Marksizmin Anlamı (2016)

Marksizm, kapitalist vahşete karşı insanoğlunun şu ana kadar geliştirdiği en sistematik, en devrimci ve felsefi alternatiftir.

‘Marksizmin Anlamı’ da, Marksizmin neden halen güncelliğini koruduğunu çarpıcı ayrıntılarla ortaya koyan, çok özgün bir çalışma.

Paul D’Amato ayrıca, Marx, Engels ve diğer Marksistlere ait fikirlerin günümüzde kolayca anlaşılabilmesini sağlayacak modern tasvirler de yapıyor.

  • Künye: Paul D’Amato – Marksizmin Anlamı, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 576 sayfa, 2016

Charles Baudelaire – Kötülük Çiçekleri (2016)

Charles Baudelaire’in, modern şiirde dönüm noktası olarak kabul edilen başyapıtı.

“Kalbim, boyun eğ, katlan; hayvanca uykuna yat.” diyen şair, büyük kentin arada kalmış bireyini, vicdan azabının dinmek bilmez ıstırabını, yaşıyor olmanın büyük mutluluğunu ve elbette ki o muazzam trajedisini melankolik ve dehşetli imgelerle kuruyor.

  • Künye: Charles Baudelaire – Kötülük Çiçekleri, çeviren: Ahmet Necdet, Ayrıntı Yayınları

Frei Betto – Fidel ve Din (2016)

Fidel Castro ile Brezilyalı Rahip Frei Betto, din konusunu enine boyuna tartışıyor.

Kitap, Küba’nın en iyi Katolik okullarında ilk ve orta öğrenim görmüş Castro’nun değerlendirmeleri bağlamında hem komünistlerin inançlı insanlarla anlaşmasının mümkün olmayacağı önyargısıyla hesaplaşıyor hem de sosyalistlerin din meselesine bakışını ortaya koyuyor.

Kitap bunun yanı sıra, Latin Amerika tarihinde muazzam etkilerde bulunmuş Kurtuluş Teolojisi ve bunun Marksizmle nasıl ilişkilendirilebileceği konusunda da çok önemli bilgiler barındırıyor.

  • Künye: Frei Betto – Fidel ve Din, çeviren: Özgül Erman, Ayrıntı Yayınları

Sâdık Hidâyet – Seçme Eserler (2016)

Modern İran edebiyatının önde gelen isimlerinden Sâdık Hidâyet’ten iki öykü, bir manzum hikâye, bir oyun ve bir deneme.

Hidâyet’in melankolik üslubunun güzel birer örneği olarak okunabilecek bu metinler, insan ve hayvan arasındaki ontolojik ilişkiden evrenin yaratılışına ve hayatın anlamına kadar birçok evrensel temaya uzanıyor.

  • Künye: Sâdık Hidâyet – Seçme Eserler, çeviren: Mehmet Kanar, Ayrıntı Yayınları

Michel Foucault – Eleştiri Nedir? (2020)

‘Eleştiri Nedir?’, Michel Foucault’nun 1978 ve 1983’de verdiği iki ayrı konferansı bir araya getiriyor.

İki konferansında da Foucault, Kant’ın ‘Aydınlanma Nedir?’ adlı metnine referans yaparak Aydınlanma’yı felsefi ve tarihsel bir sorgulamaya tabi tutuyor.

Düşünür burada, hem Kantçı yaklaşımı çok yönlü bir bakışla irdeliyor ve alternatif bir Kantçı yaklaşımı tartışıyor hem de kendi felsefi pratiğinin soykütüğüne yeni bir yön vermeye girişiyor.

Bu iki konferansın diğer bir özelliği de, Foucault düşüncesinin 1978 ile 1983 arasındaki evrimi hakkında bize fikir vermesi.

Foucault’nun ‘Aydınlanma Nedir?’i nasıl farklı biçimlerde okuduğuna tanık olduğumuz konferanslar, aynı zamanda Foucault’nun kendi tarihsel ve felsefi perspektifini olduğu gibi şimdiki ve geçmişteki çalışmalarını da, Kant’ın bu metniyle başlattığını gösteriyor.

‘Eleştiri Nedir?’, Aydınlanma, bilgi, iktidar ve özne arasındaki ilişkiler üzerine düşünmek isteyenlerin severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Michel Foucault – Eleştiri Nedir?: Kendilik Kültürü, çeviren: Murat Erşen, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 2020

İbrahim Çelik – Tek Yola Sığmayan Devrim (2016)

İbrahim Çelik lise yıllarında, Karadeniz bölgesinde Devrimci Yol saflarında aktif olarak mücadele etti.

Çelik, 1981 yılında Artvin’de düzenlenen bir operasyonda bir grup genç arkadaşıyla tutuklanır.

İşte Çelik bu kitabında, çocukluğundan yetişkinliğine uzanan hayatına ve cezaevi yıllarındaki, işkence ve kitlesel açlık grevleri dair anılarını paylaşıyor.

Hem de birbirinden ilgi çekici hikâyeler eşliğinde.

  • Künye: İbrahim Çelik – Tek Yola Sığmayan Devrim, Ayrıntı Yayınları