Gülay Kutal – Emek Vererek Demokrasi (2019)

“Demokrasi ne demek?”

Gülay Kutal, 2017 yılında Norveç’teki günlük hayatından ve siyasi faaliyetlerinden örneklerle, Türkiye demokrasisi üzerine düşünüyor.

Bu kitap, özellikle Norveç’teki demokratik deneyimleri paylaşması ve daha da önemlisi, bu deneyimin Türkiye’de yaşadığımız demokrasi sorununa ne gibi çözümler sunacağını göstermesiyle çok önemli.

Katılımcı demokrasinin çok meşakkatli ama bir o kadar da gerekli olduğu, kitabın adeta her satırında karşımıza çıkan bir hakikat.

Zira Norveç örneği de bize gösteriyor ki, birlikte ilerleyebilmenin, itişe, tepişe ama insanca yaşamanın yolu birbirini dinlemek, birbirinin fikrine saygı göstermek, inandığın şeyleri başkalarına da kabul ettirebilmek için dil dökmek ve argümanlar kullanmaktan geçiyor.

Ayrıca bu kitap vesilesiyle Norveç’te tam 100 bin tane gönüllü dernek olduğunu ve Norveçlilerin her birinin ortalama 2.1 derneğe üye olduğunu da öğreniyoruz.

Bu şu anlama geliyor: Norveçliler haklarını savunmak için hemen her konuda birlik oluşturuyor, dernek kuruyorlar.

Kutal’a kulak veriyoruz:

“Demokraside her kafadan bir ses çıktığını, muazzam verimsiz ve gereksiz bir şey olduğunu, ‘bak, cahil halkın terör örgütlerine kapılıp ne hatalar yaptığını’, dolayısıyla en iyisi, ülkeyi yönetme yetkisini büyük ölçüde tek kişiye vermek olduğunu, nasıl olsa o tek kişiyi de halkın seçeceğini düşünenlere, Norveç’te mümkün olduğunu gördüğüm şeylerle bu kitapta bir cevap veriyorum: En iyisi tek değil, çok kişi olmak!”

  • Künye: Gülay Kutal – Emek Vererek Demokrasi, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 192 sayfa, 2019

Stefan Zweig ve Frederike Zweig – Mektuplaşmalar (2015)

Viyana’nın ünlü Schottenring Bulvarı’ndaki tarihi ve gösterişli bir yapıda başlamış yaşamı 1942’de Brezilya’nın küçük bir dağ kentinde son bulmuş Zweig ile ilk eşi Frederike Zweig’ın 1912-1942 yıllarını kapsayan mektuplaşmaları.

Bu mektuplar, hem Zweig’in dünyasına inmek, hem de dönemin Avrupa’sına daha yakından bakmak için eşsiz bir kaynak.

Zweig, Friderike’ye yolladığı 22 Şubat 1942 tarihli mektupta şöyle yazıyor:

“Sevgili Friderike, bu mektup sana vardığında ben kendimi eskisinden çok daha iyi hissedeceğim. Senin ise iyi günleri göreceğine eminim. Melankoli yüklü yaşamımla daha uzun süre beklemediğim için beni haksız bulmayacağına inanıyorum. Sana bu satırları son saatlerimde yazıyorum. Kararımı verdiğim andan sonra kendimi nasıl da rahat hissettiğimi bilemezsin… Sevgiler ve dostlukla… Hep yürekli ol! Rahata ve mutluluğa kavuştuğumu öğrendin. Stefan.”

  • Künye: Stefan Zweig ve Frederike Zweig – Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Ayrıntı Yayınları, mektup, 480 sayfa, 2015

Jonah Lehrer – Karar Ânı (2019)

Gerçekten hep söylenegeldiği gibi, mantıklı ve düşünüp taşınarak mı karar veririz?

Kararlar alırken seçenekleri bilinçli bir şekilde tahlil edip artılarla eksileri dikkatli bir şekilde tartar mıyız?

Başka bir deyişle, mantıklı ve düşünüp taşınarak hareket eden canlılar mıyız?

Bu sorulara hayır yanıtını veren sinirbilimci Jonah Lehrer’in bu kitabı, hem karar alma sürecimizi ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor hem de beynimizin gerçek potansiyellerini kullanarak nasıl daha iyi kararlar alabileceğimizi anlatıyor.

Lehrer, karar alma sürecinde beynin içinde neler olup bittiğini, evrenin bildiğimiz kısmındaki en alengirli nesne olan insan zihninin, ne yapacağına nasıl karar verdiğini masaya yatırıyor ve bunu yaparken de, uçak pilotlarını, NFL oyun kurucularını, dizi yönetmenlerini, poker oyuncularını, profesyonel yatırımcıları, seri katilleri ve onların günlük hayatta aldıkları kararları irdeliyor.

Lehrer, zihnin gerçekte sınırları ve kusurları bulunan güçlü bir biyolojik makine olduğunu söylüyor.

Bu kitap da, bu makinenin nasıl işlediği ve ondan nasıl en fazla verim alacağımız konusunda bize altın değerinde bilgiler veriyor.

  • Künye: Jonah Lehrer – Karar Ânı: Beynimiz Karar Vermemizi Nasıl Sağlıyor?, çeviren: Ferit Burak Aydar, Ayrıntı Yayınları, bilim, 288 sayfa, 2019

David Lodge – Ne Kadar İleri Gidebilirsin? (2009)

David Lodge, Türkçeye çevrilen birçok eseriyle ülkemizde de beğeniyle takip edilen isimlerden.

Yazar elimizdeki romanı ‘Ne Kadar İleri Gidebilirsin?’de, bir grup İngiliz Katolik gencin yaşamını 1950’li yıllardaki öğrencilik yıllarından 1980’li yıllardaki yetişkinlik dönemine uzanan süreçte hikâye ediyor.

Yazarın, romanın ismi üzerinden yanıtını aradığı soru ise, dini baskı nedeniyle çiftlerin cinsel anlamda ne kadar ileri gidebileceğidir.

Roman başlıca gerilimini, dinin doğum kontrol yöntemlerini yasaklayışı ile insanların cinsel talepleri arasındaki çelişki üzerine inşa ediyor.

Tabi Lodge bu çelişkiyi, daha çok trajikomik yönlerini öne çıkararak işliyor.

  • Künye: David Lodge – Ne Kadar İleri Gidebilirsin?, çeviren: Ayşe Öngün Aksakal, Ayrıntı Yayınları, roman, 272 sayfa

Joe Meno – Lanetlilerin Saç Stili (2009)

Joe Meno üçüncü romanı ‘Lanetlilerin Saç Stili’nde, gençliğin büyüme travmalarını hikâye ediyor.

Roman, başkahramanı punk-rock tutkunu Chicagolu Brian Oswald’ın, lisede bir kız arkadaş edinme çabasını ve bu esnada yaşadığı trajikomik olayları anlatıyor.

Video oyunlarına bayılan, metal müzik tutkunu Oswald’ın en iyi arkadaşı da, şişman, pembe saçlı ve diğer kızlar tarafından itilip kakılan Gretchen’dir.

Meno, giyim tarzları ve argo konuşmalarıyla, sıradan gençlerden ayrılan bu tipleri, müziğin kendini her adımda hissettirdiği bir kurguyla okurlarına sunuyor.

Roman, sıra dışı bir kuşağı, gençliğin dünyayı ve karşı cinsi keşfetme sürecinde yaşadıkları ekseninde tasvir ediyor.

  • Künye: Joe Meno – Lanetlilerin Saç Stili, çeviren: Fahri Öz, Ayrıntı Yayınları, roman, 334 sayfa

Domenico Losurdo – Pasif Direniş (2019)

Domenico Losurdo’nun bu önemli çalışması, pasif direniş adına toplumsal siyasi bir düzen inşa etmeye kendilerini adamış kişi ve hareketleri derinlemesine inceliyor.

Kitabı özgün kılan hususların başında, pasif direniş idealinden ilham alan hareketleri anlatmakla sınırlı kalmayıp aynı zamanda bu hareketlerin başına gelen ikilemleri, ihanetleri, hayal kırıklıklarını ve hakiki trajedilerini de enine boyuna tartışması.

Kitabına, ABD’de Hıristiyan kölelik karşıtlığı ve pasifizmi anlatarak başlayan Losurdo, devamında da,

  • Pasifist kölelik karşıtlığını,
  • Gandi ve Tolstoy’un pasif direniş öğretilerini,
  • Gandi ve sosyalist hareket arasındaki ilişkiyi,
  • Sömürgecilik karşıtı hareketler ile pasif direniş hareketlerinin buluşmasını,
  • Faşizm ve İkinci Dünya Savaşı karşısındaki pasif direnişi,
  • “Siyahi Gandi” olarak Martin Luther King’i ve Afroamerikan radikalizmini,
  • Gandi’nin dünyadaki şöhretini ve pasif direniş panteonunun inşasını,
  • Ve bunun gibi önemli konuları ele alıyor.

Yazar bunların yanı sıra, nükleer felaket tehlikesi karşısında bulunan bugünkü dünyamızda, gerçekçi bir pasif direnişin imkânları üzerine de düşünüyor.

  • Künye: Domenico Losurdo – Pasif Direniş: Mitin Ötesinde Bir Tarih, çeviren: Emrullah Ataseven, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 336 sayfa, 2019

Tim Parks – Yaşam ve Yapıt (2019)

İngiliz yazar Tim Parks’ın ‘Yaşam ve Yapıt’ı, kendisinin kimi yazarlar ve yapıtlar hakkındaki yazılarından oluşuyor.

Buradaki yazıları benzerlerinden farklı kılan hususlardan bazıları, Parks’ın ele aldığı yazar ve yapıtları, sadece yapıtla sınırlı kalmayarak söz konusu yazara dair biyografik ayrıntılar ya da psikolojik öğelerle düşünmesidir diyebiliriz.

Parks burada, Charles Dickens’tan Dostoyevski’ye, Çehov’dan Joyce’a, Beckett’tan Simenon’a,

Philip Roth’tan Julian Barnes’a, Colm Tóibín’den Geoff Dyer’a ve Murakami’ye pek çok ismin eserlerine odaklanıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Eleştirel tutuculuk hem yazarı hem okuru tasfiye ederek metne odaklanmıştır.”

“Edebiyat, kimliklerimizi her daim keşfetmemizin ve yeniden inşa etmemizin bir sonucu olarak son derece zengin, dallanmış ve incelikli bir ‘sohbetler’ ve ‘karşılaşmalar’ dizisi sunar.”

“Her bir okurun tepkisi, büyük ölçüde nereden geldiği, kendini yazarın mesele ettiklerine istinaden nasıl konumlandırdığıyla ilgili. Salt bir metnin ya da bir kitabın doğru bir okunma biçiminin olduğu fikri, işlemez hâle gelmeye başladı. Ancak bu, yine de her şeyde özgür olduğumuz anlamına gelmez. Bilakis, yazarla, daha doğrusu diğer okurlarla olan ilişkimizi, aramızda duran yapıta hepimizin nasıl tepki verdiğine bakarak anlamaya başlayabiliriz.”

“Özünde her bir deneme, hangi değerlerin, daha doğrusu rekabet hâlindeki değerler arasındaki hangi gerilimlerin incelenen roman için en önemlileri olduğunu saptamaya ve ardından bu gerilimlerin yapıt aracılığıyla oluşan okur ve yazar arasındaki ilişkiyi nasıl biçimlendirdiğini göstermeye çalışıyor.”

  • Künye: Tim Parks – Yaşam ve Yapıt: Yazarlar, Okurlar ve Yazar-Okur Karşılaşmaları, çeviren: Şakir Özüdoğru, Ayrıntı Yayınları, edebiyat inceleme, 288 sayfa, 2019

Nathan Andersen – Gölge Felsefe (2019)

Nathan Andersen’in bu güzel kitabı, sinema üzerinden felsefenin kimi sorunlarını özgün bir bakışla izlemesiyle dikkat çekici.

Andersen, Stanley Kubrick’in en ünlü filmlerinden olan Otomatik Portakal’ı ile Platon’un ‘Devlet’ini diyaloga sokuyor ve deneyim, anlamın doğası, özgürlük, adalet, ahlak, görünüş ve gerçeklik, sanatın önemi ve görüntülerin etkileri gibi temalar üzerine derinlemesine düşünüyor.

Akademik yaklaşımdan ziyade her seviyeden okura hitap eden tarzda yazılmış çalışma, tarihsel olarak birbirinden bu kadar uzak iki eserin, nasıl olup da bir yerde evrensel olana ulaşmak konusunda ortaklaştığını gözler önüne sermesiyle önemli.

Andersen’in kitabı hem sinema hem felsefe tutkunlarının, fakat en çok da bu ikisinin bireşiminin ortaya çıkardığı zengin okumaları sevenlerin ilgiyle okuyacakları bir metin.

  • Künye: Nathan Andersen – Gölge Felsefe: Platon’un Mağarası ve Sinema, çeviren: Nalan Kurunç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2019

Kolektif – Tiyatro Tarihi (2019)

Alanında uzman isimleri bir araya getiren bu derleme, tiyatro tarihi hakkında altın değerinde bir kaynak.

Beş bölümden oluşan kitap, yalnızca tiyatronun tarihsel gelişimini irdelemekle kalmıyor, aynı zamanda tiyatronun farklı coğrafyalardaki gelişimini de kayıt altına alıyor.

Kitapta,

  • Modernist tiyatro,
  • Barok tiyatrodan romantik tiyatroya geçişi sağlayan dinamikler,
  • Ortaçağ, Rönesans ve erken modern dönemde tiyatro,
  • Klasik tiyatro,
  • Liverpool, Finlandiya, Mısır ve Japon tiyatroları,
  • Seyirciler ve tiyatro,
  • Müzikli tiyatro ve müzikal tiyatro,
  • Ve oyunculuk sanatı gibi önemli konular irdeleniyor.

Tiyatronun tarihsel gelişimi hakkında referans kitap arayanların edinmesi gereken bir çalışma.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: David Wiles, Stefan Hulfeld, Christhopher Baugh, Erika Fischer-Lichte, Ros Merkin, S.E. Wilmer, Hazem Azmy, Diego Pellechia, Marvin Carlson, Willmar Sauter, Josette Féral, Zachary Dunbar, Marius Kwint, Thomas Postlewait, Barbara Hodgdon, Fiona Macintosh, Gilli Bush-Bailey, Jacky Bratton ve Grant Tyler Peterson.

  • Künye: Kolektif – Tiyatro Tarihi, derleyen: David Wiles ve Christine Dymkowski, çeviren: Süha Sertabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, tiyatro, 400 sayfa, 2019

Jack Kerouac – Yolda (2009)

Jack Kerouac’ın 1951’de yazdığı, fakat dönemin gerek toplumsal gerek edebi kabullerinin ötesinde bir yapıt olduğu için altı yıl yayıncı bulamayan ‘Yolda’, orijinal haliyle Türkçede.

Kerouac’ın, arkadaşı Neal Cassady ile Amerika’nın dört bir yanına ve Meksika’ya yaptığı yolculukları kaleme aldığı ‘Yolda’, 1940 ve 1950’ler Amerikası’nın dayatılan değerlerinin dışında kalan caz, cinsellik, uyuşturucu, alkol gibi temaları işlediği için büyük yankılar uyandırdı.

Kitap yayımlandığı gibi, gençlik isyanının el kitabı niteliği kazanmıştı ve günümüzde de, yeni değerler ve yeni dünyaların izini süren bir kuşağın hatıratı olarak değerlendirilmekte.

Beat kuşağının kült eserinin elimizdeki baskısında ayrıca, farklı isimler tarafından kaleme alınan, esere ve yazarına odaklanan yazılar da yer alıyor.

‘Yolda’yı orijinal haliyle okumak isteyenler için iyi bir fırsat.

  • Künye: Jack Kerouac – Yolda, çeviren: Can Kantarcı, Ayrıntı Yayınları, roman, 491 sayfa