Michael J. Shapiro – Savaş Suçları (2019)

Michael Shapiro’nun bu kitabı, savaş suçları üzerine geleneksel bir incelemenin çok ötesinde.

Yazar, bu konudaki geleneksel anlayıştan farklı olarak zulmün kökenlerini izlerken filmlerden, edebiyattan ve felsefeden yararlanıyor.

Başka bir deyişle bu kitaptaki savaş suçları, zulümler ve adalete ilişkin inceleme, politik ve felsefi kavramları seferber etmekle kalmıyor, aynı zamanda bu kavramları edebi ve sanatsal ürünler yoluyla ifade edildiği şekliyle küresel mekânlara, güçlere ve olaylara uyguluyor.

Kitap, savaş suçları duruşmalarının adaletle ilişkili temsilleriyle “edebi adaleti” karşılaştırıyor; edebiyat, sinema ve biyografik ifadelerdeki hukuk davalarının dışladığı zulümler ve adaleti gündeme getiriyor; devletlerin, devlet-olmayan güç odaklarının, silah ticareti, seks işçisi kaçakçılığı, kanun uygulama ve hüküm verme işleriyle uğraşan bireylerin eylemlerinden doğdukları haliyle savaş suçlarının olasılık koşullarına mercek tutuyor.

Kitap, sinema, medya, edebiyat, kültür çalışmaları, çağdaş felsefe ve politika teorisiyle ilgilenenler için çok önemli bir kaynak.

  • Künye: Michael J. Shapiro – Savaş Suçları: Zulüm ve Adalet, çeviren: Yasin Emre Kara, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 240 sayfa, 2019

Peter Carey – Bir Sahtekâr Olarak Hayatım (2010)

Avusturalyalı yazar Peter Carey ‘Bir Sahtekâr Olarak Hayatım’da, bir editör ile iki şairin katıldığı, gerçek ile yalanın birbirine karıştığı bir dünyayı tasvir ediyor.

1972’de, buharlı, kötü kokulu Kuala Lumpur’da, Londra’da bir şiir gazetesi editörü olarak çalışan Sarah Wode-Douglass, Christopher Chubb adında gizemli bir Avustralyalıyla tanışır.

Chubb bir elyazmasıyla uğraşan, küçümsenmiş bir edebiyatçıdır.

Fakat bu şüpheli elyazmasında Sarah, gerçek bir dehanın izlerini fark edecektir.

Kadın, özgün elyazmasını korumaya çalıştıkça, Chubb onu, içinde sahtekârlığın, cinayetin, çocuk kaçırmanın ve sürgünün bulunduğu bir oyuna çekecektir.

  • Künye: Peter Carey – Bir Sahtekâr Olarak Hayatım, çeviren: Handan Saraç, Ayrıntı Yayınları, roman, 241 sayfa

Kolektif – Heidegger’in Nietzsche’si (2019)

Heidegger’in Nietzsche okuması, daha doğru bir ifadeyle Nietzsche’yle hesaplaşması üzerine ufuk açıcı metinler bu derlemede.

Heidegger’in düşüncesinde Nietzsche, 1933 yılındaki Rektörlük süreci ve ardından 1935’te vermiş olduğu ünlü dersler dizisiyle önemli bir figür olarak belirginlik kazanmıştı ve bu etki, kariyerinin sonuna değin devam etmişti.

Nietzsche üzerine daha ilk dersinde, “Nietzsche’yle yüzleşmek, Batı düşüncesiyle yüzleşmektir.” demiş Heidegger, Nietzsche’nin felsefesini “tersine çevrilmiş bir Platonculuk” olarak tanımlar.

İşte bu kitap da, hem bizzat Heidegger’in bakışıyla Nietzsche düşüncesini irdeleyen iki metni hem de farklı yazarların Heidegger ile Nietzsche karşılaşmasını enine boyuna tartıştığı metinleri sunuyor.

Kitapta, Heidegger’in “Nietzsche’nin Zerdüşt’ü Kimdir?” ve “Hakikat ile ‘Gerçek ve Görünür Dünyalar’ Arasındaki Ayrım” başlıklı iki yazısı bulunuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Michael Allen Gillespie, Tracy Colony. Charles Bambach. Emilio Brito, Daniel W. Conway, Rafael Winkler, David Farrell Krell, Ullrich Haase, Mark Sinclair, Andrew J. Mitchell, Robert Bernasconi ve Michael E. Zimmerman.

  • Künye: Kolektif – Heidegger’in Nietzsche’si, derleyen: Sadık Erol Er ve Volkan Ay, çeviren: Sadık Erol Er, Volkan Ay, Feyruze Cılız, Erdem Baykal, Sebahattin Çevikbaş, Metin Topuz, Kurtul Gülenç ve Aşkın İnanç Duru, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2019

Zygmunt Bauman – Borçlu Zamanlarda Yaşamak (2019)

Zygmunt Bauman’ın Citlali Rovirosa-Madrazo ile yaptığı söyleşilere dayanan bu kitap, neoliberalizmin vahşetini ve sistemin güncel krizini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Bizi tarihi, hukuku, ekonomiyi, kültürü ve siyaseti başka bir perspektiften okumaya davet eden Bauman, toplumsal olarak inşa edilmiş topluluklarımızın, kimliklerimizin ve kurumlarımızın bugün daha kararsız ve güvensiz hale geldiğini belirtiyor.

Yazara göre, bununla eş zamanlı şekilde devletin de gerilemesiyle, ulusal sınırlar muğlaklaşmış ve bu belirsiz dünya “akışkan kimlikler” yaratmıştır.

Bauman’a göre, insanları “borçlu bir ırka” dönüştüren bu belirgin ve çarpıcı süreçte devletin yeni ama içler acısı rolü de “piyasa egemenliğinin cellatlığıyla” sınırlanıyor.

Yine Bauman’a göre, endüstri ve finansın radikal ölçüde kuralsız hale geldiği bugün, refah devletine ve modernizmin söylemlerine ait olan yurttaş hakları kültürü bir “hayırseverlik, aşağılanma ve damgalama kültürüne” indirgemiştir.

Bauman’ın buradaki ufuk açıcı söyleşisi, günümüzde kapitalizmin yarattığı ve onun ayrılmaz parçası olmuş finansal krizlerin yetkin bir fotoğrafını çekmesiyle çok önemli.

Künye: Zygmunt Bauman – Borçlu Zamanlarda Yaşamak: Citlali Rovirosa-Madrazo ile Söyleşi, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 240 sayfa, 2019

Tom Robbins – Geriye Uçan Yaban Ördekleri (2009)

Amerikalı roman ve öykü yazarı Tom Robbins, farklı türdeki metinlerini barındıran ‘Geriye Uçan Yaban Ördekleri’yle, uzun sürmemiş bir aranın ardından okurunun karşısına çıkıyor.

Kitapta, Robbins’in 1967’den 2003’e uzanan dönemde kaleme aldığı yolculuk yazıları, öyküleri, çoğu daha önce yayımlanmamış şiirleri, şarkı sözleri, sevdiği insanlara övgüleri, sanat eleştirileri, bir tretmanı ve çeşitli dergilerin kendisiyle yaptığı röportajlar yer alıyor.

Genellikle Thomas Phyncon, John Barth ve Kurt Vonnegut gibi postmodern yazarların edebi takipçisi olarak değerlendirilen; alaycılığı, sözcük oyunları ve metaforlara sıkça başvurmasıyla dikkat çeken Robbins, çok sadık bir okur kitlesine de sahip.

Elimizdeki kitap, daha çok romanlarıyla bilinen Robbins’in gerçek dünyasına inmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Tom Robbins – Geriye Uçan Yaban Ördekleri, çeviren: Aysun Babacan, Ayrıntı Yayınları, anlatı, 265 sayfa

Louise Michel – Komün (2015)

Öğretmen, anarşist-militan ve feminist Louise Michel’in, içinde aktif olarak yer aldığı Paris Komünü’ne dair tanıklığı, burada.

Paris Komünü, Fransa’da iki buçuk ay gibi kısa bir süre iktidarda kalmasına rağmen hem sosyalizm tarihinde hem de genel olarak dünya tarihinde büyük iz bıraktı.

Michel, Paris Komünü’nü, “Bir dünyanın molozları üzerinde son saatinde doğan başka bir dünya” olarak tanımlıyor.

Komün’ün ilk günlerinde Versailles’ın saldırıları, Komün ordusu bünyesinde görev almış kadınlar, devrimci dalganın taşraya yayılışı ve sarayın devrimcilere yönelik kıyımı konularında bir başucu kitabı.

Kitaptan iki alıntı:

“Gece nöbetlerimizde özgürlük için mücadeleden bahsetmeyi seviyorduk, şimdi de yeni bir germinal beklentisi içinde #Komün günlerinden ve 71 kıyımından yükselen şafağa kadar, bir yüzyıldan fazla gibi gelen yirmi beş yıldan bahsedeceğiz.”

“Mademki özgürlük için atan her yüreğin yalnızca biraz kurşuna hakkı var, ben de kendi payımı istiyorum.”

Louise Michel hakkında bir çalışma arayanlar Mary Talbot’ın ‘Kızıl Azize’ kitabına da bakabilir.

  • Künye: Louise Michel – Komün, çeviren: Şule Çiltaş, Ayrıntı Yayınları

Kolektif – Göçler Ülkesi (2015)

Türkiye’de son yıllarda popülerleşen göç konusu üzerine çok boyutlu bir tartışma ortamı sağlayan önemli makaleler.

Kitabı, bu trajik olguya işgücü göçü, göçün feminizasyonu, göç karşılaşmaları, göçün sinemaya yansıması ve ayrımcılık gibi geniş bir perspektiften bakmak isteyenlere öneriyoruz.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

  • Göç yollarının kavşak noktası olarak Akdeniz havzası,
  • Türkiye’deki Suriyelilerin statüleri ve bunlara yönelik hükümet politikaları,
  • Rusya ile Türkiye arasındaki turizme dayalı göç sisteminin oluşumu,
  • Göçmen kadın emeği,
  • Antalya bağlamında Rus kadınların emek göçü,
  • Afrikalı göçmenlerin İstanbul deneyimleri,
  • Türkiye göç araştırmalarında araştırmacı deneyimi,
  • Türkiye’de yerinden edilmiş Kürt gençlerin yaşadıkları…

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ayhan Kaya, Stéphane de Tapia, Cansu Akbaş Demirel, Ertuğrul Murat Özgür, Ayla Deniz, Cemile Gizem Dinçer, Yeşim Mutlu, Ezgi Çakmak, Ezgi Burgan, Yasemin Akis, Esra Demirkol, Meltem Hamit, Zeynep Karakılıç, Görkem Dağdelen, Nevin Şahin-Malkoç, Figen Uzar-Özdemir, Besim Can Zırh ve Onur Suzan Nobrega.

  • Künye: Kolektif – Göçler Ülkesi, derleyen: Lülüfer Körükmez ve İlkay Südaş, Ayrıntı Yayınları, göç çalışmaları, 272 sayfa, 2015

Gülay Kutal – Emek Vererek Demokrasi (2019)

“Demokrasi ne demek?”

Gülay Kutal, 2017 yılında Norveç’teki günlük hayatından ve siyasi faaliyetlerinden örneklerle, Türkiye demokrasisi üzerine düşünüyor.

Bu kitap, özellikle Norveç’teki demokratik deneyimleri paylaşması ve daha da önemlisi, bu deneyimin Türkiye’de yaşadığımız demokrasi sorununa ne gibi çözümler sunacağını göstermesiyle çok önemli.

Katılımcı demokrasinin çok meşakkatli ama bir o kadar da gerekli olduğu, kitabın adeta her satırında karşımıza çıkan bir hakikat.

Zira Norveç örneği de bize gösteriyor ki, birlikte ilerleyebilmenin, itişe, tepişe ama insanca yaşamanın yolu birbirini dinlemek, birbirinin fikrine saygı göstermek, inandığın şeyleri başkalarına da kabul ettirebilmek için dil dökmek ve argümanlar kullanmaktan geçiyor.

Ayrıca bu kitap vesilesiyle Norveç’te tam 100 bin tane gönüllü dernek olduğunu ve Norveçlilerin her birinin ortalama 2.1 derneğe üye olduğunu da öğreniyoruz.

Bu şu anlama geliyor: Norveçliler haklarını savunmak için hemen her konuda birlik oluşturuyor, dernek kuruyorlar.

Kutal’a kulak veriyoruz:

“Demokraside her kafadan bir ses çıktığını, muazzam verimsiz ve gereksiz bir şey olduğunu, ‘bak, cahil halkın terör örgütlerine kapılıp ne hatalar yaptığını’, dolayısıyla en iyisi, ülkeyi yönetme yetkisini büyük ölçüde tek kişiye vermek olduğunu, nasıl olsa o tek kişiyi de halkın seçeceğini düşünenlere, Norveç’te mümkün olduğunu gördüğüm şeylerle bu kitapta bir cevap veriyorum: En iyisi tek değil, çok kişi olmak!”

  • Künye: Gülay Kutal – Emek Vererek Demokrasi, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 192 sayfa, 2019

Stefan Zweig ve Frederike Zweig – Mektuplaşmalar (2015)

Viyana’nın ünlü Schottenring Bulvarı’ndaki tarihi ve gösterişli bir yapıda başlamış yaşamı 1942’de Brezilya’nın küçük bir dağ kentinde son bulmuş Zweig ile ilk eşi Frederike Zweig’ın 1912-1942 yıllarını kapsayan mektuplaşmaları.

Bu mektuplar, hem Zweig’in dünyasına inmek, hem de dönemin Avrupa’sına daha yakından bakmak için eşsiz bir kaynak.

Zweig, Friderike’ye yolladığı 22 Şubat 1942 tarihli mektupta şöyle yazıyor:

“Sevgili Friderike, bu mektup sana vardığında ben kendimi eskisinden çok daha iyi hissedeceğim. Senin ise iyi günleri göreceğine eminim. Melankoli yüklü yaşamımla daha uzun süre beklemediğim için beni haksız bulmayacağına inanıyorum. Sana bu satırları son saatlerimde yazıyorum. Kararımı verdiğim andan sonra kendimi nasıl da rahat hissettiğimi bilemezsin… Sevgiler ve dostlukla… Hep yürekli ol! Rahata ve mutluluğa kavuştuğumu öğrendin. Stefan.”

  • Künye: Stefan Zweig ve Frederike Zweig – Mektuplaşmalar, çeviren: Ahmet Arpad, Ayrıntı Yayınları, mektup, 480 sayfa, 2015

Jonah Lehrer – Karar Ânı (2019)

Gerçekten hep söylenegeldiği gibi, mantıklı ve düşünüp taşınarak mı karar veririz?

Kararlar alırken seçenekleri bilinçli bir şekilde tahlil edip artılarla eksileri dikkatli bir şekilde tartar mıyız?

Başka bir deyişle, mantıklı ve düşünüp taşınarak hareket eden canlılar mıyız?

Bu sorulara hayır yanıtını veren sinirbilimci Jonah Lehrer’in bu kitabı, hem karar alma sürecimizi ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor hem de beynimizin gerçek potansiyellerini kullanarak nasıl daha iyi kararlar alabileceğimizi anlatıyor.

Lehrer, karar alma sürecinde beynin içinde neler olup bittiğini, evrenin bildiğimiz kısmındaki en alengirli nesne olan insan zihninin, ne yapacağına nasıl karar verdiğini masaya yatırıyor ve bunu yaparken de, uçak pilotlarını, NFL oyun kurucularını, dizi yönetmenlerini, poker oyuncularını, profesyonel yatırımcıları, seri katilleri ve onların günlük hayatta aldıkları kararları irdeliyor.

Lehrer, zihnin gerçekte sınırları ve kusurları bulunan güçlü bir biyolojik makine olduğunu söylüyor.

Bu kitap da, bu makinenin nasıl işlediği ve ondan nasıl en fazla verim alacağımız konusunda bize altın değerinde bilgiler veriyor.

  • Künye: Jonah Lehrer – Karar Ânı: Beynimiz Karar Vermemizi Nasıl Sağlıyor?, çeviren: Ferit Burak Aydar, Ayrıntı Yayınları, bilim, 288 sayfa, 2019