Murat Bjeduğ – Devrimci Bir Subay: Saffet Alp Kitabı (2018)

Hava Harp Okulu’ndan gelen Hava Yer Teğmen Saffet Alp, 1960’larda devrimci pek çok subaydan biriydi.

Alp, Kızıldere Katliamı’nda, tanıklara göre, kontrgerilla subaylarınca alnından vurularak katledildi.

Bu esnada kolunda, Hava Harp Okulu’nu ikincilikle bitirişinin ödülü olan Başbakan Süleyman Demirel’in imzası kazınmış saati bulunuyordu.

İşte bu kitap, 30 yaşında aramızdan alınmış Saffet Alp’in hayatını ve mücadelesini tanıkların anlatımlarıyla sunuyor.

Alp’in doğduğu ve büyüdüğü çevre, aile ortamı, eğitim yılları, bilinçlenme ve devrimcilik zamanları ve katledilişine uzanan süreci kapsamlı bir şekilde anlatan çalışma, Saffet Alp’in annesi Arife Alp’in oğluna dair anlatımlarının yanı sıra, başka birçok ismin Saffet Alp’e ilişkin görüş ve değerlendirmeleriyle zenginleşiyor.

  • Künye: Murat Bjeduğ – Devrimci Bir Subay: Saffet Alp Kitabı, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 176 sayfa, 2018

Jean-Claude Cheynet – Bizans Dünyası, Cilt 2 (2018)

Cécile Morrisson, daha önce yayınlanan ‘Bizans Dünyası’nda, Doğu Roma İmparatorluğu’nun 330-641 yılları arasındaki tarihini zengin veriler eşliğinde anlatmıştı.

Jean-Claude Cheynet imzalı ‘Bizans Dünyası’nın elimizdeki ikinci kitabı ise, ilk kitabın kaldığı yerden devam ederek Bizans İmparatorluğu’nun 641-1204 yılları arasındaki tarihini sunuyor.

Bu ciltte ele alınan kimi konular şöyle:

  • Ortaçağ’da Bizans İmparatorluğu’nun oluşumu ve gelişimi,
  • Müslümanların ilerleyişi,
  • İsaurialıların güçlenmesi,
  • Makedonya hanedanı döneminde Bizans genişlemesi,
  • Makedonya hanedanın kuruluşu,
  • Bulgarlarla çatışmanın tekrar başlaması,
  • Müslümanlara karşı başarılar,
  • Konstantinos’un olaylara müdahalesi,
  • Batı’da genişleme ve Doğu’nun kurtarılması,
  • Türkler ve Haçlılar arasında Bizans,
  • Angelos yönetiminde hızlı zayıflama,
  • İmparatorluk kurumları,
  • İmparator ve ailesi,
  • İmparatorluk törenleri,
  • Büyük Saray,
  • İmparatorluk unvanları,
  • Saray ahalisi,
  • Bizans Kilisesi’nin kurumları,
  • Ruhban organizasyonu,
  • Ortodoks olmayan azınlıklar,
  • İmparatorluk yönetiminde vergi sistemi, hukuk, merkezi yönetim, başlıca devlet daireleri ve taşra yönetimi,
  • Bizans’ta ordu ve donanma,
  • Ordunun finansmanı ve askerlerin maaş ödemeleri,
  • İmparatorluğun yönetici sınıfları,
  • Bizans medeniyetinin temelleri,
  • Nüfus ve demografi,
  • Köy ekonomisi ve toplumu,
  • Tarımsal üretimin koşulları,
  • Konstantinopolis ve şehir ekonomisi,
  • Şehir peyzaj ve alanının organizasyonu,
  • Eğitim ve yazılı kültür,
  • Bizans sanatı…

Künye: Jean-Claude Cheynet – Bizans Dünyası, Cilt 2: Bizans İmparatorluğu (641-1204), çeviren: Aslı Bilge, Ayrıntı Yayınları, tarih, 576 sayfa, 2018

Kolektif – Yükseköğretimin Serbest Düşüşü (2015)

Kimi zaman “vakıf”, kimi zamansa “holding” veya “patron” üniversiteleri olarak tanımlanan özel üniversiteler gerçeğini çok yönlü bir bakışla irdeleyen bir derleme.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

  • Türkiye’de özel üniversitelerin ortaya çıkışı,
  • Yabancı şirketlerin özel üniversitelere girmesiyle birlikte özel üniversiteler ve yükseköğretimin dönüşümü,
  • Piyasa girdabında akademik yaşam,
  • Vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin çalışma koşulları,
  • Özel üniversitelerin pazarlama ve tanıtım faaliyetleri,
  • Özel üniversitelerde gözetim ve kontrol,
  • Pazar girdabında magazinleşen özel üniversiteler,
  • Laureate Edu. Inc., İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Sosyal–İş/DİSK örneği üzerinden, vakıf üniversitesinde akademik kapitalizm ve akademik sendikacılık,
  • Vakıf üniversitelerinde taşeronlaşma…

Bu üniversitelerin ortaya çıkışıyla neoliberal eğitim politikaları arasındaki ilişki ve “kar amaçlı üniversite modeli”nin çıkmazlarına dair sağlam bir tartışma.

  • Künye: Kolektif – Yükseköğretimin Serbest Düşüşü: Özel Üniversiteler, derleyen: Serdar M. Değirmencioğlu ve Kemal İnal, Ayrıntı Yayınları

Julian Barnes – Gözünü Açık Tutmak (2018)

Çağdaş İngiliz edebiyatının önde gelen adlarından olan Julian Barnes, ülkemizde de çokça beğenilen isimlerden.

Barnes’ı bilenler bilir: kendisi yapıtlarında sanata sıklıkla başvuran yazarlardan biri.

Hatta Barnes, bilindiği gibi daha önce yayımlanan ‘10 ½ Bölümde Dünya Tarihi’ adlı romanında sanata başlı başına bir öğe olarak yer vermişti.

Elimizdeki kitap ise, Barnes’ın sanat ve sanatçılar üzerine yorumlarını sunuyor.

Yazar burada, Géricault, Delacroix, Courbet, Manet, Fantin-Latour, Cézanne, Degas, Redon, Bonnard, Vuillard, Vallotton, Braque ve Magritte gibi, resim sanatına yön vermiş isimlerin eserlerinin ayrıntılı bir incelemesini yapıyor.

Çok sayıda tablo ile de zenginleşmiş kitabı dikkat çekici kılan başka bir diğer husus ise, Barnes’ın sanat, sanatta hakikat, sanatta vizyon, sanatta modernizm ve sanatta yaratı gibi konulardaki özgün yorumlarını barındırması.

  • Künye: Julian Barnes – Gözünü Açık Tutmak: Sanat Üzerine Denemeler, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, sanat, 272 sayfa, 2018

Zygmunt Bauman – Kuşatılmış Toplum (2018)

Bilgi en iyi silahtır. Nitekim bilgi ne kadar kapsamlı ve ayrıntılı olursa, sırlarından arındırılmış düşman o derece kesin ve geriye dönüşü imkânsız olacak şekilde güçsüz kılınır. Bir kere bilindiğinde, elindeki kıymetli şeyler omuzlarına asılmış yüklere dönüşür.

Zygmunt Bauman bu kıymetli eserinde, toplumsal hayatın kılcal damarlarına kadar sinmiş iktidarı yüzeye çıkarıyor ve hem toplumsal hem de bireysel olarak sosyolojinin rehberliğinde bu kuşatılmışlığa karşı nasıl durabileceğimizi irdeliyor.

‘Küresel Politikalar’ ve ‘Yaşam Politikaları’ başlıklı iki bölümden oluşan kitap, sosyolojinin yaşadığımız çıkmaza nasıl yanıt vereceğini anlatmakla kalmıyor, bunu yaparken sosyolojinin bir disiplin olarak son iki yüzyıl boyunca nasıl bir dönüşüm geçirdiğini de ayrıntılı bir şekilde saptıyor.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

  • Toplumsal mühendisliğin çöküşü,
  • Eleştiri ve bir proje olarak politika,
  • Kurumsal bir proje olarak modern devlet karşısında özgürleşmenin bedelleri,
  • Küresel politikaların olasılık ve sınırları,
  • Günümüzün asimetrik savaşları ve bunun yarattığı sığınmacılar sorununun yakın ve uzak geleceğe yansımaları,
  • Yeni tüketim toplumu ve yeni tüketiciler,
  • İhtiyaç duyma, arzulama ve istemenin değişimi…

Künye: Zygmunt Bauman – Kuşatılmış Toplum, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 336 sayfa, 2018

Wolfgang Bauer – Denize Gömülenler (2018)

Gazeteci Wolfgang Bauer, deniz yoluyla Mısır’dan İtalya’ya ulaşmak isteyen Suriyeli sığınmacıların arasına karışıyor ve sığınmacıların hayat ile ölüm arasında gidip gelen zorlu yolculuklarını adım adım kayıt altına alıyor.

Yanına fotoğrafçı Stanislav Krupar’ı da alan Bauer, kendilerini şebekenin adamlarına teslim ediyor ve gün gün yaşadıklarını bizimle paylaşıyor.

Bauer ve Krupar, gazeteci oldukları anlaşılmasın diye, kendilerini Varj ve Servat adlı, Kafkas cumhuriyetlerinin birinden iki İngilizce öğretmeni, iki mülteci olarak tanıtıyor.

Kahire’de başlayan bu uzun ve çileli yolculuk,  İskenderiye’de sıkıntılı bir bekleyişle devam eder.

Günlerce bir düzine sığınmacıyla daracık bir dairede yaşayan iki gazeteci, denizde hayat ve ölüm arasındaki bu ince çizgide yol alacak, bu esnada hayatta kalanlar ve ölenler olacaktır…

Bu kitap, ölümden kaçıp bilinmeyen bir dünyaya yelken açan ve bunun için ölümü dahi göze alan insanların gerçek öyküsünü sunuyor.

  • Künye: Wolfgang Bauer – Denize Gömülenler: Suriyelilerle Avrupa Yolunda, fotoğraflar: Stanislav Krupar, çeviren: Süreyya Turhan, Ayrıntı Yayınları, belgesel, 128 sayfa, 2018

Victor Serge – Gücümüzün Doğuşu (2018)

Victor Serge’in elimizdeki epik romanı, devrimci hareketlerin Avrupa’yı kasıp kavurduğu 1917-1919 yıllarını, İspanya ve Rusya’da yaşanan büyük devrimci atılımları merkeze alarak anlatıyor.

Dünyanın büyük bir savaşla boğuştuğu 1917 yılının baharıyla açılan roman, Rusya’da ve İspanya’da önlenemez bir şekilde ortaya çıkan devrimci kalkışmaların işçilerin yanı sıra bütün bir toplumu nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.

İspanya’daki devrim fiyaskoyla sonuçlansa da, Rusya’da işçiler, köylüler ve askerlerin bir araya geldiği mücadele başarıya ulaşarak tarihi yeniden yazacak Ekim Devrimi’yle neticelenecekti.

Serge’in, iki şehirde yaşananları birbiriyle karşılaştırarak hikâyesini kurgulaması ise, romanı etkili kılan başlıca husus.

Sıkı bir devrimci olan Victor Serge, 1912-1917 yılları arasını hapiste geçirdi.

Hapisteyken Bolşevik Devrimi’ni heyecanla izleyen Serge, çıktıktan sonra sonra Rusya’ya gitti. 1919’da, devrimden iki yıl sonra Bolşeviklere katılan Serge, karşıdevrimci Beyaz Ordu’ya karşı Petrograd savunmasında yer aldı ve ayrıca gazeteci, editör ve çevirmen olarak Komintern’in ilk üç kongresinde görev üstlendi.

Serge bu romanını da, Stalin’in devrimi boğmaya varan diktatörlük uygulamalarına açıkça karşı çıktığı için yarı-tutuklu bulunduğu bir dönemde kaleme aldı.

  • Künye: Victor Serge – Gücümüzün Doğuşu, çeviren: Gülen Aktaş, Ayrıntı Yayınları, 224 sayfa, 2018

Zygmunt Bauman – Kapımızdaki Yabancılar (2018)

Son zamanlarda bütün dünyayı etkisi altına alan göçmenlik meselesi, Avrupa’nın eski korkularını depreştirmesine vesile olması yönüyle dahi olsun incelenmeyi ziyadesiyle hak ediyor.

Zygmunt Bauman ince ama etkili çalışması, Avrupa’da şu anda yaşanan göç paniğini ve bunun o eski korkular adına nasıl suistimal edildiğini gözler önüne seriyor.

Bauman bunu yaparken, bir yandan bizi nefretin antropolojik kökenlerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor, öte yandan bu kadar muazzam tarihsel deneyime sahip olduğu halde Batılının bu kaygılarını ehlileştirememesinin altındaki tarihsel, siyasi ve sosyolojik etken ve bahaneleri tartışıyor.

Ben bu sözleri yazarken, nasırlaşmış bir duyarsızlık ve ahlaki körlükten doğan başka bir trajedi gelip çatmak için pusuda bekliyor.” diyen Bauman, kamuoyunun, reyting açgözlüsü medya ile işbirliği içinde mülteci trajedisinden bıkkınlık noktasına doğru gitgide ve durmaksızın yaklaştığına dair işaretlerin biriktiğini söylüyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Kapımızdaki Yabancılar, çeviren: Emre Barca, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 96 sayfa, 2018

Kolektif – Ermeni Halkının Tarihi (2015)

Ermeni halkının ilk çağlardan 20. yüzyıla uzanan trajik tarihinin dönüm noktalarını geniş bir çerçevede ele alan yazılardan bir seçki.

Ermeni dilinden Hıristiyanlık öncesi Ermenistan’a, Bizans İmparatorluğu’nda Ermenilerden Haçlılar dönemindeki Ermenistan’a, Ermeni Rönesansından Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeni soykırımına pek çok konuyu irdeleyen bir başvuru kitabı.

  • Künye: Kolektif – Ermeni Halkının Tarihi, derleyen: Gerard Dedeyan, çeviren: Şule Çiltaş, Ayrıntı Yayınları, tarih, 528 sayfa

Arthur Schopenhauer – Aşkın Metafiziği (2018)

Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır; kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında; fakat kadınların durumunda bu çok zayıf ve dar sınırlar dâhilinde gerçekleşir. Bu sebepten ötürüdür ki kadınlar bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar; çünkü her zaman içinde bulundukları ana sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler.

Arthur Schopenhauer’un klasik yapıtı ‘Aşkın Metafiziği’, insan doğasında en güçlü itki olarak tanımladığı aşkı enine boyuna tartışıyor.

Schopenhauer, aşkın insandaki en güçlü ve yaygın itki olmakla birlikte, gizli ve irrasyonel olduğunu, bize acı veren eylemlerde bulunmamıza neden olduğunu savunuyor.

Bizim için yıkıcı olsalar ve tatmin edilmeleri kısa süreli ve anlık olsa bile aşk dürtüsüne neden teslim oluruz?

Başka bir deyişle, aşk deneyiminin sonucu her seferinde hayal kırıklığı olduğu halde, neden ısrarla aptallığımızı sürdürürüz?

Schopenhauer, temel olarak bu sorunun yanıtını arıyor.

Aşk için üremeden başka hiçbir amacın olmadığını ve üreme için de türün hayatta kalmasından başka hiçbir amacın olmadığını belirten düşünüre göre, her birey tür uğruna ürer ve üreme görevini yerine getirdikten sonra ıskartaya çıkarılır ve ölüme teslim edilir.

Bu önemli kitabın elimizdeki baskısı, metnin dilimize çevirilerinde daha önce yer almayan, “paderastie”, yani “oğlancılık” üzerine olan son bölümünü de barındırıyor.

Schopenhauer burada da, iradenin içine düştüğü bir tür çıkmaz sokaktan söz ediyor.

  • Künye: Arthur Schopenhauer – Aşkın Metafiziği, çeviren: Veysel Atayman, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 80 sayfa, 2018