Özgür Taburoğlu – Tanpınar Sözlüğü (2019)

Türkiye edebiyatı ve düşün dünyası dendiğinde, Ahmet Hamdi Tanpınar başlı başına bir ekol olarak karşımıza çıkar.

Yazar bize armağan ettiği muazzam eserlerle olduğu kadar, dillerle kurduğu ilişki, kavramları kullanma biçimi, daha doğru bir ifadeyle özgün bir dil geliştirmesiyle de bilinir.

İşte bu sözlük, Tanpınar’ın romanları ve kuramsal metinlerinde sıklıkla karşımıza çıkan maddeleri açıklayan bir başvuru kaynağı.

Özgür Taburoğlu burada, “akis”ten “âlem”e, “aksülamel”den “boşluk”a, “fert”ten “hamle”ye, “muhayyile”den “musiki”ye, yazara ait yaklaşık üç yüz simgeyi kapsamlı bir şekilde açıklıyor.

Tanpınar’ın dünyasına daha iyi girmek isteyen her okurun elinin altında bulunması gereken bir sözlük olarak şiddetle tavsiye olunur.

  • Künye: Özgür Taburoğlu – Tanpınar Sözlüğü: Şahsi Bir Masalın Simgeleri, Doğu Batı Yayınları, sözlük, 347 sayfa, 2019

Kolektif – Tür Kuramı: Temel Metinler (2018)

Bu kitap, edebiyatta, sinemada ve televizyonda tür konusunu çok zengin bir bakışla irdeleyen 12 makaleyi bir araya getiriyor.

Böylelikle konuya dair temel metinleri sunan çalışma, bu alanları kapsayan tür kuramı hakkındaki bakış açılarını ve güncel tartışmaları sunmasıyla çok önemli bir boşluğu dolduruyor.

  • Tür teorisinin bugünü,
  • Normal ve yararlı alışkanlıklar olarak edebi türler,
  • Bilgi alanları olarak türler,
  • Film türüne semantik/sentaktik bakış,
  • Toplumsal cinsiyet, tür ve aşırılık,
  • İdeoloji, tür ve auteur,
  • Televizyonda tür kuramına kültürel yaklaşım,
  • Anlatı kuramı ve televizyon,
  • Tür, temsil ve pembe dizi…

Bunun gibi birçok önemli konunun ele alındığı kitaba, makaleleriyle katkıda bulunan isimler ise şöyle: Daniel Chandler, John Frow, Thomas Pavel, Wai Chee Dimock, Steve Neale, Rick Altman, Linda Williams, Robin Wood, Jason Mittell, Jane Feuer, Sarah Kozlo ve Christine Gledhill.

  • Künye: Kolektif – Tür Kuramı: Temel Metinler, editör: Jale Özata Dirlikyapan, çeviren: Ebru Akçay, Fırat Berksun, Selver Dikkol, Canan Duran Tasouji, Onur Dursun, Ayşe İnal, Jale Özata Dirlikyapan, Bahar Şimşek, Oğuzhan Yeşiltuna, Cansu Yılmaz, Doğu Batı Yayınları, sinema, 367 sayfa, 2018

Gaius Iulius Caesar – Notlar: İç Savaş Üzerine (2018)

Güçlü bir hatip, yazar, politikacı ve askeri lider olan Caesar, iktidarının ilk zamanlarında halkçı bir politika izlemişti.

Daha sonra Roma Senatosu ile ilişkileri bozulan Caesar, Pompeius ile savaşa tutuştu.

Bu savaşın neticesi hem trajik hem de çok bilindik oluşuyla öğreticidir.

Caesar, iç savaşı kazanınca acımasız bir diktatöre dönüştü.

İşte bu kitap, bu iç savaşa giden sürece dair muazzam bir tarihi belge.

MÖ 49 yılının başlarında, Roma İmparatorluğu iki büyük devlet adamı olan Caesar ile Gnaeus Pompeius Magnus arasında yaşanacak büyük bir iç savaşın eşiğindedir.

Caesar, bu süreci adeta günü gününe kayıt altına alan notlarında, 49 yılının ilk günlerinde başlayan iç savaşı, 48 yılındaki büyük Pharsalus Muharebesi’ni, savaşta yenilen Pompeius’un Mısır’a kaçışını, Pompeius’un Mısır’da öldürülmesini ve bundan sonra İskenderiye Savaşı’nın başlayışını anlatıyor.

Bu notların bir diğer büyük önemi, yalnızca iki rakip arasında geçiyormuş gibi aktarılan bu çatışmanın Roma toplumundaki kangren halini almış sorunlarla ne denli birebir ilişkili olduğunu ortaya koyması.

Zira bu notlarda da görüleceği gibi, savaşın başlamasından çok daha önce Romalılar büyük sınıfsal çatışmalarla boğuşmakta, toplumda büyük ayrışma ve kutuplaşmalar yaşanmaktaydı.

Dönemin Roma siyasetinin ve toplumunun iyi bir fotoğrafını çeken kitabın elimizdeki baskısı, Latinceden Türkçeye yapılan ilk çeviri olmasıyla da ayrıca önemli.

  • Künye: Gaius Iulius Caesar – Notlar: İç Savaş Üzerine, çeviren: Samet Özgüler, Doğu Batı Yayınları, tarih, 287 sayfa, 2018

Pierre Hadot – Wittgenstein ve Dilin Sınırları (2009)

‘Wittgenstein ve Dilin Sınırları’, Fransız felsefeci Pierre Hadot’nun, Ludwig Wittgenstein’in iki önemli eseri olan ‘Tractatus Logico-Philosophicus’ ve ‘Felsefi Soruşturmalar’ üzerine kaleme aldığı makalelerini bir araya getiriyor.

Kitabı nitelikli kılan başlıca yön, Hadot’nun, Wittgenstein’ın birbirinden farklı olan ama birbirini tamamlayan bu iki ayrı dönemindeki tezlerini anlaşılır bir üslupla özetlemesidir diyebiliriz.

Wittgenstein’ın “Dil içinde ifade edilen, dil ile ifade edilemez” formülünden hareket eden Hadot, dilin sınırları, felsefi dil ve söylem, söz ve eylem, Wittgenstein’ın devrimci dil teorisi ve dil oyunları konularını irdeliyor.

  • Künye: Pierre Hadot – Wittgenstein ve Dilin Sınırları, çeviren: Murat Erşen, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 117 sayfa

Robert H. Lavenda ve Emily A. Schultz – Kültürel Antropoloji (2018)

Alanın tanınan isimlerinden Robert Lavenda ve Emily Schultz imzalı bu nitelikli eser, sosyal bilimler, özellikle de antropoloji ve sosyoloji hakkında bir temel kaynak oluşuyla önemli.

Toplamda 12 bölümden ve bir ek bölümden oluşan bu kapsamlı çalışma,

  • Antropolojinin alt dalları,
  • Modernizm, postmodernizm ve sonrasında antropolojinin dönüşümü,
  • Ahlâk antropolojisi,
  • yüzyıl başlarında ırkçılık karşısında kültür,
  • Kültürün evrimi,
  • Kültür ve simgecilik,
  • Küresel dünyada kültür kavramının dönüşümü,
  • Anlam yaratma ve dil,
  • Dil, kültür ve toplum,
  • Dillerarası etkileşim ve değişim,
  • Anlam yaratma ve sanat,
  • Dünya görüşü ve din,
  • Sekülerizm, köktendincilik ve yeni dini akımlar,
  • Toplumsal örgütlenmenin boyutları,
  • Kast, sınıf, ırk ve etnik köken,
  • Cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve cinsellik,
  • yüzyılda cinsiyet, toplumsal cinsiyet ve feminizm,
  • Siyasal antropoloji,
  • Sömürgeciliğin kültürel mirası,
  • Sömürgecilik sonrası dünyada sosyokültürel değişim,
  • Küresel kapitalist ekonomide rahatsızlık ve sağlık,
  • Ve bunun gibi pek çok konu irdeleniyor.

Kitabın sonunda verilen etnografya metinlerini yazmak ve okumak konusundaki ek bölüm ise, saha çalışması yapıp metin yazacak veya etnografi metinleri okuyacak kişiler için bir rehber niteliğinde.

Kitabın, Türkiye’deki antropoloji çalışmalarına özgün bir katkı sunacağını söylemeliyiz.

  • Künye: Robert H. Lavenda ve Emily A. Schultz – Kültürel Antropoloji: Temel Kavramlar, çeviren: Dilek İşler ve Onur Hayırlı, Doğu Batı Yayınları, antropoloji, 364 sayfa, 2018

James George Frazer – Ateşin Kökenine Dair Mitler (2018)

Ateşin icadı, insanlık tarihine yön verdi.

Kuşkusuz ateş olmasaydı, medeniyet asla ilerleyemezdi.

Ateş tarihin katalizörü olduğu kadar, ortaya çıktığı andan başlayarak tek tek insanların hayatlarında da olağanüstü dönüşümler yarattı.

Onu şimdi büyük oranda ehlileştirdik, fakat çok eski zamanlardaki insanlar için ateş heyecan verici, hatta oldukça korkutucuydu.

İşte antropoloji alanındaki öncü çalışmalarıyla bilinen James George Frazer, şimdi bizi ateşin ilk ortaya çıktığı zamanlara ve bunlarla ilgili mitlere götürüyor.

İlkel doğa felsefesinde yürütülen mantığın kusursuz olduğunu belirten Frazer, dünyanın dört bir yanından insan, hayvan ve doğa gözlemleriyle harmanlanan sayısız mit sunuyor.

Ateşin insanlık tarihindeki çarpıcı etkilerini görmek açısından bu mitlerin muhteşem bir fırsat olduğunu söylemeliyiz.

Kitaptan bir alıntı:

“Her gün bazı erkekler, kadınlar ve çocuklar göğe tırmanırlar ve yeniden ağacın dallarını kullanarak geri inerlermiş. Bir gün yukarı doğru tırmanırlarken Kakan adlı yaşlı bir şahin bir çubuğu diğerinin üzerinde hızla döndürerek ateş yakmanın yolunu bulmuş. Fakat bu kuş ile beyaz bir şahinin arasındaki sürtüşmeden ötürü tüm bölgeyi ateş sarmış ve ne yazık ki çam ağacı yanmış; bu yüzden yukarı çıkan insanlar yeniden yeryüzüne dönememiş ve bu hadiseden sonra gökyüzünde kalmışlar. Yukarıda kalan insanların kafalarında, dirseklerinde, dizlerinde ve diğer eklem yerlerinde kristaller oluşmuş; geceleri bu kristaller parlıyormuş. Bu parıltılar aslında bizlerin yıldız olarak adlandırdığı şeylermiş.”

  • Künye: James George Frazer – Ateşin Kökenine Dair Mitler, çeviren: Deniz Uludağ, Doğu Batı Yayınları, antropoloji, 289 sayfa, 2018

Jacques Le Goff – Ortaçağ Tüccarları ve Bankerleri (2018)

Jacques Le Goff, zihniyetler tarihi, tarihsel antropoloji, maddi uygarlık ve halk kültürü alanında Ortaçağ dönemine ilişkin yaptığı muazzam çalışmalarıyla Annales Okulu’nun dünya çapındaki sınırlarını genişletmiş isimlerdendir.

Bu kitap ise, kendisinin uzun dönemli çalışmalarının şüphesiz en iyi ürünlerinden biridir.

Le Goff burada, 11. ve 13. yüzyıllar arasında, Avrupa Ortaçağ tarihinde sıra dışı ticari bir devrime imza atmış büyük tüccar ve bankacıları anlatıyor.

Hem dönemin tüccar ve bankerlerini hem de bu aktörlerin ortaya koyduğu ticari potansiyelin Floransa, Rouen, Brugge, Cenova ve Amiens’te yarattığı dönüşümü kapsamlı bir bakışla ortaya koyan Le Goff, yalnızca dönemin ticari gelişimini değil, aynı zamanda bu ticaretin toplumların zihinsel ve kültürel algılarının dönüşümünü nasıl etkilediğini de gözler önüne seriyor.

Dönemin öne çıkmış kişi ve hanedanlarının hikâyeleriyle de zenginleşen kitap, bilhassa Avrupa’da erken kapitalizm gelişimine daha yakından bakmak isteyenler için altın değerinde bir kaynak.

  • Künye: Jacques Le Goff – Ortaçağ Tüccarları ve Bankerleri, çeviren: Oğuz Adanır, Doğu Batı Yayınları, tarih, 152 sayfa, 2018

Kemal Aytaç – Avrupa Eğitim Tarihi (2009)

Kemal Aytaç, kapsamlı çalışması ‘Avrupa Eğitim Tarihi’nde, Avrupa eğitim düşüncesinin Antik Çağ’dan 19. yüzyılın sonlarına kadarki safhalarını irdeliyor.

Söz konusu devirlerin ana eğitim akımları ile bunların başlıca temsilcilerine yer veren Aytaç, ele aldığı eğitim anlayışlarını da bağıntılı oldukları düşünce akımları içinde tanıtıyor.

Eğitim tarihinin, Avrupa düşünce tarihiyle ilişkisi ekseninde tanıtılmasının, eserin konuya getirdiği asıl özgünlük olduğunu söylemeliyiz.

Konuya dair genel ve bütünlüklü bir fikir sunan çalışma, eğitimin tek bir boyutunun olmadığını ve birbirini besleyen birçok aşamadan geçerek günümüze geldiğini gösteriyor.

  • Künye: Kemal Aytaç – Avrupa Eğitim Tarihi, Doğu Batı Yayınları, tarih, 303 sayfa

Spinoza – Politik İnceleme (2018)

‘Politik İnceleme’ (Tractatus Theologico-Politicus), Spinoza’nın yaşarken yayınlandığını göremediği, 1670 yılında Amsterdam’da imzasız olarak yayınlanan, kendisinin kaleme aldığı son yapıtıdır.

Spinoza bu eserinde, monarşik, aristokratik ve demokratik devletleri yeniden yorumlayarak “en iyi yönetim biçimi nedir?” sorusuna yanıt arıyor.

Düşünür bunu yaparken de, doğal hak, egemen güçlerin hakkı, kamu işleri, bir devlet için mümkün en iyi durum, monarşi, aristokrasi ve demokrasi konu ve kavramlarını derinlemesine tartışıyor.

Spinoza için devletin amacı, insandır ve devlet dediğimiz yapı da, işlerini yurttaşlardan gizli saklı yürütmemelidir.

Zira devlet yönetiminin kayıtsız şartsız biçimde yöneticilere emanet edilmesi, özgürlük açısından son derece tehlikelidir ve hem devlete hem de yurttaşlara yapılacak asıl kötülük de budur.

  • Künye: Spinoza – Politik İnceleme, çeviren: Murat Erşen, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 156 sayfa, 2018

Ludwig Wittgenstein – Defterler, 1914-1916 (2017)

Ludwig Wittgenstein’ın defterleri, kendisinin kült eseri ‘Tractatus Logico Philosophicus’un ön hazırlığı hakkında birçok ipucu barındırmasıyla büyük önem arz ediyor.

Witgenstein’ın defter tutma alışkanlığı henüz küçük yaşlarında başlamıştı.

Düşünür, odaklandığı konuları önce sistemsiz bir şekilde cebinde taşıdığı küçük defterine not alır, ardından bunları daha kapsamlı paragraflar haline getirip büyük bir deftere kaydederdi.

‘Tractatus’ da Wittgenstein’ın bu aşamalı çalışma sürecinin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştı.

Wittgenstein her ne kadar ‘Tractatus’un önsözünde “burada bildirilen düşüncelerin doğruluğu bana sorgu-sual edilemez ve kesin-kes görünüyor” dese de, kendisinin 1914-1916 arasında yazdığı elimizdeki bu defterlerde, aslında Witgenstein’ın ‘Tractatus’taki düşüncelerinde önceden kimi şüpheler ve akıl yürütmelerinde kimi çatışkılara sahip olduğunu gösteriyor.

Defterlerin bir diğer önemli katkısı da, ‘Tractatus’ta ele alınan konuların daha uzun ve ayrıntılı hallerini barındırması.

  • Künye: Ludwig Wittgenstein – Defterler, 1914-1916, çeviren: Ali Utku, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2017