James Barr — Çölün Efendileri (2026)

James Barr’ın bu çalışması, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Orta Doğu’nun kaderini belirleyen güç mücadelesini alışılmış anlatılardan farklı bir çerçevede ele alıyor. Yaygın kabul, Britanya İmparatorluğu’nun bölgedeki hâkimiyetinin Arap milliyetçiliğinin yükselişiyle sona erdiği yönündeyken, Barr bu gerilemenin arkasındaki asıl dinamiğin Amerika Birleşik Devletleri olduğunu savunuyor. ‘Çölün Efendileri’ (‘Lords of the Desert’), savaş yıllarından 1967’de Britanya’nın Aden’den çekilişine kadar uzanan dönemi, iki müttefik arasında yürütülen sert bir rekabet olarak yorumluyor.

Yazar, 1945 sonrasında Britanya’nın Filistin, Ürdün, Irak, Körfez ve Süveyş hattında hâlâ belirleyici bir güç olduğunu gösteriyor. Ancak savaşın ardından dengeler değişti. Amerika ekonomik ve askerî kapasitesiyle yükselirken, Britanya imparatorluk mirasını korumaya çalıştı. Petrol kaynakları, ticaret yolları ve stratejik geçiş noktaları iki devlet arasında mücadele alanına dönüştü. Barr, diplomatik açıklamaların ardında çoğu zaman güvensizlik ve nüfuz savaşlarının bulunduğunu ortaya koyuyor.

Kitabın merkezinde Filistin meselesi, İsrail’in kuruluşu, İran’daki Musaddık hükümeti, Süveyş Krizi ve Arap dünyasında yükselen siyasal hareketler yer alıyor. Barr’a göre Washington ile Londra birçok konuda aynı safta görünse de çıkarları sık sık çatışıyor. Amerikan yöneticileri Britanya’nın sömürgeci mirasını aşılması gereken bir engel olarak görürken, Britanyalı karar alıcılar Amerikan müdahalelerini kendi konumlarını zayıflatan hamleler olarak değerlendiriyor. Bu nedenle iki ülke zaman zaman aynı müttefikleri destekliyor, zaman zaman da birbirlerinin planlarını boşa çıkarmaya çalışıyor.

Eser, devletler arası ilişkilerin yanı sıra casusluk faaliyetlerini ve gizli operasyonları da anlatıyor. Arşiv belgeleri ile kişisel günlüklerden yararlanan Barr, diplomatları ve istihbarat görevlilerini hikâyenin merkezine yerleştiriyor. Böylece jeopolitik dönüşümlerin yalnızca ideolojilerle değil, hatalar ve yanlış hesaplarla da şekillendiğini gösteriyor.

Kitabın iddiası, modern Orta Doğu’nun oluşumunu Soğuk Savaş anlatısından çok Anglo-Amerikan rekabeti üzerinden açıklaması. Eser, Britanya’nın gerileyişini Amerika’nın yükselişini birlikte inceleyerek modern Orta Doğu’yu anlamak için güçlü bir tarihsel çerçeve sunuyor.

James Barr — Çölün Efendileri: Britanya ile Amerika’nın Orta Doğu’da Hakimiyet Mücadelesi
Çeviren: İrem Sağlamer • Pegasus Yayınları
Tarih • 536 sayfa • 2026

Ian Morris – Coğrafya Kaderdir (2025)

Ian Morris bu çalışmasında, Britanya’nın on bin yıla yayılan tarihini, coğrafyanın sunduğu imkânlar ile insanın bunları nasıl kullandığı arasındaki gerilim üzerinden anlatıyor. Ada olmanın sağladığı görece güvenlik, denizlere açıklık ve Avrupa ile kıta dışı dünyalar arasında kurulan doğal köprü, Britanya’nın erken dönemden itibaren dışa dönük bir toplumsal yapı geliştirmesini sağlıyor. Morris, bu fiziksel koşulların tek başına belirleyici olmadığını, coğrafyanın ancak teknolojik yenilikler ve örgütlenme biçimleriyle birleştiğinde tarihsel bir avantaja dönüştüğünü vurguluyor.

‘Coğrafya Kaderdir: Britanya ve Dünya (10.000 Yıllık Bir Tarih)’ (‘Geography Is Destiny: Britain and the World: A 10.000-Year History’), tarımın adaya gelişiyle başlayan uzun süreci şehirleşme, devletleşme ve imparatorluk aşamalarına bağlayarak ilerliyor. Atlantik dünyasına açılım, köle ticareti ve deniz gücü, Britanya’nın küresel sistemde merkezî bir konum kazanmasını sağlıyor. Sanayi Devrimi ise coğrafi avantajları katlayarak Britanya’yı ekonomik ve askerî bir süper güce dönüştürüyor. Morris, bu yükselişi Batı’nın genel tarihsel ivmesiyle ilişkilendirirken, Britanya’nın bu süreçte kilit bir laboratuvar işlevi gördüğünü gösteriyor.

Ancak anlatı yalnızca yükselişle sınırlı kalmıyor. İki dünya savaşı, imparatorluğun çözülmesi ve küresel güç dengesinin Atlantik’ten Pasifik’e kayması, Britanya’nın tarihsel rolünü yeniden düşünmesini zorunlu kılıyor. Morris’e göre asıl mesele Avrupa içi tartışmalar değil, Asya merkezli yeni dünya düzenine nasıl uyum sağlanacağı sorusu oluyor. Kitap, coğrafyanın kaderi çizdiğini ama bu kaderin her dönemde insan iradesiyle yeniden şekillendiğini savunarak, Britanya tarihini küresel tarih açısından neden önemli olduğunu ikna edici biçimde ortaya koyuyor.

  • Künye: Ian Morris – Coğrafya Kaderdir: Britanya ve Dünya (10.000 Yıllık Bir Tarih), çeviren: Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, tarih, 704 sayfa, 2025

Shashi Tharoor – Utanç İmparatorluğu (2023)

İngiliz İmparatorluğu’nun “iyiliğin gücü” olduğu tezine acımasız eleştiriler getiren ve bu tezi alaşağı eden bir çalışma.

Shashi Tharoor, İngilizlerin Hindistan’da geçirdikleri iki yüzyılda yaptıkları korkunçlukları gözler önüne seriyor.

On sekizinci yüzyılda tek başına Hindistan’ın dünya ekonomisindeki payı Avrupa’nın tamamı kadar büyüktü.

Fakat iki asırlık İngiliz idaresinin ardından, 1947’ye gelindiğinde bu oran altı kat azaldı.

Sömürgecilik süresince İngiliz İmparatorluğu kendisine baş kaldıran kim varsa acımasızca bastırdı, silahsız protestocuları kurşuna dizdi, ırkçılığı kurumsallaştırdı ve milyonlarca insanın açlıktan ölmesine neden oldu.

İngiliz emperyalizmi kendisini aydın bir despot olarak tanıtıp idaresi altındakileri medenîleştirdiği iddiasında bulunsa da Tharoor, demiryollarından hukukun üstünlüğüne kadar bütün sözde sömürgecilik “hediyelerinin” yalnızca Britanya çıkarları için tasarlandığını ortaya koyarak aydınlanmacı despotizm mitini parçalıyor.

Eser, “İngilizler Hindistan’da Ne Yaptı?” sorusunu merkeze alarak İngilizlerin yükselişi ile Hindistan’ın çöküşü arasındaki paralelliği her veçhesiyle ortaya koyuyor.

30 yıl boyunca Birleşmiş Milletler’de çalışmış ve Genel Sekreter Yardımcılığı da yapmış olan Tharoor, ‘Utanç İmparatorluğu’nda İngiliz sömürgeciliğini cesurca değerlendirip keskin bir dille eleştirerek, Britanya’nın Hindistan mirasının ne denli kirli olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Shashi Tharoor – Utanç İmparatorluğu: İngilizler Hindistan’da Ne Yaptı?, çeviren: Yusuf Selman İnanç, Kronik Kitap, tarih, 304 sayfa, 2023

Simon Jenkins – İngiltere’nin Kısa Tarihi (2020)

İngiltere tarihi, zaferleri ve felaketleriyle istikrarlı bir şekilde, dünya üzerindeki ülkelerin tarihlerinin en maceralılarındandır.

Simon Jenkins’in bu güzel çalışması da, İngiltere’nin doğuşundan Fatih William’a, Magna Carta’dan Yüz Yıl Savaşları’na, Güller Savaşı’ndan Tudor hanedanına, Reformasyon çağından Edwardlar dönemine, Thatcherizm’den bugüne, İngiltere’nin dört dörtlük bir tarihini sunuyor.

Kitap, tarihin muhtemelen en şatafatlı geçmişine sahip bir ulusun kökenlerine inmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Simon Jenkins – İngiltere’nin Kısa Tarihi, çeviren: Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2020

John Godolphin Bennett – Tanık: Bir Arayışın Hikâyesi (2006)

  • TANIK:  BİR ARAYIŞIN HİKÂYESİ, John Godolphin Bennett, çeviren: Çiçek Öztek, Yapı Kredi Yayınları, otobiyografi, 529 sayfa

Tanık, Atatürk’e Samsun için vize veren John Godolphin Bennett’in (1897-1974) otobiyografisi. Bennett, Asya dilleri ve dinleri üzerine yaptığı incelemeleri ve ayrıca matematikçi ve düşünür yönleriyle bilinir. Atatürk’le vize münasebeti de, Bennett’in İngiliz işgal kuvvetlerinde istihbarat subayı olarak çalıştığı döneme rastlar. Orta Asya’dan Güney Afrika’ya pek çok bölge ve ülke gezen Bennett, bu yolculuklarında, içlerinde Türk mutasavvıflarının da yer aldığı, az tanınan ama önemli manevi önderlerle ve ayrıca 1920’lerde Gürciyev ve Uspenski’yle tanıştı. Kitap, bu önemli ismin Doğu’dan nasıl etkilendiğinin de iyi bir göstergesi.