Judith Butler – Biziz, Halk! (2018)

Sokakta toplanmak ne anlama gelir, nasıl bir işlev görür?

Judith Butler bu kitabında, tam da bu sorunun yanıtını arıyor ve sokakta olmayı tamı tamına performatif bir eylem olarak tartışıyor.

Performatif kuram bağlamında toplanma özgürlüğünü ele alan Butler, sınırsız şekilde esnekleşmiş, sürekli değişen, başka bir deyişle düzenli olarak düzensiz işlerde çalışan kesimleri anlatan; kimilerince “çalışan yoksullar” veya “güvencesiz işçiler” olarak tanımlanan prekaryaların bu süreçte nasıl devindirici bir güç olabileceğini irdeliyor.

Bunu yaparken toplumsal cinsiyet siyaseti, sokak siyaseti, birlikte yaşamın etiği ve koalisyon siyaseti gibi kavramları enine boyuna tartışan Butler, kamusal toplanmanın dışavurumcu ya da göstergesel biçimlerini anlamaya çalışıyor.

Butler’a göre toplanma özgürlüğü de, tıpkı konuşma özgürlüğü gibi bir “ifade özgürlüğü”dür.

  • Künye: Judith Butler – Biziz, Halk!: Toplanma Özgürlüğü Üzerine Düşünceler, çeviren: Ferit Burak Aydar, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 217 sayfa, 2018

Kolektif – Rönesans ve Osmanlı Dünyası (2018)

Sanat tarihi alanında çok güncel bir çalışma olarak tanımlayabileceğimiz ve şimdi ikinci baskısına ulaşan bu derleme, Rönesans dönemi Avrupa’sı ile Osmanlı ilişkilerini farklı yönleriyle irdeleyen makaleler sunuyor.

Kitap bilhassa, iki kültür arasındaki ticari temaslardan bilgi değişimine, mimarinin ilham kaynaklarından müzikal etkileşime birçok konuyu ayrıntılı bir bakışla ele almasıyla önem arz ediyor.

Kitapta,

  • Doğu ile Batı, Hıristiyan ve Müslüman dünyalar arasında entelektüel ve kültürel etkileşimler,
  • On birinci yüzyıldan on altıncı yüzyıla Akdeniz’de maddi kültür ve entelektüel merak,
  • Venedik ile Doğu Akdeniz arasındaki kültür aktarımında kitapların rolü,
  • Giacomo Gastaldi’nin Anadolu haritalarının ortak bir Venedik-Osmanlı kültürel uzamının evrimine dair söyledikleri,
  • Papa II. Pius’tan Papa XVI. Benedictus’a, Hıristiyan Avrupa ile İslami Osmanlı İmparatorluğu arasında kurulan eski ve yeni sınır çizgileri,
  • Jean Bodin örneği bağlamında, 16. yüzyılda İslam ve Osmanlı yönetimi hakkında olumlu görüşler,
  • Memlük, Osmanlı ve Rönesans kitap ciltleri,
  • Avrupa piyasalarında Osmanlı tekstilleri,
  • Ve Yunan felsefesinin hamisi olarak II. Mehmet’in Latin ve Bizans perspektifleri gibi ilgi çekici konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Claire Norton, Anna Contadini, Palmira Brummett, Deborah Howard, Caroline Campbell, Sonja Brentjes, Owen Wright, Zweder von Martels, Asaph Ben-Tov, Noel Malcolm, Alison Ohta, Suraiya Faroqhi ve Anna Akasoy.

  • Künye: Kolektif – Rönesans ve Osmanlı Dünyası, derleyen: Anna Contadini ve Claire Norton, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, sanat tarihi, 340 sayfa, 2018

Kolektif – Mekân ve Millet (2018)

Türk ve Yunan pek çok akademisyenin katkılarıyla ortaya çıkan ‘Mekân ve Millet’, iki ülkede bağlamında coğrafya ve milliyetçilik konusunu geniş kapsamda irdeleyen makaleler sunuyor.

Kitapta,

  • Mekânla ilişkili ulus ve modernlik öncesi anlamlandırmalar,
  • Modernleşmecilerle ulus-devlet kurucularının projeleri arasındaki çelişkiler,
  • İki ülke arasında yarım yüzyılı aşkındır süren Kıbrıs’la ilgili meselelerin kökenleri,
  • Trakya, İzmir, Antakya ve İstanbul gibi şehirlerde mekânla toplumsal ilişkilerin somutlaşmasının sosyolojik ve tarihsel dinamikleri,
  • Ütopya olarak ulusal topraklar,
  • yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda değişen yerel ağlar,
  • Yunanistan’da devlet ve kilise sınırları ile vaat edilen toprakları uyuşturmak,
  • Nurettin Topçu’nun düşünceleri bağlamında, Türk milliyetçiliğinde din ve coğrafyanın rolü,
  • Kuzey Kıbrıs’ta coğrafi uzmanlık ve yer isimlerinin değişmesi
  • Kıbrıs Rum ulusal kimliğinin gelişimi,
  • Osmanlı Trakya’sında kolektif kimliklerin inşası,
  • Ve İstanbul’un Osmanlı mirasına ilişkin anlatılar gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitap, mekân ve milliyetçilik bağlamında, Türkiye ve Yunanistan’ın nasıl benzer geçmişlere sahip olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Anastasia Stouraiti, Alexander Kazamias, Yonca Köksal, Yannis Tsiomis, Anastassios Anastassiadis, M. Asım Karaömerlioğlu, Yael Navaro, Caesar V. Mavratsas, Paraskevas Konortas, Georgios Agelopoulos, Reşat Kasaba ve Ayşe Öncü.

  • Künye: Kolektif – Mekân ve Millet: Yunanistan ve Türkiye’nin Coğrafyalarının Oluşumu, derleyen: P. Nikiforos Diamandouros, Thalia Dragonas ve Çağlar Keyder, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 288 sayfa, 2018

Seth Stephens-Davidowitz – Bana Yalan Söylediler (2018)

İnternet, özellikle de sosyal paylaşım ağları hayatımıza gireli beri, abartılmış bir çift kişilik hali yaşadığımızı söyleyebiliriz.

Hatta daha da ileri gidip, modern birer Dr. Jekyll ve Mr. Hyde olduğumuzu bile söyleyebiliriz.

Veri bilimcisi Seth Stephens-Davidowitz ise, internetin sunduğu tüm gizlenme imkânlarına rağmen, burada kendimize dair hakikatleri, farkında olmadan ortaya koyduğumuzu söylüyor.

Genelde insanların yalancı olduğunu ve bu durumun onlara dair güvenimizi sekteye uğrattığını düşünen Davidowitz, öte yandan Google’dan flört sitelerine, sosyal paylaşım ağlarına ve hatta internet sitelerine farkında olmadan bıraktığımız izlerle kendimize dair hakikati açık ettiğimizi belirtiyor.

Yazarın burada ayrıntılı bir şekilde ortaya koyduğu, internette bıraktığımız izlerin söyledikleri, “insan doğası” hakkında trajikomik ve düşündürücü gerçekler sunuyor.

  • Künye: Seth Stephens-Davidowitz – Bana Yalan Söylediler: İnternet ve Gerçek Yüzümüz, çeviren: Ferit Burak Aydar, Koç Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 256 sayfa, 2018

Michel Foucault – Ölüm ve Labirent (2018)

1877-1933 arasında yaşamış Raymond Roussel,  çağdaş Fransız yazınının en büyük öncüleri arasında yer alır.

Roussel o denli etkili olmuştur ki, gerçeküstücüler onun özgün imgelem yeteneğini göklere çıkarmışlardır.

Bunun yanı sıra “Yeni Roman” akımının önde gelen iki ismi olan Alain Robbe-Grillet ve Michel Butor da, Roussel’in dehasına hayran kalmıştır.

Böylesi bir etkilenme, Michel Foucault için de geçerli ki, elimizdeki bu çalışmasının tümünü Roussel’e ayırmıştır.

Foucault, şimdi ikinci baskısı yapılan bu kitabında, dilin doğası ile dış dünya arasındaki etkileşimi ya da kendisinin kavramsallaştırmasıyla “kelimeler” ve “şeyler” arasındaki ilişkiyi, Roussel’in yapıtları bağlamında irdeliyor.

Foucault, edebiyatı bir estetik dışavurum biçimi olarak değil, daha çok bir deneyim alanı olarak tasavvur ediyor ve buradan yola çıkarak Roussel’in yapıtları üzerinden dilin doğasına dair kapsamlı bir sorgulama yürütüyor.

Foucault, dilin bizler için bir labirent inşa ettiğini, bu labirentten çıkmanın da ancak ölümle mümkün olduğunu savunuyor.

Foucault, Roussel’in de, hem yapıtları hem de intiharıyla, kendisinin bu tezini ispat ettiğini düşünüyor.

  • Künye: Michel Foucault – Ölüm ve Labirent, çeviren: Savaş Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, felsefe, 158 sayfa, 2018

Nato Thompson – İktidarı Görmek (2018)

İktidarın, tüketici kapitalizmin sızmadık alan bırakmadığı günümüzde, muhalif sanat ortaya koymanın imkân ve koşulları nedir?

Yazar ve küratör, aynı zamanda bağımsız sanat platformu Philadelphia Contemporary’nin sanat yönetmenliğini yürüten Nato Thompson, toplumsal sorunlara yüzünü dönebilen ve muhalif bir duruş ortaya koyacak sanatın nasıl olabileceğini örnekler eşliğinde anlatıyor.

Alternatif sanat mekânları ve kooperatif evleri kadar, Occupy Wall Street ile Arap Baharı gibi siyasi/toplumsal olayları yeni muhalif sanatsal araçlar olarak irdeleyen Thompson, iktidara meydan okumanın yeni yollarını derinlemesine anlatıyor.

Karamsarlığa kapılmamıza gerek yok.

Zira en kötü zamanlar, en iyi muhalefetin ortaya konacağı, toplumun böylesi bir duruşa karşı en duyarlı ve istekli olduğu zamanlardır.

Thompson’a kulak veriyoruz.

  • Künye: Nato Thompson – İktidarı Görmek: 21. Yüzyılda Sanat ve Aktivizm, çeviren: Erden Kosova, Koç Üniversitesi Yayınları, sanat, 168 sayfa, 2018

Eric R. Dursteler – Dönme Kadınlar (2018)

Fatma Hatun ya da eski adıyla Beatrice Michiel,

Maria Gozzadini ve kızları Ayşe, Emine, Hatice,

Elena Civalelli,

Mihale Şatoroviç…

Eric Dursteler’ın bu nitelikli çalışması, yalnızca erken dönem Akdeniz’deki dönme kadınların hikâyelerini anlatmıyor, aynı zamanda dönemin geniş kültürel ve toplumsal pratikleri ve gelenekleri hakkında önemli bilgiler veriyor.

Güçlü arşiv çalışmalarına dayanmasıyla dikkat çeken kitabında Dursteler, dönme kadınların hem toplumsal hem de siyasi olarak nasıl güçlü olabildiklerini de ortaya koyuyor.

Örneğin Venedikli Beatrice Michel, dönme olduktan sonra Fatma Hatun adını almış ve böylece şahsi ve ailevi anlamda statüsünü yükseltmişti.

Bunun yanı sıra Hıristiyan Elena Civalelli ve Müslüman Mihale Şatoroviç, öylesine cesur kadınlardı ki, Osmanlı-Venedik sınırını kullanarak hayatlarına yepyeni yönler vermişlerdi.

Diğer bir önemli örnek de, Yunan adası Milos’tan kaçan dört Müslüman kadının Korfu’ya sığınmalarıydı.

Ayşe, Emine, Hatice ve anneleri Maria, Korfu’ya sığındıktan sonra İslamiyetten Hıristiyanlığa dönmüş ve bu durum Osmanlı-Venedik arasında uluslararası bir soruna neden olmuştu.

Bunun gibi ilgi çekici olaylarla dolu ‘Dönme Kadınlar’, Erken Akdeniz’de kimlik ve dönmelik arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir şekilde gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Eric R. Dursteler – Dönme Kadınlar: Erken Dönem Modern Akdeniz’inde Toplumsal Cinsiyet, Kimlik ve Sınırlar, çeviren: Deniz Koç, Koç Üniversitesi Yayınları, kadın, 248 sayfa, 2018

Claire Bishop – Yapay Cehennemler (2018)

Claire Bishop’un ‘Yapay Cehennemler’i, geniş bir tarihsel perspektifle çağdaş sanatta katılımcılığın izini sürüyor.

Kitapta,

  • İtalyan Fütürizmi,
  • Rus Konstrüktivizmi,
  • Dada,
  • Sitüasyonizm,
  • Yaratıcılık ve kültür politikası,
  • Özgürleşmiş izleyiciler,
  • Sanat ve sadizm,
  • Sitüasyonist Enternasyonalizm,
  • Bir terör eylemi olarak sanat,
  • Topluluk sanatları hareketi,
  • Emek ve haz olarak performans,
  • Sanatta sapkınlık ve sahicilik,
  • Doğu Avrupa, Arjantin ve Paris’teki Happening’ler,
  • 1970’lerin topluluk sanatı hareketi,
  • Sanatçının özerkliği,
  • İşbirliğine dayalı sanatın gelişimi,
  • Sanatta estetiğin etikle yüzleşme süreci,
  • Ve Thomas Hirschhorn, Tania Bruguera ve Paul Chan gibi sanatçıların eğitim projeleri gibi, çağdaş sanatın gelişimindeki birçok dönüm noktası tartışılıyor.

Katılımcı estetiğin gelişimini kapsamlı bir şekilde ortaya koyması, ayrıca bunu yaparken zengin örnekler sunmasıyla önem arz eden çalışmanın, ilk yayınlandığı zamanlarda beraberinde önemli tartışmaları getirdiğini de belirtelim.

  • Künye: Claire Bishop – Yapay Cehennemler: Katılımcı Sanat ve İzleyici Politikası, çeviren: Mine Haydaroğlu, Koç Üniversitesi Yayınları, sanat, 394 sayfa, 2018

Immanuel Ness – Güneyin İsyanı (2018)

Gelişmiş ülkelerdeki işçilerin uzun zamandır sesi soluğu çıkmıyor.

Oysa Dünyanın Güney Yarıküresi’ndeki işçi sınıfı, post-endüstriyel kapitalizmin sınır tanımaz azgınlığıyla mücadele etmeye devam ediyor.

Hem de gün geçtikçe güçlenerek…

Siyaset bilimci Immanuel Ness de bu önemli kitabında, Çin, Hindistan ve Güney Afrika’daki işçi sınıfının tarihsel mirasını, bugünkü durumlarını ve kapitalizme karşı mücadelelerinin kapsamlı bir incelemesini yapıyor.

Ness ilkin, emperyalizmin bu bölgedeki etkilerinin, bölgenin yeni endüstriyel proletaryasının oluşumuna ne gibi etkilerde bulunduğunun kapsamlı bir analizini yapıyor.

Yazar ardından, tamamıyla güvencesiz iş hayatı süren bu sınıfın her şeye rağmen baskıcı iktidarlar, küresel sermaye, tekelci kapitalizm ve serbest piyasa ekonomisinin sacayaklarını oluşturduğu bu post-endüstriyel kapitalizme karşıtı mücadelede neden aktif bir güç olma potansiyelini taşıdığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Immanuel Ness – Güneyin İsyanı: Küresel İşçi Sınıfının Gelişi, çeviren: Akın Emre Pilgir, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 251 sayfa, 2018

İsmail Tufan – Türkiye’de Yaşlılığın Yapısal Değişimi (2015)

Yaşlanan Türkiye’yi, genelde yapıldığı gibi tıbbi bir yaklaşımla değil, sosyoloji ve gerontoloji bağlamında irdeleyen bir araştırma.

İsmail Tufan, yaşlılığın sosyal yapısını analiz ediyor, toplumsal yaşlanma ve bunun sonuçlarını saptıyor ve Türkiye’de yaşlılığın sosyal sisteme nasıl entegre edilebileceğini tartışıyor.

  • Künye: İsmail Tufan – Türkiye’de Yaşlılığın Yapısal Değişimi, Koç Üniversitesi Yayınları