Ursula K. Le Guin – Zihinde Bir Dalga (2017)

  • ZİHİNDE BİR DALGA, Ursula K. Le Guin, çeviren: Tuncay Birkan, Müge Gürsoy Sökmen, Özge Çelik, Özde Duygu Gürkan ve Savaş Kılıç, Metis Yayınları, deneme, 296 sayfa

‘Yerdeniz’ serisinden ‘Mülksüzler’e, dünya edebiyatına büyük yapıtlar armağan etmiş Ursula K. Le Guin’den farklı konulara eğilen denemeler. Le Guin’in edebiyat, yazmak ve okumak, yazarlar, hayat ve hayal gücü gibi konularda dair kaleme aldığı denemeler, kendisinin külliyatına önemli bir katkı sunuyor. Le Guin buradaki yazılarında kadın olmak, yaşlı olmak, okur olmak, yazar olmak, güzellik saplantısı, toplumsal cinsiyet, gerçek ve kurmaca, gençlik, koleksiyoncular, anlamak ve dinlemek, yazarlık atölyeleri gibi pek çok konuyu kendine has tarzıyla irdeliyor. Kitabın bir diğer ilgi çekici yanı da, Le Guin’in Tolstoy, Borges, Dickens, Twain ve J. R. R. Tolkien gibi yazarlar üzerine değerlendirmelerini barındırması. Sıra dışı bir hayal gücüne sahip bir yazardan hayal gücüne ve yaratıcılığa övgü niteliğinde metinler.

Aslı Biçen – İnceldiği Yerden (2008)

  • İNCELDİĞİ YERDEN, Aslı Biçen, Metis Yayınları, roman, 314 sayfa

Aslı Biçen’in ikinci romanı olan ‘İnceldiği Yerden’, kahramanları Cemal ile Jülide’nin fantastik maceraları ekseninde, Türkiye’nin yasaklarla şekillendirilmiş toplumsal atmosferini yeren bir siyasi roman. Yirmi yıldır ülkenin dört bir yanında kayıp babasını arayan Cemal ve anne babasını yıllar önce bir kazaya kurban verdiği için ninesiyle yaşayan lise öğrencisi Jülide, romanın iki ana karakteri. Kurgu ilk etapta, bir taşra hikâyesi olarak başlasa da, Cemal’in olağandışı insani duyarlılıkları ve Jülide’nin şeylere hükmedebilmesini sağlayan olağanüstü yetenekleri ile fantastik bir dünyaya açılır. Fakat kahramanlarımızın bu sıra dışı yetenekleri, en az onlar kadar sıra dışı olan ülkenin gerçekleriyle çarpışacaktır.

 

Penny le Couteur ve Jay Burreson – Napolyon’un Düğmeleri (2014)

  • NAPOLYON’UN DÜĞMELERİ, Penny le Couteur ve Jay Burreson, çeviren: Raşit Gürdilek, Metis Yayınları, bilim, 370 sayfa

Napolyon’un, Ruslara efsanevi yenilgisi konusunda muhtelif nedenler öne sürüldü. Bunlardan en garibi, Napolyon’un piyadelerinin paltolarından pantolon ve ceketlerine kadar tüm giysilerini ilikleyen kalaydan yapılma düğmelerin, amansız Rus kışında parçalanıp dağılarak askerleri soğuk karşısında dayanıksız kılmasıydı. Penny le Couteur ve Jay Burreson da, bu efsaneden yola çıkarak kimyasal yapılarla tarihi olaylar arasındaki bağlantıların öykülerini anlatıyor. Yazarlar, görünürde birbiriyle ilgisiz olayların benzer kimyasal yapılara dayandığını ve toplumun gelişmesinin bazı bileşiklerin kimyasına bağlı olduğunu savunuyor.

Kolektif – Çatışan Feminizmler (2008)

  • ÇATIŞAN FEMİNİZMLER, kolektif, çeviren: Feride Evren Sezer, Metis Yayınları, feminizm, 190 sayfa

Feminizm ve postmodernizm üzerine sorular soran ‘Çatışan Feminizmler’in en dikat çeken yanı, bu iki “izm”in kesiştiği ve ayrıldığı noktaları irdelemesi. Kitap temelde, Seyla Benhabib, Judith Butler, Nancy Fraser ve Drucilla Cornell gibi, günümüzün tanınan feministlerinin bir sempozyumda bir araya gelerek yaptıkları tartışmalardan oluşuyor. Bu tartışmaların asıl zenginliği ise feminizmin sabit, içeriği ve sınırları belli bir alan olmadığını, aksine pek çok feminist perspektifin bulunduğunu ve asıl yapılması gerekenin de bunları sentezlemek olduğunu göstermeleri.

Bilge Karasu – Şiir Çevirileri (2014)

Bilindiği gibi Bilge Karasu, İngilizce ve İspanyolca’dan şiir çevirileri de yapmıştı.

İşte uzun çabalarla ortaya konan elimizdeki çalışma, yazarın 1950’li ve 1960’lı yıllarda yapmış olduğu, Gustavo Adolfo Bécquer, Federico Garcia Lorca, Ezra Pound, William Shakespeare, T. S. Eliot, B. Rajan ve Srinivas Rayaprol’un şiir çevirilerini bir araya getiriyor.

Karasu’nun, Lorca’nın ‘Kayıt Düşürün’ şiirinden yaptığı çeviri şöyle:

“Öldüğümde gömün beni

Meydanın kumlarına

Yanımdaki sazımla.

 

Öldüğümde,

Portakallarla

Naneler arasında.

 

Öldüğümde, isterseniz,

Bir fırıldakla beni

Savuruverin havaya.

 

Öldükten sonra!”

  • Künye: Bilge Karasu – Şiir Çevirileri, hazırlayan: Tunç Tayanç, Metis Yayınları, şiir, 106 sayfa, 2014

Haldun Bayrı (haz.) – Cihadcılık (2017)

  • CİHADCILIK: EFSANELER, GERÇEKLER, hazırlayan ve çeviren: Haldun Bayrı, Metis Yayınları, siyaset, 304 sayfa

Haldun Bayrı’nın 2015’in Ağustos ayından beri Fransız basınından okuyup çevirdiği, düzenli bir şekilde medyascope.tv sitesinde yayımlanan 120 makale ve söyleşinin arasından seçilmiş ve her biri cihadcılığın kendi cephesinden sağlam bir tasvirini sunan 12 makale. Kitap Scott Atran’dan Alain Badiou’ya, Régis Debray’dan Olivier Roy’a ve Etienne Balibar’dan Jean-Luc Nancy ve Giorgio Agamben’e pek çok önemli ismin yazılarını barındırıyor. Yazarlar, günümüzde dinlerin evrensel birliği anlamında krizin boyutlarını, fanatizmin kökenlerini, Fransız cihadçıların IŞİD’e katılmalarının altındaki dinamikleri, IŞİD ile küresel çapta mücadele etme yollarını, cihada katılanların din ile ilişkilerinin ne olduğunu ve cihadcılığın yayılışında ve katliamlarında devletlerin rolünün ne olduğu gibi birçok önemli konuyu irdeliyor.

Nermin Saybaşılı – Sanat Sahada (2017)

  • SANAT SAHADA, Nermin Saybaşılı, Metis Yayınları, sanat, 232 sayfa

Güncel sanat pratikleri ve eleştirel kuram gibi alanlarda çalışan Nermin Saybaşılı ‘Sanat Sahada’ başlıklı elimizdeki kitabında, bakmanın ve göstermenin kültürel ve günlük üretimi üzerine düşünüyor. Günümüz sanatı ve sanat eleştirisiyle görece yeni bir akademik alan olan Görsel Kültür çalışmalarından beslenen Saybaşılı, sanata bir “etnografik nesne” olarak yaklaşıyor. Yazar bunu da, ağırlıklı olarak antropolojik ve eleştirel araştırma metodu etnografiyi “kültürel eleştiri” olarak yeniden tanımlayan George E. Marcus ile Michael M. J. Fischer’in görüşlerine yaslanarak yapıyor. Görüntünün ya da görselliğin öğrenilen ve öğretilen, hatta empoze edilen ve terbiye edilen, kültürel bir yapı olarak üretilen başlı başına bir “teknoloji” olduğu, Saybaşılı’nın buradaki öne çıkan tezi.

Layla Al-Zubaidi, Matthew Cassel ve Nemonie C. Roderick (haz.) – Devrimleri Yazmak (2014)

  • DEVRİMLERİ YAZMAK, hazırlayan: Layla Al-Zubaidi, Matthew Cassel ve Nemonie C. Roderick, çeviren: Nesrin Demiryontan, Metis Yayınları, siyaset, 211 sayfa

devrimleri

‘Devrimleri Yazmak’ta yer alan makaleler, Tunus’tan Suriye’ye Arap isyanlarını irdeleyerek, sivil bürokrasi kılığındaki diktatörlükler altında ezilen toplumların yaşadığı duruma ilişkin derin bir kavrayış kazanmamızı sağlıyor. Kitapta Suriye, Yemen, Bahreyn, Libya, Tunus, Suudi Arabistan, Cezayir ve Mısır’da yaşanan devrim deneyimleri, anlık birer kıvılcım olarak değil, geniş bir tarihsel ve siyasal perspektifle ele alınmalarıyla dikkat çekiyor. Yazarların yarısının kadın olmasıyla da önem kazanan çalışma, kişisel deneyim ve insani ayrıntılar aracılığıyla, devrimlere dönüşen hareketlerin nasıl başladığı hakkında fikir veriyor.

Carmen Laforet – Hiç (2007)

  • HİÇ, Carmen Laforet, çeviren: Zerrin Yanıkkaya, Metis Yayınları, roman, 249 sayfa

hic

Carmen Laforet’in, genç yaşta yazdığı ‘Hiç’, İspanyol edebiyatının önemli klasiklerinden biri sayılıyor. On sekiz yaşındaki Andrea, öksüz kaldıktan sonra üniversite eğitimi için köyünden Barselona’ya, zenginliği ve kültürüyle hep gözünü kamaştırmış olan anne tarafından akrabalarının evine gelir. Ancak akrabaları, savaş sırasında servetlerini kaybetmiş, yoksullukla baş etmeye çalışmaktadırlar. Genç kız bir yandan okuldaki zengin öğrenciler arasında bocalarken bir yandan da evde tanık olduğu tuhaflıklarla masumiyetini yitirmeye başlar. Laforet, Andrea’nın sancılı büyüme öyküsünü, Franco rejiminin ilk günlerinin ürkütücülüğü ve karanlığı ekseninde anlatıyor.

Emil Michel Cioran – Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne (2017)

  • DOĞMUŞ OLMANIN SAKINCASI ÜSTÜNE, Emil Michel Cioran, çeviren: Kenan Sarıalioğlu, Metis Yayınları, felsefe, 200 sayfa

dogmus-olmanin-sakincasi-ustune

“Yaşamak, savaşı kaybetmektir!” demiş Emil Michel Cioran’ın uzun zamandır baskısı tükenen ve adeta karaborsaya düşmüş ‘Doğmuş Olmanın Sakıncaları Üstüne’, yeni baskısıyla nihayet raflarda! François Bott’un, kendisi için “Gezegenimizin en uygar yabanisidir,” dediği Cioran bu kitaptaki aforizmalarında, o kendine has ziyadesiyle karamsar ve kimi zaman nihilizme varan bakışıyla, ölüm korkusunun doğum anındaki endişenin geleceğe yansımasından başka bir şey olmadığını, bir yapıt için uğraşmanın beyhude olduğunu ve düşüncenin acımasız ve saldırgan oluşuyla hiçbir zaman masum olmadığını söylüyor.