Yeliz Turan Yunusoğlu – Yatak Odasındaki Kalabalık (2021)

Türkiye’de cinselliğin kültürel ve kişilerarası boyutları üzerine eşsiz bir inceleme.

Yeliz Turan Yunusoğlu’nun ‘Yatak Odasındaki Kalabalık’ adlı bu yapıtı, sözü vajinismus deneyimi yaşayan kadınlara vermesiyle Türkiye’de bu alanda yapılmış ilk çalışma.

Cinsel ilişki iki çubuğu birbirine sürterek ateş yakmaya çalışmak kadar mekanik olsaydı, kimse cinsel hazzın ve doyumun peşine düşmez, cinsel ihtiyaçlarını kendi kendine ya da herhangi biriyle halledebilirdi.

Ama açıkça görüldüğü gibi, cinsel ilişkide aranan aslında üç-beş kasılmaya ulaşmak değildir çünkü cinsellik cinsel organlarımızla beraber tüm bedenimizi, değerlerimizi, inanışlarımızı ve de duygularımızı içerir.

Vajinismus, yani kadının bedenindeki kimi tepkiler nedeniyle cinsel ilişkinin “tamamlanamaması” ise, genellikle tıp alanında ele alınır.

Türkiye’de sıklıkla kadının “evlilik kurumu içindeki görevi”ni yerine getirememesi üzerinden tanımlanır ve beden parçalarına odaklanmış tedavilerle, kadının ihtiyaç ve taleplerine pek de kulak verilmeksizin, acilen çözülmeye çalışılır.

Oysa cinsel ilişkinin verilmiş roller uyarınca kolayca gerçekleştirilmesi gereken “doğal” bir şey olduğu ön kabulü, toplumun cinsellik üzerindeki yoğun etkisini göz ardı eder.

‘Yatak Odasındaki Kalabalık’, katılımcıların aile hayatları, partnerleriyle ilişkileri ve tıbbi çözüm ararken karşılaştıkları sorunlar üzerine anlatılarını aktarıyor.

Yunusoğlu, kitabı için şöyle diyor:

“Bu çalışmayı yapmaktaki hedefim, kadınların yaşadıkları güçlükleri sadece tasvir etmek değil, aynı zamanda içinde bulundukları durumu değiştirmelerine yardımcı olmaktı. Kadınları cinsel olarak sağlıklı kılmak için cinsel arzularını daha iyi yönetme, karar sürecine aktif katılımlarını sağlama ve cinselliği kendi kontrollerinde yaşama konusunda cesaretlendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”

  • Künye: Yeliz Turan Yunusoğlu – Yatak Odasındaki Kalabalık: Türkiye’de Kadınların Vajinismus Deneyimleri, Metis Yayınları, kadın, 336 sayfa, 2021

Ebru Thwaites Diken – Siyaset ve Dinin Gösterisi (2021)

Siyaset, din ve sinema birbirlerini nasıl sorunsallaştırıp yeniden şekillendirir?

Ebru Thwaites Diken, çağdaş Türkiye sinemasından altı örnekten yola çıkarak bu soruya yanıt veriyor.

Siyaset, din ve sinema arasındaki ilişkiye, bu üç alanın ortak kökenleri temelinde odaklanan Diken, bu üç alanı da “gösteri” kavramının tam olarak birbirine bağladığını belirtiyor.

‘Siyaset ve Dinin Gösterisi’, hem siyaset ve dinin sinemasal doğasının kendini gösterme şeklini ortaya koyması, hem de bir sanat formu olarak sinemanın siyasi ve dinsel ifadeler, duyumlar, duygulanımlar ve hakikatler yaratma kapasitesini incelemesiyle dikkat çekiyor.

Kitapta incelenen filmler şöyle:

Gnostisizmin kefaretçi, mesihçi ve devrimci yönlerine olumlayıcı yaklaşan bir masal üzerine kurulmuş Ulak,

Din ile ekonomi arasındaki ilişkiyi tartışma fırsatı sunan Takva,

Din görevlisi başkahramanı Selman Bulut’un Karaköy’deki merkez camisinde işlenen bir cinayeti soruşturduğu İtirazım Var!,

Heterodoks İslam ve sosyalist düşünce arasındaki paralellikleri konu edinen İftarlık Gazoz,

İslam’ın modernlikle bağdaşabilirliği meselesini tartışan The İmam,

Ve bir roman uyarlaması olan ve din ile felsefeyi karşı karşıya getiren Gölgesizler.

  • Künye: Ebru Thwaites Diken – Siyaset ve Dinin Gösterisi: Günümüz Türkiye Sinemasından Altı Film Üzerine, çeviren: Ayşecan Ay, Metis Yayınları, sinema, 144 sayfa, 2021

Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – İnsan Denen Hayvan (2021)

Sağlık ve hastalık konusunda hayvanlardan neler öğrenebiliriz?

Kardiyolog Barbara Natterson-Horowitz ve hayvan davranışı uzmanı Kathryn Bowers bu muhteşem çalışmalarında, insan sağlığı ve hayvan sağlığı arasında çok enteresan bağlantılar keşfediyor.

Kitap bu bağlamda, kanserden kalp krizine, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan yeme bozukluklarına, ruhsal bozukluklardan kendine zarar vermeye pek çok hastalığı konu ediniyor.

Kitabın yazarlarından Natterson-Horowitz’in yavru bir tamarin maymununa kalp ameliyatı yaptıktan sonra tıbba bakışı tümüyle değişmiş.

Bu süreçten sonra insanlardaki sağlık sorunlarının hayvanlarda da görülüp görülmediğini araştırmaya başlayan yazar, insan tıbbıyla hayvan tıbbı arasındaki kopukluğun giderilip daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine ikna olmuş.

İşte bu kitap da, tam da böyle bir hedefle kaleme alınmış ve insan sağlığıyla hayvan sağlığı arasındaki çarpıcı paralelliklere dikkat çekerek tıpta insanmerkezciliğin aşılması çağrısında bulunuyor.

  • Künye: Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – İnsan Denen Hayvan: Hastalıkta ve Sağlıkta Hayvanlardan Öğrenebileceklerimiz, çeviren: Şiirsel Taş, Metis Yayınları, bilim, 368 sayfa, 2021

Edward W. Said – Kültür ve Emperyalizm (2021)

Edward Said’ten modern Batı metropolleri ile bu metropollerin denizaşırı toprakları arasındaki ilişkilerin biçimlenişi üzerine eşsiz bir analiz.

Said’in kült yapıtı ‘Şarkiyatçılık’ın devamı olarak da okunabilecek ‘Kültür ve Emperyalizm’, Batı edebiyatı ve emperyalizm arasındaki karşılıklı ilişki üzerine derinlemesine düşünüyor.

Bunu yaparken Conrad, Gide, Camus, Chateaubriand, Flaubert, Goethe, Bronte, Kipling ve Orwell gibi Batılı yazarlara ait birçok eseri merkeze alan Said, emperyal kültüre ait anlatıların kodlarını çözümlüyor, aynı zamanda Batılı emperyal güçlerin her zaman mutlaka bir direnişle karşılaştığı olgusunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Çalışma aynı zamanda Fanon, C.L.R. James, Yeats, Chinua Achebe ve Salman Rüşdi gibi yazarlardaki “muhalefet” anlatılarının da izini sürüyor.

Yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Kültür ve Emperyalizm’, bir yandan kültürün, Batı “yüksek kültürü”nün emperyalizmle ilişkisini sorgulayıp bu ilişkiyi ortaya çıkarmasıyla, diğer yandan da buna maruz kalanların, sömürgeleştirilenlerin emperyalizme düşünsel ve edebi direnişlerini incelemesiyle çok önemli.

  • Künye: Edward W. Said – Kültür ve Emperyalizm, çeviren: Necmiye Alpay, Metis Yayınları, inceleme, 464 sayfa, 2021

Saffet Murat Tura – Freud’dan Lacan’a Psikanaliz (2021)

Saffet Murat Tura’nın ilk olarak 1989 yılında yayımlanan bu çalışması, psikanaliz ve bunun iki dev ismi olan Freud ve Lacan konusunda bugün klasikleşmiş bir yapıttır.

Tura burada, psikanalizin serüvenini ustaca izlediği gibi, Freud, Lacan ve diğer büyük isimlerin psikanalize getirdiği katkıları da derinlemesine ele alıyor.

Kitapta bunun yanı sıra, psikanalitik teorinin kavramları, terapist ve hasta ilişkisi, Lacan’ın Avrupa düşüncesindeki yeri ve dilbilim ve yapısal antropoloji gibi ilgi çekici başka konular da tartışılıyor.

  • Künye: Saffet Murat Tura – Freud’dan Lacan’a Psikanaliz, Metis Yayınları, psikanaliz, 152 sayfa, 2021

Allan Megill – Aşırılığın Peygamberleri (2021)

Batı düşüncesine yön vermiş dört büyük düşünür üzerine harikulade bir inceleme.

Allan Megill, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Aşırılığın Peygamberleri’nde Nietzsche, Heidegger, Foucault ve Derrida’nın vizyonlarıyla sıkı bir hesaplaşmaya girişiyor.

Megill burada, Nietzsche ve estetik, Nietzsche ve mit, Nietzsche’ye göre sanat ve yorum, Heidegger ve nostalji idealizmi, Heidegger’in estetizmi, Foucault ve söylemin eylemciliği, Foucault ve yapısalcılık, Derrida düşüncesi bağlamında krizin yapıbozumu gibi konuları tartışıyor.

Megill bu dört düşünürün yanı sıra Levinas’ta “Başka” sorunu ve Freud’un katkıları ışığında modernizm ve postmodernizm gibi konuları da irdeliyor.

Megill’in, bunu yaparken kapsamlı bir modernizm ve postmodernizm tartışması ortaya koyması ise, kitabı nitelikli kılan en önemli hususlardan biri.

  • Künye: Allan Megill – Aşırılığın Peygamberleri: Nietzsche, Heidegger, Foucault, Derrida, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, felsefe, 448 sayfa, 2021

Pınar Yıldız – Kayıp Hafızanın İzinde (2021)

 

Hakikat hiçbir zaman ölmez, yalnızca bir süreliğine görünmez olur.

Pınar Yıldız’ın bu özenli çalışması ise, Türkiye sinemasının ülkenin yakıcı sorunlarıyla nasıl hesaplaştığını, başka bir deyişle geçmişle yüzleşme taleplerine nasıl yanıt verdiğini ele alıyor.

‘Kayıp Hafızanın İzinde’, özellikle Türkiye sinemasının son yirmi yılını merkeze alarak, sinemada bastırılanın nasıl geri döndüğünü, geçmişteki suçların ve dehşetin nasıl çarpıcı bir şekilde yüzeye çıktığını irdeliyor.

Geçmişi hatırlamakta kullandığımız ve bize her zaman bir masumiyet, mağduriyet ya da kahramanlık hikâyesinin içinden seslenmiş olan Türklüğe dair imgeleri eleştirel bir perspektifle inceleyen Yıldız, geçmişin nasıl hatırlandığına dair politikaları ele alıp deşifre ediyor ve böylece içinde yaşadığımız zamanın kültürel/toplumsal işleyişini anlamamıza ve tarihsel öznelliğimizi şekillendiren imge ve duygu repertuvarını daha iyi tanımamıza olanak sağlıyor.

  • Künye: Pınar Yıldız – Kayıp Hafızanın İzinde: Sinemada Geçmişle Yüzleşme, Yas ve İnkar, Metis Yayınları, sinema, 240 sayfa, 2021

Kolektif – Emek, Beden, Aile (2021)

Ne denli gururlansak azdır: Türkiye’de siyasi iktidar ne kadar boşanmaya, kürtaja ve kadınların işgücüne katılımına karşı durmaya çalışsa da, Türkiyeli kadınlar her geçen gün daha fazla kendi hayatlarının iplerini ellerine almak, kendi kaderlerini tayin etmek için daha fazla mücadele ediyor.

Kadın emeği, aile, nüfus dinamikleri ve politikalarına dair pek çok değerli çalışması bulunan Ferhunde Özbay’ın anısına hazırlanmış bu derleme de, Türkiye’deki kadın özgürleşme mücadelesinin güncel bir resmini çekiyor.

Konuyu farklı kavramsal yaklaşımlar ve metodolojiler ekseninde ele alan yazarlar,

  • Türkiye’de yıllar içinde kadın emeğinin dönüşümü,
  • Türkiye’de kadın istihdamının önündeki demografik zorluklar,
  • Moda tutkunu genç mütedeyyin kadınların iş ve aile hayatı deneyimleri,
  • Türkiye’de imam nikâhı yaygınlığının evlilik kuşaklarına göre değişimi,
  • Ve kadınların anlatılarında boşanma hakkı ve kadının güçlenmesi gibi hayati konuları irdeliyor.

Kadın hareketinin ve feminist hareketin görünürlüğü ve etki alanı her geçen gün artıyor, kadınlar içinde yaşadıkları eşitsizliklere ve şiddete karşı toplu olarak seslerini yükseltmeyi sürdürüyorlar.

Bize bunu bir kez daha hatırlatan bu kitap için bir araya gelen isimler ise şöyle: Aslı Çoban, Ayşe Abbasoğlu Özgören, Faruk Keskin, İsmet Koç, Merve Kütük-Kuriş, Şemsa Özar, Taylan Acar, Z. Selen Artan-Bayhan, Zehra Yayla Enfiyeci ve Zuhal Esra Bilir.

  • Künye: Kolektif – Emek, Beden, Aile: Türkiye’de Kadınlık Halleri (Ferhunde Özbay Anısına), hazırlayan: Taylan Acar ve Şemsa Özar, Metis Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 248 sayfa, 2021

Jonathan Balcombe – Balıkların Bildikleri (2021)

Balık hafızalı deyimini kullananlar bir daha düşünsün.

Etolog Jonathan Balcombe, balıkların hissetmekle kalmayıp aynı zamanda çevrelerinin farkında olan, iletişim kuran, sosyalleşen, alet kullanan, erdemli, hatta entrikacı canlılar olduğunu ortaya koyuyor.

Balıklara, geçmişte mümkün olmamış bir biçimde ses veren ‘Balıkların Bildikleri’, etoloji, sosyobiyoloji, nörobiyoloji ve ekoloji alanlarındaki son yıllarda kaydedilmiş çığır açıcı bulgulardan yola çıkarak dünyanın balıklara nasıl göründüğünü, balıkların neler algıladığını, hissettiğini ve deneyimlediğini gözler önüne seriyor.

Kitabını bu “isimsiz trilyonlara” adayan Balcombe, balıkların, hayatları kendi içinde değerli olan kendilerine özgü varlıklar olduğunu ve bunun tam da, onları ahlaki sorgulamalarımıza dâhil edecek türden bir durum olduğunu söylüyor.

Balıkların dünya üzerinde toplu olarak en çok sömürülen (ve aşırı sömürülen) omurgalı hayvan kategorisini oluşturduğunu belirten yazar, balıkların duyumsal ve bilişsel kapasitelerini inceleyen bilimin bu kadar geliştiği çağımızda, balıklar hakkındaki düşüncelerimizde ve onlara davranma şekillerimizde bir paradigma değişikliğine gitmemizin vaktinin geldiğini söylüyor.

  • Künye: Jonathan Balcombe – Balıkların Bildikleri: Sualtında Yaşayan Kuzenlerimizin İç Dünyaları, çeviren: Elvin Vural, Metis Yayınları, bilim, 320 sayfa, 2021

Wendy Brown – Neoliberalizmin Harabelerinde (2021)

Dünya çapında aşırı sağcı, faşist güçler iktidara geliyor.

Daha önce, ‘Tarihten Çıkan Siyaset’, ‘Yükselen Duvarlar, Zayıflayan Egemenlik’ ve özellikle de ‘Halkın Çözülüşü’ gibi ufuk açıcı kitaplara imza atmış Wendy Brown, şimdi de neoliberalizmin başka ülkelerde yarattığı siyasal ve toplumsal tahribatı tartışıyor.

Şimdiye kadar neoliberalizmin ekonomik sonuçları üzerine yapılmış pek çok çalışma bulunuyor, fakat neoliberalizmin yol açtığı siyasi sonuçlar ve sorunları derinlemesine ele alan eserler yok denecek kadar az.

Sırf bu nedenle dahi okunmayı fazlasıyla hak eden çalışmasında Brown, özellikle Amerika’da Trumpizmin yükselişini merkeze alarak ırkçı, homofobik, Yahudi karşıtı, nefret ve kavgaya susamışlığın sokaklarda, internette ve siyasetteki artışının ardındaki dinamiklere odaklanıyor.

Sadece 2008’deki küresel finans krizi düşünüldüğünde, sağın, özellikle de popülist sağın büyük çöküş yaşaması gerekirdi.

Peki, aşırı sağcılar, her seçimde kendilerini de şok eden bu başarıyı nasıl olup da yakalayabiliyor?

İşte Brown’ın çalışması hem buna neden olan etkenleri gözler önüne sermesi, hem de bu durumdan sol adına ne gibi dersler çıkarabileceğimizi tartışmasıyla çok önemli.

  • Künye: Wendy Brown – Neoliberalizmin Harabelerinde: Batı’da Antidemokratik Siyasetin Yükselişi, çeviren: Bülent O. Doğan, Metis Yayınları, siyaset, 216 sayfa, 2021