Silvia Federici – Caliban ve Cadı (2012)

 

Silvia Federici ‘Caliban ve Cadı’da, feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinde kadınların konumunu araştırıyor; kapitalizmin gelişimini feminist hareketin öğrettiklerinden ilham alarak yeniden yorumluyor.

Federici’nin çalışması en çok, kapitalist sistemi, sınıfsal sömürüyle cinsiyete dayalı işbölümündeki adaletsizlikler üzerinden açıklamasıyla dikkat çekiyor.

Yazar, Ortaçağdaki büyük cadı avı da dahil olmak üzere geniş bir tarihsel bağlamda, ilksel birikim sürecinde kadınların kendi cinselliklerinin ve bedenlerinin nasıl çitlendiğini ve böylece toplumsal konumlarının nasıl değersizleştirildiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Silvia Federici – Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim, çeviren: Öznur Karakaş, Otonom Yayıncılık, kadın, 370 sayfa

Kolektif – Emek Tartışması (2011)

  • EMEK TARTIŞMASI, kolektif, Otonom Yayıncılık, iktisat, 343 sayfa

 

Birçok yazarın katkıda bulunduğu ‘Emek Tartışması’, kapitalist işin teorisini ve gerçekliğini çok yönlü bir bakışla analiz ediyor. Konunun, geleneksel Marksist perspektiften olduğu kadar, post-modern Marksizmin bakış açısıyla da yorumlandığı kitapta, “soyut-somut emek”, “işçi sınıfı”, “devrimci özne”, “devrimci bilinç”, “sömürü”, “işçi sınıfı örgütleri” gibi temel kavramlar enine boyuna tartışılıyor. Kitap bunun yanı sıra, kapitalist iş ile kapitalist işe dayalı toplumsallığın girift yapısını, bunun ortaya çıkardığı gerçek tahakkümü ve bu bağlam içerisinde kapitalizme karşı mücadelelerin nasıl örgütlenebileceğini de irdeliyor. Kitaba yazılarıyla katılan isimler de şöyle: Ana C. Dinerstein, Michael Neary, John Holloway, Simon Clarke, Werner Bonefeld, Graham Taylor, Massimo De Angelis, Harry Cleaver ve Glenn Rikowski.

Jacques Derrida – Nietzschelerin Şöleni (2011)

  • NIETZSCHELERİN ŞÖLENİ, Jacques Derrida, derleyen ve çeviren: Ali Utku ve Mukadder Erkan, Otonom Yayınları, felsefe, 250 sayfa

 

‘Nietzschelerin Şöleni’, ünlü Fransız düşünür Jacques Derrida’nın Friedrich Nietzsche okumalarından oluşuyor. Kitapta, Derrida ve Richard Beardsworth arasında gerçekleşen Nietzsche konulu bir söyleşi de yer alıyor. Derrida, dört bölümden oluşan kitabında, bir yandan Nietzsche sorununa özgün yorumlar getirirken, diğer yandan Nietzsche’nin felsefesinde kendi söylemine bir zemin aralıyor diyebiliriz. Nietzsche’nin ismi, imzası ve metni üzerinden genel yorum politikası; devletin özel ideolojik aygıtı olarak öğretim kurumları ve üniversite; demokrasi sorunu; adaletin mümkün olup olmadığı ve Yeni Mesihçilik, kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

Jacques Derrida – Önemsizin Arkeolojisi (2007)

  • ÖNEMSİZİN ARKEOLOJİSİ, Jacques Derrida, çeviren: Ali Utku ve Mukadder Erkan, Otonom Yayıncılık, felsefe, 136 sayfa

 

‘Önemsizin Arkeolojisi’, Jacques Derrida’nın, Fransız filozof Condillac’nın felsefesine odaklanıyor. Condillac yazılı dili incelerken, çok sayıda önemsizliği de buldu. Condillac bundan hareketle, dilde neden bu kadar hata ve anlamsızlık bulunduğunu, çarpıtmaların nereden kaynaklandığını ve bunlara nasıl çare bulunabileceğine odaklanmıştı. Derrida bu çalışmasında, Condillac’ın girişimini yeniden ele alarak, filozofun o zamandan bu yana epistemolojiyi ve dilbilimsel felsefeyi tıkayan pek çok meseleyi öngördüğünü göstermeyi amaçlıyor.

John Holloway – Kapitalizmde Çatlaklar Yaratmak (2011)

  • KAPİTALİZMDE ÇATLAKLAR YARATMAK, John Holloway, çeviren: Barış Özçorlu, Bülent Doğan, Eylem Canaslan ve Sinem Özer, Otonom Yayıncılık, siyaset, 342 sayfa

John Holloway ‘Kapitalizmde Çatlaklar Yaratmak’ta, kapitalist sistemle mücadele etme konusunda önerilerde bulunuyor. Sermayenin krizini, sınıf mücadelesi ile ilişkilendiren Holloway, bu kilit noktada emek cephesinin özgürleşme pratiğine verebileceği yanıtları araştırıyor. Emeğin isyanlarının, sermayeyi krize sokma ihtimalini ele alan yazara göre, eyleyişin emek biçiminde soyutlanması, kapitalizmin örülmesi anlamına geliyor. Bir isyan rehberi olmayı amaçlayan ve tutkulu bir üslupla yazılan kitap, emeğin örgütlenerek, kapitalist yapıda büyük bir parçalanma yaratacağını ve bu parçalanan yerden yeni bir dünyanın filizleneceğini savunuyor.

Charlotte Perkins Gilman – Kadınlar Ülkesi (2007)

Charlotte Perkins Gilman’ın ‘Kadınlar Ülkesi’, kadın bir yazar tarafından kaleme alınmış ve kadınsı bir ütopik dünyayı tasavvur eden bir kitap.

Burada, önemli bir tarih ve toplum eleştirmeni, feminist kuramın önemli bir isminin imzasını taşıyan ve ‘Feminist Ütopya’ olarak adlandırılacak bir tarz hakim.

1915 yılında yayımlanan ‘Kadınlar Ülkesi’, yazarın kaleme aldığı üç ütopik-romanın en yetkinlerinden kabul ediliyor.

Romanda, sadece kız çocuklarının doğmasını sağlayan “partenojen” doğumlar yoluyla, tamamıyla erkeksiz bir dünya tasavvur edilir ve erkek bakışı erkeğin gözünden verilir.

Hikâye ise, üç Amerikalı erkeğin, bütünüyle kadınlardan oluşan bir topluma ayak basınca ortaya çıkan çarpıcı durumda yaşadıkları üzerine kurulu.

  • Künye: Charlotte Perkins Gilman – Kadınlar Ülkesi, çeviren: Seher Özbay, Otonom Yayıncılık, ütopya, 236 sayfa

A. Cengiz Baysoy (Der.) – Marx ve Komünalist Otonomi (2006)

  • MARX VE KOMÜNALİST OTONOMİ, derleyen: A. Cengiz Baysoy, Otonom Yayıncılık, siyaset, 330 sayfa

Cengiz Baysoy’un ‘Marx ve Komünalist Otonomi’ derlemesi, Otonom dergisinin muhtelif sayılarında yayımlanan yazıları bir araya getiriyor. ‘Geleneğimiz’, ‘Emeğin Yoldaşlığı’, ‘Ölüm Makineleri’, ‘Sermayenin İt Dalaşı: AB Süreci’ ve ‘Aynı Göğün Altında’ başlıklı bölümlerden oluşan bu kapsamlı kitapta, Marx ve değer teorisi; Otonomist Marksizmin soyağacı; Ekim Devrimi’nin krizi; komünizm ve Marx; politik felsefe ve Spinoza; çokluk ve otonomi ve nihayet, AB ve emeğin tahakkümü gibi konular irdeleniyor.

Judith Revel – Michel Foucault: Güncelliğin Ontolojisi (2006)

  • MICHEL FOUCAULT: GÜNCELLİĞİN ONTOLOJİSİ, Judith Revel, çeviren: Kemal Atakay, Otonom Yayıncılık, felsefe, 186 sayfa

Judith Revel’in ‘Michel Foucault’su, 1968 kuşağının bu önemli isminin felsefesini anlamayı amaçlıyor. Kitap, Foucault’nun felsefi seyrine, Revel’in deyimiyle “güzergah”ına, geçirdiği aşamalara ve çağdaş Fransız ve dünya felsefesindeki yerine odaklanıyor. Judith Revel L’Ecole Normale Supérieure’ün eski öğrencilerinden ve Michel Foucault Merkezi üyesi. Ayrıca Fransa ile İtalya’daki Foucault otoritelerinin başta gelenlerinden. Revel, günümüzde, gerek düşünüşü ve gerekse tarzıyla hâlâ güncelliğini koruyan Foucault için, haklı olarak şöyle diyor:  “Psikoloji, tarih ve edebiyatla ilgilenen ve bir edebiyatçı gibi yazan filozof.”

Antonio Negri – Avrupa ve İmparatorluk (2006)

  • AVRUPA VE İMPARATORLUK, Antonio Negri, çeviren: Kemal Atakay, Otonom Yayıncılık, siyaset, 156 sayfa

‘Kurucu Bir Süreç Üzerine Düşünceler’ alt başlığını taşıyan ‘Avrupa ve İmparatorluk’, Avrupa’nın sınıf mücadelesi çerçevesinden kavranmadığı sürece anlaşılamayacağını savunuyor. Kitap, Antonio Negri’nin, Avrupa üzerine ya da Avrupa Birliği’nin çeşitli yönleri üzerine 1995’ten 2003 yılına kadar yazdığı yazıları bir araya getiriyor. Bu yazıların dışında, kitabın genel çerçevesine uyan ve yazarın daha yirmi yaşındayken, 1955 yılında kaleme aldığı “Mounier’nin Avrupa İnanç Bildirgesi” başlıklı bir yazısı da bulunuyor. Kitabın 2003 tarihli önsözünde Negri, her zaman Avrupacı ve inançlı bir federalist olduğunu belirterek, birleşmiş bir Avrupa’nın gerekli olduğunu ve Avrupa’nın sosyalist olmazsa birleşemeyeceğini söylüyor. Yazılar böylesi bir imkanı tartışıyor.