Sedat Yurtdaş – Kefaret (2012)

  • KEFARET, Sedat Yurtdaş, Weşanên Lîs, öykü, 96 sayfa

 

Siyasetçi ve yazar Sedat Yurtdaş’ın Kürtçe kaleme aldığı ikinci kitabı olan ‘Kefaret’, yazarın üç öyküsünü bir araya getiriyor. Kürt halkının politik ve toplumsal yaşamından olayları öykülerine konu edinen Yurtdaş, gündelik dilin imkânlarından da olabildiğince yararlanarak dolambaçsız, sahici bir anlatımla okurun karşısına çıkıyor. Yazar, kitaba adını veren öyküsünde de, isimsiz anlatıcısının, Kürt coğrafyasının boğuştuğu yakıcı sorunlarla yüzleşmesini hikâye ediyor. Yaşadığı açmazların kişiliğini parçaladığı anlatıcı, ceza çeker gibi sürdürdüğü bu hayattan kurtulmayı, kendini yeni baştan yaratmayı istemektedir.

Savinien Cyrano de Bergerac – Öteki Dünya: Ay Devletleri ve İmparatorlukları (2012)

  • ÖTEKİ DÜNYA: AY DEVLETLERİ VE İMPARATORLUKLARI, Savinien Cyrano de Bergerac, çeviren: Mustafa Demirkan, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 106 sayfa

 

1655 yılında, bir hastalık sonucu hayata veda eden Savinien Cyrano de Bergerac, ‘Öteki Dünya’ adlı bu ütopik, felsefi öyküsü üzerinden dönemin toplum düzeniyle hesaplaşıyor. de Bergerac alaycı hikâyesinde, dönemin dinsel inançlarını, toplumun davranış biçimlerini eleştiriyor ve bunu da, Ay’da yaşayanların vardıkları yüksek düşünce ve teknik düzeyden örnekleri överek yapıyor. Kitap, de Bergerac’ın, dünyada kendisinden yüzyıllar sonra gerçekleşecek ekonomik ve tıbbi gelişmelere dair öngörüleriyle dikkat çekiyor. Ay’da konuşulan dillerin de tasvir edildiği çalışma, bu yönüyle dilbilimcilerin de ilgisini çekebilecek nitelikte.

Anton Çehov – Kabuğuna Sinmiş Adam (2012)

  • KABUĞUNA SİNMİŞ ADAM, Anton Çehov, çeviren: İlker Balkan, Altın Bilek Yayınları, öykü, 109 sayfa

 

‘Kabuğuna Sinmiş Adam’, Anton Çehov’un ‘Besleme’, ‘Voladya’, ‘Başkalarının Derdi’, ‘Nişanlı Kız’ ve ‘Boyundaki Nişan’ adlı öykülerini bir araya getiriyor. Çehov, kitaba adını veren öyküsünde de, kendini kuşatılamaz zırhlarla donatarak yaşamaya alışmış Belikov isimli karakterinin trajikomik hayatını anlatıyor. Latince öğretmeni olan Belikov, mevsim ne olursa olsun sıkı sıkı giyinip örtünmesiyle meşhurdur. Onun örtünmeden anladığı, kendisini dış etkenlerden koruyup yalnız kalmasını sağlayacak bir kılıf yaratmaktır. Belikov’un bu yalıtılmış hayatı, günün birinde Verenka adlı bir kadına aşık olmasıyla tepetaklak olacaktır.

Demir Özlü – Sürgün Küçük Bulutlar (2012)

  • SÜRGÜN KÜÇÜK BULUTLAR, Demir Özlü, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 754 sayfa

 

‘Sürgün Küçük Bulutlar’, 1950 Kuşağı yazarlarından Demir Özlü’nün toplu öykülerinden oluşuyor. Bu toplu basım, Özlü’nün 1958’de yayımladığı ilk kitabı ‘Bunaltı’ ile 2001’de yayımladığı ‘Geçen Yaz Kentte Kızlar’ da içinde olmak üzere, yedi öykü kitabını bir araya getiriyor. Özlü, öykülerinde bireyin yalnızlığını, yabancılaşma duygusunu ve tedirginliklerini simgesel bir dille işliyor. Roman, eleştiri ve deneme türlerinde de eserler vermiş Özlü’nün öyküleri, Fransız varoluşçu ve gerçeküstücü yazarlar ile Amerika’daki Beat Kuşağı şairlerinden beslenmiş ve anlamsızlığın, kuşkunun, hiçliğin ortasına yuvarlanmış bireyi anlatır.

Raymond Carver – Lütfen Sessiz Olur musun, Lütfen? (2012)

  • LÜTFEN SESSİZ OLUR MUSUN, LÜTFEN?, Raymond Carver, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, Can Yayınları, öykü, 253 sayfa

 

20. yüzyıl Amerikan edebiyatının önemli isimlerinden olan Raymond Carver, özellikle kısa öykü türüne getirdiği büyük katkıyla dikkat çekmiş bir yazar. İşte ‘Lütfen Sessiz Olur musun, Lütfen?’, yitik kuşağın bu meşhur ismine ait yirmi iki öyküyü bir araya getiriyor. Carver buradaki öykülerinde sinmiş, acı çeken ve geleceğini kurtaramayacak denli yılmış bireylerin hikâyesini anlatıyor. Amerikan taşrasındaki sıradan insanın yaşamına inen ve bu yaşamda tanık olunan trajedilere soğukkanlı bir şekilde yaklaşan Carver, ardından kendine has maharetiyle, bu olayların  okurun dünyasında silinmez izler bırakmasını sağlıyor.

Ray Bradbury – Yakma Zevki (2012)

  • YAKMA ZEVKİ, Ray Bradbury, çeviren: Murat Özbank, İthaki Yayınları, öykü, 479 sayfa

 

Amerikalı yazar Ray Bradbury’e dünya çapında ün kazandıran romanı, devletin yasakladığı kitapları yakmakla görevlendirilen bir “itfaiyeci”nin anlatıldığı ‘Fahrenheit 451’di. ‘Yakma Zevki’nde ise, Brarbury’nin henüz yukarıdaki kült eseri yayımlamadan önce kaleme aldığı öyküleri bir araya getiriyor. Buradaki öyküler, Bradbury’nin yazma serüvenindeki önemli bir aşamaya tekabül ettikleri gibi, daha sonra ‘Fahrenheit 451’in yer alacak temaların da müjdecisi niteliğinde. Öyküler ayrıca, 1950’li yılların Amerikan toplumunun siyasal tavırları, gelecekten beklentileri ve kaygıları konusunda da önemli ipuçları barındırıyor.

Charlotte Perkins Gilman – Sarı Duvar Kağıdı (2012)

Birinci dalga feminist hareketin önde gelen isimlerinden Charlotte Perkins Gilman, bizde daha önce yayımlanan ‘Kadınlar Ülkesi’yle hatırlanacaktır.

Bu kitap, kadınları ele alan edebi denemeler içerisinde, ilk defa feminist öğeleri ütopya tarzıyla açık ve bilinçli bir şekilde işlemesiyle önemliydi.

Gilman’ın ‘Sarı Duvar Kağıdı’ ise, kendisinin 1890 ile 1914 arasında kaleme aldığı yedi öyküsünü bir araya getiriyor.

Yazar kitaba adını veren öyküsünde, toplumun kadına biçtiği rolleri ve kadının bu sınırlar karşısındaki çaresizliğini anlatıyor.

Sarı duvar kağıdı düzeni, yırtılması ise kadının özgürlüğünü temsil eder.

  • Künye: Charlotte Perkins Gilman – Sarı Duvar Kağıdı, çeviren: Aksu Bora ve Aysun Altunışık, Otonom Yayıncılık, öykü, 115 sayfa

Richard Swartz (ed.) – Yanı Başımızdaki Yabancı (2012)

 

  • YANI BAŞIMIZDAKİ YABANCI, editör: Richard Swartz, çeviren: Sezer Duru, Naciye Güngörmüş, Rubin Hoxha ve diğerleri, Everest Yayınları, öykü, 324 sayfa

Avrupa kıtasının doğu kesimi, Soğuk Savaş döneminde jeopolitik bir birliği ifade ediyordu. Sovyetlerin batı kenarı olarak adlandırılan ve tarihten bu yana kritik bir konumda olan bölge, Soğuk Savaş’ın ardından milliyetçiliğin ve etnik çatışmaların yoğunluklu yaşandığı bir coğrafyaya dönüştü. Richard Swartz’ın editörlüğünü üstlendiği bu kitap, Doğu Avrupa’da doğup büyümüş; Hırvat, Arnavut, Boşnak, Sırp, Macar, Sloven ve Bulgar asıllı yazarların bu parçalanmışlığı konu alan metinlerinden oluşuyor. Yazarlar, bir zamanlar aynı ülkenin bayrağı altında yaşayan insanların birbirlerine nasıl düşman olduklarını anlatıyor.

Kerem Işık – Toplum Böceği (2012)

 

  • TOPLUM BÖCEĞİ, Kerem Işık, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 119 sayfa

Kerem Işık, ilk kitabı ‘Aslında Cennet de Yok’ta, sıradan yaşamın içinde pek göze çarpmayan ayrıntılara odaklanmış; tasvir etmeye koyulduğu meseleyi, süslü bir üsluba ve abartılı söz oyunlarına başvurmadan, sade bir tarzda kaleme getirmişti. Yazarın elimizdeki ikinci kitabında yer alan öyküler için de benzer bir saptama yapılabilir. Işık’ın kendine has naif bakışı, buradaki öykülerin de ana çerçevesi olarak düşünülebilir. Yazar burada, toplumun beklentilerini karşılayan bireyler yetiştirme, kariyer yapma ve mutluluk arayışı gibi güncel insanlık sorunlarını, ironik ve mizahi bir bakış açısıyla anlatıyor.

Zeynep Aliye – Bekâret Boncuğu (2011)

  • BEKÂRET BONCUĞU, Zeynep Aliye, Kavis Kitap, öykü, 216 sayfa

 

Zeynep Aliye ‘Bekâret Boncuğu’nda bir araya gelen öykülerinde, Türkiyeli kadınların toplumsal konumunu masaya yatırıyor. Öykülerinde kadınları anne, eş, evlat ve çocuk olarak karşımıza çıkaran Aliye, muhafazakâr bir toplumda hayatta kalmaya çalışan kadınların maruz kaldığı büyük kuşatılmayı ve baskıları resmediyor. Yazar, kitaba adını veren öyküsünde de, Sevinç isimli karakterinin, masumiyetini yitirme korkusunu anlatıyor. Yakın zamanda evlenecek olan Sevinç, geçmişinde yaşadığı bir gönül macerasının vicdan azabını yaşamaktadır. Sevinç, toplumca kabul edilen ve onaylanan evlilik ile hayal ettiği hayat arasında kararsızlık yaşamaktadır.