Richard Firth-Godbehere – Duygular Üzerinden İnsanlık Tarihi (2025)

Richard Firth-Godbehere’in bu kitabı, duyguların insanlık tarihindeki belirleyici rolünü inceliyor. ‘Duygular Üzerinden İnsanlık Tarihi: Hissetme Şeklimiz Bildiğimiz Dünyayı Nasıl İnşa Etti?’ (‘A Human History of Emotion: How the Way We Feel Built the World We Know’), duyguları biyolojiden ibaret görmüyor; onlar kültürle, inançlarla ve toplumsal yapılarla şekillenen olgular olarak ele alıyor. Farklı dönem ve coğrafyalarda insanların aynı duyguları nasıl bambaşka anlamlarla yaşadığını gösteriyor. Duyguların sadece bireysel bir his değil, toplumsal düzenin de taşıyıcısı olduğunu vurguluyor. Böylece duygu tarihinin insan uygarlığının temel taşlarından biri olduğu ortaya çıkıyor.

Kitapta öne çıkan düşünce, duyguların sabit olmadığı, zamanla değiştiği yönünde ilerliyor. Antik dönemden modern dünyaya kadar “korku”, “öfke”, “sevgi” gibi duygular farklı normlarla tanımlanıyor. Orta Çağ’da dini inançlar duyguların yönünü belirliyorken, Aydınlanma ile akıl onlara sınır çiziyor. Sanayi çağında ise üretim ve kent yaşamı duygusal deneyimi yeniden biçimlendiriyor. Yazar, duyguların tarihte savaşları, devrimleri ve toplumsal dönüşümleri tetiklediğini söylüyor.

Ayrıca duyguların politik kullanımına özel bir önem veriliyor. İktidar, korkuyu yöneterek itaat kuruyor ya da umut yaratarak yeni birliktelikler oluşturuyor. Duygular hem kamusal alanı hem kimlikleri dönüştürüyor. Yazar, duyguların bilimde, tıpta ve teknolojide de etkili olduğunu belirtiyor. Modern psikoloji ile nörobilim, duyguların nasıl işlediğini açıklamaya çalışırken, kültürlerin bu deneyime verdiği anlamlar farklılaşıyor.

Sonuçta kitap, duyguların pasif değil, tarihin itici gücü olduğunu ortaya koyuyor. İnsanlar dünyayı sadece düşünceleriyle değil, hisleriyle de inşa ediyor. Bu nedenle duyguların tarihini anlamak, insanlığın kendini nasıl var ettiğini anlamaya yardımcı oluyor. Okur, duyguların gelecekte nasıl şekilleneceğini de merak ediyor.

  • Künye: Richard Firth-Godbehere – Duygular Üzerinden İnsanlık Tarihi: Hissetme Şeklimiz Bildiğimiz Dünyayı Nasıl İnşa Etti?, çeviren: Selim Sezer, Diplomat Yayınları, tarih, 376 sayfa, 2025

Adam Higginbotham – Çernobil’de Gece Yarısı (2024)

1986 yılının Nisan ayında, Ukrayna’nın kuzeyinde bulunan Pripyat kasabası, insanlığın görüp görebileceği en korkunç gecelerden birine tanıklık etti.

Sovyetler Birliği’nin en büyük nükleer santrali Çernobil’de meydana gelen patlama, dünyanın kaderini sonsuza dek değiştirecek bir felaketti.

Ancak bu trajedinin ardında yatan gerçek, daha önce hiç bu kadar çarpıcı ve insani bir şekilde anlatılmamıştı…

Ta ki şimdiye kadar.

Çernobil sadece bir nükleer kaza değil; aynı zamanda insanlığın doğa üzerindeki egemenlik arayışının acı bir hatırası.

Bu felaket, radyasyonun korkunç etkilerinin yanı sıra insanın kendi yarattığı teknolojik canavarla baş etme çabasının hikâyesidir.

Bu trajik olay gizlilik politikalarıyla, propagandalarla ve yanlış bilgilerle dolu bir perdenin ardında uzun süre kapalı bir kutu olarak kaldı.

Ancak şimdi, Higginbotham’ın kalemiyle gerçeğe bir adım daha yaklaşıyoruz.

İnsanlık tarihinin yüzleştiği en büyük felaketlerden biri olan Çernobil’in ardındaki sır perdesi aralanıyor…

  • Künye: Adam Higginbotham – Çernobil’de Gece Yarısı: Dünyanın En Büyük Nükleer Faciasının Anlatılmayan Hikâyesi, çeviren: Selim Sezer, Epsilon Yayıncılık, tarih, 600 sayfa, 2024

Masha Gessen – Gelecek Tarihtir (2023)

Vladimir Putin’in çoksatan biyografisinin yazarı, usta gazeteci Masha Gessen, Rusya’nın bir nesil içinde nasıl daha sert ve karşı konulmaz yeni bir otokrasi türüne teslim olduğunu gözler önüne seriyor.

Ödüllü gazeteci Gessen, son zamanlarda Rusya’yı sarsan olayları ve dinamikleri benzersiz bir bakış açısıyla ele alarak bu kitapta demokrasinin şafağı olması beklenen dönemde doğan dört kişinin hayatlarını konu ediyor.

Bazıları yeni Rusya’nın mimarlarının çocukları ve torunları olan bu kişilerin her biri girişimci, aktivist, düşünür ve yazar olarak yepyeni umutlarla yetişkinliğe adım atıyor.

Dahası Gessen, onları perişan edecek olan rejimin entrikalarına ve eski Sovyet düzeninin günümüzün mafya devleti biçiminde yeniden ortaya çıkmasını sağlayan anlayışa karşı bir yol çiziyor.

Güçlü ve güncel bir kitap olan ‘Gelecek Tarihtir’, günümüz ve tüm zamanlar için uyarı niteliğinde bir çalışma.

  • Künye: Masha Gessen – Gelecek Tarihtir: Rusya’da Totalitarizmin Geri Dönüşü, çeviren: Selim Sezer, Epsilon Yayıncılık, siyaset, 614 sayfa, 2023

David Stasavage – Demokrasinin Gerilemesi ve Yükselişi (2022)

Demokrasi ve otokrasinin gelişimini ilişkisel şekilde analiz eden olağanüstü bir kitap.

Siyasi kurumların büyümesini özgün bir tarzda ele alan David Stasavage’in çalışması, modern yönetim biçimlerinin kökenlerine önem veren herkes için muazzam dersler barındırıyor.

Demokrasinin yükselişinin tarihsel anlatımları, Antik Yunan ve Rönesans öncesi Avrupa’ya odaklanma eğilimindedir.

Birkaç bin yıla yayılan örneklerden yola çıkan Stasavage, öncelikle devletlerin neden demokratik ya da otokratik yönetim tarzları geliştirdiğini ele alıyor ve erken demokrasinin, zannedilenin aksine, zayıf bir devlette ve basit teknolojilerle küçük yerlerde bile gelişme eğiliminde olduğunu savunuyor.

Amerika’dan Mezopotamya’ya, hatta sömürge öncesi Afrika’ya kadar birçok farklı coğrafyada, demokratik uygulamaların var olduğunu dile getiren Stasavage, bu kapsamlı çalışmasında, hikâyenin tahmin edilenden katbekat zengin olduğunu göstermek adına çok daha öncesine uzanan küresel kanıtlardan yola çıkıyor.

Stasavage, erken demokrasinin dünyadaki yaygınlığına değinerek onların nerede ve nasıl yükseldiğini –ne zaman ve neden gerilediğini– anlamanın, yalnızca yönetimlerin tarihi ekseninde değil aynı zamanda modern demokrasilerin çalışma biçimleri ve gelecekte nerede açığa çıkabileceği ekseninde de önemli bilgiler sağlayacağını öne sürüyor.

Demokratik kaygıların hızla çoğaldığı günümüzde ‘Demokrasinin Gerilemesi ve Yükselişi’, siyasi kurumların büyümesini yepyeni bir tarzda ele alıyor ve modern yönetim biçimlerinin kökenlerine önem veren herkes için şaşırtıcı dersler sunuyor.

  • Künye: David Stasavage – Demokrasinin Gerilemesi ve Yükselişi: Antik Dönemden Günümüze Uzanan Küresel Bir Tarih, çeviren: Selim Sezer, Epsilon Yayıncılık, 520 sayfa, 2022

Daniel Bensaïd–Mülksüzler (2018)

Karl Marx’ın oldukça kısa süren bir gazetecilik hayatı var.

Marx bu dönemde, Rheinische Zeitung’da yürütülen odun hırsızlığı konusundaki tartışmalara dâhil olmuş ve bunun üzerinden mülkiyet hakkı, basın özgürlüğü, suç ve ceza gibi konuları irdelemişti.

Bu yazıların üzerinden bir buçuk asır geçti, fakat genç Marx’ın daha o zaman yaptığı saptamalar, bugün de güncelliğini koruyor.

Daniel Bensaïd ise, daha önce Marx’ın bu yazıları üzerine ders vermişti.

Yazar, verdiği derslerden yola çıkarak kaleme aldığı bu kısa ama etkileyici çalışmasında, Marx’ın tartıştığı kavramları güncel bağlamlarına yerleştiriyor.

Bensaïd, Marx’ın odun hırsızlığı üzerinden yürüttüğü ufuk açıcı tartışmayı, bugün tüm dünya çapındaki özelleştirmeye karşı mücadele eden mülksüzlerin mücadelesiyle buluşturuyor ve Marx’ın ne denli önemli analizler ortaya koyacak düşünsel kabiliyete sahip olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

  • Künye: Daniel Bensaïd – Mülksüzler: Marx, Odun Hırsızları ve Yoksulların Hukuku, çeviren: Selim Sezer, Dipnot Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2018

Kolektif – Osmanlı’dan Günümüze Darbeler (2017)

Türkiye’de demokrasinin kurumsal hale gelememesinin başlıca nedeni, askerin darbeler yoluyla siyaseti ve toplumu düzenleme çabasından kaynaklanıyor.

15 Temmuz’da yaşanan da, tamı tamına bu yönde bir girişimdi.

Üstelik bu durum, sadece çok partili dönemin sorunu da değil.

Bu kitabın da gösterdiği gibi, Osmanlı’da da darbe ve darbe girişimlerinden geçilmiyordu.

Alanında bilinen çok sayıda ismin katkıda bulunduğu bu kitap, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e ve günümüze darbe ve darbe girişimlerinin ardındaki dinamikleri inceliyor.

Hatırlanacağı gibi Toplumsal Tarih dergisi, özel bir sayıda bu toprakların darbe geçmişine odaklanmıştı.

İşte bu kitap da, derginin darbe özel sayısından yola çıkarak Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yaşanan darbe ve darbe girişimlerinin siyasi, toplumsal kültürel yansımaları ile karikatürler ve şarkılar gibi popüler alandaki izdüşümlerini irdeliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Altan Öymen, Aydan Çelik, Burak Onaran, Doğan Gürpınar, Edhem Eldem, Erden Akbulut, Evren Balta, Gülay Yılmaz, Güven Gürkan Öztan, İsmet Akça, Kaya Erdem, Levent Ünsaldı, M. Zafer Üskül, Mehmet Ö. Alkan, Murat Meriç, Noémi Lévy-Aksu, Selim Sezer, Taha Akyol, Turgut Çeviker, Y. Doğan Çetinkaya ve Zihni Çetiner.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı’dan Günümüze Darbeler, hazırlayan: Mehmet Ö. Alkan, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 352 sayfa

Yves Lacoste – Coğrafya, Her Şeyden Önce Savaş Yapmaya Yarar (2014)

Coğrafyacı ve jeopolitika uzmanı Yves Lacoste, polemiklerle ilerleyen elimizdeki incelemesinde, çağlar boyunca coğrafyanın savaş ve yıkımlarla amaçlarına ulaşan iktidarlarca nasıl kullanıldığını tartışıyor.

Uzun yıllar saha çalışmaları yapmış ve ABD’nin Vietnam savaşının sürdüğü esnada, bölgeyi bu anlamda inceleme fırsatı bulmuş Lacoste, devlet aygıtının bölgede yaşayan insanların kontrol edilmesi ve organize edilmesi açısından, coğrafyanın gerek fiziksel ve gerekse iktisadi, sosyal, demografik ve siyasi özellikleri açısından araç olduğunu savunuyor.

Yazar bu argümanını geliştirirken, dünyadan birçok örnek de sunuyor.

  • Künye: Yves Lacoste – Coğrafya, Her Şeyden Önce Savaş Yapmaya Yarar, çeviren: Selim Sezer, Ayrıntı Yayınları, coğrafya, 191 sayfa