Rahel Jaeggi — Yabancılaşma (2026)

Rahel Jaeggi’nin bu kitabı, modern toplumda yabancılaşma kavramının hâlâ geçerli olup olmadığını yeniden tartışıyor. Jaeggi, özellikle Karl Marx’tan miras kalan ve bugünlerde demode olduğu söylenen yabancılaşma düşüncesinin günümüz kapitalist toplumunu anlamak için hâlâ güçlü bir tanımlama olduğunu söylüyor. ‘Yabancılaşma: Toplumsal Felsefi Bir Sorunun Güncelliği Üzerine’ (‘Entfremdung: Zur Aktualität eines sozialphilosophischen Problems’), yabancılaşmayı yalnızca ekonomik bir sorun olarak değil, bireyin kendi hayatıyla kurduğu ilişkinin bozulması olarak ele alıyor.

Jaeggi’ye göre yabancılaşma, insanın kendi eylemleri, arzuları ve yaşam biçimi üzerinde gerçek bir sahiplik hissi kuramaması durumunda ortaya çıkıyor. İnsanlar hayatlarını sürdürüyor gibi görünse de aslında kendi yaşamlarına dışarıdan bakıyormuş gibi hissedebiliyor. Bu durum yalnızca iş hayatında değil, gündelik ilişkilerde, tüketim alışkanlıklarında ve kimlik kurma süreçlerinde de ortaya çıkıyor.

Kitabın önemli katkılarından biri, yabancılaşmayı romantik bir “özünü kaybetme” anlatısına indirgemeden yeniden tanımlaması oluyor. Jaeggi, insanların değişmez bir “öz”e sahip olduğu fikrine mesafeli duruyor. Bunun yerine yabancılaşmayı, bireyin yaşam pratikleriyle kurduğu ilişkinin başarısız veya işlevsiz hale gelmesi olarak yorumluyor. Yani sorun, insanların gerçek özlerinden kopması değil; yaşam biçimlerinin kendileri için anlamlı ve sahiplenilebilir olmaması oluyor.

Jaeggi ayrıca yabancılaşmayı yalnızca bireysel bir psikolojik sorun olarak görmüyor. Bu durumun toplumsal kurumlar, ekonomik düzen ve kültürel normlarla yakından bağlantılı olduğunu gösteriyor. Kapitalist üretim biçimleri, bürokratik kurumlar ve standartlaşmış yaşam modelleri insanların kendi faaliyetleri üzerinde kontrol kurmasını zorlaştırabiliyor.

Sonuç olarak bu kitap, yabancılaşmayı geçmişte kalmış bir eleştiri olarak değil, modern toplumun temel sorunlarından biri olarak yeniden yorumluyor. Jaeggi, özgür bir yaşamın ancak insanların kendi pratiklerini gerçekten sahiplenebildiği ve anlamlı bulabildiği koşullar altında mümkün olduğunu savunarak sosyal felsefede yabancılaşma kavramını güncel bir tartışma haline getiriyor.

Rahel Jaeggi — Yabancılaşma: Toplumsal Felsefi Bir Sorunun Güncelliği Üzerine
Çeviren: Tanıl Bora • İletişim Yayınları
Siyaset • 334 sayfa • 2026

Emre Canpolat – İletişim ve Yabancılaşma (2025)

İletişimin hiç olmadığı kadar hızlandığı bir çağda yaşıyoruz; fakat bu hız, yakınlığı mı çoğaltıyor yoksa mesafeyi mi derinleştiriyor? Akıllı telefon, bizi dünyaya bağlayan nötr bir araç olmaktan çıkıp gündelik hayatın merkezine yerleşmiş bir ilişki biçimine dönüşürken, yabancılaşma da biçim değiştirerek yeniden üretiliyor.

Emre Canpolat bu çalışmada, Marx’ın yabancılaşma, meta fetişizmi ve şeyleşme kavramlarını dijital kapitalizmin en sıradan nesnesi olan akıllı telefon üzerinden yeniden düşünmeye girişiyor. Hegel’den Marx’a uzanan kuramsal hattı güncel toplumsal deneyimlerle buluşturan kitap, sosyal medya etkileşimlerinden konum bildirimlerine, beğeni ekonomisinden sürekli çevrimiçi olma hâline kadar uzanan pratiklerin nasıl birer sermaye mekanizmasına eklemlendiğini gösteriyor.

Teknolojinin bizi birbirimize bağladığı iddiası, bu bağın hangi koşullarda ve kimin yararına kurulduğu sorusunu gizliyor. Canpolat, gündelik yaşamın en masum görünen anlarının bile nasıl metalaştığını, boş zamanın nasıl üretken bir sömürü alanına dönüştüğünü ve insanın kendi emeğine, zamanına ve ilişkilerine yabancılaşmasının dijital biçimlerini görünür kılıyor. Böylece akıl, enformasyon ve iletişim, kolektif bir kazanım olmaktan çıkıp denetim ve fetiş nesneleri hâline geliyor.

‘İletişim ve Yabancılaşma’, dijital çağın “zahiri toplulukları” içinde şekillenen insan deneyimini çözümlemeye çalışırken, okuru yalnızca teknolojiye değil, bu teknolojinin içkin olduğu toplumsal ilişkilere de eleştirel bir gözle bakmaya çağırıyor. Kitap, dijital dünyanın parlak yüzünün ardındaki yapısal yabancılaşmayı anlamak isteyenler için güçlü bir teorik sorgulama sunuyor.

  • Künye: Emre Canpolat – İletişim ve Yabancılaşma: Marx’ın Yabancılaşma Teorisi, Fetişizm ve Gündelik Hayat, Yordam Kitap, inceleme, 272 sayfa, 2025

Franco “Bifo” Berardi – Ruh İşbaşında (2012)

Franco “Bifo” Berardi, “ruh”u maddeci bir yolla tartıştığı ‘Ruh İşbaşında’da, ruhun adım adım maruz kaldığı yabancılaşmayı araştırıyor.

Berardi bunu, 1960’lı yılların yabancılaşma ve bütünsellik gibi Hegelci kavramlarını, günümüzün biyopolitika ve arzunun psikopatolojileri gibi kavramlar çerçevesinden mukayese ederek yapıyor.

Yazar, bir yandan o dönemdeki felsefeyle emek kuramları arasındaki ilişkiyi tasvir ederken, öte yandan da Deleuze ve Guattari ile Baudrillard’ın düşüncelerinden hareketle, çalışma süreçlerinin ilerleyen bir biçimde zihinselleşmesini ve bunun ruhu iş süreçlerine tabi kılıp köleleştirişini araştırıyor.

  • Künye: Franco “Bifo” Berardi – Ruh İşbaşında, çeviren: Fırat Genç, Metis Yayınları, felsefe, 193 sayfa, 2012

Ahmet Alpay Dikmen – Makine, İş, Kapitalizm ve İnsan (2012)

  • MAKİNE, İŞ, KAPİTALİZM VE İNSAN, Ahmet Alpay Dikmen, Tan Kitabevi, siyaset, 300 sayfa

Ahmet Alpay Dikmen, yönetim psikolojisi ve yönetim sosyolojisi disiplinlerinden yararlanarak kaleme aldığı ‘Makine, İş, Kapitalizm ve İnsan’da, iş, yabancılaşma, meta fetişizmi, tüketim çılgınlığı, kontrol ve iktidar gibi kavramları inceliyor. İncelemesinin merkezine “iş” ve “iş ortamı”nı yerleştiren Dikmen, modern anlamda iş ve iş örgütlenmesinin, özellikle kapitalizm sürecinde nasıl toplumsal bir olgu haline geldiğini ve toplumsal hiyerarşiyi nasıl yeniden şekillendirdiğini ortaya koyuyor. Çalışma, modern dönemle birlikte karmaşıklaşan iktidarın açık ve gizli biçimlerini tartışmaya açmasıyla da dikkat çekiyor.