İlke Boran ve Kıvılcım Yıldız Şenürkmez – Kültürel Tarih Işığında Çoksesli Batı Müziği (2007)

  • KÜLTÜREL TARİH IŞIĞINDA ÇOKSESLİ BATI MÜZİĞİ, İlke Boran ve Kıvılcım Yıldız Şenürkmez, Yapı Kredi Yayınları, müzik, 317 sayfa

‘Kültürel Tarih Işığında Çoksesli Batı Müziği’ isimli bu çalışma, Antik Yunan’dan günümüze uzanan süreçte, genel hatlarıyla sunuluyor. Belli başlı dönemler ile önemli besteciler ve yapıtlarının anlatıldığı kitap, Batı müziğini bir bütün içinde ele almayı amaçlıyor. Bu Batı müziğinin katettiği 1000 yıl gibi uzun bir tarih anlamına geliyor. Burada kısa da olsa, Türkiye’nin modernleşme çabalarında çoksesli müziğin gelişimine, öncü bestecilere ve yapıtlarına da yer verilmiş. Kitap, müzisyenler, müzikseverler, öğrenciler ve müziği merak eden okuyucular için, basit bir dille oluşturulmuş kaynak bir kitap niteliğinde.

Niyazi Ahmet Banoğlu – Tarihi ve Efsaneleriyle İstanbul Semtleri (2007)

  • TARİHİ VE EFSANELERİYLE İSTANBUL SEMTLERİ, Niyazi Ahmet Banoğlu, Selis Kitaplar, tarih, 450 sayfa

“Doğu efsaneler diyarıdır” denir. Bu cümle, bir yanı Doğulu olan İstanbul için de neden geçerli olmasın. İstanbul’un çok eski bir tarihi var. Bu tarihten günümüze kadar gelen şehrin, efsanelerinin olmaması da mümkün değil. İşte, Niyazi Ahmet Banoğlu’nun, İstanbul şehir kültürüne dair önemli bir kaynak olan bu kitabı, yazarın 1935 yılında ‘Kurun’ gazetesinde yayımlanan yazılarının derlenmesiyle oluşturuldu. Kitapta, İstanbul’un Kadıköy, Üsküdar, Beykoz, Sarıyer, Beşiktaş, Beyoğlu, Kağıthane, Eyüp, Fatih ve Eminönü gibi ilk semtlerinin tarihi yer alıyor. Fakat Banoğlu, bu tarihi, her semtin kendi söylenceleri, kültürü ve efsaneleri çerçevesinden anlatıyor.

Kemal Tahir – Üstadın Ölümü (2007)

  • ÜSTADIN ÖLÜMÜ, Kemal Tahir, İthaki Yayınları, öykü, 190 sayfa

Kemal Tahir, Türkiye edebiyatının en çok yazmış isimlerinden biri. Yazarın, birbirinden çok farklı birçok dergide yayımlanmış öyküleri bulunuyor. ‘Üstadın Ölümü’ndeki öyküler de, kendisinin farklı dergilerde yayımlanmış otuz kısa öyküsünü bir araya getiriyor. Bir araya getirilen bu öyküler iki bölümden oluşuyor. Birinci bölümde, Tahir’in 21 Ekim 1936-5 Temmuz 1938 tarihleri arasında yayımlanan öyküleri yer alıyor. İkinci bölümdeyse, yazarın Karikatür Dergisi’nde, 13 Şubat 1937-3 Şubat 1938 tarihleri arasında yayımlanmış öyküleri yer alıyor. Yazarın TİPİ ve TA-KA takma isimleriyle kaleme aldığı bu öykülerinin, mizahi yönlerinin baskın, melodramik bir yapıda olduğunu belirtelim.

J. Claude Carrière – Einstein, Lütfen (2007)

  • EINSTEIN, LÜTFEN, J. Claude Carrière, çeviren: Yaşar İlksavaş, Doğan Kitapçılık, roman, 119 sayfa

J. Claude Carrière’in ‘Einstein, Lütfen’i, Albert Einstein’ı hikâye eden bir otobiyografik roman. Romanda Einstein ölmemiş ve öngördüğü zaman yolculuğu bir hayal olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşmüştür. Roman, kahramanı Einstein’ın geçmişini, fizik alanındaki çalışmalarını kendi ağzından aktaran bir kurguyla oluşturulmuş. Geçmişte olduğu gibi, günümüzde de en çok özlemi duyulan şey zamanın sınırlarından kurtulmaktı. Einstein bu özlemini, fizik alanındaki çalışmalarıyla yapmaya çalıştı. Bu romanda da, edebiyatta daha önce birçok yazar tarafından denenmiş örneği bulunan, zaman gerçekliğinin -veya yanılsamasının- tersyüz edilmesi çabasıyla karşı karşıyayız.

Erdil K. Akay – Korutürk’lü Yıllarım (2007)

  • KORUTÜRK’LÜ YILLARIM, Erdil K. Akay, Erko Yayıncılık, anı, 204 sayfa

Hariciye kökenli Erdil K. Akay, 7 Ekim 1976 ile 30 Haziran 1980 yılları arasında,  Cumhurbaşkanı Fahri S. Korutürk’ün ve Cumhurbaşkanı vekili İhsan Sabri Çağlayangil’in özel kalem müdürlüğünü yapmıştı. Yazarın ‘Korutürk’lü Yıllarım’ isimli bu kitabı da, kendisinin o döneme, Korutürk’e, eşine ve çevresindekilere dair anılarından oluşuyor. 12 Eylül darbesinden önce Cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmiş Korutürk, kuşkusuz Türkiye tarihinde önemli bir isim. Bu önemli aktörün dönemine ilişkin ‘içerden’ bir bakışla kaleme alınan kitap, yazarının yaklaşık elli yıllık bürokratlık hizmeti düşünüldüğünde, Türkiye’nin hariciye tarihine dair kaynak bir çalışma olması yönüyle de önerilir.

İskender Özsoy – Mübadelenin Öksüz Çocukları (2007)

  • MÜBADELENİN ÖKSÜZ ÇOCUKLARI, İskender Özsoy, Bağlam Yayınları, tarih, 334 sayfa

Türkiye ve Yunanistan arasında yaşanan Mübadele trajedisi, çok sayıda esere konu oldu. İskender Özsoy’un daha önce yayımlanan ‘İki Vatan Yorgunları / Mübadele Acısını Yaşayanlar Anlatıyor’ isimli çalışması, bu trajediyi dile getiren önemli bir ilk kitaptı. Uzun zamandır gazetecilik yapan Özsoy’un ‘Mübadelenin Öksüz Çocukları’ ise mübadeleye konusuna kaldığı yerden devam ediyor ve 61’i birinci kuşak toplam 72 mübadilin tanıklıklarına yer veriyor. Yaşadıkları topraklardan kopan bu insanlar, tam da yazarın deyimiyle, “parçalanmış zamanları gösteren hayatlar”dı. Kitapta yer alan isimler, bu kopuş sonrasında yaşadıkları telafisi pek mümkün olmayan acılarını dile getiriyor.

Kaan Arslanoğlu – Öteki Kayıp (2007)

  • ÖTEKİ KAYIP, Kaan Arslanoğlu, İthaki Yayınları, roman, 294 sayfa

Kaan Arslanoğlu’nun ‘Öteki Kayıp’ı, ilk olarak 2003 yılında yayımlanmıştı. Yazarın kendine has yönü, Psikiyatri bilgisini romanlarının psikolojik unsurlarını oluştururken iyi kullanmasıdır. Bu roman da, yabancılaşmayı, mültecileri ve kayıp ruhları hikâye ediyor. Gündelik hayatın beraberinde getirdiği sıkıntının, insanları hayatın öteki ucuna götürmesi ve insanların bu sıkıntıyı atlatmak için gösterdikleri çaba romanın asıl konusu. Yazarın, Türkiye’nin zihniyet yapısını da eleştirdiği bu romanda, kimlik, etnisite, mülteciler gibi sorunlara da, psikolojik ve kültürel açılardan odaklanıyor.

Humberto Constantini – Francisco Sanctis’in Uzun Gecesi (2007)

  • FRANCISCO SANCTIS’İN UZUN GECESİ, Humberto Constantini, çeviren: Alaz Pesen, Yordam Kitap, roman, 159 sayfa

Arjantinli şair ve yazar Humberto Constantini, ülkesindeki politik baskılar yüzünden 1976 yılında ükesini terk etmek zorunda kalmıştı. Yazarın ilk olarak 1984 yılında yayımlanan bu romanı, politik gerilim unsurlarının kuruluşuyla dikkat çekiyor. Evli, üç çocuklu, klasik müzik tutkunu, kendi halinde bir muhasebecinin hayatı, eski bir kız arkadaşından aldığı telefonla değişir. Telefonun peşinden Buenos Aires’in uykusuz barlarına ve işçi mahallelerine giden muhasebeci, burada hem bir kahraman olacak hem de tekdüze, sıradan hayatıyla hesaplaşacaktır.

Peter Galbraith – Irak’ın Sonu (2007)

  • IRAK’IN SONU, Peter Galbraith, çeviren: Mehmet Murat İnceayan, Doğan Kitapçılık, siyaset, 240 sayfa

‘Irak’ın Sonu’nun yazarı Peter Galbraith için, “Kürtlerin Arabistanlı Lawrence’ı” nitelemesi yapılmıştı. Galbraith, alt başlığı ‘Ulus Devletlerin Çöküşü mü?’ olan kitabında, Kuzey Irak’taki faaliyetlerini anlatıyor. Yazarın hem Amerikan hem de Irak karar süreçlerine bizzat katılımı hatırlandığında, kitabın önemi daha da artıyor. Dolayısıyla kitap, Galbraith’in sadece Kürtlerle olan maceralarını değil, ABD’nin Irak işgaline eleştirel açıdan bakmasıyla da değer kazanıyor. Galbraith’in 2003 yılında, hükümetinden ayrılmasıyla beraber, ABD politikalarını daha rahat eleştirmeye başladığını ve kitapta bu eleştirel bakışın egemen olduğunu da belirtelim.

Aydın Boysan – Hayat Tatlı Zehir (2007)

Aydın Boysan bir sohbet adamı.

Kendisi, gezileri, mezeleri ve özellikle muhabbetiyle bilinen bir isim.

‘Hayat Tatlı Zehir’ ise, kendisinin bu muhabbetiyle, tabiri caizse şenlenen bir kitap.

Boysan altmış yaşından sonra yazarlığa başladı.

Onun yazarlığı, elli beş yıl mimar olarak çalışmasını unutturacak kadar öne çıktı.

Bu da pek kötü sayılmaz.

Çünkü muhabbeti, yaşam deneyimi ve gezip gördükleri, kendisine ister istemez bir hayat bilgesi sıfatı kazandırıyor.

“İnsanlar en çok, ölüm ve hastalık gibi şeyleri ciddiye almış görünüyorlar. Kolayına kaçmak bu! Zor olan, neşeyi ciddiye almak.” diyen Boysan’ın bu kitabı, muhabbet düşkünlerine önerilir.

  • Künye: Aydın Boysan – Hayat Tatlı Zehir: Aydın Boysan Kitabı, söyleşi: Ümit Bayazoğlu, İş Kültür Yayınları, söyleşi, 440 sayfa