Cevat Karahasan – Gece Meclisi (2010)

  • GECE MECLİSİ, Cevat Karahasan, çeviren: Ayalp Talun İnce, Apollon Yayıncılık, roman, 223 sayfa

Günümüz Boşnak edebiyatının önde gelen isimlerinden olan Cevat Karahasan ‘Gece Meclisi’nde, dünyası öfkeye kurban edilen baş kahramanı Dr. Simon’un, şiddetle hesaplaşmasını hikâye ediyor. Uzun yıllar sonra ülkesi Bosna’ya geri dönen Simon, kendini nefretin, şiddetin ve öfkenin kol gezdiği bir dünyanın göbeğinde bulur. Öte yandan, Simon’un buraya gelişinin ertesinde, dört cinayet işlenmiş ve kendisinden, yani “Batı’dan gelen yabancı”dan şüphelenilmeye başlanmıştır. Bu esnada ortaya çıkan Sufi dervişi Enver ise, Simon’un iç dünyasının gizemlerini keşfetmesine; ülkesindeki acımasız savaşla ve şiddetle hesaplaşmasına vesile olacaktır.

Armand Farrachi – Bach, Son Füg (2010)

  • BACH, SON FÜG, Armand Farrachi, çeviren: Heval Bucak, Can Yayınları, biyografi, 94 sayfa

Armand Farrachi ‘Bach, Son Füg’de, akıcı bir üslupla, dünyaca ünlü Alman klasik müzik bestecisi ve orgcu Johann Sebastian Bach’ın portresini sunuyor. Bach’ın nasıl bir çocukluk yaşadığı; kilise ve dinle bağlarının müziğini nasıl etkilediği; Saray çevresiyle ilişkilerinin hangi boyutlarda olduğu ve yaşadığı dönemin müzik çevrelerince nasıl değerlendirildiği, kitapta karşımıza çıkan konulardan birkaçı. Dönemin gravürleri ve resimleriyle de zenginleştirilen kitapta bunun yanı sıra, iki karısından on biri erkek, dokuzu kız yirmi çocuğu olan bestecinin, nasıl bir eş ve nasıl bir baba olduğu konusunda da dikkat çeken ayrıntılar yer alıyor.

Elisabeth Kübler-Ross – Ölüm ve Ölmek Üzerine (2010)

  • ÖLÜM VE ÖLMEK ÜZERİNE, Elisabeth Kübler-Ross, çeviren: Ekin Uşşaklı, APRIL Yayıncılık, inceleme, 294 sayfa

Psikiyatrist Elisabeth Kübler-Ross ‘Ölüm ve Ölmek Üzerine’ adlı ilginç incelemesinde, ölüm psikolojisi hakkında kapsamlı bir çerçeve çiziyor. “Ölmek doktorlara, hemşirelere, din adamlarına ve ölenlerin ailelerine ne öğretmelidir?” sorusunun yanıtını arayan çalışma, ölüm için beş aşamalı bir model oluşturuyor. Yazar bu aşamaları, inkâr ve yalnızlaşma, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme şeklinde tanımlıyor. Ölümcül hastalara nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda önerilerde bulunan Kübler-Ross’un kitabında, ölümcül hastalarla yapılan bazı söyleşiler ve ölümcül hastalar için nasıl bir terapinin uygulanabileceği konuları da yer alıyor.

Bernhard Brosius – Tarihin Yapıları: Tarihsel Materyalizme Giriş (2010)

  • TARİHİN YAPILARI: TARİHSEL MATERYALİZME GİRİŞ, Bernhard Brosius, çeviren: Nejat Ağırnaslı, Yordam Kitap, felsefe, 190 sayfa

Bernhard Brosius ‘Tarihin Yapıları’yla, tarihsel materyalizme dair rehber nitelikte bir çalışmaya imza atıyor. Diyalektik ve tarihsel materyalizm; diyalektik yöntem; tarihsel materyalizmin temel kaynakları; ücretli emek ve sermaye; üretim tarzının bölünmesi; beşeri üretici güçler ve üretim araçları; devrimin üç aşaması ve tarihsel süreçte üretim tarzlarındaki devrimler, Brosius’un yoğun bir anlatımla okurlarına sunduğu konulardan birkaçı. Çok sayıda grafik ve tabloyla desteklenen, ayrıca tarihi ve arkeolojik araştırmaların sonuçlarından ustaca yararlanan çalışma, devrim ve barbarlık arasındaki yapısal ilişkiye de ışık tutuyor.

Faruk Akbaş – Asya Yollarında (2006)

  • ASYA YOLLARINDA, Faruk Akbaş, Say Yayınları, fotoğraf, 215 sayfa

Faruk Akbaş, kendini fotoğrafa adamış isimlerden. Kendisinin, Türkiye’de bu uğraşın hobi olmaktan çıkıp, sanatsal nitelik kazanmasında önemli payı var. ‘Asya Yollarında’ ise, Akbaş ve ekibinin 1992-1999 yılları arasında yaptığı Asya gezilerinin fotoğraflarını barındırıyor. Kitapta, Akbaş’ın bu gezileri anlatan bir  yazısı da bulunuyor. Beş bölüme ayrılan albümde, sırasıyla, Suriye, Ürdün, Mısır, İran, Pakistan, Hindistan, Nepal, İran, Afganistan, Türki Cumhuriyetler, Çin, Gürcistan, Sincan, Özerk Uygur Bölgesi, Wuyishan, Chengdu, İran, Rusya ve Moğolistan fotoğrafları yer alıyor.

Robert J. Sternberg – Akıllı İnsanlar Neden Bu Kadar Aptal Olabilirler? (2006)

  • AKILLI İNSANLAR NEDEN BU KADAR APTAL OLABİLİRLER?, editör: Robert J. Sternberg, çeviren: Metin Hüner, Güncel Yayıncılık, psikoloji, 335 sayfa

ABD Başkanı Bush’un Yale mezunu olmasına rağmen, sürekli aptalca davranışlar sergilemesi, azıcık izan ve akıl sahibi her insanın malumu. Elimizdeki kitap, dünya tarihinde belli bir üne sahip ve “akıllı” olarak nitelenen kişilerin neden böylesi aptallıklar yaptığını anlamayı amaçlıyor. Her biri alanında uzman isimler tarafından kaleme alınan on bir makalenin yer aldığı kitap, tarihsel kişiliklerin bu yöndeki performanslarını masaya yatırıyor ve aptallığın bilimsel nedenlerini irdelemeyi amaçlıyor. Burada, zeka ve akla dair bilinen kavramların da sorgulandığını belirtelim.

Ali Püsküllüoğlu – Yaşar Kemal Sözlüğü (2006)

  • YAŞAR KEMAL SÖZLÜĞÜ, Ali Püsküllüoğlu, Yapı Kredi Yayınları, sözlük, 125 sayfa

Ali Püsküllüoğlu’nun ‘Yaşar Kemal Sözlüğü’nün ilk baskısı 1974 yılında yapılmış ve yazarın yirmi yedi eseri taranmıştı. Kitabın bu baskısı yeni maddelerle zenginleştirildi, geliştirildi. Yaşar Kemal, Türkiye edebiyatının evrensel ölçekte bir yazarı. Bu sözlükse, Yaşar Kemal edebiyatının daha iyi anlaşılabilmesi için bir kaynak vazifesi görüyor. Sözlüğün bir diğer önemi, Yaşar Kemal’in metinlerinde kullandığı bölgesel dil öğelerine de yer veriyor olması. Yaşar Kemal’in bu bölgesel dil öğelerinin daha sonra genel dile geçtiği, ortak dile sindiği söylenebilir. İşte bu öğelerin ne olduğunu, tam olarak ne anlama geldiğini göstermek elimizdeki sözlüğün asıl amacı. Sözlük Püsküllüoğlu’nun deyimiyle “bu bölgesel sözlerin bir sözlüğüdür.” Kitapta Püsküllüoğlu dışında Emre Kongar, Ceyhun Atuf Kansu, Selim İleri, Muzaffer Uyguner ve Emin Özdemir tarafından kaleme alınan yazılar da bulunuyor.

Faik Bulut – Kürt Dilinin Tarihçesi (2006)

  • KÜRT DİLİNİN TARİHÇESİ, Faik Bulut, Berfin Yayınları, inceleme, 421 sayfa

Faik Bulut, ‘Kürt Dilinin Tarihçesi’nin bir “alan çalışması olmadığını” ve bu Kürtçenin tarihine ilişkin çalışmaların ilki olduğunu söylüyor. Kitap, ‘Türk Tarih Tezinin Eleştirisi’, ‘Hint-Avrupalılık ve Dilleri’, ‘İrani Diller’, ‘Avesta-Ari Dil İlişkisi’, ‘Med Dili’, ‘Medce, Pehlevice, Farsça’, ‘Fars Dili’, ‘Pehlevi Dili’, ‘Med Dilinden Kürt Diline’, ‘Kürt Dili ve Lehçeleri’, ‘Kürt Dilinin Yapısı’, ‘Kürt Diline Yönelik Devlet Politikaları’ ve ‘Kürt Diline İlişkin Konum Belirleme Siyasetleri’ başlıklı on üç bölümden oluşuyor. Bulut’un kitabı, anadilde eğitim tartışmalarının yoğunlaştığı bu döneme rastgelmesiyle önemli bir işlev üstleniyor. Kitabın ayrıca, Türkçede Kürt dilinin tarihçesine dair bir başlangıç eseri olduğu söylenebilir. İlk baskısı 1993 yılında yapılan kitabın, Kürtçenin tarihini öğrenecek olanlara hitap edebilecek bir giriş kitabı olduğu söylenebilir.

Avlonyalı Ekrem Bey – Osmanlı Arnavutluk’undan Anılar (2006)

  • OSMANLI ARNAVUTLUK’UNDAN ANILAR, Avlonyalı Ekrem Bey, çeviren: Atilla Dirim, İletişim Yayınları, anı, 323 sayfa

Avlonyalı Ekrem Bey’in anıları, 1885-1912 zaman aralığında geçiyor. Dolayısıyla bu anılar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son otuz yılına tanıklık ediyor. Avlonyalı ailesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzyıllar boyunca Arnavutluk’taki egemenliğini sürdürmek için işbirliği yaptığı ailelerden biri. 19. yüzyılda bir isyanın başını çekmiş olmalarına rağmen, İmparatorluğun çöküşüne kadar hem yerel hükümranlığını sürdürmüş hem de Osmanlı’ya yönetici kadrolar vermeye devam etmişti. Bilindiği gibi, Osmanlı’da 1903-1908 yılları arasında sadrazamlık yapan Mehmet Ferit Paşa da bir Avlonyalı’ydı. Avlonya ailesinin önemli bir ismi olan Ekrem Bey’in bu anıları da, Osmanlı’nın Balkanlar’da ve özellikle de Arnavutluk’taki geleneksel egemenlik sisteminin nasıl işlediğini ve nasıl çöktüğünü tasvir ediyor. Anılar, Osmanlı’nın son dönemine ışık tutmalarıyla, önemli bir tarihi belge niteliğinde.

Gerard Donovan – Schopenhauer’in Teleskopu (2006)

  • SCHOPENHAUER’İN TELESKOPU, Gerard Donovan, çeviren: Nazmi Ağıl, Yapı Kredi Yayınları, roman, 284 sayfa

‘Schopenhauer’in Teleskopu’ İrlandalı şair Gerard Donovan’ın ilk romanı. Donovan, 2. Dünya Savaşı esnasındaki Avrupa’da geçen romanında, Öğretmen ve Fırıncı isimli iki karakteri üzerinden, şiddetle iç içe geçmiş insanlık durumunu sorgular. Buradaki iki kahraman, işgal altındaki bölgeden alınıp, askerlerin gözetimi altında ücra bir tarlaya getirilir. Kahramanlardan biri kuyu kazarken, diğeri de onun başında beklemeye başlar. Romanın ilginç yönü, kurguya felsefi bakış açısının yedirilmesidir denebilir. Burada iki kahraman arasında geçen diyalog, insanın varoluş sorununa ve şiddete, tarihi çerçeveyi olabildiğince geniş tutarak odaklanıyor.