Matteo Pasquinelli – Patronun Gözü (2025)

Matteo Pasquinelli’nin ‘Patronun Gözü’, yapay zekânın kökenlerini, gelişimini ve toplumsal etkilerini derinlemesine inceleyen bir çalışma.

Pasquinelli, yapay zekânın sadece bilim kurgu filmlerinde yer alan bir kavram olmadığını, aksine köklü bir tarihsel ve toplumsal sürecin ürünü olduğunu vurguluyor. Yazar, yapay zekânın gelişiminin, sanayi devrimiyle birlikte başlayan üretim süreçlerindeki değişimler ve toplumsal ilişkilerdeki dönüşümlerle yakından ilişkili olduğunu savunuyor.

Kitapta, yapay zekânın genellikle biyolojik zekâyı taklit etme çabası olarak sunulduğu yaygın görüşe karşı çıkılıyor. Pasquinelli’ye göre yapay zekâ, aslında emeğin ve toplumsal ilişkilerin zekâsını taklit ederek geliştirildi. Yapay zekâ algoritmaları, tarihsel olarak üretim süreçlerindeki verimlilik artırma çabalarından ve toplumsal kontrol mekanizmalarından beslenmiştir.

Yazar, yapay zekânın gelişiminde önemli bir rol oynayan Babbage’ın hesap makineleri gibi tarihsel örnekleri inceleyerek, yapay zekânın kökenlerini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Ayrıca, günümüzde yaygın olarak kullanılan görüntü tanıma ve gözetim algoritmalarının da benzer kökenlere sahip olduğunu vurguluyor.

Pasquinelli, yapay zekânın geleceği hakkında da önemli tespitlerde bulunuyor. Yazar, yapay zekânın otonom bir varlık haline geleceği iddialarının gerçekçi olmadığını savunuyor. Yapay zekâ algoritmaları, her zaman insan tarafından tasarlanan ve kontrol edilen araçlardır. Yapay zekânın asıl amacı, insan emeklerinin otomasyonunu sağlamak ve toplumsal kontrolü güçlendirmektir.

Kitabın Önemi:

  • Yapay Zekânın Eleştirel Bir Analizi: Pasquinelli, yapay zekâyı eleştirel bir bakış açısıyla inceleyerek, yaygın olan ideolojik yanılgıları ortaya koyuyor.
  • Tarihsel Perspektif: Yapay zekânın tarihsel gelişimini izleyerek, günümüzdeki yapay zekâ teknolojilerinin kökenlerini daha iyi anlamamızı sağlıyor.
  • Toplumsal Etkiler: Yapay zekânın toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini ve potansiyel tehditlerini ele alıyor.
  • Alternatif Bir Bakış Açısı: Yapay zekâyı sadece teknolojik bir gelişme olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasi bir olgu olarak değerlendiriyor.

Künye: Matteo Pasquinelli – Patronun Gözü: Yapay Zekânın Sosyal Tarihi, çeviren: Elçin Gen, Metis Yayınları, inceleme, 312 sayfa, 2025

Fuat Bozkurt – Türk içki Geleneği (2025)

Fuat Bozkurt, ‘Türk İçki Geleneği’ adlı eserinde bizi eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Bu kitapta, Eski Türklerden başlayarak günümüze uzanan zaman çizelgesinde içki ve eğlence kültürümüzün evrimini keşfe çıkıyoruz. Kımızdan şaraba, oradan rakıya uzanan bu serüven, Fuat Bozkurt’un kalemiyle yeniden hayat buluyor.

Bozkurt, tam da bir akşamcı masasının vakur edası ve dostane üslubuyla hikâyeler, fıkralar, anekdotlar ve şiirlerle bezeli bir anlatım sunuyor. Okuyucuyu tarihin tozlu raflarından çekip çıkararak Türk içki kültürünün büyüleyici dünyasında gezintiye davet ediyor.

Yazar, bu eserde, içkinin sadece bir içecek değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve tarihsel bir olgu olduğunu vurguluyor. Köklerinden günümüze, içkinin Türk toplumundaki yerini, dinsel ritüellerdeki rolünü, sosyal ilişkilerdeki etkisini ve tarih boyunca geçirdiği dönüşümleri detaylı bir şekilde inceliyor.

Kitap, hem tarihsel bir bakış açısı sunuyor hem de içkinin edebiyatta, sanatta ve gündelik hayattaki yansımalarını ele alıyor. Fuat Bozkurt, bu eseriyle Türk kültürünün zengin ve karmaşık bir yönünü okurlara sunuyor.

  • Künye: Fuat Bozkurt – Türk içki Geleneği, Kabalcı Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2025

Patric Gagne – Ben Bir Sosyopatım (2025)

‘Ben Bir Sosyopatım’, Patric Gagne’ın kendi deneyimlerini temel alarak sosyopatiyi içten bir şekilde incelediği otobiyografik bir eser. Gagne, kitabında çocukluğundan itibaren yaşadığı sosyal zorlukları, duygusal bağ kurma güçlüklerini ve toplum normlarına uymakta yaşadığı zorlukları samimi bir dille anlatıyor.

Yazar, kendi deneyimlerini psikolojik ve sosyolojik araştırmalarla birleştirerek, sosyopatinin ne olduğunu, nedenleri ve etkileri hakkında derinlemesine bir inceleme sunuyor. Gagne, sosyopatların sadece şiddet eğilimli ve acımasız bireyler olmadığını, aynı zamanda karmaşık ve çelişkili duygular yaşayan bireyler olabileceğini vurguluyor. Kendi hayatından örnekler vererek, sosyopatinin bireyin kendisi ve çevresi üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor.

Kitap, sosyopati hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için hem kişisel bir hikâye hem de bilimsel bir inceleme sunuyor. Gagne, okurlarına sosyopatların iç dünyasını daha iyi anlamaları için bir fırsat sunarken, aynı zamanda toplumun sosyopatiye yönelik tutumlarını da sorguluyor.

Kitapta Ele Alınan Başlıca Konular:

  • Yazarın çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadığı sosyal zorluklar
  • Sosyopatinin tanısı ve belirtileri
  • Sosyopatinin nedenleri ve genetik faktörler
  • Sosyopatların duygusal dünyası ve ilişkileri
  • Sosyopatinin toplum üzerindeki etkileri
  • Sosyopatların tedavi edilebilirliği

Sonuç olarak, ‘Ben Bir Sosyopatım’ adlı kitap, sosyopati hakkında hem kişisel bir bakış açısı hem de bilimsel bir yaklaşım sunuyor. Kitap, okurlara bu karmaşık konuyu daha iyi anlamaları ve sosyopatları daha empatiyle görmeleri için bir fırsat sunuyor.

  • Künye: Patric Gagne – Ben Bir Sosyopatım: Kendi Hikâyem, çeviren: Tülin Er, Say Yayınları, psikoloji, 408 sayfa, 2025

Johann Chapoutot – Nazi Gibi Düşünmek, Nazi Gibi Davranmak (2025)

Johann Chapoutot’un ‘Nazi Gibi Düşünmek, Nazi Gibi Davranmak’, adlı eseri, Nazi ideolojisinin temelinde yatan kan bağı kavramını derinlemesine inceleyen bir çalışma. Yazar, Nazi rejiminin sadece siyasi bir hareket değil, aynı zamanda kan bağı ve ırk üstünlüğü gibi biyolojik ve kültürel faktörlere dayalı bir ideoloji olduğunu vurguluyor.

Chapoutot, kitabında Nazi ideolojisinin nasıl oluştuğunu, bu ideolojinin hukuk sistemine nasıl yansıdığını ve Nazi Almanyası’ndaki günlük yaşamı nasıl şekillendirdiğini detaylı bir şekilde analiz ediyor. Yazar, özellikle kan bağı kavramının Nazi hukukunda merkezi bir yer tuttuğunu ve ırk temizliği gibi uygulamaların bu kavram üzerinden meşrulaştırıldığını gösteriyor.

Nazi ideolojisinin kökenleri: Nazi ideolojisinin 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan ırkçı ve milliyetçi akımlardan nasıl etkilendiği

Kan bağı kavramının Nazi ideolojisindeki yeri: Kan bağı kavramının Nazi partisi programında ve hukuk sisteminde nasıl yer aldığı

Irk yasaları ve soykırım: Nazi Almanyası’nda Yahudilere ve diğer azınlıklara yönelik uygulanan ırkçı yasalar ve soykırımın hukuki zemini

Nazi ideolojisinin günümüzdeki etkileri: Nazi ideolojisinin modern dünyada hala yankılanan fikirleri ve güncel siyasi tartışmalardaki etkileri

Kitap, Nazi rejiminin nasıl oluştuğunu ve faaliyet gösterdiğini anlamak için önemli bir kaynak, aynı zamanda ırkçılığın tarihsel kökenlerini ve ideolojik temellerini incelemek açısından değerli.

  • Künye: Johann Chapoutot – Nazi Gibi Düşünmek, Nazi Gibi Davranmak: Kan Yasası, çeviren: Yurtsay Mıhçıoğlu, Alfa Yayınları, siyaset, 552 sayfa, 2025

Andrew Ford – Müziğin Kısa Tarihi (2025)

‘Müziğin Kısa Tarihi’, müziğin başlangıcından günümüze kadar olan uzun ve zengin yolculuğunu, okuru sıkmadan ve yormadan, keyifle okunabilecek bir dille anlatıyor.

Kitap, müziğin insanlık tarihi boyunca nasıl evrildiğini, farklı kültürlerde nasıl şekillendiğini ve günümüzdeki popüler kültür üzerindeki etkisini inceler.

Andrew Ford, müziğin sadece bir sanat dalı olmadığını, aynı zamanda toplumları şekillendiren, duyguları ifade eden ve kültürler arasında köprüler kuran bir iletişim biçimi olduğunu vurguluyor.

Kitap, müziğin insanlık tarihindeki kökenlerine inerek, ilk insanların ritimlerle nasıl iletişim kurduğunu ve müzik aletlerini nasıl geliştirdiğini anlatır. Müziğin farklı dinlerde ve kültlerde nasıl kullanıldığını, dini ritüellerde ve törenlerde nasıl bir rol oynadığını inceler. Müzikle toplum arasındaki ilişkiyi, müzik aracılığıyla kimliklerin nasıl oluşturulduğunu ve sosyal değişimlerin nasıl yansıtıldığını gösterir.

Tarihin en önemli bestecilerinin hayatlarını ve eserlerini ele alarak, müzik tarihine yön veren önemli dönüm noktalarını vurgular. Müzik aletlerinin gelişimini, kayıt teknolojilerinin müzik endüstrisini nasıl dönüştürdüğünü ve günümüzde müziğin nasıl tüketildiğini inceler.

‘Müziğin Kısa Tarihi’, müzikseverler, tarih meraklıları ve genel kültür meraklıları için keyifli ve bilgilendirici bir okuma deneyimi sunuyor. Kitap, müziğin sadece notalardan ibaret olmadığını, aynı zamanda insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçası olduğunu gösterir.

  • Künye: Andrew Ford – Müziğin Kısa Tarihi, çeviren: Mihriban Doğan, Say Yayınları, müzik, 216 sayfa, 2025

Ian Stewart – Dünyayı Değiştiren 17 Denklem (2025)

‘Dünyayı Değiştiren 17 Denklem’, matematiğin gücünü ve insanlık tarihini şekillendiren önemli denklemleri anlaşılır bir dille anlatıyor. Yazar, karmaşık matematiksel formülleri basitleştirerek, bu denklemlerin günlük hayatımızdaki ve bilimsel keşiflerdeki etkilerini gözler önüne seriyor.

Kitapta yer alan 17 denklem, Pisagor teoremi gibi temel bir matematiksel ilkeden, modern fiziğin karmaşık formüllerine kadar geniş bir yelpazede seçilmiş. Her denklem için ayrı bir bölümde, denklemin tarihsel arka planı, nasıl keşfedildiği, ne anlama geldiği ve günlük hayatımızdaki yansımaları detaylı bir şekilde anlatılıyor. Örneğin, Newton’un kütle çekim yasası, Einstein’ın görelilik teorisi, Schrödinger denklemi gibi ünlü denklemler, bu kitabın odak noktalarından bazılarıdır.

Pisagor teoreminin nasıl Küresel Yön Bulma Sistemine (GPS) nasıl yol açtığından, mimaride logaritmaların nasıl uygulandığına; dijital kameranın geliştirilmesinde sanal sayıların neden önemli olduğundan, Schrödinger’in kedisi paradoksuna kadar büyük denklemlerin önemi aydınlatılıyor.

Ian Stewart, matematiksel formülleri sadece soyut kavramlar olarak değil, aynı zamanda insanlığın ilerlemesinde önemli bir rol oynayan araçlar olarak sunuyor. Kitap, okurlarına matematiğin güzelliğini ve gücünü göstererek, bu alana olan ilgiyi artırmayı amaçlıyor.

  • Künye: Ian Stewart – Dünyayı Değiştiren 17 Denklem, çeviren: Mehmet Kur, Alfa Yayınları, bilim, 384 sayfa, 2025

Richard Elliott Friedman – Tevrat’ı Kim Yazdı? (2025)

Richard Elliott Friedman’ın ‘Tevrat’ı Kitabı Kim Yazdı?’ adlı eseri, Tevrat’ın yazarlığı, gelişimi ve tarihsel bağlamı hakkında önemli bir tartışma başlattı. Yazar, Tevrat’ın tek bir yazar tarafından değil, farklı dönemlerde yaşamış birçok yazar tarafından kaleme alındığını ve bu nedenle tek bir anlam taşımadığını savunuyor.

Friedman, Tevrat’ın oluşum sürecinde mitlerin, efsanelerin, tarihsel olayların ve farklı dini inanışların bir araya gelerek karmaşık bir yapı oluşturduğunu belirtir. Kitabın her bir bölümünün farklı amaçlarla ve farklı dönemlerde yazıldığını, bu nedenle de farklı yorumlara açık olduğunu vurgular.

Yazar, Tevrat’ın farklı katmanlardan oluştuğunu ve bu katmanların birbirinden ayrıştırılarak incelenmesi gerektiğini savunur. Bu sayede, Tevrat’ın tarihsel ve kültürel bağlamı daha iyi anlaşılabilir ve metnin farklı anlamları ortaya çıkarılabilir. Friedman, Tevrat’ın yazarlarının kimlikleri, yaşadıkları dönemler ve metinleri oluştururken hangi kaynaklardan yararlandıkları gibi sorulara cevap arayarak, Tevrat’ın daha bilimsel bir şekilde incelenmesine katkı sağlar.

Kitapta ele alınan başlıca konular:

  • Tevrat’ın oluşum süreci
  • Tevrat’ın farklı yazarları ve kaynakları
  • Tevrat’ın tarihsel ve kültürel bağlamı
  • Tevrat’ın farklı yorumları
  • Tevrat’ın modern dünyadaki etkisi

Künye: Richard Elliott Friedman – Tevrat’ı Kim Yazdı?, çeviren: Muhammet Tarakçı, Kabalcı Yayınları, dinler tarihi, 360 sayfa, 2025

Jorge Larrain – İdeoloji ve Kültürel Kimlik (2025)

Jorge Larrain’in bu eseri, modernite ve üçüncü dünya ülkelerinin kültürel kimlikleri arasındaki karmaşık ilişkiyi derinlemesine inceleyen önemli bir çalışma. Yazar, ideoloji, akıl ve kültürel kimlik kavramlarını bir araya getirerek, bu kavramların modernite ve postmodernite tartışmalarındaki yerini ve özellikle de Üçüncü Dünya ülkelerindeki etkilerini analiz ediyor.

Larrain, kitabında Batı merkezli modernite anlayışını eleştirirken, aynı zamanda Üçüncü Dünya ülkelerinin modernleşme süreçlerinde yaşadığı sorunlara da dikkat çekiyor. Yazar, bu ülkelerdeki kültürel kimliklerin Batılı modernitenin etkisi altında nasıl dönüştüğünü ve bu dönüşümün sonuçlarını tartışıyor. Özellikle, sömürgecilik ve bağımsızlık sonrası dönemde yaşanan kültürel çatışmaları ve kimlik arayışlarını mercek altına alıyor.

Kitapta, ideolojinin, özellikle de Marksizm ve postmodernizm gibi ideolojilerin, Üçüncü Dünya ülkelerindeki kültürel kimliklerin oluşumunda ve dönüşümünde oynadığı rol inceleniyor. Larrain, bu ideolojilerin hem olumlu hem de olumsuz etkilerine dikkat çekerek, bu ülkelerdeki karmaşık siyasi ve sosyal süreçlerin anlaşılmasında önemli bir anahtar sunduğunu vurguluyor.

  • Künye: Jorge Larrain – İdeoloji ve Kültürel Kimlik: Modernite ve Üçüncü Dünyanın Varlığı, çeviren: Reyyan Denizci, Lejand Yayınları, siyaset, 290 sayfa, 2025

Richard J. Evans – Tarihin Savunusu (2025)

Richard J. Evans’ın ‘Tarihin Savunusu’ adlı çalışması, postmodernizmin tarihçiliğe yönelik eleştirilerine karşı güçlü bir savunma niteliğinde. Evans, tarihçiliğin nesnelliğinin ve geçmişi doğru bir şekilde anlama çabasının hala mümkün olduğunu savunuyor.

Yazar, postmodernistlerin tarih anlatılarının öznel ve göreceli olduğunu, tarihçilerin de kendi ideolojileri ve ön yargılarıyla yönlendirildiğini iddia etmesine rağmen, tarihçiliğin bilimsel bir disiplin olduğunu ve nesnellik arayışının temel bir ilke olduğunu vurguluyor. Evans, tarihçilerin geçmiş olayları incelerken kaynakları eleştirel bir şekilde değerlendirmeleri, farklı perspektifleri dikkate almaları ve kanıtları dikkatlice analiz etmeleri gerektiğini belirtiyor.

Kitapta, tarihçiliğin önemi ve gerekliliği de vurgulanıyor. Evans’a göre tarih, geçmişi anlamamızı, geleceğe dair daha bilinçli kararlar almamızı ve kimliğimizi oluşturmamızı sağlayan önemli bir araçtır. Tarihçilik, sadece geçmişteki olayları kaydetmekle kalmaz, aynı zamanda güncel sorunlara ışık tutar ve toplumsal bilincin gelişmesine katkıda bulunur.

‘Tarihin Savunusu’, tarihçilik alanında çalışanlar ve tarih meraklıları için önemli bir kaynak niteliğinde. Kitap, tarihçiliğin temel ilkelerini açık bir şekilde ortaya koyarken, aynı zamanda postmodernizm gibi farklı tarih anlayışlarını da eleştirel bir gözle değerlendiriyor. Evans, tarihçiliğin sadece geçmişe yönelik bir disiplin değil, aynı zamanda geleceğe dair umut veren bir uğraş olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Richard J. Evans – Tarihin Savunusu, çeviren: Uygur Kocabaşoğlu, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 324 sayfa, 2025

Federico Finchelstein – Faşizme Heves Etmek (2025)

‘Faşizme Heves Etmek’, günümüzde yükselişe geçen ve faşizme meyleden popülist hareketleri derinlemesine inceliyor. Federico Finchelstein, bu hareketlerin tarihsel kökenlerini, ideolojilerini ve demokratik sistemlere yönelik tehditlerini detaylı bir şekilde analiz ediyor.

Finchelstein, kitabında “faşizme heves edenler” olarak tanımladığı bu yeni siyasi figürlerin, geleneksel faşist liderlerden farklı olduğunu vurguluyor. Bu yeni nesil liderler, genellikle demokratik yollarla iktidara geliyor ancak daha sonra otoriter yönetim biçimlerine kayıyorlar. Yazar, bu dönüşümün nasıl gerçekleştiğini ve bu liderlerin demokrasiyi içten nasıl çürüttüğünü açıklıyor.

Kitap, faşizmin tarihsel kökenlerinden yola çıkarak günümüzdeki popülist hareketlerin nasıl ortaya çıktığını ve bu hareketlerin ortak özelliklerini inceliyor. Yazar, bu hareketlerin temelde yabancı düşmanlığı, propaganda, siyasi şiddet ve nihayetinde diktatörlüğe giden bir yol izlediğini belirtiyor. Ancak, günümüzdeki faşist eğilimli liderlerin, geçmişteki faşist liderler gibi tam anlamıyla diktatörlük kuramadıklarını da vurguluyor.

Finchelstein, kitabında Trump, Bolsonaro ve Modi gibi güncel örnekleri inceleyerek, “faşizme heves eden” liderlerin nasıl iktidara geldiğini ve ne gibi tehditler oluşturduğunu gösteriyor. Yazar, bu liderlerin ortak özelliklerini ve kullandıkları yöntemleri ortaya koyarak, okurlara bu tür liderleri tanıma ve onlara karşı mücadele etme konusunda önemli bilgiler sunuyor.

‘Faşizme Heves Etmek’, günümüz dünyasının en önemli sorunlarından biri olan popülizm ve otoriterizm meselesine farklı bir bakış açısı getiriyor. Kitap, hem akademik bir çalışma hem de güncel siyaseti anlamak isteyen herkes için önemli bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Federico Finchelstein – Faşizme Heves Etmek: Demokrasiye Karşı En Büyük Tehdidi Anlamak İçin Bir Rehber, çeviren: Zeynep Şarlak, İletişim Yayınları, siyaset, 253 sayfa, 2025