Carlo Diano – Form ve Olay (2024)

Carlo Diano’nun bu önemli çalışması, Yunan dünyasının derinliklerine inerek, antik Yunan kültürünü ve düşünce yapısını daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Kitap, Yunan mitolojisi, felsefesi ve tarihine özgü temel kavramları ele alarak, bu zengin ve karmaşık dünyayı daha bütüncül bir şekilde yorumlamamızı sağlar.

Diano, Yunan dünyasını anlamak için iki temel kavrama odaklanır:

Form: Bu kavram, belirli bir şekil, düzen ve kalıcılık fikrini ifade eder. Yunan heykelleri, mimarisi ve düşünce sistemi bu “Form” kavramı ile yakından ilişkilidir.

Olay ise, değişken, sürekli akan ve belirsiz olanı temsil eder. Yunan mitolojisindeki kahramanların maceraları, tarihi olaylar ve günlük yaşamın akışı, bu kavram altında incelenebilir.

Diano, Achilleus ve Odysseus’u sırasıyla “Form” ve “Olay” kavramlarının temsilcileri olarak görür. Achilleus, onur ve şeref gibi sabit değerlere bağlı kalan, güçlü ve kahramanca bir figürken, Odysseus ise daha esnek, akıllı ve olaylara göre şekillenen bir karakterdir.

Kitapta, Yunan mitolojisindeki hikâyelerin felsefi boyutları incelenir.

Diano, mitlerin sadece eğlence amaçlı değil, aynı zamanda insan doğası, evren ve tanrılar hakkında derin düşünceleri yansıttığını savunur.

Diano, Yunan tarihini ve kültürünü anlamak için sadece mitolojiye değil, aynı zamanda felsefe, tarih ve diğer beşerî bilimlere de başvurur. Bu disiplinler arası yaklaşım, Yunan dünyasının karmaşık yapısını daha iyi kavramamızı sağlar.

  • Künye: Carlo Diano – Form ve Olay: Yunan Dünyasının Yorumlanması İçin İlkeler, çeviren: Murat Demir, Telemak Kitap, felsefe, 88 sayfa, 2024

Bonnie G. Smith – Dünya Tarihinde Kadınlar (2024)

Bonnie G. Smith’in ‘Dünya Tarihinde Kadınlar’ adlı kitabı, dünya tarihine kadınların bakış açısıyla eleştirel bir yaklaşım sunan kapsamlı bir çalışma.

Kitap, 1450 yılından günümüze kadar farklı coğrafyalardaki kadınların deneyimlerini, rollerini ve mücadelelerini inceliyor.

Kitap, sadece Batı dünyasına değil, Çin’den Rusya’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar farklı kıtalardaki ve kültürlerdeki kadınların yaşamlarını ele alır.

Bu sayede, kadınların deneyimlerinin coğrafi ve kültürel çeşitliliğini gözler önüne serer.

Kitapta, farklı sosyal sınıflardan, etnik kökenlerden ve dinlerden kadınların yaşamları incelenir.

Köleleştirilmiş kadınlardan, soylu kadınlara, kırsal kesimde yaşayanlardan şehirli kadınlara kadar geniş bir yelpazede kadın deneyimleri sunulur.

Kitap, geleneksel tarih yazımının erkek merkezli bakış açısını eleştirir ve kadınların tarihteki rollerini ve etkilerini yeniden değerlendirir.

Kadınların siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlardaki katkılarını vurgular.

Kitap, kronolojik bir anlatı yerine tematik bir yaklaşım benimser.

Aile, iş, din, siyaset, savaş gibi farklı temalar altında kadınların deneyimlerini inceler. Bu sayede, farklı zaman dilimlerinde ve coğrafyalarda benzer temaların kadınların yaşamlarını nasıl etkilediği daha net bir şekilde görülür.

Kadınların köleleştirilmesi ve ticaretinin tarih boyunca nasıl bir rol oynadığı incelenir.

Sömürgeciliğin kadınların yaşamları üzerindeki etkileri ve kadınların sömürgeciliğe karşı direnişleri ele alınır.

Sanayi Devrimi’nin kadınların iş hayatı ve aile rolleri üzerindeki etkileri incelenir.

Savaşların ve devrimlerin kadınların yaşamlarını nasıl etkilediği ve kadınların bu olaylarda nasıl roller üstlendiği ele alınır.

Farklı dönemlerdeki kadın hareketleri ve feminizm akımları incelenir.

  • Künye: Bonnie G. Smith – Dünya Tarihinde Kadınlar: 1450’den Günümüze, çeviren: Merve Öztürk, İletişim Yayınları, tarih, 423 sayfa, 2024

David W. Anthony – At, Tekerlek ve Dil (2024)

David W. Anthony’nin ‘At, Tekerlek ve Dil: Avrasya Bozkırlarının Tunç Çağı Atlıları Modern Dünyayı Nasıl Şekillendirdi?” adlı kitabı, Proto-Hint-Avrupa dilinin ve bu dili konuşan halkların kökenlerini ve yayılışını inceleyen önemli bir eserdir.

Kitap, arkeolojik, dilbilimsel ve genetik kanıtları bir araya getirerek, bu halkların Avrasya bozkırlarından yayıldığını ve modern dünyanın dil, kültür ve genetik yapısını önemli ölçüde etkilediğini savunur.

Anthony, Proto-Hint-Avrupalıların MÖ 5. ve 4. binyıllarda Karadeniz ve Hazar Denizi’nin kuzeyindeki bozkırlarda (günümüz Ukrayna ve güney Rusya) ortaya çıktığını öne sürer.

Bu bölge, Yamnaya kültürü olarak bilinir.

Bu dönemde atın evcilleştirilmesi ve tekerlekli arabaların icadı, bu topluluklara büyük bir hareketlilik ve askeri üstünlük sağlamıştır.

Bu sayede geniş alanlara yayılmışlardır.

Yamnaya kültürü ve onların ardılları, at sırtında ve tekerlekli arabalarla batıya Avrupa’ya, doğuya ise Orta Asya ve Hindistan’a doğru göç etmişlerdir.

Bu göçler, Proto-Hint-Avrupa dilinin ve kültürünün bu bölgelere yayılmasına yol açmıştır.

Anthony, bu teoriyi desteklemek için çok sayıda kanıt sunar.

Arkeolojik kazılarda bulunan mezarlar, yerleşim yerleri ve eserler, bu halkların hareketliliğini ve kültürel özelliklerini gösterir.

Dilbilimsel analizler, Hint-Avrupa dillerinin ortak bir kökene sahip olduğunu ve bu kökenin bozkırlarda aranması gerektiğini destekler.

Genetik araştırmalar da bu göçlerin genetik izlerini ortaya koymaktadır.

Kitapta öne çıkan bazı önemli noktalar:

Yamnaya kültürü: Bu kültür, Proto-Hint-Avrupalıların en olası ataları olarak kabul edilir. Mezarlarında bulunan tekerlekli araba kalıntıları ve at iskeletleri, bu halkların at ve tekerlek teknolojisine hâkim olduğunu gösterir.

Göç yolları: Anthony, Proto-Hint-Avrupalıların farklı yönlere doğru izlediği göç yollarını detaylı olarak inceler. Bu göçlerin zamanlaması ve etkileri hakkında önemli bilgiler sunar.

Dil değişimi ve kültürel etkileşim: Kitap, Proto-Hint-Avrupalıların yerleştikleri bölgelerdeki yerli halklarla etkileşimlerini ve dil değişim süreçlerini ele alır.

  • Künye: David W. Anthony – At, Tekerlek ve Dil: Avrasya Bozkırlarının Tunç Çağı Atlıları Modern Dünyayı Nasıl Şekillendirdi?, çeviren: Cemal Can Tarımcıoğlu, Fol Kitap, tarih, 688 sayfa, 2024

Sabine Hossenfelder – Matematikte Kaybolmak (2024)

Sabine Hossenfelder, ‘Matematikte Kaybolmak’ kitabında, modern fizikte giderek artan matematiksel karmaşıklık ve estetik kaygının bilimsel keşifleri nasıl engelleyebileceği konusunda çarpıcı bir tartışma başlatıyor.

Hossenfelder’e göre, fizikçiler, teorilerinin matematiksel güzelliğine ve simetrisine o kadar fazla önem veriyorlar ki, deneysel verilere uymayan karmaşık modeller üretmeye başlıyorlar.

Bu durum, fizikte uzun süredir çözülemeyen sorunlara çözüm bulmak yerine, yeni sorunlar yaratıyor.

Fizikçilerin teorileri oluştururken neden estetik kriterlere önem verdikleri ve bu yaklaşımın hem faydaları hem de zararları.

Bu popüler teorilerin matematiksel güzellikleri ve deneysel olarak doğrulanabilirlikleri arasındaki çelişki.

Bu gizemli olguları açıklamak için geliştirilen teorilerin yetersizlikleri ve alternatif açıklamalar.

Bilimsel bir teorinin güzel olması kadar deneysel verilere uyması da önemlidir.

Hossenfelder, kitabında fizikçileri, daha basit ve deneysel verilere dayalı teoriler geliştirmeye teşvik ediyor.

Aynı zamanda, bilimsel araştırmalarda estetik kaygının yerini, deneysel verilerin ve mantıksal tutarlılığın alması gerektiğini savunuyor.

Kitap, fizikçilerin uzun süredir kabul ettiği bazı temel varsayımları sorguluyor ve yeni bir bakış açısı sunuyor.

Bilimsel yöntem ve teorilerin doğası üzerine önemli tartışmalara zemin hazırlıyor.

Sonuç olarak, ‘Matematikte Kaybolmak’, modern fizikte yaşanan bazı sorunlara farklı bir perspektif sunan ve bilimsel araştırma yöntemleri üzerine düşünmeye teşvik eden önemli bir eser.

  • Künye: Sabine Hossenfelder – Matematikte Kaybolmak: Güzellik Kavramı Fiziği Nasıl Yanlış Yönlendiriyor, çeviren: Murat Havzalı, Alfa Yayınları, bilim, 304 sayfa, 2024

Louis A. Fishman – Geç Osmanlı Döneminde Yahudiler ve Filistinliler (2024)

Louis A. Fishman’ın ‘Geç Osmanlı Döneminde Yahudiler ve Filistinliler (1908-1914)’ adlı eseri, günümüzde Ortadoğu’nun en önemli sorunlarından biri haline gelen İsrail-Filistin çatışmasının kökenlerini Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerine kadar götürerek önemli bir bakış açısı sunar.

Fishman, Yahudi ve Arap topluluklarının Osmanlı yönetimi altında yaşadıkları deneyimleri, birbirleriyle olan ilişkilerini ve ortaya çıkan gerilimleri detaylı bir şekilde analiz eder.

Kitap, Siyonizm hareketinin bölgedeki Yahudi nüfusunu artırması ve bu durumun Arap-Yahudi ilişkilerini nasıl etkilediğini inceler.

Fishman, I. Dünya Savaşı öncesinde Filistin’de yaşanan siyasi gelişmeleri ve farklı güçlerin bölge üzerindeki etkilerini ele alır.

Yazar, günümüzde yaşanan çatışmanın kökenlerinin Osmanlı dönemine kadar uzandığını ve o dönemde atılan tohumların bugün hala meyve verdiğini savunur.

Fishman, İsrail-Filistin çatışmasını daha geniş bir tarihsel çerçeve içinde ele alarak, sorunun sadece son yüzyıla özgü olmadığını gösterir.

Kitap, Yahudi ve Arap toplumlarının birbirleriyle olan etkileşimlerini ve bu etkileşimlerin zaman içinde nasıl değiştiğini analiz eder.

Fishman, Siyonizm hareketinin Filistin’deki siyasi ve sosyal hayatı nasıl şekillendirdiğini inceler.

  • Künye: Louis A. Fishman – Geç Osmanlı Döneminde Yahudiler ve Filistinliler (1908-1914): Anavatanda Hak İddiası, çeviren: Ali Selman, İletişim Yayınları, tarih, 288 sayfa, 2024

Stephen Jay Gould – İnsanın Yanlış Ölçümü (2024)

Stephen Jay Gould’un ‘İnsanın Yanlış Ölçümü’ adlı kitabı, insan zekâsının ölçülmesi ve bu ölçümlerin tarihsel olarak nasıl kullanıldığı üzerine derinlemesine bir inceleme yapıyor.

Gould, zekâ testlerinin ve ırkçılık gibi ideolojilerin bir araya gelerek nasıl tehlikeli sonuçlar doğurduğunu ortaya koyar.

Gould, zekânın tek bir sayıyla ifade edilemeyeceğini ve zekâ testlerinin kültürel önyargılarla dolu olduğunu savunur.

İnsan davranışlarının tamamen biyolojik faktörlerle belirlendiğini öne süren biyolojik determinizm teorisini eleştirir.

Zekâ testlerinin, tarih boyunca ırkçı ideolojileri desteklemek için kullanıldığını gösterir.

Zekâ farklılıklarının sosyal eşitsizlikleri meşrulaştırmak için kullanılmasının yanlışlığını vurgular.

Kısacası, Gould, “İnsanın Yanlış Ölçümü”nde zekâ ölçümünün tarihsel ve bilimsel sorunlarını ortaya koyarak, bu ölçümlerin insanları kategorize etmek ve hiyerarşize etmek için kullanılmasının tehlikelerini gözler önüne serer.

Kitap, hem bilimsel bir çalışma hem de toplumsal adalet için önemli bir savunma metni olarak kabul edilir.

‘İnsanın Yanlış Ölçümü’, yayımlandığı 1981 yılında bilimsel otoritenin masum gibi görünen maskesi altında ırkçılık, sınıf ayrımcılığı ve cinsiyetçilik gibi önyargıların nasıl körüklendiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koydu.

Gould’un sosyal bilimler için büyük önem taşıyan eseri, zekâyı ve dolayısıyla insan “değerini” kafatası büyüklüğüne, kıvrımlara ya da dar kapsamlı testlerdeki puanlara göre değerlendirenlerin ana motivasyonlarını inceliyor.

  • Künye: Stephen Jay Gould – İnsanın Yanlış Ölçümü, çeviren: Ebru Kılıç, Nova Yayınları, bilim, 432 sayfa, 2024

Ahmet Erdem Tozoğlu – Demiryolu ve Kent (2024)

On dokuzuncu yüzyılda Babıali’nin Rumeli’ye ilişkin önceliklerinden biri liman şehirleri ile iç merkezleri birbirine bağlayacak ve bunları Dersaadet’e ulaştıracak bir demiryolu ağının kurulmasıydı.

Demiryollarının Osmanlı şehirlerine varışı, Balkanlarda modernite deneyimini canlandırdığı gibi, bu şehirlerin ve şehirlilerin kendileri dışındaki dünyaya ekonomik ve sosyal ağlar üzerinden entegre olabilmelerini kolaylaştırdı.

Demiryolları yalnızca şehirleri bağlamakla kalmadı, aynı zamanda Osmanlı coğrafyasının sosyal, ekonomik ve mekânsal dokusunu da kökten değiştirdi.

Ahmet Erdem Tozoğlu’nun ‘Demiryolu ve Kent’ adlı bu çalışması, okurlarını Osmanlı Balkan şehirlerinin iç içe geçmiş hikâyelerine ve İstanbul’dan başlayarak Balkanlara uzanan demiryolu ağının şehirler üzerindeki etkileyici serüvenine tanıklık etmeye çağırıyor.

İstanbul’dan Selanik’e, Manastır’dan Edirne ve Dedeağaç’a kadar uzanan bu modernleşme ve dönüşüm yolculuğunda, arşiv belgeleri, edebi eserler ve göz alıcı görsellerle zenginleştirilmiş bir anlatı yer alıyor.

Kitapta, Türkiye’de bugüne kadar daha çok ekonomik, siyasi ve askeri açılardan ele alınan demiryolları tarihine dair sosyal ve kültürel bir perspektif sunuluyor.

  • Künye: Ahmet Erdem Tozoğlu – Demiryolu ve Kent: 19. Yüzyılda Osmanlı Balkan Şehirlerinin Mekânsal Değişimi, İş Kültür Yayınları, tarih, 368 sayfa, 2024

John Potts – Fikirlerin Uzun Vadeli Tarihi (2024)

John Potts’un ‘Fikirlerin Uzun Vadeli Tarihi’ adlı eseri, fikirlerin tarihsel süreç içindeki uzun vadeli gelişimini inceliyor.

Özellikle, uzun süre (longue durée) kavramını kullanarak, fikirlerin nasıl ortaya çıktığı, nasıl değiştiği ve toplumları nasıl şekillendirdiği sorularına yanıt arıyor.

Potts, fikirlerin sabit değil, sürekli bir değişim içinde olduğunu vurguluyor.

Fikirler, toplumdaki değişimlere ayak uydururken aynı zamanda bu değişimleri de şekillendiriyor.

Tarihi olayları incelerken kısa vadeli değişimlere odaklanmak yerine, uzun vadeli süreçleri ve bu süreçlerdeki fikirlerin rolünü merkeze alıyor.

Fikirlerin, toplumsal, siyasi ve ekonomik yapıları nasıl etkilediğini ve şekillendirdiğini gösteriyor.

Potts, entelektüel tarihi daha geniş bir zaman diliminde ve daha derinlemesine incelemeye davet ediyor.

Fikirlerin sadece teorik kavramlar olmadığını, aynı zamanda insanların düşünce ve davranışlarını şekillendiren güçlü araçlar olduğunu vurguluyor.

Uzun süre perspektifinden bakarak, tarihsel olayların nedenlerini ve sonuçlarını daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

  • Künye: John Potts – Fikirlerin Uzun Vadeli Tarihi: Zamanda Düşünceler, çeviren: Emrah Denizhan, Fol Kitap, inceleme, 336 sayfa, 2024

George Smith – Babil Tarihi (2024)

George Smith’in ‘Babil Tarihi’ adlı eseri, 19. yüzyılın ikinci yarısında Mezopotamya ve özellikle Babil uygarlığı üzerine yapılan araştırmaların önemli bir ürünüdür.

Smith, dönemin önde gelen Asurluluk bilimcilerinden biri olarak kabul edilir ve bu kitapta Babil’in tarihini, kültürünü ve medeniyetini kapsamlı bir şekilde incelemiştir.

Smith, kitabında Babil çivi yazısını çözme çalışmalarına yaptığı önemli katkılara yer verir.

Çivi yazılı tabletleri deşifre ederek Babil mitolojisi, dini inançlar, tarihsel olaylar ve günlük yaşam hakkında değerli bilgiler elde etmiştir.

Smith, Gılgamış Destanı’nın ilk kez İngilizceye çevrilmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Bu destan, dünya edebiyatının en eski örneklerinden biri olarak kabul edilir ve insanlık koşulu, ölümsüzlük arayışı gibi evrensel temalara değinir.

Kitapta Babil astronomi ve matematik sistemleri hakkında detaylı bilgiler sunulur.

Babillilerin gökyüzünü gözlemleyerek takvimler oluşturdukları, gezegen hareketlerini takip ettikleri ve karmaşık matematiksel hesaplamalar yaptıkları anlatılır.

Smith, Babil hukuk sistemini ve toplumsal yapısını inceleyerek, bu uygarlığın gelişmiş bir hukuk anlayışına sahip olduğunu ve karmaşık bir sosyal yapıya sahip olduğunu gösterir.

Kitapta Babil İmparatorluğu’nun kuruluşu, yükselişi ve çöküşü kronolojik bir sırayla incelenir.

Babil’in bölgedeki diğer uygarlıklarla olan ilişkileri ve siyasi mücadeleleri ele alınır.

‘Babil Tarihi’, Babil uygarlığına olan ilgiyi artırmış ve bu alandaki bilimsel çalışmalara önemli bir katkı sağlamıştır.

Smith’in çalışmaları, Babil’in sadece bir medeniyet değil, aynı zamanda insanlık tarihinin en eski ve en gelişmiş uygarlıklarından biri olduğunu göstermiştir.

Eser, öncelikle Babil uygarlığının öncesini, kuruluşundan Medler ile ittifaka, sonrası Persler tarafından fethedilmesine kadar geçen uzun yüzyılların akıcı bir anlatımını içeriyor.

Kitabın özgün yanlarından biri uzun çabalar sonucunda bulunup tercüme edilmiş ilk anıtların çözülüşünün temel alınmasıdır.

Babilliler ilk astronomi, matematik, mimari ve birçok alanda büyük keşifler yapıp geliştiren bir toplumdu.

Olağanüstü bir yazı sistemi geliştirmiş, kil tabletlere ve papirüslere yazılmış eserlerden oluşan etkileyici kütüphaneler kurmuşlardı.

Okur bu kitapta, Babil’in asma bahçelerinin muhteşemliğinin ötesinde de bilgiler bulacaktır; bilim ve sanattaki muazzam gelişimin arka planında yer alan bitmek bilmeyen savaşlar, isyanlar, fetih ve yağmalar, imparatorluğu çöküşe götüren süreçteki “genel ahlaki ve zihinsel çürüme.

Babil Tarihi, yalnızca profesyonel tarihçiler ya da konuya özel bir ilgi duyanlar için değil, bugünkü medeniyetin tarihteki derin köklerini anlamak isteyen herkes için bir başvuru kaynağıdır.

  • Künye: George Smith – Babil Tarihi, çeviren: İlhan Kaya, Sümer Yayıncılık, tarih, 104 sayfa, 2024

Patrick Radden Keefe – Acı İmparatorluğu (2024)

‘Acı İmparatorluğu: Sackler Hanedanı’nın Gizli Tarihi’ adlı eser, Sackler ailesinin servetini ilaç endüstrisinde, özellikle de OxyContin adlı güçlü bir ağrı kesiciyi üreten Purdue Pharma şirketinde elde ettiğini anlatıyor.

Kitap, ailenin bu ilaçla ilgili gerçekleri gizlemek ve bağımlılık yapıcı özelliğini vurgulamak yerine, doktorlara ve hastalara yanlış bilgiler vererek büyük bir kâr elde ettiğini ortaya koyuyor.

Aile, başlangıçta küçük bir ilaç şirketine yatırım yaparak büyük bir servet elde etti.

OxyContin’i piyasaya sürerken, ilacın bağımlılık yapıcı özelliğini gizleyerek doktorları ve hastaları yanıltmaya çalıştılar.

OxyContin’in yaygın kullanımıyla birlikte Amerika Birleşik Devletleri’nde büyük bir opioid krizi yaşandı.

Milyonlarca insan bağımlılığa yakalandı ve yüz binlerce kişi hayatını kaybetti.

Kitap, Sackler ailesinin bu krizdeki sorumluluğunu vurguluyor ve ailenin servetini yaparken insan sağlığını nasıl tehlikeye attığını gözler önüne seriyor.

Aile, elde ettiği servetin bir kısmını hayır işlerine bağışlayarak olumlu bir imaj yaratmaya çalıştı.

Ancak kitap, bu bağışların aslında kötü imajlarını düzeltmek için yapıldığını ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, kitap, büyük bir şirketin ve ailenin insan sağlığına verdiği zararı ve bu zararı gizlemek için yaptıkları manipülasyonları gözler önüne seren çarpıcı bir inceleme.

Kitap, aynı zamanda ilaç endüstrisindeki etik sorunları ve düzenlemelerin yetersizliğini de gündeme getiriyor.

Bu kitap, acılara kayıtsız kalarak acı üzerine imparatorluk kurmuş bir hanedanın yükseliş ve düşüşünün öyküsü.

Dizginlenemeyen kapitalizm, dizginlenemeyen lobicilik ve paramparça olmuş bir sağlık sistemi arasındaki ölümcül ittifakın ve açgözlülüğün ete kemiğe bürünmüş hali.

  • Künye: Patrick Radden Keefe – Acı İmparatorluğu: Sackler Hanedanı’nın Gizli Tarihi, çeviren: Ezgi Başer Akgürgen, Domingo Kitap, inceleme, 632 sayfa, 2024