Alan Barnard – Simgesel Düşüncenin Doğuşu (2014)

Alan Barnard, kısa bir süre önce Türkçeye çevrilen ‘Sosyal Antoropoloji ve İnsanın Kökeni’nde, atalarımızın kültürel ve sosyal yaşamına dair soruların yanıtlarını aramıştı.

Yazar elimizdeki çalışmasında da, insanların simgelerle düşünmeye başladığı tahminen son 130 bin yılın bir tarihçesini sunuyor.

Simgesel düşüncenin doğuşuna fon olabilecek kimi felsefi, dilbilimsel ve antropolojik meseleleri irdeleyerek çalışmasına başlayan Barnard, devamında da sosyal antropoloji başta olmak üzere, arkeolojinin ve genetiğin kimi yeni bulgularına dayanarak dilsel karmaşıklık ve kültürel karmaşıklık ile simgesel düşünmenin kökenlerini araştırıyor.

  • Künye: Alan Barnard – Simgesel Düşüncenin Doğuşu, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 200 sayfa

Tayfun Atay – Parti, Cemaat, Tarikat (2017)

2002’de AKP iktidara geldiğinde, o günlerden şimdinin en hafif tabiriyle “tedirgin” günlerine geleceğimizi kimse hayal etmemişti.

Toplumsal ayrışmanın ve kutuplaşmanın, Türkiye tarihinde eşi görülmemiş bir boyuta ulaşmasından bahsediyoruz.

Oysaki AKP liberal, demokratik ve özgürlükçü vaatlerle iktidara gelmişti.

İşte, sosyal antropoloji alanındaki önemli katkılarıyla bildiğimiz Tayfun Atay’ın elimizdeki kitabı, AKP’nin söz konusu dönüşümünün nitelikli bir panoramasını sunmasıyla önemli bir rol üstlenmekte.

Alt başlığı, ‘2000’ler Türkiye’sinin Dinbaz-Politik Seyir Defteri’ olan kitap, siyasal İslamın laik Türkiye’deki serencamını, iyi düşünülmüş ayrıntılar ve dozu da gayet iyi ayarlanmış eleştirel bir perspektifle izliyor.

Ülkenin son on beş yılda yaşadığı dönüşümleri kültür, kimlik ve yaşam biçimi bağlamında irdeleyen sağlam bir kitap.

  • Künye: Tayfun Atay – Parti, Cemaat, Tarikat, Can Yayınları, siyaset, 200 sayfa

Bruno Latour – Biz Hiç Modern Olmadık (2008)

  • BİZ HİÇ MODERN OLMADIK, Bruno Latour, çeviren: İnci Uysal, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 181 sayfa

Modern hayat, beraberinde getirdiği sıkıntılar ve hayal kırıklıkları nedeniyle, vaat ettiği “altın çağ”ı getiremedi. Hatta Fransız antropolog Bruno Latour daha da iddialı bir şekilde, modernlik sürecinin hiç başlamadığını düşünüyor. Latour, modern anayasanın hep asimetrik kaldığını, şeyleri temsil etmekle yükümlü bilimsel iktidar ile özneleri temsil etmekle yükümlü siyasal iktidar arasında hep bir ayrım icat ettiğini ve bu ikisi arasında kurulan ağların gücünü görmezden geldiğini savunuyor. Latour, “Modernler hem gerçekliği, hem dili, hem toplumu, hem de varlığı istemekte pekâlâ haklıdırlar. Haksız oldukları nokta onların sonsuza dek çelişkili olduklarını sanmaktır,” diyerek modern, antimodern ve postmodern süreçleri masaya yatırıyor.

Karl Marx – Etnoloji Defterleri (2013)

  • ETNOLOJİ DEFTERLERİ, Karl Marx, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, Hil Yayın, etnoloji, 336 sayfa

ETNOLOJI

Pek bilinmemekle birlikte Karl Marx, kapitalizm öncesi toplum şekilleri konusunda da incelemeler yapmıştı. Düşünür, ilksel toplulukları, materyalist tarih açısından açıklamayı amaçlayarak elimizdeki etnoloji defterlerini tutmaya başlamış, fakat 1883 yılındaki ölümüyle bu çabası yarım kalmıştı. Friedrich Engels’in ‘Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni’ gibi dönüm noktası kitaplardan birini yazarken yararlandığı ve bir anlamda Marx’ın yarım kalmış etnoloji çalışmalarını bütüne erdirdiği bu elyazmaları, ilkel toplumun en önemli ekonomik birimi olan aileyi ve toplumsal anlamda ilk kadın-erkek işbölümünü tartışıyor.

Alan Barnard – Sosyal Antropoloji ve İnsanın Kökeni (2013)

Alan Barnard ‘Sosyal Antoropoloji ve İnsanın Kökeni’nde, sosyal ya da kültürel antropolojiden gelen fikirleri, atalarımızın kültürel ve sosyal yaşamına dair soruların yanıtlarına uyguluyor.

Kitabına, yüksek primatlar, insansı fosiller ve taş aletler gibi insanın kökeni konusundaki araştırmaların temel öğelerini ele alarak başlayan Barnard, ilerleyen bölümlerde de beyin boyutu ile grup boyutu arasındaki ilişkiyi, avcı-toplayıcı gruplarının göç ve yerleşim örüntüleri hakkında sosyal antropolojiden gelen verileri, sosyal antropolojinin dilin kökeni, toplumsal ritüeller, simgecilik ve mitolojiye dair yorumunu tartışıyor.

  • Künye: Alan Barnard – Sosyal Antropoloji ve İnsanın Kökeni, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 224 sayfa, 2013

Philippe Descola – Doğa ve Kültürün Ötesinde (2013)

  • DOĞA VE KÜLTÜRÜN ÖTESİNDE, Philippe Descola, çeviren: İsmail Yerguz, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 376 sayfa

DOGA

Çalışmaları antropoloji alanında temel bir referans niteliğinde olan Philippe Descola eserinde, Batıdışı kimi toplulukları inceleyerek, Batı’nın doğa ve kültür arasında kurmuş olduğu ayrımları irdeliyor. Modernlerin, barbar ve yaban halkları tanımlarken, kendi etnik merkezciliklerini, sapmaları artık fark edilmez hale gelen rasyonel bilgi yönetiminin arkasına gizlediklerini belirten Descola, Amazon ormanlarında uzun yıllara yayılan araştırmalarının sonucunda, insanların çevre ile ilişki kurma biçimlerini, “çevre”den kastedilenin ne olduğunu ve Batı’ya egemen olan natüralist bakış açısının neleri dışladığını tartışıyor.

Takie Sugiyama Lebra – Japonlar ve Davranış Biçimleri (2013)

Antropolog Takie Sugiyama Lebra, Japonların kişiliklerini, kültürel bağlamdaki davranışları üzerinde yoğunlaşarak aydınlatıyor.

Japon kültürüne ışık tutan en iyi çalışmalardan biri olarak kabul edilen ve kültürlerarası iletişim alanında yetkin bir kaynak olan kitabında Lebra, fikirlerini “toplumsal görecilik” kavramı üzerine inşa ediyor ve Japonları aidiyet duygusu, empati, bağlılık, karşılıklı ilişki, uygun mevki ve rolde olma gibi bir dizi özellik üzerinden anlatıyor.

Lebra, Japonların davranış modelleri ve değişen durumlarda verdikleri tepkiler ile inanç ve rollerin Japon toplumunda gençlere nasıl aktarıldığını da açıklıyor.

  • Künye: Takie Sugiyama Lebra – Japonlar ve Davranış Biçimleri, Oğuz Baykara, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, kültür, 318 sayfa

Wendy James – Törensel Hayvan (2013)

  • TÖRENSEL HAYVAN, Wendy James, çeviren: Sevda Çalışkan, İş Kültür Yayınları, antropoloji, 441 sayfa

TORENSEL

Wendy James’in ‘Törensel Hayvan’ı, çağdaş antropoloji alanında kapsamlı bir giriş kitabı. Konuyu ele alırken Fransız yapısalcılığı, Marksizm, Amerikan kültürelciliği ve İngiliz ampirik etnografi geleneğini harmanlayan James’in çalışması, antropolojinin insan yaşamında keşfettiği törensel biçimlerin ve kalıpların ayrıntılı bir resmini çiziyor. Birey kavramının ve ona eşlik eden metodolojik bireycilik savunusunun bizzat toplumsal bir ürün olduğunu söyleyen James, toplumsal ve ahlaki bir kategori olarak “kişi” kavramı ile kişinin doğumundan adlandırılmasına kadar bir dizi ritüelle toplumsal olarak oluşma sürecini irdeliyor.

Marc Augé, – Çağdaş Dünyaların Antropolojisi (2013)

  • ÇAĞDAŞ DÜNYALARIN ANTROPOLOJİSİ, Marc Augé, çeviren: Hülya Uğur Tanrıöver, Dipnot Yayınları, antrpoloji, 198 sayfa

CAGDAS DUNYALARIN

Marc Augé ‘Çağdaş Dünyaların Antropolojisi’nde, farklı kültürlerin aynı çağdaşlık süreçlerini deneyimlemesinden hareketle, yeryüzünün bütününde genelleşmiş bir antropoloji öneriyor. Augé, toplumsal antropolojinin, “geleneksel” olarak adlandırılan toplumları incelerken, hep bunların akrabalık, evlilik bağı ya da yerleşim kurallarına, dinsel ya da siyasal kurum ve ayinselliklerine, özetle söz konusu toplumların her birine özgü farklılıkları ortaya koymaya odaklandığını söylüyor. Yazar günümüzdeyse, farklı dünyaların aynı çağı paylaştığını ve bu nedenle de, bunların tümünü kapsayacak bir antropolojiye ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

Hande Birkalan-Gedik (der.) – Sınırlar, İmajlar ve Kültürler (2013)

  • SINIRLAR, İMAJLAR VE KÜLTÜRLER, derleyen: Hande Birkalan-Gedik, Dipnot Yayınevi, antropoloji, 360 sayfa

SINIRLAR

Birçok yazarın katkıda bulunduğu ‘Sınırlar, İmajlar ve Kültürler’, antropolojik açıdan Avrupa ve Avrupalılık imgesini yeniden tartışmaya açıyor. Kitapta ilkin, Avrupalılık kavramının antropoloji pratikleri içinde nasıl tanımlandığı, topluluğun hangi tarihsel ve toplumsal gerçekliği yansıttığı irdeleniyor. Kitabın devamında da, Avrupa antropolojisinde “ben” ve “öteki” yaklaşımı, Avrupa’daki antropolojik bilgi üretiminin yerel bilgilerin oluşumunu nasıl etkilediği, Türkiye’de antropolojinin geçmişteki ve günümüzdeki çalışmalarda Avrupalılık konumu üzerine hangi konulara odaklandığı gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.