Mehmet Sakınç ve Orhan Küçüker – Çekiç, Mercek ve Yelkovankuşları (2022)

Türkiye’de botanik, zooloji, jeoloji ve paleontolojinin tarihsel gelişimi üzerine eşsiz bir çalışma.

Mehmet Sakınç ve Orhan Küçüker, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi bilim insanlarının dünyasına iniyor.

‘Çekiç, Mercek ve Yelkovankuşları’nda Sabuncuoğlu Şerefeddin’in meşhur tiryakından Darüşşifaların botanikçileri Saydalân ve Aşşâblar’a, Arslanhaneler’den Bursa korvetinin mühendisi Faik Bey’in pantanal kedisine, Çırağan Sarayı’nın Londra’da unutulan limonluğundan bankacı Pierre-JulienRene du Parquet’nin Eyüp’te Mısır akbabası avına, Mehmet Tahir Münif Paşa’nın doldurulmuş ayısından Namık Kemal’in baykuşlarına, Hamamizade İhsan Bey’in Hamsinamesi ’nden Sait Faik Abasıyanık’ın dülgerbalığına, Karl Eduard Hammerschmidt’in trilobitlerinden Walther Penck ve Hamit Nafiz Pamir’in Darülfünûn’da ilk jeoloji ve paleontoloji derslerine, Reichstag yangınından 1933 Üniversite Reformu’na, Süleymaniye Biyoloji ve Yüksek Ziraat enstitülerinden Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü’ne Türkiye’de botanik, zooloji, jeoloji ve paleontolojinin tarihsel gelişimi, insanlar, mekânlar ve anılar penceresinden anlatılıyor.

Kitaptaki Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi bilim insanlarının ortak noktasının “sistematik yaratıcı düşünme” olduğu görülüyor.

Öğreticiler olarak adlandırılabilecek bu insanlar, doğada meydana gelen olayları merak etme ve sorgulama niteliklerini taşıyor.

Öğreticiler –muallim, müderris, öğretmen ve üniversite öğretim elemanı– için “doğru bilgi” ön plandadır ve doğa bilimleri eğitimi ve öğretiminde “yenilenme ve yaratıcılık” temel hedefleri arasındadır.

Başta Kıta Avrupası olmak üzere dünya üzerindeki doğa tarihi müzeleri ile hayvanat ve botanik bahçelerindeki izlenimlerini, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi okuryazar kitlesi ve öğrencilerine seyahat notlarıyla aktaran elçi, aydın, yazar ve gazeteciler de unutulmuyor.

Jeoloji ve paleontolojinin Çekiç’i, botanik ve zoolojinin Mercek’i, doğa bilimcilerin Yelkovankuşları ile tarihte bir bilimsel yolculuk sizleri bekliyor…

  • Künye: Mehmet Sakınç ve Orhan Küçüker – Çekiç, Mercek ve Yelkovankuşları: Türkiye’nin Doğa Bilimleri Tarihinden İnsanlar, Mekânlar ve Anılar, İş Kültür Yayınları, inceleme, 464 sayfa, 2022

Ergi Deniz Özsoy – Evrim, Bilim ve Tarih (2022)

Evrimsel biyolojinin tarihsel serüveni ve entelektüel birikimi üzerine rehber kitap isteyenleri bu tarafa alalım.

Ergi Deniz Özsoy’un evrimsel biyolojinin kaydettiği ilerlemeleri tarihsel perspektifle ele alması, kitabın diğer bir artısı.

‘Evrim, Bilim ve Tarih’ itici gücünü yaşamın büyüleyici çeşitliliğinden alan entelektüel maceranın motoru evrimsel biyolojinin bulgularını küçük ama yoğun bölümler halinde sunuyor.

Bu bölümler yazarının evrimsel genetikçi olmasının ağırlığını taşısalar da –fosil bilim bulguları üzerinden okunan son derece bilgilendirici ve bir o kadar da heyecanlı yaşam tarihine, bir başka deyişle biyolojik evrimin tarihsel manzarasına, pek değinilmedi– evrimsel biyolojinin tarihsel serüvenini ve modem bilimsel içeriğini önemli ölçüde yansıtıyorlar.

Yazılanın tamamı, bilimsel aktivitenin tarih dışılığı iddiasına olan temelden itirazın da bir yansıması.

Yazar, evrimsel biyolojinin kaydettiği ilerlemeleri tarihsel yüzlerinin diyalektiği çerçevesine ele almış.

Kitabın adını temelde bu kavrayışa ve bu kavrayışın getirdiği kolektif üretime bir gönderme olarak da görmek mümkün.

  • Künye: Ergi Deniz Özsoy – Evrim, Bilim ve Tarih: Bu Yaşam Görüşünde İhtişam Var, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 112 sayfa, 2022

Loïc Bollache – Hayvanlar Nasıl Düşünür, İnsan Ne Görür? (2022)

Bu enfes kitap, insanlar ve hayvanlar arasındaki hiyerarşiyi yıkma girişimi olarak okunabilir.

Ekoloji profesörü Loïc Bollache ödüllü kitabında, hayvan zekâsının hiç alışık olmadığımız muazzam boyutlarını gözler önüne seriyor.

  • Eşlerini kaybeden balıklar aşk acısı çeker mi?
  • Kambur balinalar toplanmak, alanlarını sınırlamak ve yavrularıyla iletişim kurmak için çıkardıkları seslerin yayılma düzeyini ayarlayabilir mi?
  • Yunusların sosyal hafızası, yıllar sonra oyun arkadaşının ıslığını tanımaya yeter mi?
  • Ölüm farkındalığı olan filler stres altındaki türdeşlerine şefkat gösterecek duygusal zekâya sahip mi?

Uzun yıllar zeki olmadıkları kabul edilen hayvanları gözlemlediğimizde aslında bu beceriye sahip tek tür olmadığımızı ve zekânın pek çok formu olabileceğini anlarız.

Bollache, bu kitapta zekâ kavramının karmaşıklığından yola çıkıyor ve IQ gibi kriterlerle bu beceriyi sayılara indirgeyerek elde edilen sonuçların kapsayıcı olmadığının altını çiziyor.

Hayvanların dünyasının, deneyim ve becerilerinin bizim ölçümlerimizle sınıflanamayacak kadar karmaşık ve çok boyutlu olduğunu vurguluyor.

Güncel araştırmalardan hareketle zekânın çeşitliliğine değiniyor ve hayvan zekâsını iletişim, kültür, sosyal hayat ve duygusal zekâ üzerinden tanımlamaya çalışıyor.

Kurtların birbirini teselli edebilmesinden, karıncaların en kestirme yolu bulabilmesini sağlayan kolektif zekâsına, somonların çiftleşmek için doğdukları yere dönebilmelerini sağlayacak kadar kuvvetli hafızalarından, arıların dans ederek iletişim kurabilmesine kadar hayvan zekâsını tüm yönleriyle ele alıyor.

Bollache, bildiğimizi sandığımız bir dünyaya, hayvanlara ve hayvan-insan ilişkisine dair zihinlerimizde yepyeni bir pencere açıyor, sorguluyor ve düşündürüyor.

‘Hayvanlar Nasıl Düşünür, İnsan Ne Görür?’, hayvanlar âlemine bakışımızı değiştirecek, doğadaki konumumuza dair kavrayışımızı derinleştirecek ve empati gücümüzü artıracak ufuk açıcı bir kitap.

Kitabın, 2021’de Fransa’nın en prestijli ödüllerinden biri olan Fransız Akademisi Jacques Lacroix Ödülü’ne layık görüldüğünü de belirtelim.

  • Künye: Loïc Bollache – Hayvanlar Nasıl Düşünür, İnsan Ne Görür?, çeviren: Seda Sevinç, Timaş Yayınları, hayvanlar, 160 sayfa, 2022

Robin Wall Kimmerer – Bitkilerin Ruhu (2022)

Doğa düşmanlarının pervasızca arttığı bir dönemde yaşıyoruz.

Botanikçi Robin Wall Kimmerer, modern bilimle yerlilerin kadim öğretilerini buluşturarak canlılarla olan ilişkimizin neden karşılıklı olması gerektiğini gösteriyor.

Dünyanın evimiz olduğunu unuttuk.

Kimmerer, Potawatomi halkının bir üyesi ve bir botanikçi olarak doğayla birden fazla dilde konuşabilen bir araştırmacı: Bir yandan çocukluğundan itibaren bitki ve hayvanlarla kurduğu ilişki ona doğanın en eski öğretmenimiz olduğunu göstermiş, öbür yandan ise botanik eğitimi ona bütünün parçalarını görmeyi öğretmiş.

Halkının öğretilerini ve bilimin sesini kendinde birleştiren Kimmerer, ‘Bitkilerin Ruhu’nda bu iki farklı bilgi merceğinden bakarak edindiği tecrübeleri bir araya getiriyor ve canlıların dünyasıyla kurduğumuz ilişkinin karşılıklı olması gerektiğini hatırlatıyor.

Çünkü ancak diğer canlıların dillerini anlayabildiğimiz zaman dünyanın cömertliğini anlayabilir, bu cömertliğe karşılık kendi hediyelerimizi vermeyi öğrenebiliriz.

Gezegenimizin sesini duymak bizim sorumluluğumuz…

Kanıtlara dayalı, objektif bir bilim anlayışının, yerlilerin kadim öğretileriyle nasıl zenginleşebileceğini gösteren kitap, boylu mazıların, yabani çileklerin, yağmurun eksik olmadığı ormanların, mis gibi kokan kutsal ot dolu çayırların manzarasını sunuyor.

  • Künye: Robin Wall Kimmerer – Bitkilerin Ruhu: Modern Bilimden Kadim Bilgiye Şifa, çeviren: Ayşe Başcı, Mundi Kitap, doğabilim, 424 sayfa, 2022

Stefano Mancuso – Bitki Ulusu (2022)

Bitkiler anne babalarımız gibidir, biz ortalığı kasıp kavursak da yaşamamızı sağlamaya devam eder.

Bitki nörobiyolojisi alanında dünyanın önde gelen otoritelerinden olan Stefano Mancuso, insan olmayan her şeyi nesnelere indirgeyen insanmerkezciliğe sıkı eleştiriler yöneltiyor.

Ekonomik modelimiz ve teknolojimiz için gereken başlıca kaynaklar tükenmek üzere.

Yeniden üretilemeyecek kaynakların tüketilmesi, küresel ısınmanın yerküre üzerindeki olumsuz sonuçları, biz insanları geri dönüşü olmayan bir noktaya taşıyor.

Kendini evrenin merkezi olarak gören insanın gerçeklerle yüzleşmesi gerekiyor.

Bitkilerin korunması, alınacak önlemlerin daha ciddi bir şekilde uygulanması ve doğanın sesine, Bitki Ulusuna kulak vermenin zamanı geldi.

Kural çok basit: Sürdürülebilir bir dünya için etrafımızı göz alabildiğine yeşillendirmeliyiz.

Bitki Ulusunu yok etmek insanlığı yok etmektir.

İşte Mancuso da bu enfes çalışmasında, sadece insanın değil, esasında bitkilerin ve dolayısıyla da insanların yaşamının esas dayanağını oluşturduğu güçlü bir manifesto sunuyor.

  • Künye: Stefano Mancuso – Bitki Ulusu, çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, Alfa Yayınları, bilim, 120 sayfa, 2022

Tamer Kaya – Evrimin Kısa Tarihi (2022)

Evrimi sağlayan şey, insanoğlunun bitmek bilmeyen merakı ve araştırma ruhuydu.

Tamer Kaya burada, insanın kökeninin aydınlatan görkemli bilimsel atılımın kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

“Nereden geldik?” sorusu birçok düşünürün kafasını meşgul etti.

İnsanlık tarihi boyunca bunu açıklamak için farklı fikirler üretildi, ancak kabul edilebilir tutarlı bir kuramın ortaya konulması oldukça uzun bir zaman aldı.

Bu kitapta yaşamlarından ve çalışmalarından kesitler sunulan düşünürler, insanlığın evrimi anlama çabasında katkı sağlamış isimler.

Gerçeğin ışığıyla aydınlanmak için yola çıkan ve bilim aşkıyla yanıp tutuşan bu düşünürlerin amaçları, doğanın gerçek yasasının ne olduğunu ortaya koymaktı.

Evrim fikrine bir inanç gibi sarılmadılar.

Bilim yolunu seçtiler.

Birçok düşünür, kendi zamanlarında yeterince olgunlaşmamış olan evrim olgusunun farkında olmadığı halde modern evrim kuramının ortaya çıkmasına katkıda bulundu.

Bilimin yolu insanlığı gerçek sonuca ulaştırdı. Burada kaleme alınan hikâye, insanın kökenini araştırırken, bitmek tükenmek bilmeyen bir merak ve araştırma ruhu ile düşünürlerin geliştirdiği her yeni bilginin bilim yoluyla şekillendirilerek sonraki kuşaklara aktarılmasıyla, ortak bir zekâyla gerçekleştirilen “insanlığın ortaya koyduğu en büyük düşünsel devrim”in, insanın kendi evrimini çözmesinin hikâyesidir.

  • Künye: Tamer Kaya – Evrimin Kısa Tarihi: İnsanın Kendi Evrimini Çözmesinin Hikâyesi, Alfa Yayınları, bilim, 428 sayfa, 2022

Ahu Gökçe ve Ümit Akırmak – Psikoloji ve Açık Bilim (2022)

Açık bilim, özetle, bilimsel bilginin ücretsiz, patentsiz şekilde ulaşıma açılmasını amaçlar.

Bu rehber kitap ise, yaklaşık son on yıldır var olan, üzerinde daha fazla düşünülerek evrilmiş ve gelişen teknolojinin desteğini de alarak daha önce var olmayan birçok imkan sunan açık bilim pratiklerini net bir şekilde açıklıyor.

Açık bilim ve pratikleri birçok araştırmacı tarafından biliniyor ve tecrübeli araştırmacılara dahi yabancı bir kavram olabiliyor.

Açık bilim prensiplerini teorik olarak bilen ama nasıl uygulanacağı konusunda tereddütte olan araştırmacılar da vardır ki çok kısa bir geçmişi olan bir kavram olduğu düşünüldüğünde bu pek şaşırtıcı değil.

Bu kitap, açık bilim prensip ve uygulamalarını hem teorik hem de pratik olarak tanıtıyor ve bu sayede araştırmacıların kendi bilimsel araştırmalarında bu pratiklerden faydalanmasını sağlıyor.

Kitaptan yüksek lisans ve üzeri eğitim almış tüm araştırmacılar faydalanabilir.

Kitap, şu linkten ücretsiz temin edilebilir: https://bit.ly/3MWO51C

  • Künye: Ahu Gökçe ve Ümit Akırmak – Psikoloji ve Açık Bilim, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 90 sayfa, 2022

Martin Plimmer ve Brian King – Tesadüfün Ötesi (2022)

Telefonumuz çaldığında sıklıkla düşündüğümüz kişinin bizi aradığını düşünürüz.

Oysa telefon çaldığında hiç de düşünmediğimiz kişilerin aradığı zamanlar sayıca daha çoktur.

Martin Plimmer ve Brian King, yüzlerce şaşırtıcı, gizemli tesadüfleri ve bunların arkasındaki olağanüstü matematiği ortaya çıkarıyor.

Tesadüflere karşı uyanık olan insanlar, evreni dost canlısı, düzenli, duyarlı bir yer olarak görme ve sonuç olarak genel bir refah duygusu geliştirme eğilimindedir.

Kötü tesadüflere denk gelince, en azından kader tarafından özel bir ilgi amacıyla seçilmiş olduğumuzu hissederiz.

Bununla birlikte tesadüfler, çoğunlukla mütevazıdır, tehdit oluşturmaz ve neşelendirir.

Telefonunuz çaldığında sıklıkla düşündüğünüz kişi sizi mi arıyor?

Bu sizde sıcak ve belirsiz bir his yaratıyor değil mi?

Bu tür şeyler olduğunda, doğuştan gelen duyudışı algılama yeteneğiyle kutsanmış olduğumuz ya da bir tür psişik bağlantıya taraf olduğumuz sonucuna varma eğiliminde oluruz.

Telefon çaldığında hiç de düşünmediğimiz kişilerin aradığı zamanların sayıca daha çok olduğunu kendimize hatırlatmak istemeyiz.

Bu kitap tesadüf olgusunu bütün yönleriyle masaya yatırıyor ve içinde birbirinden eğlenceli örnekler barındırıyor.

  • Künye: Martin Plimmer ve Brian King – Tesadüfün Ötesi: Şaşırtıcı Tesadüflerin Hikayeleri ve Arkalarında Yatan Gizem ve Matematik, çeviren: Özlem Korkmaz, Alfa Yayınları, bilim, 296 sayfa, 2022

Nessa Carey – Epigenetik Devrimi (2022)

Bu kitap, epigenetiğin büyülü dünyasına daha yakından bakmak için harika fırsat.

Nessa Carey, yokuş yukarı çıkmayı nasıl öğrendiğimizden obezitenin epigenetiğine, cinsiyetlerin savaşından kanserdeki epigenetiğe, konuyu geniş bir pencereden izliyor.

Epigenetik, dünyadaki biyolojik yaşamın yapısı ve davranışını kavrayışımızda devrim yaratma potansiyeline sahip.

Bir organizmanın genetik kodunun haritasını çıkarmanın, onun nasıl geliştiğini veya hareket ettiğini belirlemek için neden yeterli olmadığını açıklarken, doğuştan gelen özelliklerle çevrenin etkileşiminin biyolojik çeşitliliği nasıl tasarladığını gösterir.

Carey, ‘Epigenetik Devrimi’nde alanın argümanlarını karıncaların ve kraliçe arıların kolonilerini nasıl kontrol ettiği, belli renklerdeki kedilerin neden hep dişi olduğu, bazı bitkilerin çiçek açmadan önce neden soğuk havaya ihtiyaç duyduğu ve vücudumuzun nasıl yaşlanıp hastalandığı gibi çeşitli olgularla ilişkilendiriyor.

Carey, alanın gelecekteki yönelimleriyle beraber insan sağlığını ve hayatını iyileştirme kabiliyetlerini de tartışıyor.

Biyolojinin ötesine geçen epigenetik, uyuşturucu bağımlılığı, kıtlığın uzun vadeli etkileri ve çocukluk çağı travmalarının fiziksel ve psikolojik sonuçları üzerine yapılan güncel çalışmalara yön veriyor.

Alanın yirmi yıllık tarihini incelerken aynı zamanda en son bulguları ve yenilikleri ele alan kitap, epigenetiğin temellerine bir giriş niteliğinde.

  • Künye: Nessa Carey – Epigenetik Devrimi, çeviren: Dilara Gostolüpçe, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, bilim, 308 sayfa, 2022

Thor Hanson – Tohumların Zaferi (2022)

Gezegenimizi tepeden tırnağa değiştiren tohumlar olağanüstüdür.

Thor Hanson da bu harika çalışmasında, tohumların evrimini, önemini ve doğa tarihi ile insan kültüründeki yolculuğunu çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Hem bir keşif yolculuğu hem de bir davet olarak okunabilecek ‘Tohumların Zaferi’, Hanson’ın araştırma yaptığı ormanlar ve laboratuvarlardan başlayıp yol boyunca tanıştığı bahçıvanların, botanikçilerin, kâşiflerin, çiftçilerin, tarihçilerin, keşişlerin –ve elbette harikulade bitkilerin, onlara bağımlı olan hayvanların, kuşların, böceklerin– kılavuzluğunda ortaya çıkmış.

“Tohumların ortak özelliklerinden biri onları bulmak için uzaklara bakmamıza gerek olmamasıdır, çünkü tohumlar dünyamızın ayrılmaz bir parçasıdır.” diyen Hanson, bir tohumlar dünyasında yaşadığımızı; sabah kahvemizden, onun yanında yediğimiz çörekten tutun da kıyafetlerimizin dokunduğu pamuğa, yatmadan önce içtiğimiz bir fincan kakaolu süte kadar tohumların gün boyu bizimle olduğunu söylüyor.

Tohumlardan yiyecekler, alkollü içkiler, yağlar, baharatlar, zehirler, yakıtlar, iplikler, boyalar elde ediyoruz.

Bu kitabın da ortaya koyduğu gibi, tohumlar dünyadaki hayatın temel yapıtaşlarıdır; farklı beslenme alışkanlıklarının, ekonomilerin ve yaşam tarzlarının temelini onlar oluşturur. Keza, vahşi doğadaki yaşama dayanak oluşturanlar da yine onlardır.

Kitaptan bir alıntı:

“Peki tohumlar nasıl bu kadar başarılı oldu? Tohumların ve onları taşıyan bitkilerin gezegenimizi tepeden tırnağa değiştirmelerine imkân tanıyan özellikleri, alışkanlıkları nelerdi? Bu sorunun cevabı, elinizdeki kitabın anlatısını kuruyor ve sadece tohumların doğada nasıl serpildiklerini değil, insanlar için neden bu kadar elzem olduklarını da açıklığa kavuşturuyor.”

  • Künye: Thor Hanson – Tohumların Zaferi: Tahıllar, Kabuklu Yemişler, Çekirdekler ve Taneler Bitkiler Âlemini Nasıl Fethetti, İnsanlık Tarihini Nasıl Biçimlendirdi?, çeviren: Kemal Genç, Metis Yayınları, bilim, 312 sayfa, 2022