Scott Richard Shaw – Böceklerin Gezegeni (2022)

Gezegenin tarihini böceklerin gözünden okumak kesinlikle ufuk acıcı bir deneyim.

Entomoloji profesörü ve Böcek Müzesi küratörü Scott Richard Shaw, eğlenceli bir dille eski ve yeni böceklerin tarihini anlatarak yeryüzünün tüm canlılarının birbiriyle nasıl sıkı ilişki içinde olduğunu ortaya koyuyor.

‘Böceklerin Gezegeni’, üzerinde yaşadığımız gezegenin kısa ama canlı tarihini, milyonlarca yıldır karalara egemen olan böceklerin bakış açısından anlatan özgün bir kitap.

Shaw, renkli anlatımıyla bizi böcekli gezegenimizin tarihinde eğlenceli ve şaşırtıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

Shaw’un ayrıntılı çalışması, eski ve yeni böcekleri canlılığın tarihindeki yerine oturtarak yeryüzündeki tüm canlıların birbirine nasıl bağlı oluğunu gözler önüne seriyor.

Okurlar bu kitabı okuyup böceklerin çeşitliliğini ve marifetlerini gördüklerinde, yeryüzündeki görkemli böcek çeşitliliğine ve evrime daha farklı bir gözle bakacaktır.

  • Künye: Scott Richard Shaw – Böceklerin Gezegeni: Yeryüzünün Gizli Sahipleri, çeviren: Gamze Bayram, Fol Kitap, bilim, 304 sayfa, 2022

John Gribbin ve Mary Gribbin – Evrimin Kökeni (2022)

Genetik ve biyokimyasal evrim, farklı toplumlarda nasıl dönüşümler geçirdi?

John Gribbin ve Mary Gribbin, evrim kuramının tarihsel serüveni hakkında harika bir çalışmaya imza atmış.

Doğal seçilim yoluyla evrim süreci, canlıların üremesini, kendilerinin kopyalarını üretmesini, fakat kopyaların pek de mükemmel olmamasını ve böylelikle de sonraki nesilde çeşitliliğin var olmasını gerektirir.

Eğer bu çeşitlilik, her ne sebeple olursa olsun o yavrulardan bazılarını diğerlerinden daha başarılı kılarsa bunları daha başarılı kılan ayırt edici özellikler de sonraki nesiller arasında yayılacaktır ve onlar “seçilecektir.”

Bu kuram sadece Charles Darwin’in zihninde bir anda belirmedi, aksine, binlerce yıldır dünya çapındaki filozoflar tarafından incelendi ve tartışıldı.

İşte bu kitap, evrim fikrinin evriminin izini sürmekte, zaman içinde farklı toplumlar tarafından nasıl değiştiğini ve değiştirildiğini gösteriyor.

Yazarlar Darwin’in Tehlikeli Fikrini uygun bağlamına yerleştirecek genetik ve biyokimyasal evrimi inceliyor ve kuramın daha önce olanlar üzerine nasıl inşa edildiğini ve yirminci yüzyılda nasıl geliştirildiğini ortaya koyuyorlar.

Bunların hiçbiri, Darwin’in evrimin bireyler ve türler düzeyinde nasıl işlediğini algılamadaki başarısını azaltmıyor, tersine Darwin’in katkısının antik çağa uzanan ve bugün hâlâ oluşturulmakta olan bir zincirin en önemli halkalarından biri olduğunu gösteriyor.

  • Künye: John Gribbin ve Mary Gribbin – Evrimin Kökeni: Aristoteles’ten DNA’ya “Darwin’in Tehlikeli Fikri”nin Peşinde, çeviren: Ozan Karakaş, Alfa Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2022

Susan Schneider – Yapay Sen (2022)

Yapay zekânın önlenemez yükselişi, zihnin geleceği açısından ne anlama geliyor?

Susan Schneider, konuyu felsefi bir mesele olarak tartışarak yapay zekâ konusunda oldukça zorlu sorulara yanıt veriyor.

İnsanlar kısa vadede dünyanın en zeki türü olmaktan çıkabilir.

Yapay zekâ çalışmalarındaki ilerleme hızı göz önüne alındığında çok yakın bir gelecekte insan seviyesinden daha yüksek bir zekâ ve yeni nesil yapay zekâların ortaya çıkabileceği tahmin ediliyor.

Peki, bu gelişmelerin zihnin geleceği için anlamı nedir?

‘Yapay Sen’de Schneider, yapay zekânın yeni yönlere doğru yol alması kaçınılmaz olsa da ileriye doğru mantıklı bir yol haritası çizmenin elimizde olduğunu; yapay zekâ teknolojisi beyni yeniden şekillendirirken ve potansiyel olarak makine zihinleri yaratırken çok dikkatli olmamız gerektiğini söylüyor.

Zira Homo sapiens, zihin tasarımcıları olarak, nasıl kullanacağını tam olarak bilmediği “araç”larla, yani benlik, zihin ve bilinçle oynayacak.

Ancak Schneider’a göre bunların doğasının yetersiz bir şekilde kavranması, yapay zekâ ve beyin geliştirme teknolojisinin kullanımına zarar verebilir, hatta bilinçli varlıkların yok olmasına ya da acı çekmesine neden olabilir.

Dolayısıyla, algoritmaların altında yatan felsefi meseleleri kavramak zorundayız.

  • Robotlar gerçekten bilinçli olabilir mi?
  • Elon Musk ve Ray Kurzweil gibi teknoloji liderlerinin ileri sürdüğü gibi yapay zekâyla birleşebilir miyiz?
  • Zihin sadece bir program mıdır?
  • Bilinç, karmaşık zekânın kaçınılmaz bir yan ürünü müdür?
  • Zihin tasarımının genel tehlikeleri nelerdir?

Yapay zekâya dair bu zorlu sorulara yanıt arayan ‘Yapay Sen’, cesur yeni dünyamızdaki seyrimizin nasıl olacağını merak edenler için kapsamlı bir araştırma sunuyor.

Schneider felsefe, yapay zekâ, bilişsel bilim ve astrobiyoloji açısından benliğin ve zihnin doğası alanında yaptığı çalışmalarla biliniyor.

  • Künye: Susan Schneider – Yapay Sen: Yapay Zekâ ve Zihnin Geleceği, çeviren: Tülay Tosun, Tellekt Kitap, felsefe, 176 sayfa, 2022

Brian Clegg – Kütleçekimi Dalgaları (2022)

Kütleçekimi dalgalarının 2015’teki keşfi, bilim dünyasında devrim yarattı.

Brian Clegg de, kütleçekimsel dalgalarının evrenin evrimi, kara delikler ve karanlık madde konusunda bize neler söyleyebileceğini irdeliyor.

50 yıl süren araştırmalar 14 Eylül 2015’te meyvesini verdi, kütleçekimi dalgaları keşfedildi ve astronomide bir devrim gerçekleşti.

O güne dek, evrenin araştırılması elektromanyetik radyasyona (ışık, radyo dalgaları, X-ışınları…) bağlıydı.

Ama elektromanyetik radyasyonu durduran hiçbir engel, uzay-zamanın dokusunda yol alan kütleçekimi dalgalarını durduramıyor.

Bu nedenle optik ve radyo teleskoplardan sonra kütleçekimsel dalga teleskopları evrenin sırlarını keşfetmek için yürütülen çalışmalara büyük katkı yapacak.

İlk hedefler evrenin evrimi, kara delikler ve karanlık madde olacak.

Yirminci yüzyılın ilk yarısında kuantum mekaniği araştırılırken bunun ne işe yarayacağını hiç kimse bilmiyordu.

Fakat bugün, gelişmiş ülkeler, gelirlerinin yaklaşık üçte birini kuantum mekaniğine dayalı teknolojiler sayesinde elde ediyor.

Kütleçekimsel dalga araştırmalarının ileride bilim, teknoloji ve ekonomiye neler katabileceğini şimdiden kim bilebilir?

İşte Clegg’in çalışması, tüm bu sorulara heyecan verici yanıtlar vermesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Brian Clegg – Kütleçekimi Dalgaları: Einstein’ın Uzay-Zaman Dalgaları Evrenin Sırlarını Nasıl Ortaya Çıkarıyor?, çeviren: Ege Can Karanfil, Say Yayınları, bilim, 168 sayfa, 2022

Albert Einstein – İzafiyet Teorisi: 100 Yıldönümü Basımı (2022)

Einstein’ın bilim tarihinde dönüm noktası olan ‘İzafiyet Teorisi’nin 100. yıldönümü özel baskısı…

Kitap, İzafiyet Teorisi’ni ilk elden okumak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği çok değerli bir tarihsel belge.

Einstein genel görelilik kuramı üzerindeki çalışmasını 1915 yılında tamamladıktan sonra ‘İzafiyet Teorisi’ adlı kitabını kaleme aldı.

Sıradan okura hitap eden ‘İzafiyet Teorisi’ özel ve genel görelilik kuramları üzerine şimdiye dek yazılmış en açıklayıcı kitap olma unvanını koruyor.

Ünlü kitabın elinizdeki basımı ise Einstein’ın düşüncesinin ve eserinin evrimini günümüz bağlamında değerlendiren yorumlar içeriyor.

Yüzüncü yıldönümü basımı, Einstein’ın eserine en son bilimsel gelişmelerin ışığı altında göz atmak isteyen okur için ideal bir tercih.

  • Künye: Albert Einstein – İzafiyet Teorisi: 100 Yıldönümü Basımı, çeviren: Gülen Aktaş, Say Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2022

James Watson, Kevin Davies ve Andrew Berry – DNA: Genetik Devriminin Öyküsü (2022)

DNA’nın keşfedilmesinde muazzam katkısı bulunan James Watson, bilim tarihine yön veren devrimci isimlerden.

Her şeyden önce harika bir bilim yazını olarak okunabilecek eldeki kapsamlı çalışma ise, DNA’nın yapısının keşfine uzanan olağanüstü yolculuğu adım adım izliyor.

Bundan neredeyse yetmiş yıl önce, o zamanlar sadece yirmi dört yaşında olan Watson, tarihin en büyük bilimsel araştırmalarından birinin gerçekleştirilmesine öncülük ederek, sonradan ekip arkadaşlarıyla “yaşamın sırrı” olarak nitelendirecekleri DNA’nın keşfine büyük katkı sağladı.

Bu keşifleri 1962 yılında Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’ne layık görüldü.

DNA, yaşama ve canlılığa dair tüm dogmaları bir kenara iterek, yaşamın sırrının kimyasal olduğunu gösteren modern genetiğin şekillenmesine önayak oldu ve insanlığı, on yıl kadar kısa bir sürede hayal dahi edilemeyecek bir yolculuğa çıkardı.

“Yaşamın sırrı” artık bir laboratuvarda, bir bilgisayar ekranında ya da elle tutulur, gözle görülür bir yerdeydi.

Bir bilim insanının doğanın harikalarına duyduğu hayranlık ve bir hümanistin derin sempatisiyle harmanlanan ‘DNA: Genetik Devriminin Öyküsü’, “benzerin benzerini doğurduğuna” ilişkin spekülatif söylemlerden Mendel’in kalıtımın temel yasalarını ortaya çıkarmasıyla başlayan ve DNA’nın yapısının çığır açan keşfiyle sonuçlanan moleküler araştırmaların ayrıntılarıyla aktarıldığı, genel okura hitap eden bir bilim tarihi anlatısı.

  • Künye: James D. Watson, Kevin Davies ve Andrew Berry – DNA: Genetik Devrimin Öyküsü, çeviren: Samet Öksüz, Say Yayınları, bilim, 504 sayfa, 2022

Alice Calaprice, Daniel Kennefick ve Robert Schulmann – Einstein Ansiklopedisi (2022)

Bu özenli çalışma, büyük fizikçi Einstein’ı daha iyi anlamak açısından tam bir hazine.

Üç Einstein akademisyeni, Einstein’ın bilimsel, kamusal ve özel hayatlarını en ince ayrıntısına kadar ele alıyor ve hem meslekten olmayanlar hem de uzmanlar için çok hoş bir ansiklopedik referans çalışması yazmış.

Bu eser, Einstein’ın kişisel, bilimsel, manevi, etik, düşünsel ve sosyopolitik yönünü gözler önüne seren bir kaynak kitap niteliğinde, yalnızca bilim insanlarını değil, kamuoyunu da ilgilendirecek konuları da kapsıyor.

Einstein’ın yaşamının ve önemli başarılarının kronolojisiyle başlayan kitap, dâhi bilim insanının felsefi ve politik görüşlerinin özetiyle devam ediyor.

Kişisel ve ailevi yaşantısından bilimsel başarılarına kadar Einstein hakkında bilinmesi gereken hemen her şeyi kapsayan bu temel eser aynı zamanda tarihsel ortamı da yansıtıyor.

Bir bilim insanı, siyasal figür ya da hümanist olarak Einstein’la ilgilenen herkes için büyüleyici ve olağanüstü okunabilir bir referans kitabı olan bu eserde yazarlar, Albert Einstein hakkında bildiklerimizi nasıl öğrendiğimizi de açıkça ortaya koyuyorlar.

  • Künye: Alice Calaprice, Daniel Kennefick ve Robert Schulmann – Einstein Ansiklopedisi, çeviren: Ozan Karakaş, Alfa Yayınları, ansiklopedi, 456 sayfa, 2022

Mickaël Launay – Şemsiye Teoremi (2022)

Bu satırları okurken saniyede 300.000 kilometre hızla hareket ettiğinizi biliyor musunuz?

‘Şemsiye Teoremi’, özellikle matematikten ödü kopanlar ülkesinde yaşayanların kaçırmaması gereken bir kitap.

Mickaël Launay, matematiğin zorlu konularını anlaşılabilir ve eğlenceli bir üslupla aydınlatıyor.

34 Nisan’ın çok faydalı bir gün olduğunu, bazı akarsuların aşağıdan yukarıya doğru aktığını, Ay’ın doğrusal bir çizgide ilerlediğini, bu kitabın kapak renginin belki de kırmızı olabileceğini ve tüm bu satırları okurken saniyede 300.000 kilometre hızla hareket ettiğinizi biliyor musunuz?

Söylenenler size saçma gelebilir; ama hepsi doğru!

Dünya’yı algılama yöntemimiz bazen yanıltıcıdır.

Fakat basit bir bakış açısı değişikliği çoğu zaman yanılgıları aşmaya yeter.

Özellikle matematik, yanılgıları aşıp evrenin işleyişini anlamak için bize güçlü bir araç sunar.

Daha ötesini anlamak için bize daha geniş düşünmeyi öğretir.

Launay, Chloé Bouchaour’nun çizimleriyle de zenginleşen bu kitabında, süpermarket raflarında başlayan ve kara deliklerin akıl almaz derinliğinde son bulan sürükleyici bir anlatım eşliğinde bize bunun mümkün olduğunu ispatlıyor.

  • Künye: Mickaël Launay – Şemsiye Teoremi: Evreni Doğru Gözlemleme Sanatı, çeviren: Hazal Çelik, Say Yayınları, matematik, 288 sayfa, 2022

Stephen Heard – Charles Darwin, Kaya Midyesi ve David Bowie Örümceği (2022)

‘Charles Darwin Kaya Midyesi ve David Bowie Örümceği’, bilimsel isimlerin ardında ne kadar ilginç hikâyelerin yatabildiğini ortaya koyuyor.

Biliminsanlarının yeni türleri nasıl isimlendirdiği ve bu isimlerin insanları onurlandırmak veya bazen aşağılamak için nasıl kullanılabileceğiyle ilgilenen herkes için harika bir kitap.

Bitki ve hayvanların bilimsel isimleri çoğumuza anlaşılmaz gelir; bu Latince terimlerin ancak, tozlu odalarda büyüteçlerle acayip numuneleri inceleyen taksonomistler için ilgi çekici olabileceğini düşünürüz genelde.

Evrimsel ekolog Heard ise bize bu önyargının ne kadar yanlış olduğunu, bilimsel isimlerin ardında ne kadar ilginç hikâyelerin yatabildiğini gösteriyor.

İsveçli botanikçi Carl Linnaeus’ın icadı olan isimlendirme sistemi sayesinde, bilimsel isimlerin (özellikle de belli kişilere gönderme yapan “eponim” isimlerin) biliminsanlarının kişiliklerine açılan bir pencere haline geldiğini belirten Heard şöyle diyor: “Eponim isimlerin açtığı pencereden baktığımızda, insanlığın en iyi ve en kötü yanlarını görürüz. Bilimin, içinde çokça kişilik ve tarih barındıran bütünüyle insani bir faaliyet olduğunu ve isimlendirilen tür, ona ismini veren kişi ve isimlendirmeyi yapan biliminsanı arasındaki şaşırtıcı bağlantılarla şekillendirildiğini anlarız.”

Bu isimlerin gönderme yaptığı kişiler arasında kimler yok ki: Charles Darwin ve Alexander von Humboldt gibi meşhur biliminsanları; Maria Sibylla Merian gibi, daha az bilinen ama bitki ve hayvan bilimine büyük katkısı olmuş insanlar; David Bowie, Beyoncé ve Frank Zappa gibi müzisyenler; ‘Harry Potter’ ve ‘Yüzüklerin Efendisi’ gibi fantastik romanların ve diğer edebi türlerden eserlerin kahramanları; hatta (ne yazık ki) Hitler gibi diktatörler – ve daha niceleri.

Aşktan nefrete, hayranlık ve minnetten horgörü ve intikama birçok insani duyguyu barındıran hikâyelerle örülü olan ve bilim pratiğinin güzel yanlarına olduğu kadar kimi eksiklerine de dikkat çeken bu kitabı bütün bilimseverlere tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Stephen B. Heard – Charles Darwin, Kaya Midyesi ve David Bowie Örümceği: Bilimsel İsimler Maceraperestleri, Kahramanları ve Hatta Birkaç Düzenbazı Nasıl Onurlandırır?, çeviren: Bahar Kılıç, Metis Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2022

Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow – Zamanın Daha Kısa Tarihi (2022)

Zamanın Kısa Tarihi’, mizahla örülmüş, günlük yaşamdan örneklerle zenginleşmiş bilimsel yazın alanında bir başyapıttır.

Stephen Hawking’in yeni bir önsöz ve yeni bilgiler eklediği kitabın devamı da yine harikulade.

‘Zamanın Kısa Tarihi’, o dönemde evrenin doğası hakkında öğrendiğimiz en son bilgiler göz önüne alınarak yazılmıştı, öte yandan o günden bu güne hem atom-altı dünyanın hem de büyük ölçekte evrenin gözlem teknolojilerinde olağanüstü ilerlemeler yaşandı.

Bu yeni gözlemler Profesör Hawking’in kitabın ilk baskısında yaptığı kuramsal öngörülerin çoğunu doğrulayan nitelikteydi.

Bu gözlemlere, evrenin başlangıcından sonrasını araştıran ve Hawking’in varlığını ileri sürdüğü uzayzaman dokusundaki kırışıklıkları tespit eden Kozmik Ardalan Kâşifi COBE uydusunun son bulguları da dahil.

Kaleme aldığı özgün metne kendisinin son araştırmasından ve en son gözlemlerden edindiğimiz yeni bilgileri katma arzusuyla Hawking, elinizdeki son baskı için yeni bir önsöz yazmanın yanı sıra, solucan delikleri ve zaman yolculuğuyla ilgili çok etkileyici yepyeni bir bölüm kaleme alarak kitabını güncelledi.

  • Künye: Stephen Hawking ve Leonard Mlodinow – Zamanın Daha Kısa Tarihi, çeviren: Selma Öğünç, Alfa Yayınları, bilim, 184 sayfa, 2022