Thomas Hager – Havadaki Simya (2019)

Beyrut’taki büyük patlama, yaklaşık 3 bin ton amonyum nitrattan kaynaklandı?

Peki, bu amonyum nitrat neyin nesidir, nasıl üretilir, neden bu kadar tehlikelidir?

İşte bu kitap, tüm bu sorulara yanıt vermesiyle eşsiz bir eser.

Thomas Hager’in ‘Havadaki Simya’sı, 20. yüzyılın başında havadaki azotu kullanmak gibi büyük bir keşfe imza atmış iki bilim insanının, Fritz Haber ve Carl Bosch’un hikâyesini anlatıyor.

Haber ve Bosch’un keşfi, sadece milyarlarca insanın hayatını kurtarmakla kalmadı, aynı zamanda milyonlarca insanın ölümünün tasarlanmasına da vesile oldu.

Hager’in kitabı, yaptıkları keşifle inanılmaz paralar kazanmış bu iki ismin gurur, kibir ve hırstan müteşekkil hayatlarının izini sürdüğü gibi, muazzam dönüşümlerin yaşandığı iki dünya savaşı arasında dönen akıl almaz entrikaları ve bilim ve iktidar arasındaki girift ilişkiyi de aydınlatıyor.

Kitapta, amonyum nitrat nedir, yaşamımız için mutlak gerekliliklerden biri olan azot nedir, azotun tarımda gübre olarak kullanılması beraberinde nasıl büyük bir tarımsal devrim getirdi gibi pek çok önemli sorunun yanıtı yer alıyor.

  • Künye: Thomas Hager – Havadaki Simya, çeviren: Burhan Yüksekkaş, Pan Yayıncılık, bilim, 384 sayfa, 2020

Nathan H. Lents – İnsanın Kusurları (2020)

Dünyanın efendisi insanın, bütün sistemleri, organları ve dokularıyla o görkemli vücudu öve öve bitirilemiyor.

Oysa insan, dünyanın en kusurlu türlerindendir.

Amerikalı biliminsanı Nathan Lents de, bu özgün çalışmasında, insanın görkemi ve yüceliği yerine onun kendine has kusurlarını konu ediniyor.

Tepeden tırnağa kusurlarımız üzerine harika bir hikâye sunan kitapta,

  • Diğer hayvanlara kıyasla üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden daha açık olduğumuz,
  • Bedenimizde niçin gereksiz kemiklerin bulunduğu,
  • Dizlerimiz, sırtımız ve belimizin niye sık sık sorun çıkardığı,
  • Birçok hayvan tek çeşit besinle bütün ihtiyacını karşılayabilirken bizim neden “dengeli” beslenmek zorunda olduğumuz,
  • Primatlar içinde neden bebek ve anne ölüm oranı en yüksek olan türün neden insan türü olduğu,
  • İnsanın bağışıklık sisteminin niye kendi bedenine bu denli sık saldırdığı,
  • Beynimizin yanılgılara ve kötü kararlar vermeye neden bu denli yatkın olduğu,
  • Ve bunun gibi, insana özgü daha pek çok konu aydınlatılıyor.

Lents, kusurlarımızın kendine has bir güzelliği olduğunu düşünüyor ve kusurlarımızı, yaşam mücadelesinde kazandığımız galibiyetlerden geriye kalan yara izleri olarak tanımlıyor.

  • Künye: Nathan H. Lents – İnsanın Kusurları: İşe Yaramaz Kemiklerden Bozuk Genlere, Arızalarımıza Genel Bir Bakış, çeviren: Şiirsel Taş, Metis Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2020

Shelley Emling – Fosil Avcısı (2020)

Henüz on iki yaşındayken, 1811 yılında lchthyosaur’un ilk dinozor iskeletini keşfetmiş Mary Anning’in katkılarını anlatan, böylece okurunu paleontolojinin ilk günlerine götüren harika bir çalışma.

Bilindiği gibi Darwin, Anning’in fosilleşmiş yaratıklarını, geçmişte yaşamın şimdiki gibi olmadığının tartışılmaz kanıtı olarak görmüş, Stephen Jay Gould ise Anning’i “paleontoloji tarihinin en önemli kişiliği” diyerek övmüştü.

İşte Shelley Emling’in bu enfes çalışması da, Anning’in yaşamını anlatıyor ve buradan yola çıkarak paleontolojinin bilim olarak ortaya çıktığı dönemin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Anning’in yaşamını ve bilime katkısını, canlı bir şekilde ve sosyolojik bağlamını da ihmal etmeden anlatmasıyla dikkat çeken çalışma, dinozorların keşif sürecini yakından görmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Shelley Emling – Fosil Avcısı: Mary Anning’in Yaşamı ve Paleontolojinin Doğuşu, çeviren: Mehmet Doğan, Alfa Yayınları, bilim, 256 sayfa, 2020

Ken Richardson – Zekânın Bilimi ve İdeolojisi (2020)

Zekâ tanımlanmış, doğuştan gelen ve testlerle ölçülebilen bir özellik midir?

Ken Richardson, zenginlerin zekâları sayesinde servet biriktirdikleri, yoksulların da söz konusu zekâdan yoksun oldukları için yokluk içinde bulundukları iddialarına dayanak oluşturan siyasi ve “bilimsel” tezlerle kıyasıya hesaplaşıyor.

Richardson, zekâ üzerine yapılan benzer çalışmalarının aksine, zekâyı aramaya sinir sisteminin mikro patikalarında başlıyor.

Zekânın değişken çevrelere uyum sağlayan, esnek, işbirliği ve iletişime önem veren özelliklere sahip olduğunu gösteren Richardson, genlerin efendi konumunu yitirdiği, işbirliği ve kültürün sonuç değil bağlama dönüştüğü bir bilişsel evrim ortamında, sinir sistemimizin de diğerlerinin sinir sistemine öylesine bağlandığını ve sınıflı, hiyerarşik mevcut toplum kadar olası bir başka seçeneğin daha ufukta belirdiğini söylüyor.

Bu seçeneği katılımcı, eşitlikçi, kapısı herkese açık bir dünya olarak kavramsallaştıran yazar, buradan hareketle genetiğe ve beyne yönelik indirgemeci bakışı sorguluyor.

“Önümüzdeki görev zorlu, fakat insanlık tarihi bu tür ideolojilerin alaşağı edildiği örneklerle dolu!” diyen Richardson, zekâ konusunda kaderciliği ve karamsarlığı defetmeye yardımcı olacak sağlam bir alternatif sunuyor.

  • Künye: Ken Richardson – Zekânın Bilimi ve İdeolojisi: Genler, Beyin ve İnsanın Potansiyeli, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 360 sayfa, 2020

Keith Devlin – Fibonacci’nin İzinde (2020)

On üçüncü yüzyılda yaşamış, modern matematiğin temellerini atmış İtalyan matematikçi Leonardo Fibonacci üzerine harika bir kitap.

Keith Devlin, Fibonacci’yi, onun içinde yaşadığı dönemde bilimde yaşanan muazzam dönüşümleri merkeze alarak tanıtıyor.

Kitaptan da öğrendiğimiz gibi, Fibonacci’nin asıl katkısı, modern matematik alanında ve bilhassa da kalkülüste çok önemli çalışmalara imza atmış olması.

Fibonacci, Leonard Euler, Karl Friedrich Gauss, Pierre de Fermat’dan Kurt Gödel’e kadar kendisinden sonra gelen bütün matematik dehalarının, temel aldıkları matematiği şekillendirmiş, çok büyük bir bilim insanıdır.

Devlin de eldeki önemli çalışmasında, bu ünlü matematikçinin macerasını tarihsel bağlamı içine yerleştirerek bizlere sunuyor.

  • Künye: Keith Devlin – Fibonacci’nin İzinde: Dünyayı Değiştiren Unutulmuş Matematik Dehasını Yeniden Keşfetmek, çeviren: Ezgi Yüksel, Alfa Yayınları, bilim, 260 sayfa, 2020

Nikola Tesla – Buluşlarım (2016)

Kısacık olmakla birlikte, Nicola Tesla’nın dehasını ortaya koyan bir özyaşamöyküsü.

Tesla, bilime ilk merak saldığı yılları, ilk mucitlik denemelerinde gözlemlediklerini ve Tesla Bobini, transformatör, dönen manyetik alan, uzaktan kumandalı model tekne ve kablosuz elektrik aktarımı gibi keşiflerinin ardındaki gerçekleri bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Nikola Tesla – Buluşlarım, çeviren: Sinem Bertling, Say Yayınları

Kolektif – A’dan Z’ye Bilim (2020)

Bilimsiz yapamayız.

Hele hele, gericiliğin dört bir yandan bizi kuşattığı bu zamanlarda, soluk alıp verebileceğimiz tek pencere, bilimdir.

İşte Pittsburgh Carnegie Kütüphanesi tarafından hazırlanan bu rehber kitap, bilim meraklılarının akıllarına takılan belli başlı soruları yanıtlıyor.

Başta matematik, fizik, kimya ve biyoloji olmak üzere doğa bilimlerini ana hatlarıyla tanıtan kitap, bunun yanı sıra bilimin gündeminde öne çıkan enerji, çevre, hayvanlar ve bitkiler dünyası, sağlık ve tıp gibi konuları da açıklıyor.

Öte yandan, kitabın hazırlanmasında çeşitli ortamlarda genç yaşlı pek çok okurun sorduğu sorulardan da yola çıkılmış.

  • Künye: Kolektif – A’dan Z’ye Bilim, çeviren: Mihriban Doğan, Say Yayınları, bilim, 640 sayfa, 2020

Steven M. Rosen – Kendiliğinden Evrilen Kozmos (2020)

‘Kendiliğinden Evrilen Kozmos’, evrenin evrimi ile felsefeyi buluşturan, disiplinlerarası çalışmalara çok iyi bir örnek.

Kuantum fiziği ve kozmolojinin felsefe olmadan yapılamayacağını gösteren Steven Rosen, fenomenolojik felsefenin fikirleri ve çıkarımlarını kapsamlı şekilde irdeliyor ve bunları pozitivist felsefeyle karşılaştırıyor.

Yazar, fenomenolojik fizikte, bilim yapmak ile felsefe yapmanın ortak bir çaba olduğunu vurguluyor, bunun yanı sıra bilim ve felsefenin kaynaşmasının, süregiden sorunlara yeni çözümler sunan yeni bir fiziğe yol açtığını belirtiyor.

Kitap, işte bu eni fiziğin nasıl olması gerektiğini çok yönlü tartışmasıyla büyük önem arz ediyor.

  • Künye: Steven M. Rosen – Kendiliğinden Evrilen Kozmos: Doğanın Çeşitlilikte-Birliğine Fenomenolojik Bir Yaklaşım, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 320 sayfa, 2020

Robert Aunger ve Valerie Curtis – Kontrollü Güç (2016)

Evrimsel biyolojinin rehberliğinde, insan davranışlarının dönüşümünün sıkı bir incelemesi.

İnsanın çevresini kontrol edebilme yetisinin onu diğer türlerden nasıl ayırdığından davranışlarımızın nesiller boyunca nasıl değiştiğine pek çok soruyu yanıtlayan kitap, kendimize daha yakından bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Robert Aunger ve Valerie Curtis – Kontrollü Güç, çeviren: Ayşegül Turan, Koç Üniversitesi Yayınları

Bernhard Kegel – Dinozorların Tükenmeyen Soyu (2020)

Dinozorların nesli tükenmedi, hayatlarına bugün kuş formunda devam ediyorlar.

Bilim dünyasında dinozorlar, bitmek bilmeyen tartışmaların konusu olageldi.

Önceleri dev sürüngenler dendi, sonra iki ayakları üzerinde duran ejderhalara dönüştüler.

Hantal ve ilkel hayvanlar olduğu iddia edildi, şimdi de çevik ve zeki avcılar olduğu söyleniyor.

Pullu dev kertenkeleler oldukları tezi ise tüylü dev tavuklar teziyle güncellendi.

Bu kitabın yazarı Bernhard Kegel ise, dinozorların bugün dünyamızda mevcut olan en başarılı hayvan gruplarından birine, kuşlara dönüşerek hayatlarını sürdürdüklerini belirtiyor.

Kuşların, dinozorların tükenmeyen soyunu temsil ettiklerini belirten Kegel, paleontoloji tarihi, dinozor fosillerinin paleontoloji içindeki yeri ve en son bilimsel bulgulardan yararlanarak, bu kan dökücü hayvanların önce kanguru benzeri devlere ve ardından da tüm gezegeni dostça işgal etmiş kuşlara nasıl dönüştüğünü izliyor.

  • Künye: Bernhard Kegel – Dinozorların Tükenmeyen Soyu, çeviren: Sema Özgün, Say Yayınları, bilim, 272 sayfa, 2020