Ahmet Özer – Memleket Şairi: Nabi Üçüncüoğlu (2010)

Ahmet Özer ‘Memleket Şairi: Nabi Üçüncüoğlu’nda, şiirlerini, ilk ve tek kitabı ‘Memleket’te toplayan, 1969 yılında hayata veda eden öğretmen ve şair Nabi Üçüncüoğlu’nun hayatına ve şiirine odaklanıyor.

Üçüncüoğlu’nun doğduğu çevrenin anlatımıyla başlayan kitap; onun eğitim hayatı, uzun yıllar sürdürdüğü öğretmenlik mesleği ile ailesi ve arkadaş çevresi hakkında bilgiler veriyor.

Üçüncüoğlu’nun gazete ve dergilerde kalmış şiirlerinin bir araya getirilip değerlendirildiği kitapta ayrıca, ölümünün ardından yazılanlar; başta ‘Memleket’ kitabı olmak üzere şiirlerini inceleyen yazılar ve kendisini yakından tanımış olanlarla yapılmış söyleşiler yer alıyor.

  • Künye: Ahmet Özer – Memleket Şairi: Nabi Üçüncüoğlu, Phoenix Yayınları, biyografi, 239 sayfa

Annelies Laschitza – Rosa Luxemburg (2019)

Annelies Laschitza, akıcı bir dille kaleme aldığı ‘Rosa Luxemburg’ta, Polonya ve Alman Sosyal-Demokrasisi’nin yıldızı Rosa Luxemburg’un yetkin bir yaşamöyküsünü sunuyor.

Luxemburg, örgütlenmeye olan inancı, mücadelenin olmazsa olmazı olarak kitle grevinden yana olması ve parti yönetimlerinin dar kadrolarından öte, eylem içindeki kitlelerin kendi deneyimlerini merkeze alan tavrıyla bugün de önemini ve etkisini koruyan bir devrimci.

Luxemburg’un toplu eserlerini ve mektuplarını da yayına hazırlamasıyla bilinen Laschitza kitabında, Luxemburg’u botanik ve edebiyat düşkünü, yazar ve militan, tutkulu bir iktisatçı ve devrimci olarak ele alıyor.

Bu arada, biz kitabın ilk baskısının kapak tasarımını da beğenmiştik. O nedenle o kapağı da buraya ekliyoruz.

  • Künye: Annelies Laschitza – Rosa Luxemburg, çeviren: Levent Bakaç, Yordam Kitap, biyografi, 480 sayfa

Feryal Saygılıgil – Kainatta Bir Nokta: Nüzhet Gökdoğan (2010)

Feryal Saygılıgil, sözlü tarih yöntemiyle ortaya koyduğu ‘Kainatta Bir Nokta’da, Türkiye’de birçok kuşağın yetişmesine katkıda bulunan, astronom ve akademisyen Prof. Dr. Nüzhet Gökdoğan’ın yaşamının izini sürüyor.

2003 yılında hayata veda eden Gökdoğan’ın, Osmanlı’dan günümüze astronomi eğitimini Avrupa’da görmüş ilk astronom, Cumhuriyet Türkiye’sinin yetiştirdiği ilk fen doktoru, ilk kadın dekanı ve ilk kadın senato üyesi, ayrıca Yüksek Mühendis Mektebi’nde (Teknik Üniversite) ders veren ilk kadın öğretim üyesiydi.

Kitap, birçok ilke imza atmış Gökdoğan’ın hayatını ve çalışmalarını ayrıntılı bir şekilde ele alınıyor.

  • Künye: Feryal Saygılıgil – Kainatta Bir Nokta: Nüzhet Gökdoğan, İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları, biyografi, 177 sayfa

Hatice Doğan – Maymonides’in Hayatı ve Eserleri (2010)

Hatice Doğan ‘Maymonides’in Hayatı ve Eserleri’nde, Yahudi geleneğinde önemli aktörlerden olan, aynı zamanda Rabbi Moşe ben Meymun ve Rambam gibi farklı isimlerle de bilinen Maymonides’in hayatını ve çalışmalarını anlatıyor.

Eserleri, dini literatürde kutsal kitap külliyatından hemen sonra gelen Maymonides, Yahudi teolojisi, felsefesi, hukuku ile tıbbın sistematize edilmesindeki rolüyle biliniyor.

Kitapta, Maymonides’in yaşamı, düşünce şekli ve varlık alemini algılama biçimine ilişkin bilgiler veriliyor; en çok bilinen eserlerinden ‘More Nevuhim / Delâletü’l-Hairîn’ eksen alınarak evren yaklaşımına dair örnekler sunuluyor.

  • Künye: Hatice Doğan – Maymonides’in Hayatı ve Eserleri, Gözlem Gazetecilik Basın ve Yayın, inceleme, 200 sayfa

Walter Isaacson – Leonardo da Vinci (2019)

Leonardo da Vinci’ye neden hayranız?

Çünkü neredeyse hiç resim eğitimi almamasına, çok az Latince okuyup yazabilmesine ve uzun bölme işlemlerini zar zor yapabiliyor olmasına rağmen, sırf tükenmek bilmez tutku ve merakıyla yol alan, muazzam bir çabayla şaheserler ortaya koyan birisi olduğu için.

da Vinci, ışık ve optik üzerine çalışmalarını sanatıyla birleştirerek nesnelerin iki boyutlu yüzeyde üç boyutlu görünmeleri için modellemede gölgeleme ve perspektif kullanımında uzmanlaştı.

Daha da ilginci, Leonardo için yürüttüğü araştırmalar sanatını geliştirmek için bir araç olmanın ötesindeydi.

Bilimsel çalışmalarına evrendeki düzen, uyum ve güzelliğin özünü kavramaya yönelik coşkulu bir istekle sarılırdı.

Örneğin gökyüzünün neden mavi göründüğünü açıklamakla uğraşırken temel motivasyonu, ulaştığı bilgiyi tablolarında kullanmak değil, merakı saf, kişisel ve saplantı derecesindeydi.

Leonardo da Vinci’nin yapıp ettikleri, disiplinler –sanat ile temel bilimler, beşeri bilimler ile teknoloji– arasında bağlantılar kurma becerisinin yenilikçilik, yaratıcılık ve dehaya giden yolda ne kadar önemli olduğunun en iyi örneğidir.

İşte çok değerli biyografileriyle bildiğimiz Walter Isaacson, şimdi de bu da Vinci’nin hayatını baştan sona izleyen bu şahane biyografisiyle karşımızda.

Başlangıç olarak da Vinci’nin zihnine ışık tutmanın günümüzde de en iyi yolu olan, sanatçının ardında bıraktığı toplamda 7 bin 200 sayfadan oluşan defterlerinden yararlanan Isaacson, daha sonra da Vinci’yi ve sanatını, yaşadığı 15. ve 16. yüzyıl dünyası içinde anlamaya koyuluyor.

  • Künye: Walter Isaacson – Leonardo da Vinci, çeviren: Emre Gözcü, Domingo Kitap, biyografi, 616 sayfa, 2019

Klaus Kreiser – Atatürk (2010)

Osmanlı ve Türkiye tarihi uzmanlarından Klaus Kreiser ‘Atatürk’te, Mustafa Kemal’i zamansal ve mekânsal bir bağlam içinde anlatıyor.

Kitap özellikle, Atatürk’ün hayat hikâyesinin, çağının büyük politik ve düşünsel gelişmeleriyle kesiştiği noktaları göstermesiyle dikkat çekiyor diyebiliriz.

Kreiser, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüne ve Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuşuna tanıklık etmiş günlerin çalkantılı siyasi sahnesine damgasını vuran Atatürk’ün hayatını anlatırken, Selanik, Manastır, İstanbul, Ankara ve daha birçok farklı mekâna uzanıyor ve Atatürk’ün kişiliğini, ailesi, dostları, yoldaşları ve rakipleri gibi, çok sayıda aktör üzerinden anlamaya çalışıyor.

  • Künye: Klaus Kreiser – Atatürk, çeviren: Dilek Zaptçıoğlu, İletişim Yayınları, biyografi, 399 sayfa

Jacques Attali – Karl Marx (2010)

Fransız ekonomist, yazar ve siyasetçi Jacques Attali ‘Karl Marx’ta, “Evrensel zihin” diye tanımladığı Karl Marx’ın yazgısını, entelektüel ve politik yörüngesini, yaşadığı yoksulluğu, parayla ve kadınlarla ilişkisini ve siyaseti kökten değiştiren eserlerini; bütün bir Marx ailesinin serüveni ekseninde anlatıyor.

Kitabın ilgi çeken yönlerinden biri, Marx’a daha çok kutsayıcı ya da düşmanca yaklaşan çalışmaların aksine, ona mesafeli kalmayı başarmasıdır diyebiliriz.

Attali, Marx’ın hayatını ve onun ortaya koyduğu çalışmaları irdelerken, günümüz dünyasını şekillendiren ve birçok dönüşümün yaşandığı 19. yüzyılı da yeniden yorumluyor.

  • Künye: Jacques Attali – Karl Marx, çeviren: Martı Şahin ve Melike Işık Durmaz, Turkuvaz Kitap, biyografi, 432 sayfa

Hicabi Kırlangıç – Ahmed Şâmlu ve Şiiri (2010)

Hicabi Kırlangıç elimizdeki çalışmasında, İran şiirinin önde gelen kalemlerinden Ahmed Şâmlu’nun hayatına ve şiirine odaklanıyor.

Çağdaş İran şiirinde Şâmlu, Nîmâ Yûşic gibi, kendi adıyla özdeşleşen bir şiir tarzı geliştiren isimlerden biri olarak bilinir.

Ayrıca Şâmlû, diğer İranlı şairlere kıyasla Türkiye’de az da olsa bilinen şairlerden.

Çalışmasına şairin hayat hikâyesiyle başlayan Kırlangıç, ardından, Şâmlû’nun şiir alanındaki çalışmalarının açıklamalı bir listesini veriyor.

Kitabın sonraki bölümlerindeyse, Şâmlû’nun şiiri, biçim, dil, üslup ve içerik açısından inceleniyor.

  • Künye: Hicabi Kırlangıç – Ahmed Şâmlu ve Şiiri, Ağaç Yayınları, eleştiri, 183 sayfa

Mete Çetik – Pertev Naili Boratav (2019)

Pertev Naili Boratav, kendine has kültürel senteziyle halkbilime özgün katkılar sunmuş, Türkiye’nin yetiştirdiği uluslararası çapta tanınan bir isimdi.

Boratav, bunun yanı sıra iktidarların gadrine de ziyadesiyle uğramış bir isimdi.

Üniversiteden tasfiye edildi ve bilimsel faaliyetlerinin en verimli çağını yurt dışında geçirmek zorunda kaldı.

Boratav’ın yaşadıkları, bu ülke yöneticilerinin bilime ve bilim insanına ne denli değer verdiğinin çok iyi bir örneğidir.

Mete Çetik’in bu güzel çalışması da, Boratav’ın kişisel ve bilimsel serüveni üzerine yetkin bir eser.

Çetik, Boratav’ı bir akademisyen olarak portresini sunduğu gibi, O’nun milliyetçilik ve Batıcılık düşüncesi içindeki yerini de titiz bir şekilde aydınlatıyor.

Boratav’ın aile kökeni, hayatı, çevresi ve özellikle çalışma şartları ve önceki ve sonraki kuşak meslektaşlarıyla etkileşimi kitabın omurgasını oluşturuyor.

Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümü, Boratav’ın hayatını, ailesini ve çevresini anlatıyor.

Kitabın ikinci bölümü Boratav’ın akademik kişiliğine, üçüncü bölüm de Boratav’ın Türk düşüncesi içinde yerine odaklanıyor.

Boratav üzerine genel bir değerlendirmeyle sonuçlanan kitapta, Tarih Vakfı Pertev Naili Boratav Arşivi’nde yer alan küçük bir albüm de yer alıyor.

  • Künye: Mete Çetik – Pertev Naili Boratav: Bir Akademisyen ve Düşünce Adamı, İletişim Yayınları, biyografi, 384 sayfa, 2019

Pierre Assouline – Henri Cartier-Bresson (2019)

Pierrre Assouline’in bu şahane eseri, 20. yüzyıl fotoğrafçılığına yön vermiş Henri Cartier-Bresson’un kapsamlı bir biyografisi.

Kitap, Cartier-Bresson’un hayatının dönüm noktalarını kayıt altına alıyor:

  • Fransa’nın zengin ailelerinden birinin çocuğu olarak dünyaya gelişi,
  • Ustası Andre Lhote’den aldığı resim dersleri,
  • Paris’in sürrealist ortamlarındaki günleri,
  • Afrika’nın derinliklerinden Meksika’ya ve Amerika’ya uzanan günleri,
  • Ünlü yönetmen Jean Renoir’a asistanlık yapması,
  • İspanya İç Savaşında film çekmesi,
  • Dünya Savaşı’nda Fransız Ordusunda görev yapışı,
  • Dünya Savaşı’nda esir düşüp üç defa Nazi kamplarından kaçmayı deneyip sonuncusunda başarması,
  • 1947’de efsanevi MAGNUM ajansının kuruluş sürecine katılması,
  • 1952 yılında ünlü “Karar Anı” makalesini yazması,
  • Foto muhabiri olarak tanıklık ettiği toplumsal olaylar ve savaşlar,
  • Ve bunun gibi çarpıcı ayrıntılar yer alıyor.

Görüldüğü gibi Cartier-Bresson, tanık oldukları ve yapıp ettikleriyle, daha da önemlisi anti-faşist ve anarşist kimliğiyle de dolu dolu yaşamasıyla “Yüzyılın gözü” tabirini fazlasıyla hak eden bir isim.

Assouline de, bu büyük ismin fırtınalı ve çelişkilerle örülü hayatını bir baştan diğer başa kat ediyor.

Cartier-Bresson’a kulak veriyoruz:

“Fotoğraf, benim için bir anı ve o anın sonsuzluğunu yakalayan sürekli bir görsel ilginin anlık dürtüsüdür. Bununla birlikte çizim ise grafolojisiyle o andan itibaren bilincimizin yakaladığı şeyi işler. Fotoğraf, ani bir harekettir; çizim ise meditasyondur.”

“Şu dünyada bir karar anı olmayan hiçbir şey yoktur ve iyi kotarılmış bir başyapıt, böyle bir anın ayırdına varabilmek ve onu ele geçirmek demektir. Eğer durumların devinimi içinde o anı kaçırırsanız, onu yeniden bulabilmek veya farkına varabilmek için şansınız olmayabilir.”

“Röportaj bir sorunu anlatmak, bir olayı veya izlenimleri saptamak üzere sırasıyla kafanın, gözün ve kalbin işlemesidir”

“Fotoğraf çekmek —eş zamanlı olarak ve saniyenin bir kesri içinde— hem olayın hem de ona anlam veren görsel biçimlerin farkına varmaktır”

“Amaç olayları biriktirmek değildir, olayların tek başlarına hiçbir önemi yoktur. Önemli olan onların içinden seçim yapabilmek, derinlerde gerçekle bağlantılı olduğu doğru olayı yakalayabilmektir. En küçük şey fotoğrafta büyük bir konu olabilir, en ufak insani ayrıntı ana fikre dönüşebilir.”

Künye: Pierre Assouline – Henri Cartier-Bresson, çeviren: Aylin Ünal, Espas Yayınları, biyografi, 414 sayfa, 2019