Rita Ender – Madam Amati (2019)

İzmirlilerin Madam Amati dediği ve şehrin belleğinde önemli yeri olan Marta Amati’nin sıra dışı hayat hikâyesi bu kitabın konusu.

Keman sanatçısı Amati, 1902’de Avusturya-Macaristan İmparatorluğu topraklarında doğdu.

Avrupa’nın kasıp kavrulduğu bu olağanüstü zamanlarda, Amati de oradan oraya savrulacak ve nihayet İzmir’de kendine bir hayat kurabilecekti.

Madam Amati kemanıyla ve sanatıyla İzmirlilerin sosyal ve kültür hayatında iz bırakacaktı, fakat onun nereden geldiği ve neler yaşadığı konusunda pek bir kimsenin bilgisi olmayacaktı.

İşte Rita Ender de, İzmir’deki Beth-İsrael Sinagogu’nda tek bir fotoğrafını gördükten sonra bu gizemli kadının izini sürmüş ve ortaya elimizdeki bu güzel kitabı çıkarmış.

Ender, hem arşivlerden hem de tanıklıklardan yola çıkarak Madam Amati’nin kim olduğunu, nereden geldiğini, İzmir’e gelmeden önce ve İzmir’de neler yaşadığını ortaya koyuyor.

Bu çarpıcı hikâye bize, hem Amati’nin kişisel serüveninin hem de bir dönemin İzmir’inin ilginç bir portresini sunuyor.

  • Künye: Rita Ender – Madam Amati: Avrupa’dan İzmir’e Bir Keman İkonu, Aras Yayıncılık, biyografi, 80 sayfa, 2019

Savaş Ş. Barkçin – Gönül Dağı (2015)

Halk kültürünün, âşıklık geleneğinin en güçlü temsilcilerinden Neşet Ertaş’ın hayatı ve sanatı, bu kitabın konusu.

Savaş Barkçin, Ertaş’ın çocukluğunu, yetiştiği çevreyi, babası Muharrem Ertaş’tan miras aldığı soluğu, âşıklık geleneğindeki yerini, kişiliğinin ve sanatının özgünlüğünü ortaya koyuyor.

Ertaş’ın gönül dünyasından ilgi çekici detaylara ulaşmak için.

Ertaş’ın hayat serüvenini anlattığı uzun ‘Özgeçmiş’ türküsü şöyle başlar:

❝Bin dokuz yüz otuz sekiz cihana

Kırtıllar köyünde geldin dediler

Babama Muharrem, anama Döne

Dediysen atayı bildin dediler❞

  • Künye: Savaş Ş. Barkçin – Gönül Dağı, Erdem Yayınları, inceleme, 115 sayfa, 2015

Laura Beers – Ellen Wilkinson (2019)

Ellen Wilkinson, Manchester’ın güneyinde, işçi sınıfına mensup bir ailede doğdu ve 1910 yılında Manchester Üniversitesi’nden bir burs kazanana kadar kuzeybatı İngiltere’yi hiç terk etmedi.

Bundan sonra ise, hiçbir güç onu tutamadı.

Wilkinson’ın izleyen otuz beş yıl içinde feminist ve sol siyasetteki kimi katkıları şöyle:

  • Büyük Britanya Komünist Partisi’nin (CPGB) kuruluşuna katkıda bulundu.
  • Moskova’da Rus devrimciler Vladimir Lenin ve Lev Troçki ile tanıştı,
  • Parlamentoda yer edinen onuncu kadındı,
  • Hem ülkesinde hem de uluslararası alanda, yoksulların ve mülksüzleştirilmişlerin savunucusu olarak ün kazandı,
  • Uluslararası barış arayışında Avrupa’yı, Amerika’yı ve Asya’yı gezdi,
  • Birkaç kadın temsilciden biri olarak San Francisco’ya, Birleşmiş Milletler’in açılış toplantısına gitti,
  • Britanya’da savaş sonrası hükümette önemli bir rol oynadı,
  • Bu esnada, Hindistan Ulusal Kongresi (INC) ve Alman anti-faşist direnişi gibi oluşumlarla olağanüstü arkadaşlıklar geliştirdi,

İşte Laura Beers’in bu önemli çalışması, feminist mücadeleye çok önemli katkılarda bulunmuş bu sıra dışı kadının hayatını bir baştan diğer başa kat ediyor.

Kitap, Ellen Wilkinson’ın, toplumsal adalet anlayışının 20. yüzyılın ilk yarısında ne ifade ettiğine dair kendi anlayışını nasıl geliştirdiğinin ve hayatını toplumsal açıdan daha adil bir dünyaya erişmeye nasıl adadığının çarpıcı bir üslupla betimliyor.

Çalışma, hem Kızıl Ellen gibi sıkı bir sosyalist ve feministin dünyasına hem de bir döneme daha yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Laura Beers – Ellen Wilkinson: Bir Sosyalist ve Feministin Hayatı, çeviren: Cemre Ömürsuyu Seyis, Hep Kitap, biyografi, 584 sayfa, 2019

Orhan Karaveli – Ali Kemal (2009)

Orhan Karaveli ‘Ali Kemal’de, Cumhuriyet tarihinde “vatan haini” olarak damgalanan Ali Kemal’in yaşamını kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Kurtuluş Savaşı ve Mustafa Kemal’e başından beri muhalefet edip açıkça işgalcilerin yanında saf tutan, Kuvayı Milliye’ye ağır hakaretler eden, Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra da linç edilip öldürülen gazeteci Ali Kemal’in biyografisini kaleme alan Karaveli, konuşulması zor bir konuyu yeniden tartışmaya açıyor.

Kitabın ilk bölümü, Ali Kemal’in yaşamına, gazeteciliğine ve öldürülmesine odaklanıyor; ikinci bölüm ise, Ali Kemal’in linç edilmesinden sonra eşinin ve sonradan Türkiye Cumhuriyeti’nin büyükelçilerinden biri olacak oğlu Zeki Kuneralp’in yaşamlarını konu ediniyor.

Ali Kemal’in, “hain” gibi aktarılmasından rahatsızlık duyduğunu ifade eden Karaveli, ölümünün üzerinden 87 yıl geçtiği halde, konuşulması hâlâ tabu olan bir ismin dünyasına iniyor.

  • Künye: Orhan Karaveli – Ali Kemal, Doğan Kitap, biyografi, 223 sayfa

Savaş Barkçin – Ahmed Avni Konuk (2009)

Çok yönlü bir kişi olan Ahmed Avni Konuk, müzik alanında yaptığı çalışmalar kadar, bir tasavvufçu, hukukçu, Mevlevi ve hafız olarak da bilinir.

Osmanlı ve Cumhuriyet müziği hakkında araştırmalar yapan Konuk, bu alanda birçok öğrenci de yetiştirmiş; ilkokul yıllarında Kuran’ı hıfzetmiş ve PTT’de uzun yıllar genel müdür yardımcılığı yapmış.

Kendisi de müzik alanında araştırmalar yapan Savaş Barkın bu çalışmasında, Konuk’un kişiliğini, hayat çizgisini, yaptığı işleri, içinde bulunduğu kurumları, ustalarını, dostlarını ve öğrencilerini kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

  • Künye: Savaş Ş. Barkçin – Ahmed Avni Konuk, Klasik Yayınları, biyografi, 494 sayfa

Süleyman Nazif – Mehmed Akif (2015)

Mehmed Akif’i yakından tanımış Süleyman Nazif’ten, ilk baskısı 1924’te yapılmış önemli bir Ersoy biyografisi.

Nazif, 1920’ler Türkiye’sinin bir panoraması çizmesiyle de dikkat çeken çalışmasında Ersoy’un kişiliğini, düşüncesinin ana kaynaklarını, şiirinin niteliğini, şiirlerindeki belli başlı temaları açıklıyor ve şiirlerine yönelik eleştirilere yanıt veriyor.

  • Künye: Süleyman Nazif – Mehmed Akif, Kapı Yayınları

Abdul Rahman Azzam – Selahaddin Eyyûbi (2015)

 

Kudüs’ü Haçlılardan alan meşhur Kürt komutanın hayatı ve mücadelesi bu kitapta.

Kitap, Abbasi halifeliğinin dağılmasını, bunun Selahaddin Eyyûbi’nin inanç ve eylemlerini nasıl biçimlendirdiğini, Eyyûbi’nin komutan olarak gösterdiği başarıları, Mısır’ı egemenliği altına alışını ve onun başarılarında önemli paya sahip karakterleri anlatıyor.

Kitabı ilgi çekici kılan hususların başında, hem yazarın Selahaddin’i ortaya koyduğunu savunduğu 10. ve 11 yüzyıllardaki İslami uyanış sürecini kapsamlı bir perspektifle irdelemesi hem de Selahaddin’i yalnızca bir savaşçı olarak değil, daha çok manevi ve siyasi vizyonu gelişmiş bir lider olarak ele alması.

Abdul Rahman Azzam’ın burada karşımıza çıkardığı Selahaddin Eyyûbi, dürüsttür ve düşmanlarının oyunlarına dahil olmayıp bütün Müslümanları tek bir orduda birleştirebilecek yetenekte bir liderdir.

  • Künye: Abdul Rahman Azzam – Selahaddin Eyyûbi, çeviren: Pınar Arpaçay, Alfa Yayınları

Saul Friedländer – Kafka (2015)

Hayatı boyunca gündelik varlığına ve hayal dünyasına sinen, izler bırakan sorunlarla boğuşmuş Kafka’nın ilgi çekici bir biyografisi.

“Kafka gibi bir yazar nasıl ortaya çıktı?” sorusuna yanıt arayan Saul Friedländer, yazarın gençliğini, aşk ilişkilerini ve kişiliğinin bilinmeyen yönlerini aydınlatıyor.

  • Künye: Saul Friedländer – Kafka: Utanç ve Suçluluğun Şairi, çeviren: Tuğçe Aysu, İthaki Yayınları

Reiner Möckelmann – Franz von Papen (2019)

Nazi Almanya’sının Ankara büyükelçisi Franz von Papen, Türkiye’nin Almanların yanında yer alması için elinden geleni yapmıştı.

von Papen bu amacına tam anlamıyla ulaşamasa da, Anadolu Ajansı’nda çalışan Türk vatandaşı Yahudilerin işlerinden çıkarılmalarını sağlamıştı.

Öte yandan Türkiye vatandaşı Yahudilerin resmi görevlere alınmaması ve Almanya’dan kaçan Yahudi ve Alman akademisyenlerin üniversitelerde görev almaması için de elinden gelen her şeyi yapmıştı.

İşte, kendisi de bir dönem Ankara’da Alman diplomatı olarak görev almış Reiner Möckelmann’ın bu enfes çalışması, von Papen’in Ankara’daki faaliyetlerini ve o dönemdeki muhataplarının buna karşı tutumlarını adım adım izliyor.

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Başvekil Refik Saydam, Hariciye Vekili Şükrü Saracoğlu, Hariciye Vekili Numan Menemencioğlu ve Türkiye’nin Alman Büyükelçisi Hüsrev Gerede, Franz von Papen’le bu dönem muhatap olmuş, dolayısıyla bu kitapta karşımıza çıkan belli başlı isimler.

Kitabın en önemli yönlerinden biri ise, bu aralar bizde filmi de gösterimde olan Çiçero olayını da aydınlatması.

Çiçero, İngiltere’nin Türkiye Büyükelçisi Hughe Knatchbull-Hugessen’in Kosova kökenli uşağı Elyeza Bazna’ydı ve von Papen kimliğini gizlemek için ona Çiçero adını vermişti.

Çiçero Almanlara kısa sürede dört yüzden fazla gizli belge aktarmış, bunun karşılığında da 300 bin Sterlin almıştı.

  • Künye: Reiner Möckelmann – Franz von Papen: Hitler’in Türkiye Büyükelçisi, çeviren: Selma Türkis Noyan, Kitap Yayınevi, tarih, 405 sayfa, 2019

Robert Deliège – Gandhi (2015)

Pasif direniş dehası, Hindistan’ın bağımsızlığının mimarı Gandhi’nin hayatı, mücadelesi ve mirası bu kitabın konusu.

Gandhi’yi yücelten biyografilerin aksine, ona oldukça nesnel bir çerçeveden bakan kitap, bir yandan onun hayatının dönüm noktalarını takip ediyor, diğer yandan da Gandhi’nin muhaliflerine yönelik tavizsiz tavrını belirgin kılıyor.

  • Künye: Robert Deliège – Gandhi, çeviren: Işık Ergüden, Dost Kitabevi