Erwin Rohde – Psykhe: Yunanlarda Ruhlar Kültü ve Ölümsüzlük İnancı (2020)

Nietzsche’nin de dostu olan Erwin Rohde, tam bir Antik Yunan dünyası bilginidir.

‘Psykhe’ ise, kendisinin ruhlar kültünü Yunan dünyası üzerinden irdelediği, tam 600 sayfayı bulan bir başyapıttır.

Rohde’nin hem antropolojik hem de folklorik çalışmalardan yararlanan bu eseri, öylesine çığır açıcıdır ki ruha dair erken Yunan düşüncesi üzerine çağdaş araştırmaların başlamasına vesile oldu.

Homeros ve Hesiodos’un şiirlerinden mitolojik kahramanlara, dini adetlerden Eleusis Gizemlerine, filozoflardan halk edebiyatına uzanan ‘Psykhe’, konunun dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaptan öğrendiğimiz kadarıyla, Yunanlar ölülerle bağını hiç kesmedi.

Örneğin bir Solon yasası, ölü birinin kötülenmesini yasaklamıştı.

Ölü bir kişinin soyundan gelenler atalarını karalayan birine yasal takibat yapmak durumundaydı.

Bu da ölülerin ruhuna borçlu oldukları dini görevler arasındaydı.

Kitapta bu ve bunun gibi pek çok konu yer alıyor ve daha da önemlisi, Antik Yunan dünyasındaki ruh kültünün kendilerinden sonraki toplumları nasıl etkilediği hakkında önemli ayrıntılar da yer alıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Ölmek, görünen her şeye, duyularla algılanabilir maddi olana içsel olarak ölmek, felsefenin amacı ve meyvesidir.

‘Ölüme hazır olmak’ kâmil filozofun mührüdür.

Böyle biri için felsefe, onu bedenden ve onun arzularından, telaşından, şiddetli heyecanlarından ilelebet kurtaran ve onu tamamıyla ebediyete ve onun sessizliğine geri veren kurtarıcıdır.”

“Ölüm başka bir varoluş biçimine geçiş mi, yoksa kişisel yaşamın tamamen sona ermesi midir?

Bilge için her ikisi de eşit derecede makbuldür, zira yaşamın değerini uzunluğuna göre değil, içeriğinin zenginlikleriyle ölçer.”

“Yunanlar, aklileştirilmiş bir Tanrı inancını yaratma onurunu Yahudilerle paylaşmaktadırlar; buna karşılık, uygarlaşmış insanın ruhun doğası ve kaderini algılama şeklini binlerce yıl boyunca belirleme onuru tek başına onlara aittir.”

  • Künye: Erwin Rohde – Psykhe: Yunanlarda Ruhlar Kültü ve Ölümsüzlük İnancı, çeviren: Özgüç Orhan, Pinhan Yayıncılık, tarih, 600 sayfa, 2020

Mehmet Talha Paşaoğlu – Din, Devlet, Millet (2019)

Kendisini laik olarak tanımlayan bir ülkede Diyanet’in ne işi var?

Diyanet kurulduğu tarihten bu yana, iktidara gelmiş sağcıların ideolojilerini meşrulaştırma işlevini üstlendi.

Özellikle 1970’lerde Diyanet Gazetesinde çıkmaya başlayan milliyetçi-muhafazakâr ve devletçi yazılarla birlikte kurumun siyasallaşma süreci başlar.

1980 öncesi süreç, aynı zamanda Diyanet’in siyasi kutuplaşma ve çatışma ortamına verdiği yanıtlarla da hatırlanır.

Sonrasında, Diyanet’i tutabilene aşk olsun.

1980 sonrası “milletçe dayanışma ve bütünleşme” rolü tanınan Diyanet İşleri Başkanlığı kurumsallaşmasını tamamlayıp toplumsal bir aktör olarak öne çıktı.

Dini alanda tek resmî otorite, başka bir deyişle tekel olan kurum, aynı zamanda Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla da ekonomik bir güç halini aldı ve böylece kamusal alanda giderek büyüdü.

Bugün Türkiye’de din ve devlet işlerinin tümüyle iç içe geçtiği bugüne baktığımızda ise, Diyanet’in AKP ile paralel söylem üreten ve giderek ona bağlı bir kurum haline geldiği görülüyor.

Bunun en iyi örneğini ise, 15 Temmuz sürecinde dinî otoritesini kolektif otorite ile birleştirmesiyle gördük.

İşte Mehmet Talha Paşaoğlu’nun bu kitabı da, kuruluşundan bugüne Diyanet’in geçirdiği dönüşümü kayda alan enfes bir çalışma.

Türkiye’de din ve siyaset ilişkisinin tarihselliğini irdeleyerek çalışmasına başlayan Paşaoğlu, devamında da,

  • Tek parti döneminin din politikası,
  • Diyanet İşleri Reisliği’nin birinci dönemi (1924-1950),
  • Çok partili dönemde din politikaları,
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ikinci dönemi (1950-1965),
  • 1980 sonrası din politikası,
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurumsallaşmasını tamamladığı dördüncü dönemi, (1982-2003),
  • Kurumsal söylemin sürekliliğinde hutbelerin rolü,
  • Diyanet’in özerkleşmenin alameti olarak Türkiye Diyanet Vakfı,
  • AKP iktidarında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yenilenen konumu,
  • Diyanet İşleri Başkanlığı’nın beşinci dönemi (2003-2019),
  • Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü bağlamında, Diyanet’in kurumsallaşma sonrası yayın politikası,
  • Milli birlik ve beraberlik söyleminin taşıyıcısı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı,
  • Ve milli birlik ve beraberlik söyleminin uygulanma alanı olarak 15 Temmuz örneği gibi pek çok önemli konuyu irdeliyor.

Künye: Mehmet Talha Paşaoğlu – Din, Devlet, Millet: Diyanet İşleri’nin 95 Yıllık Hikâyesi, Libra Kitap, din, 312 sayfa, 2019

Arif Tekin – Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları (2010)

Arif Tekin ‘Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları’nda, İslam kaynaklarından ve Hz. Muhammed, halifeler ve sahabelerin evlilik yaşamından hareketle, İslam’ın ilk dönemlerinde kadın-erkek ilişkilerini irdeliyor.

Kitapta ilk olarak, teorik bilgiler ağırlıkta olacak şekilde, Kur’an ve hadislerinde kadın konusu inceleniyor.

Tekin ardından, pratik bilgiler ekseninde Hz. Muhammed’in kadınlarını ve başta dört halife olmak üzere, cennetle müjdelenen on seçkin sahabinin kadınlarla ilişkilerini kapsamlı bir şekilde ele alıyor ve böylece, İslam’da kadın-erkek ilişkilerinin düzenlenişi ve sosyal hayatta kadının yeri konusunda kapsamlı bir çalışmaya imza atıyor.

  • Künye: Arif Tekin – Kur’an’da Kadın ve Hz. Muhammed’in Hanımları, Berfin Yayınları, din, 294 sayfa

Miguel Asín Palacios – Dante ve İslam (2010)

İspanyol oryantalist Miguel Asín Palacios, ilginç çalışması ‘Dante ve İslam’da, Dante’nin, ünlü eseri ‘İlahi Komedya’yı yazarken İslam kaynaklarından esinlendiğini iddia ediyor.

Palacios, ‘İlahi Komedya’nın, İslam dünyasının popüler anlatılarından kuvvetli izler taşıdığını; Cehennem, Araf ve Cennet’teki sayısız sahne ve imgenin İslam literatüründe karşılıklarının bulunduğunu söylüyor.

Yayımlandığı zaman Batı’da gürültü koparan ‘İlahi Komedya’nın İslam geleneğinden beslendiği teziyle edebiyat tarihinin ilginç tartışmalarından birini başlatan çalışma ayrıca, Doğu ve Batı arasındaki kültürel ilişki trafiğini irdelemesiyle de dikkat çekiyor.

  • Künye: Miguel Asin Palacios – Dante ve İslam, çeviren: Güneş Ayas, Okuyan Us Yayınları, inceleme, 395 sayfa

Robert Winston – Tanrı’nın Öyküsü (2010)

Robert Winston’ın BBC’de yayımlanan ‘Tanrı’nın Öyküsü’ belgeselinin bir devamı olan elimizdeki kitabı, dinlerin çıkış noktalarını irdeliyor; insanoğlunun Tanrı fikrine nasıl ulaştığını araştırıyor.

Tarihöncesi insanların neye inandıkları; tek Tanrılı dinlerin ortaya çıkışı; dinlerdeki sapkınlıklar ve hizipler; üç büyük dinin birbirine benzeyen ve birbirinden ayrılan yönleri; dünyanın farklı dinlerinin Tanrı’ya yaklaşımı; Tanrı inancının sorgulanmaya başlanması ve modern çağda din olgusu, Winston’ın ayrıntılı bir şekilde odaklandığı birkaç konu.

Kitap, aynı zamanda bilim ve din arasındaki mücadelenin derli toplu bir tarihi olarak da okunabilir.

  • Künye: Robert Winston – Tanrı’nın Öyküsü, çeviren: Sinan Köseoğlu, Say Yayınları, bilim, 504 sayfa

Anthony Black – Siyasal İslam Düşüncesi Tarihi (2010)

Anthony Black elimizdeki eserinde, İslamiyet’in başlangıcından (yaklaşık 622-61) Köktendincilik Çağı’na kadar (yaklaşık 1922-2000) geçen dönemi kapsayan bir İslam siyasal düşünce tarihi sunuyor.

Black, siyasal İslam’ı dini, hukuki, ahlaki, felsefi ve devlet yönetimi çerçevesinden irdelerken, aynı zamanda, kimisi tarihsel öncüller ve daha eski modeller üzerine kurulu çağdaş İslam’daki siyasal ve toplumsal akımları da gözler önüne seriyor.

İslam içindeki farklı siyasaları, düşünürlerin görüşleri ekseninde ele alan yazar, ayrıca, İslam kültürünün komşu kültür gelenekleriyle arasındaki karşılıklı ilişkiyi de çözümlüyor.

Çok önemli, özellikle konuyla ilgilenenlerin kaçırmaması gereken bir çalışma.

  • Künye: Anthony Black – Siyasal İslam Düşüncesi Tarihi, çeviren: Sevda Çalışkan ve Hamit Çalışkan, Dost Yayınevi, tarih, 501 sayfa

Umut Azak – Türkiye’de Laiklik ve İslâm (2019)

Türkiye’de laiklik ideolojisinin tarihsel arka planı ve kendine has özellikleri üzerine çok iyi bir çalışma.

Umut Azak, Kemalist laikliğin, korku temelli bir İslâm algısı ve hafıza siyasetine dayandığını iddia ediyor.

Yazara göre, Kemalist laiklik söyleminde laik rejimi tehdit ettiği düşünülen “gericiler”, “mürteciler” ya da İslâmcılar hem düşman, hem de İslâm’ın “yanlış” bir yorumunun temsilcileri olarak tahayyül edilmişlerdir.

Başka bir ifadeyle irtica korkusu, toplumun “kötü Müslümanlar” ve “iyi Müslümanlar” olarak kutuplaştırılması ile canlı tutulmuştur.

Laik rejimin savunulması, “gerçek” İslâm adına “kötü Müslümanlar”a karşı verilen bir mücadele gibi algılanır.

Siyasi ve entelektüel elitler tarafından laiklik üzerine yürütülen tartışmalarda, bu mücadelenin eski ve yeni simgeleri arasında paralellik kurularak irtica korkusu yeniden üretilir.

Azak, kitabının ilerleyen bölümlerinde işte bu korku üretimine ve temelde belli bir

İslam yorumuna dayalı olan Kemalist laiklik söyleminin evrimini inceliyor.

Bu söylemdeki, “kötü Müslümanlar”ın (gerici, çağdışı, siyasi, dolayısıyla “yobazlık” olarak görülen) İslâm’ı ile (laik, ilerici, milli, dolayısıyla “iyi” ya da “makbul” addedilen) Türk İslâm’ını birbirinden ayrıştırma teşebbüslerinin zaman içindeki dönüşümünün izini sürüyor.

Tek parti rejimi dönemine (1923-1946) ve çok-parti döneminin ilk yirmi yılına (1946-1966) ağırlık veren çalışmanın merkezini de, siyasi liderlerin ve entelektüellerin laiklik üzerine basın aracılığıyla yürüttüğü kamusal tartışmalar oluşturuyor.

Çalışma, Türkiye’de laiklik ve sekülerleşme süreçlerinin İslâm ile ilişkisini Menemen Olayı ve Malatya Hadisesi gibi vakalar ile Türkçe ezan, Alevilik ve Said Nursî hakkındaki tartışmalar gibi önemli kırılma anları üzerinden izlemesiyle dikkat çekici.

  • Künye: Umut Azak – Türkiye’de Laiklik ve İslâm, çeviren: Ayten Alkan, İletişim Yayınları, siyaset, 328 sayfa, 2019

Jack Goody – Çiçeklerin Kültürü (2010)

Antropolog ve tarihçi Jack Goody ‘Çiçeklerin Kültürü’nde, çiçeğin dinsel sembolizmdeki anlamlarını, yaşamdaki rolünü ve bu rolün tarihsel arka planını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Çiçeklerin dünyasına farklı perspektiflerden bakan çalışma, çiçeklerin adları ve sınıflandırılmasıyla yetinmeyerek, bunların Yahudi, Hıristiyan ve İslam kültürlerinde aldığı biçimleri de ele alıyor.

Goody çiçeklerin yanı sıra, buketler, çelenkler, çobanpüskülü ve sarmaşık gibi dekorasyon amaçlı kullanılan bitkileri de anlatıyor.

Yazar çalışmayla, Doğu ve Batı toplumlarında çiçek kullanımı ve çiçek sembolizmini ele alarak, önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

  • Künye: Jack Goody – Çiçeklerin Kültürü, çeviren: Mehmet Beşikçi, Ayrıntı Yayınları, kültür, 630 sayfa

Kolektif – Alevi Tarih Yazımında Skandal (2010)

Hamza Aksüt, Ünsal Öztürk ve Hasan Harmancı’nın kaleme aldığı ‘Alevi Tarih Yazımında Skandal’, Erdoğan Çınar’dan hareketle, kaynaktaki bilgileri tahrif etme, kaynaklarda olmayan bilgileri varmış gibi gösterme çalışmalarının aldığı vahim durumu gözler önüne seriyor.

Hamza Aksüt, Erdoğan Çınar’ın, ilkçağın ünlü coğrafyacısı Strabon’un ‘Coğrafya’ kitabında Hacı Bektaş dergâhının da kayda geçirildiği ve Evliya Çelebi’nin Tokat’taki Komana dergâh devletten söz ettiği gibi kimi tahrifatlar yaptığını ve Çınar’ın İngilizce bir kitabı Türkçeye çevirirken, kişi adlarını ve kavramlarını, özellikle de Alevi terimlerini metne monte ettiğini savunuyor.

  • Künye: Hamza Aksüt, Ünsal Öztürk ve Hasan Harmancı – Alevi Tarih Yazımında Skandal, Yurt Kitap, din, 256 sayfa, 2006

Hilâl Onur İnce – Muhafazakâr İdeoloji (2010)

Hilâl Onur İnce ‘Muhafazakâr İdeoloji’de, günümüzde giderek yaygınlaşan muhafazakâr söylemi bütün dinamikleriyle irdeliyor.

Yazar bunu da, ağırlıklı olarak bu söylemin “vaftiz babaları” dediği Hans Freyer, Carl Schmidt, Martin Heidegger, Arnold Gehlen ve Leo Strauss gibi düşünürlerin fikirlerini eleştirel bir gözle değerlendirerek yapıyor.

Muhafazakârlığın bir teori olmaktan çok, pragmatik bir ideoloji olduğunu söyleyen yazar, söz konusu düşünürler ile günümüzdeki muhafazakâr düşünceyi savunanların söylemleri arasındaki bağlantıları açığa çıkarıyor.

Muhafazakârlığa dair kavram karmaşasının yaşandığı günümüzde, çalışmanın, konuya netlik getirmekte başarılı olduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Hilâl Onur İnce – Muhafazakâr İdeoloji: Din-Siyaset, Alan Yayıncılık, inceleme, 375 sayfa