Noam Chomsky – Kartezyen Dilbilim (2024)

Noam Chomsky’nin ‘Kartezyen Dilbilim: Akılcı Düşüncenin Tarihinde Bir Sayfa’ adlı eseri, dilin kökenleri, yapısı ve insan zihniyle ilişkisi üzerine önemli bir çalışmadır.

Chomsky bu kitapta, dilin sadece bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda insan zihninin derin yapılarını anlamak için bir anahtar olduğunu savunur.

Chomsky, kitabında dilin doğuştan gelen bir yetenek olduğunu ve insan zihninde evrensel bir gramerin var olduğunu öne sürer.

Bu evrensel gramer, tüm dillerin temel yapısını oluşturan soyut kuralları içerir.

Bu yaklaşım, dilin öğrenilmesinin sadece çevresel faktörlere değil, aynı zamanda biyolojik bir temel üzerine oturduğunu gösterir.

Chomsky, Descartes’ın rasyonalist felsefesinin dil anlayışını detaylı bir şekilde inceler ve bu anlayışın modern dilbilim üzerindeki etkisini analiz eder.

Tüm dillerin ortak bir yapıya sahip olduğu ve bu yapının insan zihninde doğuştan var olduğu iddiasını geliştirir.

Çocukların dil öğrenme sürecinde, çevresel girdilerin yanı sıra doğuştan gelen dilsel yeteneklerinin de önemli bir rol oynadığını savunur.

Dil ile düşünce arasındaki ilişkiyi inceler ve dilin düşünceyi nasıl şekillendirdiğini tartışır.

Chomsky’nin çalışmaları, 20. yüzyılın ikinci yarısında dilbilim alanında bir devrim yaratmış ve dilin incelenmesine yeni bir bakış açısı getirmiştir.

Dilbilimdeki çalışmaları, zihin bilimleri, psikoloji ve felsefe gibi alanlara da önemli katkılar sağladı.

Dil edinimi ve öğretimi üzerine yapılan çalışmalara yeni perspektifler sundu.

  • Künye: Noam Chomsky – Kartezyen Dilbilim: Akılcı Düşüncenin Tarihinde Bir Sayfa, çeviren: Ayşe Sırma Yalçındağ, Fol Kitap, dilbilim, 136 sayfa, 2024

Laurent Bove – Conatus’un Stratejisi (2024)

Laurent Bove’un ‘Conatus’un Stratejisi: Spinoza’da Olumlama ve Direniş’ adlı eseri, Spinoza’nın felsefesindeki “conatus” kavramını derinlemesine inceleyerek, filozofun etik ve politik düşüncesine yeni bir bakış açısı sunuyor.

Spinoza’ya göre, her varlık kendi varlığını sürdürme ve güçlendirme eğilimindedir.

Bu içsel dürtüye “conatus” adı verilir.

Conatus, sadece biyolojik bir hayatta kalma içgüdüsü değil, aynı zamanda varlığın özünü oluşturan bir kuvvettir.

Bu kavram, Spinoza’nın felsefesinde merkezi bir yer tutar ve hem bireysel hem de evrensel düzeyde geçerliliğini korur.

Bove, Spinoza’nın felsefesini, varlığın sürekli olarak onaylanması ve dış güçlere karşı direnmesi üzerine kurulu bir mücadele olarak görür.

Conatus, bu mücadelede temel bir güçtür.

Kitap, Spinoza’nın etik sistemini politik bir boyutta ele alır.

Bove’a göre, Spinoza’nın felsefesi, sadece bireysel kurtuluş için değil, aynı zamanda daha adil ve özgür bir toplum inşa etmek için de bir rehberdir.

Bove, Spinoza’nın düşüncelerini günümüz sorunlarına ve mücadelelerine taşıyarak, felsefenin güncelliğini vurgular.

Bove, Spinoza’nın felsefesini sadece tarihsel bir metin olarak değil, aynı zamanda günümüzün politik ve sosyal sorunlarına cevaplar sunan bir düşünce sistemi olarak sunar.

Conatus’un Çok Yönlülüğü: Conatus kavramını hem bireysel düzeyde (mutluluk arayışı) hem de toplumsal düzeyde (özgürlük mücadelesi) ele alarak, kavramın geniş kapsamlılığını gösterir.

Direniş ve Özgürlük: Kitap, Spinoza’nın felsefesini, baskıya ve otoriteye karşı direnmenin ve özgürlüğün felsefesi olarak yorumlar.

  • Künye: Laurent Bove – Conatus’un Stratejisi: Spinoza’da Olumlama ve Direniş, çeviren: Ece Durmuş, Otonom Yayıncılık, felsefe, 328 sayfa, 2024

Max Stirner – Parerga (2024)

Max Stirner’in ‘Parerga’sı, filozofun daha önceki çalışması olan ‘Biricik ve Mülkiyeti’ne yapılan eleştirilere verdiği cevapları içeren bir metindir.

Stirner, bu çalışmasında eleştirenlerin fikirlerini tek tek ele alır, kendi düşüncelerini daha da netleştirir ve bazı noktalarda yeni açıklamalar yapar.

“Biricik” kavramını yani bireyin kendi çıkarlarını ve isteklerini merkeze alan felsefesini daha da derinlemesine inceler ve eleştirilere karşı savunur.

Stirner, özellikle “Biricik” kavramının ahlaksızlığa ve egoizme yol açtığı gibi eleştirilere karşı detaylı cevaplar verir.

Stirner, Hegel, Feuerbach gibi filozofların fikirlerini eleştirir ve kendi felsefesinin bu fikirlerden nasıl farklılaştığını gösterir.

Kitaptan bir alıntı:

“Yalnızca filozoflar ölebilir ve ölümde gerçek benliklerini bulabilirler; onlarla birlikte Reform dönemi, bilgi çağı da ölür. Evet, bilginin, ölümün ardından irade olarak yeniden yeşermesi için, bizzat ölmesi gerekir; düşünce, inanç ve vicdan özgürlüğü, üç asırlık bu muhteşem çiçekler, yeryüzünün rahmine geri döneceklerdir ki yeni bir özgürlük, irade özgürlüğü onun en soylu özsularından beslenebilsin.  Bilgi ve özgürlüğü, sonuna felsefenin zirvesinde ulaşan o zamanın idealiydi: Bu zirvede kahraman kendi ölüsünün yakılması için odun yığını toplayacak ve Olympos’taki ebedi yanını kurtaracaktır. Geçmişimiz felsefeyle kapanır ve filozoflar, eski ilkenin ihtişamlı parıltıları içinde tamamlandığı ve gençleştirme yoluyla geçici olmaktan ebedi olmaya dönüştüğü düşünce döneminin Raphaelleridir.  Bundan böyle kim bilgiyi korumak isterse onu kaybeder; ama kim vazgeçerse kazanacaktır.”

  • Künye: Max Stirner – Parerga, çeviren: H. İbrahim Türkdoğan, Livera Yayınevi, felsefe, 80 sayfa, 2024

Meriç Bilgiç – Felsefi Antropoloji (2024)

Günümüzde Dünya’yı saran sürü kültürü içinde insanlar insanlıklarına yabancılaştıklarını dahi duyamayacak kadar yabancılaşmıştır.

Bu kitap tarih boyunca insan olmanın fenomenlerini panoramik olarak sergilemekte ve yeniden yaratılabilecek mantıksal bir zemin kurmaktadır.

Kitap bir yandan felsefe dünyasına, felsefi antropolojinin akademik bir disiplin olarak üzerine oturacağı ana çerçeveyi, okuma kaynaklarıyla beraber sunarken, diğer yandan da tarihe karşı kendi tarihini yaratacak, geleceğini kendisi olmanın mutluluğu üzerine kuracak öncü insanlara Arşimetçi bir insan felsefesi vermektedir.

“İnsan” derken, burada geleneksel olarak alışıldığı gibi, gizliden içine Batılı-Akıllı-Erkek kaçmış, teorik bir ruhsal üründen söz edilmiyor.

Bu insanın içinde bütün o silinmiş, itilmiş, aşağılanmış, dişi, deli, saf, kötü, çirkin bileşenleriyle de birlikte, kayıp insanı, yeryüzünde insan olarak insanı arıyoruz.

Bu kitap ile yapmaya çalıştığımız şey de tam olarak insanı tarihsel bir varlık olarak otantik, estetik eksenine geri taşımaktır.

  • Künye: Meriç Bilgiç – Felsefi Antropoloji, Say Yayınları, antropoloji, 216 sayfa, 2024

Hanno Sauer – Ahlak (2024)

 

  • İyi ve kötü nedir?
  • Neyi yapmalı, neyi yapmamalıyız?

Ahlakın temelini oluşturan bu sorular her dönemde insanların zihnini meşgul etti.

  • Peki ahlak nasıl ve hangi koşullarda doğdu?
  • Tarih boyunca ahlak anlayışımız nasıl değişti ve çeşitli toplumlarda nasıl farklılaştı?
  • Kültürel ve teknolojik gelişmeler ahlaki evrimi nasıl etkiledi?
  • Bugün tanık olduğumuz ahlaki kutuplaşmanın kaynağı ne?
  • Günümüzün ahlaki krizlerini geçmişin ışığında nasıl yorumlayabiliriz?

Hanno Sauer bize ahlakın hikâyesini anlatıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Uzun bir hikâye bu, çünkü bizim için önemli olan her şeyle ilgili: değerlerimizle, ilkelerimizle, kimliğimizin kaynaklarıyla, toplumumuzun temelleriyle, birliktelik ve karşıtlıkla, yargılamanın ve yargılanmanın her iki tarafıyla ve ne kadar hızlı taraf değiştirebildiğimiz gerçeğiyle.

“Hikâyemiz Doğu Afrika’daki henüz insan olmayan ilk atalarımızdan başlayıp, çağdaş dünyanın metropollerinde kimlik, eşitsizlik, baskı ve şimdiki zamanı yorumlama ayrıcalığı hakkında sürdürülen güncel çevrimiçi çatışmalara kadar insanlığın temel ahlaki dönüşümlerinin izini sürüyor. Toplumumuzun çağlar boyunca nasıl değiştiğini, değerlerimize ve normlarımıza paralel olarak yeni kurumların, teknolojilerin, bilgi birikimlerinin ve ekonomi biçimlerinin nasıl geliştiğini anlatıyor ve bu değişimlerin her birinin birden fazla veçhesi olduğunu söylüyor.”

  • Künye: Hanno Sauer – Ahlak: İyinin ve Kötünün İcadı, çeviren: Orhan Kılıç, Metis Yayınları, felsefe, 368 sayfa, 2024

Kolektif – Max Stirner (2024)

Düşünceyi yoksullaştıran çerçevenin dışına çıkmak; Stirner’i yeniden, bu kez tüm görkemi ve zenginliği içerisinde düşünecek düşünceyi kışkırtmak…

Felsefe tarihinin sürgünleri arasında hiç şüphesiz Max Stirner’in özel bir yeri vardır.

Türkçe literatürün aşikâr noksanlığı, bu tuhaf filozofa ilişkin karartı ve tahrifatın belirgin yoğunluğu ve hem sol düşüncenin hem de felsefe tarihinin müdavimleri tarafından neredeyse bilinçli olarak oluşturulmuş sayısız önyargı göz önüne alındığında; Stirner adı etrafındaki kulak tırmalayıcı suskunluk sarmalını kırmak neredeyse imkânsız görünür.

‘Anarşist Tahayyül’ dizisinin üçüncü kitabı olan ‘Max Stirner: Radikal Bir Düşünürün Kayıp Mirası’, büyük ölçüde yurtdışında Stirner üzerine çalışan önde gelen akademisyenlerle işbirliği içerisinde oluşturulmuş özgün bir derleme olarak, hem bu sessizlikte bir gedik açmak hem de Stirner’e dair kemikleşmiş önyargıları üretken bir tarzda yapıbozuma uğratmak amacıyla hazırlanmıştır.

Stirner’in Marx eleştirisinden, onun diğer anarşist düşünürlerle olan çok katmanlı diyaloğuna dek uzanan; düşünürün çağdaş postyapısalcı itirazlara olan etkilerinin yanı sıra isyan, devrim, öznellik gibi kavramların etrafında dönen teorik tartışmalara ilişkin olası katkılarına odaklanan çeşitli yazılardan oluşan bu derleme en temelde tek ve çok önemli bir işlevi yerine getirmeyi ummaktadır: Düşünceyi yoksullaştıran çerçevenin dışına çıkmak; Stirner’i yeniden, bu kez tüm görkemi ve zenginliği içerisinde düşünecek düşünceyi kışkırtmak.

  • Künye: Kolektif – Max Stirner: Radikal Bir Düşünürün Kayıp Mirası, derleyen: Güney Çeğin, Livera Yayınevi, inceleme, 256 sayfa, 2024

Lauren Berlant – Zalim İyimserlik (2024)

Tüm bağlılıklar iyimserdir ancak arzu ettiğiniz şey aslında gelişmenizin önünde engel oluşturduğunda zalim bir iyimserlik ilişkisi ortaya çıkar.

Bugünü kavramanın cesur yeni yollarını sunan Lauren Berlant ‘Zalim İyimserlik’ kitabında tutkuyla bağlı olduğumuz, arzuladığımız şeyleri sorgulamamızı sağlıyor: aşk, politika, aile, erdemli yeni yıl kararları…

Liberal-kapitalist sistemlerin bireylere hayatlarını “bir şeye dönüştürmek” için fırsatlar sağlayamayacağına dair kanıtlar ortadayken “iyi bir yaşam sürme” fantezisine bağlı kalmanın beyhudeliğini gözler önüne seriyor.

Bu kitabı okurken, sizi harekete geçiren her ne ise onun aynı zamanda sizi hayal kırıklığına doğru hızla sürüklediğini de hissedeceksiniz.

‘Zalim İyimserlik’ sert bir analiz olmasının yanı sıra, modern toplum fantezilerimizin ve bu fantezilere doğru Don Kişotça atılımlarımızın karanlık bir natürmortu.

Tarihsel şimdinin başka herhangi bir şekilde anlaşılmadan önce duygusal olarak algılandığını savunan Berlant günümüzün dikkate değer duygusal tarihini anlatıyor bizlere.

Modern çağ insanının umut krizini tanımlamak için okunması gereken bir kitap.

  • Künye: Lauren Berlant – Zalim İyimserlik: Bugünün Duygusal Tarihi, çeviren: M. Çağlar Atmaca, Minotor Kitap, felsefe, 456 sayfa, 2024

Michel Serres – İnsanlanma (2024)

Silikon vadisinin kurucu merkezlerinden Stanford Üniversitesi’nde on yıllarca bilim tarihi dersleri veren, ayrıca Académie Française’in nadir filozof üyelerinden olan Michel Serres (1930-2021) genç yaşlarından itibaren bir geçiş döneminde yaşadığımızı fark eder ve tüm ömrünü insanlığı bu geçişin sonrasına hazırlamaya vakfeder.

Bugün transhümanizm başlığı altında yapılan tartışmaları kendi yarattığı insanlanma (hominescence) kavramı altında tartıştığı bu kitapta insanın geleceğini bir erginlenme (adolescence) olarak, çocukluktan yetişkinliğe bir geçiş olarak betimler.

İnsanlığın son elli yılda yaşadığı radikal değişimleri değerlendirirken temel dört konuda geri dönüşsüzce yeni bir döneme girdiğimizi söyler: Ölümle ilişki, bedenlerimizle ilişki, yeryüzüyle ilişki ve yeni iletişim ağları nedeniyle başka insanlarla ilişki.

Michel Serres evrimsel düzeyde gerçekleşeceğini öngördüğü bu radikal değişimlerin özellikle zenginler ve yoksullar arasında yaratacağı muazzam eşitsizlik tehlikesine dikkat çeker ve bu sefer adına layık olacak ikinci bir hümanizm çağı için adalet yükümlülüğünün altını çizer.

  • Peki bu gelecek bizi coşturmalı mı yoksa korkutmalı mı?

Michel Serres, ‘İnsanlanma’da iyimser veya kötümser senaryolar üretmektense geleceğin belirsiz ışığını görmemiz için bize rehberlik etmeyi tercih ediyor.

  • Künye: Michel Serres – İnsanlanma, çeviren: İlhan Burak Tüzün, Livera Yayınevi, inceleme, 384 sayfa, 2024

Mark Wrathall – Heidegger’i Nasıl Okumalıyız? (2024)

Martin Heidegger muhtemelen geçtiğimiz yüzyılın en etkili ve fakat aynı zamanda en az anlaşılan filozofudur.

Mark Wrathall, Heidegger’in derin ve yoğun metinlerini çözümleyerek okura Heidegger’in varoluşun tabiatına bakarken uyanan endişesinden, teknolojinin hayatımızı idame ettirme kabiliyetimize yönelttiği tehdide kadar uzanan geniş bir yelpazede rehberlik ediyor.

Yazar, Heidegger’in Nasyonal Sosyalizm ile arasındaki tartışmalı bağı, Heidegger’in dünya tarihinin akışına dair görüşleri bağlamında değerlendiriyor.

Ayrıca Heidegger’in hakikat, sanat ve dil hakkındaki görüşlerini de ele alıyor.

  • Künye: Mark Wrathall – Heidegger’i Nasıl Okumalıyız?, çeviren: Liena Gül, Runik Kitap, felsefe, 128 sayfa, 2024

Alain – Zihnin Bekçileri (2024)

Fransız filozof Alain, kesin inançların sarsıldığı ve öğretilerin parçalandığı bir dünyada okuru sürekli bir “zihin nöbeti” tutmaya davet ediyor.

Bir dizi denemeyle insanlık durumunun engin bir keşfine çıkan Alain, her metniyle, etrafı saran vehim ve peşin hükümler karşısında zihni terbiye etmeye ve entelektüel teyakkuzu sağlamaya yönelik bir berraklık talimine girişiyor.

Yöntem bellidir: Şüphe geliştirilmeli, görünüşlere güvenmemeli, kendi için düşünme teşvik edilmelidir zira insanlar en önemli şeyi, kendisiyle yetinildiğinde her fikrin yanılgıya dönüştüğünü unutmuş durumdadır.

İster ufuktaki ay üzerine düşünülsün ister Einstein’ın göreliliği üzerine kafa yorulsun yahut iktidarın işleyişi irdelensin, düşünebilme hürriyeti her gün verilen bir mücadele ve kolay kazanılmayan bir zaferdir.

Ömrü zaten kısa olan insanlar için hakikat anlıktır.

O, görülmeli, dile getirilmeli ve o anda yerine getirilmelidir.

‘Zihnin Bekçileri’, dünyayı anlamaya ve dünyada kendi yerini bulmaya çalışan herkes için önemli bir rehber.

  • Künye: Alain – Zihnin Bekçileri, çeviren: Gonca Arslan, Akademim Yayıncılık, felsefe, 268 sayfa, 2024