Slavoj Žižek – Özgürlük (2024)

Özgürlük kimi zaman aldatıcı biçimde basitken, kimi zaman da düşünce tarihinin en çetrefilli ve içinden çıkılması güç kavramlarından biri olmuştur.

Avrupa Kıtası’nın aykırı filozoflarından Slavoj Žižek, bu yeni felsefi araştırmasında gerçek ve radikal özgürlük deneyimimizi ve ona dair yanlış inançlarımızın altını kazıyor; özgürlüğün kırılgan ve geçici teması üzerinde dururken, özgürlükçü bireycilik anlayışını da eleştiriyor.

Hegel, Kierkegaard, Heidegger gibi büyük filozofların yakın okumalarının yanı sıra, Kandinsky ve Agatha Christie gibi isimlerden de ilham alan Žižek, özgürlüğün her yönünü ve bu düşünürlerden neler öğrenebileceğimizi tartışıyor.

  • Özgürlüğümüzün “sınırlarını” nasıl yeniden keşfetmek (ya da sınırlamak) zorunda kalacağız?
  • Özgürlük, sonlu yaratıklar olarak bizlerin yaşamlarının şaşırtıcı yönlerini hangi şekillerde tanımlar?
  • Özgürlükten kaçmak yerine onu nasıl kucaklayabiliriz?

Žižek, okurlarını tüm bu soruları cevaplamaya ve özgürlük kavramının karmaşıklığıyla yüzleşmeye çağırıyor.

  • Künye: Slavoj Žižek – Devası Olmayan Dert: Özgürlük, çeviren: Yavuz Alogan, Say Yayınları, felsefe, 400 sayfa, 2024

William J. Prior – Antik Felsefe (2024)

Filozofların hep hayatın büyük sorularıyla meşgul olduğunu düşünürüz ama bu her zaman böyle değildi.

İlk antik filozoflar öncelikle depremler ve tutulmalar gibi doğal fenomenlerle ilgilenmişlerdi.

Ancak Sokrates adında esrarengiz bir Yunanlı, insan varoluşu hakkındaki soyut fikirleri tartışmaya başladı:

  • Bizi mutlu eden nedir?
  • Ruhun doğası nedir?
  • Bu evrendeki amacımız nedir?
  • Sorgulanmamış hayat, yaşanmaya değer mi?
  • İyi ve kötü nedir?

William Prior, Sokrates’in kişiliği ve onun ortaya attığı ya da başkaları vasıtasıyla gündeme getirmeye çalıştığı sorular aracılığıyla antik felsefe dünyasına tematik bir bakış atıyor.

Yer yer Presokratiklere yer yer de Sokrates sonrasına uzanan bu giriş metni, felsefenin oluşum yıllarına ve önemli antik metinlere dair kritik meseleleri ve kavramları irdeliyor.

Doğa, gerçeklik, ruh ve etik olmak üzere dört tema halinde düzenlenen Antik Felsefe, bugün hâlâ zihnimizi kurcalayan ve asla eskimeyecek büyük sorulara Antik Yunan dehâlarının gözüyle bakmak isteyen okurlar için bir rehber kitap niteliği taşıyor.

  • Künye: William J. Prior – Antik Felsefe, çeviren: Zeynep Bozoğlan, Babil Kitap, felsefe, 210 sayfa, 2024

Roland Barthes – Albüm (2024)

Roland Barthes’ın yüzüncü doğum yılını kutlama vesilesiyle hazırlanan ‘Albüm’, genel hatlarıyla kronolojik sıraya göre düzenlenmiş mektuplaşmalardan bir seçkiyle birlikte, Barthes’ın daha önce yayınlanmamış bir dizi metnini barındırıyor.

‘Albüm’de Raymond Queneau, Maurice Blanchot, Jean Genet, Michel Foucault, Claude Lévi-Strauss, Georges Perec, Michel Butor, Julia Kristeva ve Jean Starobinski gibi isimlerden oluşan bir dayanışma ve mektup  arkadaşlığı ağının yarım yüzyıllık düşün tarihine, Barthes’ın dünyayla temasına ışık tuttuğu da görülebilir.

  • Künye: Roland Barthes – Albüm: Yayınlanmamış Yazışmalar ve Metinler, çeviren: Yunus Çetin, İş Kültür Yayınları, mektup, 468 sayfa, 2024

Kolektif – Thomas S. Kuhn (2024)

Thomas Kuhn’un bilim felsefesine getirdiği yeni bakış açısı ve argümanlarının derinliği, yirminci yüzyılın son çeyreğinden yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğine kadar uzanan bilim tarihi ve bilim felsefesi çalışmalarında büyük bir etki yarattı.

Batı felsefesinde olduğu gibi ülkemizdeki bilim felsefesi ve bilim tarihi yazıcılığında da Kuhn’un bilim algısı her geçen gün kendini yeni alanlarda ve farklı tartışmalarda hissettiriyor.

Geniş bir yelpaze içinde yer alan bu tartışmalar, Kuhn’un popülerliğini ve önemini açıkça ortaya koyuyor.

Özellikle onun kavramlarından yola çıkarak günümüz düşünsel çalışmalarını şekillendirmek ve bu çalışmalara yeni bir yön vermek büyük bir değer taşıyor.

Bu bağlamda, Kuhn’un bilim algısına kazandırdıklarını güncel tartışmalardan hareketle aktarmak ve onun mirasını anmak adına 2 Kasım 2022 tarihinde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü çatısı altında bir kongre düzenlendi.

Bu kongrede sunulan bildiriler, Kuhn’un sadece bilim felsefesini değil, sosyal bilimlerin çeşitli alanlarını da derinden etkilediğini ortaya koydu.

Kongre sonrası, Kuhn’un kavramlarının ülkemizdeki disiplinler arası etkisini araştırmak adına, daha geniş bir yazar katılımıyla bu kitap hazırlanmış.

Kitap, ‘ülkemizde gerek bilim üzerine yapılan çalışmalarda gerekse de doğrudan bilimsel çalışmalarda Kuhn’un kavramları ne derece etkili ve yaygın?’ sorusuna verilen cevabın somut bir örneği olarak, Kuhn’un farklı alanlardaki etkisini ortaya koyan çalışmalardan oluşuyor.

  • Künye: Kolektif – Thomas S. Kuhn: Bilimsel Devrimlerin Yapısından Sonra Altmış Yıl, editör: Ömer Faik Anlı, Ömer Fatih Tekin, Sercan Palavan, Nika Yayınevi, felsefe, 340 sayfa, 2024

Hüsamettin Çetinkaya – Gilbert Simondon (2024)

Yirminci yüzyılın önemli Fransız filozoflarından Gilbert Simondon’un adı, felsefe dünyasında son dönemde yeniden duyulmaya başlandı.

Bireyleşme, teknoloji, ontoloji ve metafizik üzerine geliştirdiği düşünceleriyle Deleuze, Latour, Stengers ve Stiegler gibi önemli isimlere ilham kaynağı olan Simondon, varoluşa dair yeni bir yaklaşım sunarak çağdaş teknoloji felsefesi, medya teorisi ve bilişsel bilimler gibi birçok alanda derin etkiler yaratarak yerleşik anlayışları köklü bir değişime çağırıyor.

Bireyleşme felsefesinde Aristotelesçi hilomorfizm düşüncesini eleştirirken Bachelard ve Bergson’un düşüncelerini sentezleyip onların da ötesine geçen Simondon, ilişkilerin gerçekçiliğinden bireyleşme rejimlerinin ontolojisini ortaya koyuyor.

Tutkuyla sürülen iz de bellidir: felsefe tarihini bireyleşme kavramına göre yeniden yazmak ve teknolojiyi kültürle etkin bir şekilde bütünleştirebilecek bir felsefi düşünce inşa edebilmek.

Hüsamettin Çetinkaya, Simondon’un düşünce dünyasına yakından bakıyor.

  • Künye: Hüsamettin Çetinkaya – Gilbert Simondon: Bireyleşme Felsefesi, Akademim Yayıncılık, felsefe, 252 sayfa, 2024

George Santayana – Alman Felsefesinde Bencillik (2024)

‘Alman Felsefesinde Bencillik’ Alman felsefesi ve onun tarih boyunca nasıl şekillendiği üzerine bir inceleme.

Santayana, Harvard College’da yirmi yıl boyunca felsefe dersleri verirken Alman metafiziği üzerine derinlemesine çalışmalar yapmış.

Bu eser, Alman felsefesinin belirsiz ve değişken ilkelerinin altında yatan uğursuz ve saldırgan öğeleri sorguluyor.

Santayana, Alman felsefesinin bencillik ruhunu- düşüncede öznellik ve ahlakta kasıt- ele alıyor ve bu bencilliğin, yeryüzündeki her canlının ve evrendeki her zekanın içinde bulunduğu acıklı durumun gerçek bir ifadesi olduğunu iddia ediyor.

Ancak bu bencilliğin sadece kaçınılmaz bir engel olarak değil, aynı zamanda bir yüceltme ve insan ruhunun uçmaya çağrıldığı yerde zaman kaybetme aracı olarak kullanıldığını eleştiriyor.

Kitabın içeriği, Alman felsefesinin genel karakteri, Protestan mirası, Transandantalizm, Goethe’de bencilliğin ipuçları, Kant’ta egoizmin tohumları gibi konuları içeriyor.

Ayrıca Fichte, Nietzsche, Schopenhauer gibi filozofların çalışmalarına odaklanıyor ve bu düşünürlerin fikirlerinin bencillik ve egoizmle nasıl ilişkilendiğini inceliyor.

Santayana, kitabı, Alman felsefesini anlamaya çalışan ve onu meslekten olmayanların bakış açısından değerlendiren bir yabancı olarak yazdığını belirtiyor.

Eser, Alman felsefesinin tarihsel ve kültürel bağlamını anlamak isteyen okuyucular için değerli bir kaynak olabilir.

Özellikle de Alman felsefesinin savaş ve ideolojiyle ilişkisini derinlemesine incelemek isteyenler için.

  • Künye: George Santayana – Alman Felsefesinde Bencillik, çeviren: Orkutay Bekat, Dorlion Yayınları, felsefe, 128 sayfa, 2024

Laura Beatty – Theophrastus’un İzinde (2024)

Aristoteles’in halefi, botanik biliminin kurucusu Theophrastus üzerine önemli bir çalışma.

Sakin, huzurlu ve meraklı bir adam olan Theophrastus, 2000 yıl kadar önce Ege kıyılarındaki adalarda ve dönemin önemli büyük şehirlerinde yaşamış, Platon’un ünlü Akademi’sinde Aristotales ile çalışmış, Büyük İskender dönemi Yunanistan’ı, Makedonya’sı ve haliyle Anadolu’sunda ayak izleri olan bir filozof.

Theophrastus, mevsimleri ve toprağı neyin yönettiğini açıklamak için mitler yerine duyularına ve gözlemlerine güvenen bir doğa filozofuydu.

Seyahatleri sırasında karşılaştığı muhteşem karakterlerden oluşan zengin hatıra koleksiyonunu parşömenler üzerine yazdı.

Linnaeus’un canlıları sınıflandırma sisteminden, Chaucer’in Canterbury Hikâyeleri’ne, farklı alanlardaki çok sayıda çalışmaya; hatta neredeyse modern roman düşüncesine ilham verdi.

Laura Beatty bu önemli figürü kolektif bilince geri kazandırıyor ve bunu yaparken Theophrastus’un kendi izlerinde seyahat ediyor; etrafımızdaki dünyayı nasıl gördüğümüzü, anladığımızı ve kendimizle nasıl ilişkilendirdiğimizi keşfediyor; bize doğayı nasıl görmemiz gerektiğini öğreten antik çağ insanlarını unuttuğumuzda modern yaşamın neleri kaybettiğini sorguluyor.

  • Künye: Laura Beatty – Theophrastus’un İzinde: Kayıp Filozofun Peşinde Antik Kentlerde, çeviren: Esra Çıldır Kırtay, Kanon Kitap, tarih, 288 sayfa, 2024

Thierry Paquot, François Pépin – Larousse Felsefe Sözlüğü (2024)

Larousse Ansiklopedisi’nin felsefe tarihi bölümlerinin gözden geçirilmiş ve güncellenmiş bir versiyonu olan ‘Larousse Felsefe Sözlüğü’, Antik Yunan’dan başlayıp çağdaş felsefeye uzanan geniş bir zaman dilimine ilişkin kapsamlı bir inceleme yürütüyor.

“Felsefi Kavramlar”, “Felsefi Referans Noktaları”, “Büyük Filozoflar” ve “Felsefi Eserler” başlıklı dört ana bölümün altındaki her bir madde, felsefi düşüncenin gelişimindeki dönemlere, akımlara, önemli isim ve kavramlara dair bilgiler sunuyor.

Sözlük aynı zamanda felsefi meselelerle ilgili ödev, rapor, sunum hazırlayacaklar için önerilerde bulunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Felsefe soru sormakla başlar. Yunanlar şöyle soruyordu: ‘Neden hiçlik değil de bir şey var?’. 2500 yılın ardından, kesin bir yanıta hâlâ sahip değiliz. Bu da felsefe yapmanın müşkülpesent bir güzergâhtan ilerlediğini açıkça ortaya koyar. Düşüncenin aydınlığa götürmesi için aşılması gereken engelleri ısrarla vurgulayan Kierkegaard ‘yol, zor olandır’ diyordu.”

  • Künye: Thierry Paquot, François Pépin – Larousse Felsefe Sözlüğü: Kavramlar, Filozoflar, Eserler, çeviren: Selami Atakan Altınörs, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 452 sayfa, 2024

Mikkel Krause Frantzen – Depresyonun Estetiği ve Politikası (2024)

“Depresyonda zaman elastikleşir, belirginleşir, sonra da kırılır.”

Zamana ve nasıl olduğumuza dair gündelik sorular, depresyondaki kişinin hoşlanmadığı, hatta kaçındığı sorulardır.

Üstelik ne sadece kişiye atfedilebilirler ne de kişinin psikolojisine; derin bir şekilde politiktirler.

‘Depresyonun Estetiği ve Politikası’nda Danimarkalı akademisyen Mikkel Krause Frantzen, dört önemli kültürel eseri analiz ederek depresyonun yalnızca bireysel bir psikopatoloji değil, aynı zamanda kültürel ve felsefi bir sorun olduğunu savunuyor.

Frantzen, Michel Houellebecq ve David Foster Wallace’ın eserlerini, Claire Fontaine’in enstalasyon sanatını ve Lars von Trier’in Melankoli filmini depresyonun zamansallık sorunuyla bağlantılı olduğu görüşü ışığında incelerken, Batı toplumundaki gelecek kaybı ve sıkışmışlık hissine dikkat çekiyor.

Bu sanat eserlerinde depresyonun biçim ve içerik açısından nasıl tasvir edildiğini ayrıntılı, zengin ve özgün okumalarla analiz ediyor.

Ayrıca bu eserleri, ilgili sanatçıların eserlerinin daha geniş perspektifine yerleştirerek kendi okumalarını diğer yorumcularınkilerle karşılaştırıyor ve bunları Kierkegaard, Levinas, Husserl, Heidegger gibi farklı filozoflara ve yazarlara atıfta bulunarak destekliyor.

‘Depresyonun Estetiği ve Politikası’, depresyonun karmaşıklığını, zaman ve toplumla olan ilişkisini irdeleyen, incelikli ve düşündürücü bir kitap.

Hem bireysel hem de toplumsal düzeyde depresyonun tedavi olasılığına dair önemli soruları gündeme getiriyor.

“Depresyonun; tarihin sona erdiği, geleceğin kapandığı, sonsuza kadar dondurulduğuna dair (patolojik) bir his olduğunu öne sürüyorum. Tüm gelecekleri feshetmiş bir şimdiki zaman.”

  • Künye: Mikkel Krause Frantzen – Depresyonun Estetiği ve Politikası: Yerinde Saymak, çeviren: Elif Kayurtar, Ayrıntı Yayınları, psikoloji, 200 sayfa, 2024

Kolektif – Analitik Felsefeyi Tanımak (2024)

Analitik felsefe geleneğinin önemli metinleri sıklıkla zahmetli bulunur.

Bu kitap geleneğin etkili ve şimdiden klasikleşmiş kimi metinlerinin kavranabilmesi için kolaylaştırıcı nitelikteki bir okuma rehberidir.

Moore, Quine, Russell ve Wittgenstein’ın ünlü eserlerini incelemenin yanı sıra Türkçe literatürde daha az yer bulan Carnap, Kripke ve Davidson’ın çalışmalarını da ele alan bu kolektif çalışma yalnızca analitik yaklaşımı ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda gelenek içinde fikir birliğinin olmadığını da ortaya koyuyor.

İster yeni başlayan meraklı biri ister birikimli bir felsefe okuru olun, bu rehber analitik düşüncenin zamana meydan okuyan ve gelişen manzarasında ilham verici bir yol haritası sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Analitik Felsefeyi Tanımak: Seçilmiş Metinler Üzerine Okuma Rehberi, editör: M. Cem Kamözüt, Umut Morkoç, Akademim Yayıncılık, felsefe, 180 sayfa, 2024