Rebecca Tamás – Ucubeler (2021)

‘Ucubeler’, dünyayla ilişkimizde çoğunlukla görmezden geldiğimiz yaban yakınlıklar üzerine derinlemesine bir tefekkür.

Rebecca Tamás, insan ile insan olmayan arasındaki geçirgen, bulanık, hassas, gözenekli sınırları irdeliyor.

insanmerkezci bakışı reddeden ‘Ucubeler’, insan ve insan olmayan üzerine düşünürken, aynı zamanda birbirine bağlı pek çok duygu ve düşünceyi çözüp çözüp tekrar örüyor.

Ucube ama ne olduğu da belli.

Yazar, bugün burada ve hatta ölmekte olan bir dünyayla ilişkilerimizin yaban yakınlıklarını incelemiş.

Tamás bunu da, çevreci olduğu kadar tarihsel, tarihsel olduğu kadar da politik bir bakışla yapıyor.

Yazar, karşımıza düşünen kayalardan gizemli panayırlara, iklim kederinden dönüştürücü hamamböceklerine kadar pek çok ilgi çekici konuyu irdelerken bizi yeni bir ekolojik vizyon tahayyülü üzerine düşünmeye de davet ediyor.

  • Künye: Rebecca Tamás – Ucubeler: İnsan ve İnsan Olmayan Üzerine Denemeler, çeviren: Bilge Tanrısever, Ece Durmuş ve Melis İnan, Otonom Yayıncılık, felsefe, 96 sayfa, 2021

Robert Misrahi – Spinoza Sözlüğü (2020)

Spinoza felsefesinin önemli başlıklarını açıklayan usta işi bir sözlük arayanlara, bu çalışmayı öneriyoruz.

Robert Misrahi, yalnızca Spinoza’nın kavramlarını değil, onun felsefe tarihi içindeki yerini ortaya koyan sağlam bir haritalandırma da sunuyor.

Misrahi, Spinoza’nın kelimelerinin ne anlama geldiğini anlatıyor, bu kelimeler arasındaki farklı güzergâhları aydınlatıyor ve buradan da bütün bu kavramların bağlandığı problemleri ortaya koyuyor.

Spinoza’nın felsefi sistemini daha iyi kavramamıza olanak sağlayacak türden bir çalışma olarak şiddetle tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Robert Misrahi – Spinoza Sözlüğü, çeviren: Ece Durmuş, Otonom Yayıncılık, sözlük, 296 sayfa, 2019

Rosi Braidotti – Kadın-Oluş (2019)

Postyapısalcı felsefeyi feminist teoriyle ilişkilendirdiği özgün çalışmalarıyla da bildiğimiz Rosi Braidotti, şimdi de feminizmi fark felsefesi çerçevesinde tartışıyor.

Braidotti kitabına, ’68 hareketinin kuramsal dünyasında kadın olmanın hallerini irdeleyerek başlıyor.

Düşünür, kitaba adını veren ikinci bölümde ise, kadınlığa dair kuramsal çerçeveyi genişletiyor.

Yazar burada, cinsel fark kuramı, bedenleşme ve içkinlik konularını yeniden yorumluyor.

Bu bağlamda Deleuze ve Irigaray’ın fikirlerini karşılaştırıp yorumlayan Braidotti, kayıp, başarısızlık, melankoli ve ontolojik eksiklik gibi kavramların politik ve kuramsal düzlemdeki egemenliğine karşı oluş, fark, tamlık, neşe, yaratıcılık gibi daha olumlu kavramları öne çıkarıyor.

Braidotti kitabının üçüncü bölümünde ise, farkların kapitalizm tarafından nasıl kuşatıldığını ve etkisizleştirildiğini tartışıyor.

Kapitalizmin, çoğulcu farkları tüketimcilik adına piyasalaştırıp “ötekilerin” yani farklılıkların varoluş, kültür ve söylemlerinin metalaştırılmasını teşvik ettiğini belirten Braidotti, buna karşı nasıl bir mücadele hattı ortaya koyabileceğimizi de tartışıyor.

  • Künye: Rosi Braidotti – Kadın-Oluş: Cinsel Farkı Yeniden Düşünmek, çeviren: Ece Durmuş ve Münevver Çelik, Otonom Yayıncılık, feminizm, 192 sayfa, 2019