Stuart Jeffries – Büyük Uçurum Oteli (2024)

Yirminci yüzyılın en heybetli entelektüel hareketlerinden biri olan Frankfurt Okulu’nun tarihi hakkında harika bir çalışma.

1923 yılında bir grup entelektüel modern dünyanın işleyişini çözümlemek, kapitalist sistemin eleştirisini yapmak üzere Frankfurt’ta bir araya geldi.

Sonraları Frankfurt Okulu olarak anılacak Marksist Araştırma Enstitüsü kurulduğu andan itibaren reel siyasete mesafeli, siyasi mücadelelere karşı şüpheci bir tavır takındı.

Bu okulun ileri gelen üyeleri –Theodor Adorno, Max Horkheimer, Herbert Marcuse, Erich Fromm, Friedrich Pollock, Franz Neumann ve Jürgen Habermas– faşizmin habisliğini ve ka­pitalizmin batı toplumlarının içini oyan, çökerten etkilerini irdelemek ve eleştirmek konusunda ustaydılar ve sadece düşünme biçimimizi değil, tartışmaya değer gördüğümüz konu başlıklarını da değiştirdiler.

Frankfurt Okulu’nda ortaya konan fikirler ve yürütülen tartışmalar her şeye rağmen önemini hep korudu.

Kapitalizm ve faşizmin kendisini güncellediği, toplumun sosyal medya ve tüketim çılgınlığına mahkûm olduğu, makineleştiği çağımızın karanlığını çözümleme yolunda Frankfurt Okulu düşünürlerinin hâlâ söyleyecek sözleri var.

Stuart Jeffries’in ifadesiyle “Onların şişeye koydukları mesajı açıp okumanın vakti geldi artık.”

  • Künye: Stuart Jeffries – Büyük Uçurum Oteli: Frankfurt Okulu’ndan Yaşam Öyküleri, çeviren: Banu Karakaş, Minotor Kitap, felsefe, 504 sayfa, 2024

Manuel DeLanda, Graham Harman – Gerçekçiliğin Yükselişi (2024)

Manuel DeLanda ve Graham Harman, gerçekçiliğin dikkat çekici yükselişini inceledikleri bu kitapta kendi felsefelerindeki benzerlik ve farklılıkları keşfederken, başka filozofların çalışmalarını da göz önünde bulundurarak çağdaş felsefedeki çatışan eğilimleri değerlendiriyorlar.

Gerçekçilik ile maddecilik arasındaki ilişkiyi tartışmaya açan kitap, DeLanda’nın çekerler ve tekillikler tartışmasıyla Harman’ın nesne yönelimli ontolojisi üzerine canlı bir düşünsel alışverişi içeriyor.

Bilimsel bilginin gerçekliği tam olarak yansıtıp yansıtmadığı “bilinebilirlik” kavramıyla birlikte ele alınıyor.

Ayrıca yazarların daha genel olarak uzay, zaman ve bilime dair düşüncelerine de yer veriliyor.

Felsefe ve eleştirel teoriye dair güncel tartışmalarla ilgilenen herkes için büyük değer taşıyan ‘Gerçekçiliğin Yükselişi’, kıta felsefesinde gerçekçiliğe giden farklı yolları aydınlatan en önemli eserlerden biri.

  • Künye: Manuel DeLanda, Graham Harman – Gerçekçiliğin Yükselişi, çeviren: Hakan Atay, Hakan Yücefer, Tellekt Kitap, felsefe, 192 sayfa, 2024

Roberto Esposito – Communitas (2024)

Çağdaş siyaset felsefesinin kurucu isimlerinden Roberto Esposito bu eserinde topluluk kavramının ayrıntılı bir soy kütüğüne girişiyor.

Hobbes, Rousseau, Kant gibi modernliğin temellerini oluşturan isimlerin eserlerinde derinlere dalan ve yeni bir topluluk anlayışının ana hatlarını Heidegger ve Bataille’ın kavramsal analizleriyle çizmeye koyulan Esposito aynı zamanda liberal bireyciliğin geniş çaplı bir eleştirisini sunuyor.

Zira topluluğu felç eden, onun biçimini bozup rayından çıkaran bu bireyciliğin bizzat kendisi.

Bugün kan kaybeden, can çekişen ve hatta ölmekte olan topluluk düşüncesini yeniden canlandırmak için onu karşılıklı bir armağan etme ve sorumluluk ilişkisi olarak düşünerek etik ve politik bir dayanışma zeminine yeniden oturtmak gerekiyor.

Communitas bu doğrultuda ilerleyen, bireyciliği zayıflatırken ortaklığı güçlendirip çoğaltmaya yönelen kuvvetli bir felsefi çaba, kudretli bir kuramsal girişim…

  • Künye: Roberto Esposito – Communitas: Topluluğun Kökeni ve Kaderi, çeviren: Onur Kartal, Nota Bene Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2024

William Child – Wittgenstein (2024)

Ludwig Wittgenstein, çoğu düşünür tarafından yüzyılın en etkili filozofu olarak kabul edilir.

Mantık, matematik ve epistemolojinin yanı sıra dil, zihin ve psikoloji felsefesine yaptığı katkılar felsefi ortamı kalıcı olarak değiştirdi.

‘Tractatus Logico Philosophicus’ ve ‘Felsefi Soruşturmalar’ adlı eserleri ise dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar tarafından incelenmeye devam ediliyor.

William Child bu kitabında, Wittgenstein’ın dil, düşünce, bilgi, kesinlik, zihin, inanç gibi konulara ilişkin tüm düşüncelerini doyurucu bir biçimde ele alıyor; erken dönem görüşlerinden geç dönem görüşlerine kadar yaşanan geçişleri anlaşılır kılıyor.

Kronoloji, kısa bir sözlük ve her bölüm için ayrı bir ek okuma listesi de içeren bu eser, Wittgenstein’ı anlamaya çalışan herkes için vazgeçilmez bir rehber niteliğinde.

  • Künye: William Child – Wittgenstein, çeviren: Emrah Günok, Alfa Yayınları, felsefe, 416 sayfa, 2024

Epiktetos – İnsan Kaderini Nasıl Belirler? (2024)

Epiktetos’un MS 50 yılında Frigya’daki Hieropolis kentinde dünyaya geldiği sanılıyor.

Gençliğini köle olarak geçiren Epiktetos, Nero’nun ölümünden (MS 68) kısa bir süre sonra azat edildi ve Roma’da felsefe eğitimi vermeye başladı.

MS 93 yılında Yunanistan’ın Epir yöresindeki Nikopolis kentine giderek bir felsefe okulu kurdu.

Epiktetos Stoacı felsefeye uygun olarak, çok az eşyasıyla büyük bir sadelik içinde yaşamını sürdürdü.

MS 135 civarında Nikopolis kentinde öldü.

‘İnsan Kaderini Nasıl Belirler?’ Epiktetos’un ‘Diatribai’ adlı eserinde yer alan kader konusundaki görüşlerinden yapılmış bir derleme.

Stoacı etikle sorumluluk düşüncesini, kendisinin ahlaki kişilik (prohairesis) kavramına dayanan bir özerklik ve içsel özgürlük düşüncesine dönüştürmek için çalışmış olan Epiktetos en çok tutku, istek ve arzulardan bağımsızlık anlamında özgürlüğün ve değişmez bir kader yoluyla belirlenmiş bir dünya karşısında tevekkülün önemine vurgu yaptı.

Kitaptan bir alıntı:

“‘Anne ve babamın böyle insanlar olmalarından çok rahatsızım.’” Bunları söyleyen insan anne ve babasını seçme şansının olmadığını bilmiyor mu? Ne yani ‘hadi bakalım, dünyaya geleceksin, kendine bir anne ve baba seç’ mi demeleri gerekirdi. Bu olanaksız. Anne ve babanızın sizden önce dünyaya gelmeleri gerekir. Sizin de ondan sonra. Anne ve babalarınız nasıl insanlar olacak? Nasıl olmaları gerekiyorsa öyle olacak.”

  • Künye: Epiktetos – İnsan Kaderini Nasıl Belirler?, çeviren: Furkan Akderin, Say Yayınları, felsefe, 2024

Sözde-Plutarkhos – Placita Philosophorum (2024)

Sözde-Plutarkhos’a nispet edilen ‘Placita Philosophorum’, Antik Yunan’la ilgili genel olarak doksografi, özel olarak da doğa bilimleri tarihi alanında kaleme alınan Diogenes Laertios’un ‘Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri’ ve Joannes Stobeaus’un ‘Eklogon’, ‘Apophthegmaton’, ‘Hypothekon Biblia Tessara’sı (Alıntılar, Deyişler ve İlkelerden Oluşan Dört Kitap) ile birlikte günümüze ulaşan üç klasikten biridir.

Kusta b. Luka’nın Arapça tercümesinden Yunanca aslıyla karşılaştırılarak hazırlanan bu eser, Sokrates öncesi filozofların görüşlerine yönelik en kapsamlı açıklamaları sunmasının yanı sıra, Stoa felsefesinin hem Aristotelesçi ve Yeni-Platoncu eserler hem de İslam felsefesi üzerinde kabul edilen tesirini gösteren önemli bir kaynak.

  • Künye: Sözde-Plutarkhos – Placita Philosophorum: Filozofların Öğretileri, çeviren: Muhammet Ali Koca, Dergah Yayınları, felsefe, 136 sayfa, 2024

Jean Grondin – Parmenides’ten Levinas’a Metafizik (2024)

  • Neden varolan var da hiç yok?
  • Bir şey yoktan var olur mu?
  • Varolanları var eden bir ilk neden var mı?

Öteden beri hayret uyandıragelmiş bu ve benzeri sorular, felsefenin var ile yok, değişen ile değişmeyen, Tanrı ile insan, beden ile zihin gibi gerilimli kavramların kökeninde yatan metafizik ilkelere ulaşma girişiminin bir ürünü olarak ortaya atıldılar ve hâlâ yanıt bekliyorlar.

Batı’da felsefeyi başlatan ve sönmeye başladığında yeniden canlandıran bu sorulara sayısız filozof yanıt vermeye çalıştı.

Bu kitap Parmenides’ten başlayıp Levinas’a kadar metafizik meselesinin genel bir tablosunu sunuyor.

Metafiziğin ilkelerini, izleklerini, hedeflerini ve çağdaş dünya içindeki yerini ortaya koyuyor ve günümüzde büyük ölçüde küçümsenen metafiziğin neden hâlâ ciddiye alınması gereken bir felsefe alanı olduğunu göstermeyi amaçlıyor.

  • Künye: Jean Grondin – Parmenides’ten Levinas’a Metafizik, çeviren: Alp Tümertekin, Fol Kitap, felsefe, 448 sayfa, 2024

Gilles Deleuze – Kant’ın Kritik Felsefesi (2024)

  • İnsanın zihinsel yetileri nelerdir?
  • Bilmek, hayal etmek ne demektir?
  • Temsil, sentez, analiz, idea, kavram ve görü Kant’ta ne anlama gelir ve nasıl bir ilişki içindedir?
  • Akıl, anlama yetisi ve hayalgücü arasındaki ilişkinin doğası nedir, hangi alanlarda işlevsel ve hangi alanlarda yasa koyucudurlar?

Gilles Deleuze, ‘Kant’ın Kritik Felsefesi’nde, felsefe tarihinin en önemli filozoflarından biri, hatta belki de en önemlisi olan Immanuel Kant’ın ‘Saf Aklın Kritiği’, ‘Pratik Aklın Kritiği’ ve ‘Yargı Yetisinin Kritiği’ adlı üç temel eserinde uyguladığı felsefi yöntemin analizini yapıyor:

“Genel olarak Kritik’in temel bir tezinin ilkesini akılda tutmakla yetineceğiz: aklın, doğaları bakımından birbirlerinden farklı ilgileri vardır. Bu ilgiler organik ve hiyerarşik bir sistem oluşturur ki bu da akıl sahibi varlığın erekler sistemidir.” Fakat der Gilles Deleuze, “yasa koyucu bir yeti, diğer yetilerin bütün görevlerini ortadan kaldırmaz. (…) Her bir Kritik’i takiben anlama yetisi, akıl, hayalgücü, bu yetilerden birinin başkanlığında, birbirleriyle farklı şekillerde ilişkilenirler.”

  • Künye: Gilles Deleuze – Kant’ın Kritik Felsefesi, çeviren: Yağmur Ceylan Uslu, İnka Kitap, felsefe, 116 sayfa, 2024

W. David Beck – Tanrı Var mı? (2024)

Tarihte herhalde çok az soru Tanrı’nın varlığı sorusu kadar sık sorulmuş, çok yanıtlanmış ve verilen birbirinden farklı onca yanıta rağmen kesin bir sonuca ulaştırılamayıp tartışılmaya devam etmiştir.

Yine de geçmişe dönüp baktığımızda bu soruya verilen farklı yanıtların farklı uygarlıkların inşa edilmesine, bazılarının yıkılmasına, acımasız çatışmalara ve her şeye rağmen kucaklaşmalara da vesile olduğunu görüyoruz.

  • Tanrı var mı?
  • Varsa onu nasıl bilebiliriz?
  • Tanrı yoksa her şey mubah mı?
  • İnsan aklı ilahi olanı kavrayabilir mi?
  • Tanrı’nın varlığı ahlaklı olmanın şartı mı?
  • Evren akıllı bir tasarımcının imzasını taşıyor mu?

Bu kitapta felsefeci William David Beck, bu sorulara tarihte verilen yanıtları ve bu konudaki tartışmaları ele alarak meselenin genel ve tarihsel bir tablosunu bize sunuyor.

Platon, Aristoteles, Marcus Aurelius gibi Eski Yunan ve Roma düşünürlerinden Anselmus, Thomas Aquinas, Augustinus ve Yahudi-Hıristiyan geleneğine, Doğu’nun bilgelerine, İbni Rüşd, Fârâbî ve Gazzâlî gibi İslam düşünürlerinden Alvin Plantinga, Graham Oppy, Sam Harris, Richard Dawkins, Max Tegmark gibi Batılı modern ilahiyatçılara, bilim insanlarına ve Yeni Ateizm hareketine kadar uzanan bir çizgide “Tanrı var mı?” sorusuna verilen çeşitli yanıtları ve bu yanıtlara sunulan akılcı gerekçeleri ortaya koyarak soruya felsefece bir yanıt vermenin nasıl bir iş olduğunu da gösteriyor.

  • Künye: W. David Beck – Tanrı Var mı?: Bir Arayışın Tarihi, çeviren: Musa Yanık, Fol Kitap, felsefe, 392 sayfa, 2024

Justin Steinberg, Valtteri Viljanen – Spinoza (2024)

Benedict de Spinoza, felsefe tarihinin en tartışmalı ve en esrarengiz düşünürlerinden biri.

En büyük eseri olan ‘Etika’ (1677) ile kapsamlı bir felsefi sistem geliştirdi ve Tanrı ile Doğa’nın özdeş olduğunu savundu.

İnfial yaratan ‘Teolojik Politik İnceleme’ (1670) adlı eseri, Kitab-ı Mukaddes eleştirisi, ruhbanlık karşıtlığı ve felsefe yapma özgürlüğünü savunması nedeniyle yaşadığı dönemde öfke uyandırdı.

Bu eserler Spinoza’ya tek başına radikal bir düşünür olarak ün kazandırdı.

Steinberg ve Viljanen, bu kitapta Spinoza’nın düşüncesi ve felsefi mirası üzerine özlü ve güncel bir yorum sunuyorlar.

Siyaset ve teolojiden, ontoloji ve epistemolojiye kadar, Spinoza’nın fikirlerinin tamamını inceliyorlar.

Spinoza’nın etkileyici eserlerinden geniş bir şekilde yararlanarak, bu önemli filozofa aşina olmayan okuyucular için anlaşılır bir giriş ve daha deneyimli okuyucular için incelikli ve aydınlatıcı bir çalışma ortaya koyuyorlar.

Eser, tarihin en büyüleyici düşünürlerinden birinin düşüncesini anlamak isteyen herkes için temel bir başvuru metni.

  • Künye: Justin Steinberg, Valtteri Viljanen – Spinoza, çeviren: Süha Zaimoğlu, Lejand Kitap, felsefe, 264 sayfa, 2024