Paul T. Mason ve Randi Kreger – Diken Üstünde Olmayı Bırakın (2016)

Sınır Kişilik Bozukluğu (SKB) teşhisi konmuş biriyle yakın ilişki içindeyken nelere dikkat etmeliyiz?

Bu soruya ayrıntılı bir yanıt veren çalışma, ilişkileri olumsuz etkileyen SKB davranışlarının öteki insanlarda uyandırdığı tepkileri anlamak ve bu tepkilerle başa çıkmak için zengin bir rehber.

  • Künye: Paul T. Mason ve Randi Kreger – Diken Üstünde Olmayı Bırakın, çeviren: Yavuz Alogan, İmge Kitabevi

Nassir Ghaemi – Birinci Sınıf Delilik (2016)

Churchill, Lincoln, Gandi, Roosevelt, Kennedy, Hitler…

Güçlü liderlik ile akıl hastalıkları arasında bir bağ olabilir mi?

Bu sorunun yanıtını arayan psikiyatri profesörü Nassir Ghaemi, ortaya çok tartışılacak bir iddia koyuyor: Depresyon, bipolar bozukluk gibi sorunlar kriz zamanlarında en iyi liderleri ortaya çıkarır.

  • Künye: Nassir Ghaemi – Birinci Sınıf Delilik, çeviren: Yavuz Alogan, İthaki Yayınları

Klaus P. Fischer – Nazi Almanyası (2020)

Naziler üzerine tam 880 sayfalık, konuyla ilgilenen herkesin kitaplığında muhakkak bulunması gereken bir çalışma.

Klaus Fischer, 19. yüzyıldan başlayarak Hitler’in iktidarı ele geçirmesinden Yahudilerin soykırıma tabi tutuluşuna, 2. Dünya Savaşı’ndan Almanya’nın savaştaki mağlubiyetine uzanarak konuyu derinlemesine izliyor.

O dönemde kitlelerin neden Hitler’in peşinden sürüklendiğini de irdeleyen çalışma, Üçüncü Reich’ın ekonomik, politik, askeri, diplomatik, uluslararası, dini ve kültürel bileşenlerini çok yönlü bir şekilde ele alıyor.

‘Nazi Almanyası’nın bir diğer büyük katkısı ise, anılar ve fotoğraflardan da yararlanarak Holokost gerçeğini ve Avrupalı Yahudilerin yaşadıklarını bütün açıklığıyla ortaya koyması.

Künye: Klaus P. Fischer – Nazi Almanyası: Yeni Bir Tarih, çeviren: Yavuz Alogan, Alfa Yayınları, tarih, 880 sayfa, 2020

Ian Kershaw – Hitler 2 (2009)

İngiliz tarihçi Ian Kershaw’ın Adolf Hitler hakkında başvuru niteliğindeki iki ciltlik biyografisinin 1889-1936 dönemini ele alan ilk cildi 2007 yılında yayımlanmıştı.

Kershaw ilk ciltte, Nemesis’in idareyi ele almaya başladığı 1936 yılına kadarki zaman dilimini, yani Hitler’in yenilmez olduğunu düşündüğü Hubris (Kibir) dönemini anlatıyordu.

Biyografinin şimdi yayımlanan ikinci cildi ise, Hitler’in hayatının 1936-1945 arasındaki çöküş sürecini anlatıyor.

Yazarın bu cilt için seçtiği Nemesis ismi, Yunan mitolojisinde cezalandıran tanrıça demek ve tanrıların aşırı kibir ya da “hubris”e yol açan insan budalalığını cezalandırması anlamına geliyor.

  • Künye: Ian Kershaw – Hitler 2, 1936-1945: Nemesis, çeviren: Yavuz Alogan, İthaki Yayınları, biyografi, 1164 sayfa

Mary Douglas – Doğal Semboller (2018)

İnsan kültürü ve simgecilik hakkındaki yaptığı çalışmalarla tanınan İngiliz antropolog Mary Douglas’ın ‘Doğal Semboller’i, ilk olarak 1970’te yayınlanmıştı.

Şimdi Türkçeye kazandırılan kitap, ritüelin modern dünyadaki yerini çok zengin, disiplinler arası bir perspektifle irdeliyor.

Douglas’a göre, bilhassa yirminci yüzyılın ikinci yarısında toplumsal yapılarda ve bireysel tavırlarda ritüel hor görülse de, gerçek hayattaki işleyiş tam olarak öyle değildir.

Zira ritüel, farklı formlara bürünse de her zaman insan varoluşuna etki etmiştir.

Buna modern dünya da dâhildir.

Din sosyolojisi disiplininin henüz olgunlaşmadığı bir dönemde yazılan ve dolayısıyla bir antropoloji çalışması olmasının yanı sıra iyi bir din sosyolojisi eseri olarak da okunabilecek kitap, sembollerin, ritüellerin ne gibi toplumsal anlamlar taşıdığını ve kültürel seçimler ile beden sembolizmi arasındaki ilişkiyi irdelemesiyle dikkat çekiyor.

Douglas’ın çalışması, sosyal ritüel ve sembollerin içerikleri ve çeşitlilikleri üzerine düşünürken, toplum ile dini ve siyasi hareketler arasındaki ilişkiyi açıklığa kavuşturmasıyla da büyük öneme haiz.

  • Künye: Mary Douglas – Doğal Semboller: Kozmoloji Keşifleri, çeviren: Yavuz Alogan, İthaki Yayınları, antropoloji, 280 sayfa, 2018

Zygmunt Bauman ve Carlo Bordoni – Kriz Hâli ve Devlet (2018)

En son 2008 ekonomik krizinde de gördüğümüz gibi, tek tek devletler küreselleşen dünyanın sorunlarını çözme konusunda yetersiz.

Bunun en önemli nedenlerinden biri de, ilk bakışta dünya devletler tarafından yönetiliyor görünse de, aslında tüm iplerin büyük şirketlerin elinde olmasıdır.

Bu durum aynı zamanda, siyaset ile iktidar arasında ne denli büyük bir ayrılık bulunduğunun en açık göstergesi.

Zygmunt Bauman ve Carlo Bordoni ise, kriz üzerine klasik bir analiz yerine, Batılı toplumların bugün karşı karşıya kaldıkları krize sebep olan tarihsel dönüşümlerin izini sürüyor.

Krizin toplumsal ve siyasal alandaki yansımalarını ayrıntılı bir bakışla ele alan Bauman ve Bordoni, bugün yaşadığımız sorunun kökünün eskilere dayandığını ve yaşanan krizi aşmanın tek yolunun da bunların iyice bilincine varıp bu gerçeklerle yüzleşmek, onlarla mücadele etmek olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman ve Carlo Bordoni – Kriz Hâli ve Devlet, çeviren: Yavuz Alogan, İthaki Yayınları, siyaset, 192 sayfa, 2018

Georg Simmel – Paranın Felsefesi (2014)

  • PARANIN FELSEFESİ, Georg Simmel, çeviren: Yavuz Alogan ve Öykü Didem Aydın, İthaki Yayınları, felsefe, 518 sayfa

Hayat filozofu Georg Simmel ‘Paranın Felsefesi’nde, her insanın yaşamında önemli bir problem olagelmiş paranın sosyal aktörlerin iç dünyası üzerindeki etkisini ve nesnel kültürün geniş yelpazesindeki rolünü irdeliyor. Düşünür, değer ve para ilişkisini, bir töz olarak paranın değerini, amaçlar sıralamasında parayı, değer yaratma sürecinde paranın şeyleşmiş bir dünya yaratmasını, para ekonomisinin bütün negatifliklerine rağmen özgürleştirici etkilerinin olup olmadığını, paranın sosyal dünyanın daha da rasyonelleşmesine katkısını, kişisel değerlerin parasal eşdeğerini ve paranın hayat tarzımıza sirayet etme biçimlerini tartışıyor.