Kolektif – Feminizm mi Sosyalizm mi? (2015)

Feminizmi, kapitalist sistemin özüne zarar vermeyen bir burjuva ideolojisi olarak tanımlayan bir kitap.

Kitapta bir araya gelen yazarlar, kadınların köleleştirilmesini, sınıfların ortaya çıkışını, kadın işçi hareketinin gelişimini ele alıyor ve feminizmin sınıf sorununa yaklaşımını kapsamlı bir bakışla tartışıyor.

  • Künye: Kolektif – Feminizm mi Sosyalizm mi?, derleyen: Zeynep Poyraz ve Hakan Çabuk, Yediveren Kökleri Yayınları

 

Arzu Demir – Devrimin Rojava Hali (2015)

Rojava devriminin yansımalarını kapsamlı bir şekilde izleyen nitelikli bir gazetecilik çalışması.

Arzu Demir, Rojava komünlerinin inşa edilmesinden hukuk ve ekonomi alanındaki çalışmalara, bu konuda merak edilenleri aydınlatıyor.

Kitabın esas özgünlüğü ise, Rojava’daki devrime en büyük katkıyı vermiş ve vermekte olan kadınların dönüşümünü gözler önüne sermesi.

  • Künye: Arzu Demir – Devrimin Rojava Hali, Ceylan Yayınları

Gülnur Acar Savran – Feminizm Yazıları (2018)

Türkiye’de feminist çalışmalar alanının önde gelen isimlerinden olan Gülnur Acar Savran, feminizmin güncel sorunlarını Dünya ve Türkiye ölçeğinde irdelediği kimi yazılarıyla karşımızda.

Kitapta,

  • AKP iktidarının aileye ve kadına bakışındaki sıkıntılar,
  • Neoliberal politikalar ve onların soyut eşitlik ve soyut evrenselci yaklaşımlarının feminizme yönelik tehditleri,
  • Muhafazakârlığın yükseldiği bir dönemde feminist bir perspektifin karşı karşıya kaldığı tehlikeler,
  • Muhafazakârlık çağında savunmacı bir cinsel politikanın barındırdığı olası çıkmazlar,
  • Kadın emeğini tehdit eden faktörler,
  • Kolektif bir feminist öznenin nesnel imkânları,
  • Patriyarka-kapitalizm ve yeniden üretim ilişkisi ile heteroseksizm-patriyarka ilişkisi,
  • Ve bunun gibi birçok konu tartışılıyor.

Feminist kuram ve politikanın güncel sorun ve tartışmaları hakkında aydınlanmak isteyenler, bu kitabı muhakkak edinmeli.

  • Künye: Gülnur Acar Savran – Feminizm Yazıları: Kuramdan Politikaya, Dipnot Yayınları, feminizm, 298 sayfa, 2018

Erendiz Atasü – Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık (2009)

‘Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık’ta Erendiz Atasü, edebiyatın rehberliğinde, kadın bedenini ve yaşamını sorguluyor.

Atasü’nün, 1990’lardan bugüne, Türkiye’de ve yurt dışında çeşitli üniversitelerde ve edebiyat kongrelerinde yaptığı sunumlardan, okuduğu ve etkilendiği kitaplar üzerine kaleme aldığı yazılardan derlenen kitapta yer alan birçok metin, beden, beden/bilinç izleklerini işliyor.

Kitabın ikinci izleği de, insanın zaman ve mekânla ilişkisi. Atasü’nün denemeleri, ataerkilliğin sorgulanması konusunda özgün bir bakış açısı sunuyor.

Denemelerin bunun yanı sıra, Atasü’nün, yerli ve yabancı edebiyat eserlerine yaptığı zengin atıflarla da dikkat çektini söyleyelim.

  • Künye: Erendiz Atasü – Bilinçle Beden Arasındaki Uzaklık, Everest Yayınları, deneme, 243 sayfa

Jale Karabekir – Türkiye’de Kadınlarla Ezilenlerin Tiyatrosu (2015)

Bu kitap, Jale Karabekir’in Türkiye’de kadınlarla birlikte gerçekleştirdiği Ezilenlerin Tiyatrosu çalışmalarının nitelikli bir dökümü.

Kitap buradan yola çıkarak, hem Augusto Boal’ın kuramsallaştırdığı Ezilenlerin Tiyatrosu’nun gelişimini ele almakta hem de Judith Butler’ın performatiflik kuramından yola çıkarak toplumsal cinsiyet ve rol kimliklerini detaylıca tartışmakta.

  • Künye: Jale Karabekir – Türkiye’de Kadınlarla Ezilenlerin Tiyatrosu, Agora Kitaplığı

Nikki van der Gaag – Feminizm (2018)

Feminizm kavramını ilk kez olumlu bir şekilde 1882 yılında, kadınların hayatlarını iyileştirmeyi amaçlayan mücadele olarak tanımlayan, Fransız aktivist Hubertine Auclert oldu.

Kuşkusuz feminizm de o günden bu yana epey yol kat etti, fakat bugün, özellikle ırkçılığın veya yoksulluğun neden olduğu türden dezavantajlarla karşı karşıya olan kadınlarla kız çocukları için hâlâ yapılacak çok şey var.

İşte Nikki van der Gaag’ın bu rehber çalışması, feminizme ihtiyacımızın bugün neden daha yakıcı bir hal aldığını gözler önüne seriyor.

Yazar, feminizmin anlamı, tarihi, karşılaştığı güçlükler ve kuramın kendi içindeki farklılıkların izini sürüyor ve ardından gündelik hayat, sosyal ilişkiler, toplumsal roller veya iş dünyasında feminist tavrın ve duruşun ne anlama geldiğini açıklıyor.

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğin sonuçlarını çarpıcı verilerle ortaya koyan der Gaag, her şartta kadınların hayatlarını değiştirmelerinin mümkün olduğunu, dünya çapından derlediği örnek olaylar eşliğinde anlatıyor.

  • Künye: Nikki van der Gaag – Feminizm: Dünyanın Neden Bu Kelimeye Hâlâ İhtiyacı Var?, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Sel Yayıncılık, feminizm, 147 sayfa, 2018

Kolektif – Feminizm Kitabı (2015)

Birinci ve ikinci dalga feminist hareketin Türkiye’nin yirminci yüzyıldaki macerasını serimleyen seçme metinlerden oluşan arşivlik bir eser.

Müslüman kadınların pratiklerinden Ermeni kadın hareketine, Cumhuriyet dönemindeki kadınların mücadelelerinden Kürt kadın hareketine ve LGBTI harekete, feminizmin bizdeki tarihsel dönüşüm ve devamlılığının derli toplu bir takibi, burada.

  • Künye: Kolektif – Feminizm Kitabı, hazırlayan: Hülya Osmanağaoğlu, Dipnot Kitabevi

Cynthia Cockburn – Buradan Baktığımızda (2009)

Feminist araştırmacı ve yazar Cynthia Cockburn ‘Buradan Baktığımızda’ isimli bu eserinde, farklı savaşlarda, kadınların militarizme karşı verdikleri mücadeleyi anlatıyor.

Cockburn kitabını, savaşı yaşayan, savaştan kurtulan, savaşı gözlemleyen ve protesto eden, içlerinde Türkiye’nin de bulunduğu on beş ülkeden yüzlerce kadının yaşam deneyimleri üzerine kurmuş.

Yazar, ziyaret ettiği her ülkede ya da kentte, önde gelen militarizm ve savaş karşıtı kadın örgüt ve ağlarından üyelerle görüşmüş ve onların içinde bulundukları politik koşulları, karşı çıktıkları şiddetin doğasını, çatışmayla ilgili analizlerini ve eylem stratejilerini okurlara sunuyor.

  • Künye: Cynthia Cockburn – Buradan Baktığımızda, çeviren: Füsun Özlen, Metis Yayınları, kadın, 324 sayfa

Mary Beard – Kadın ve İktidar (2018)

Mary Beard’in ‘Kadın ve İktidar’ı, ilk olarak antik zamanlardan günümüze uzanarak kadın düşmanlığının sağlam bir dökümünü yapıyor.

Medusa’dan dili kesilen Philomela’ya, tarih boyunca güçlü kadınlara yapılan haksızlıkları ortaya çıkaran Beard, kadınların gündelik yaşamda liderlik rollerinden nasıl uzak tutulduğunu ve kadınların iktidarla ilişkisine dair verili kültürel kodlarla hesaplaşıyor.

Beard, bütün bunları yaparken de, çok ama çok önemli şu sorunun yanıtını arıyor:

Eğer kadınların, iktidar yapılarına dâhil oldukları düşünülmüyorsa, yeniden tanımlamamız gereken şey iktidar değil midir?

‘Kadın ve İktidar’, kadınlara seslerini yükseltmeye, harekete geçmeye ve en önemlisi de, kendi güçlerini yeniden tanımlamaya davet ediyor.

  • Künye: Mary Beard – Kadın ve İktidar: Bir Manifesto, çeviren: İrem Sağlamer, Pegasus Yayınları, feminizm, 128 sayfa, 2018

Sibel Özbudun – Marksizm ve Kadın (2015)

Marksist yaklaşımın kadın sorununun çözümüne dair perspektifi nedir?

Sibel Özbudun bu soruya yanıt ararken Marx ile Engels’in özel dünyalarına ve kadın, aşk ve aile konusundaki düşüncelerine odaklanıyor.

Bolşevik Devrimi’nde kadının rolü ve neoliberal kapitalizmin kadınlar açısından yol açtığı küresel boyutlu sorunlar, kitabın diğer tartışma konuları.

  • Künye: Sibel Özbudun – Marksizm ve Kadın, Tekin Yayınevi