Yakın Ertürk – Sınır Tanımayan Şiddet (2015)

Kadına yönelik şiddet, sadece kadınları ilgilendiren bir mesele değildir: bütün toplumu terörize eder, özgür olanı cezalandırır.

Peki kadına yönelik şiddet, günümüzde genel olarak yaygınlaşan şiddet olgusundan bağımsız mıdır?

Yakın Ertürk, bu sorunu yapısal eşitsizlik ilişkileri çerçevesinde bir insan hakkı ihlali olarak kavramsallaştırıyor ve hem cinsiyet eşitsizliğine ilişkin paradigma ve politikaları irdeliyor hem de küresel kadın hareketinin yakın tarihinin bir panoramasını sunuyor.

Uzun yıllar Birleşmiş Milletler Kadına Yönelik Şiddet Özel Raportörlüğü görevinde bulunan Ertürk, farklı ülkelerdeki saha tecrübesinden yola çıkarak bugün sınır tanımaksızın küresel bir olgu haline gelmiş kadına yönelik şiddetin geniş kapsamlı bir analizini yapıyor.

Dünya kadınlarının küresel bir güce dönüşen hak mücadelelerinin nasıl uluslararası bir kadın hakları hukuku oluşturduğunu da irdeleyen Ertürk, uygulamalarda neyin başarılıp neyin başarılamadığını, kazanımları ve eksiklikleri, süregiden kuramsal tartışmaları ele alıyor, bunun yanı sıra var olan sorunları da saptayarak hem yeni kuşak feministlerin mücadelesi için, hem sosyal bilimciler için eşsiz bir kaynak çalışmaya imza atmış.

  • Künye: Yakın Ertürk – Sınır Tanımayan Şiddet, Metis Yayınları

Ceren Lordoğlu – İstanbul’da Bekâr Kadın Olmak (2018)

Türkiye’nin herhangi bir şehrinde herhangi bir kadın, gece vakti korkmadan, ürkmeden evine dönemez.

Kadınlar bu konuda ne hissediyor?

Peki, yine aynı kadınlar buna karşı ne gibi direnme yöntemleri ortaya koyuyor?

Sosyal dışlanma, sosyal mesafe ve sosyal sınır gibi konularla ilgilenenler için önemli saptamalar barındıran bu özenli çalışma, bekâr kadınların mekânla ilişkili görünür hale gelen sosyal dışlanma deneyimlerini kapsamlı bir bakışla inceliyor.

Ceren Lordoğlu, İstanbul’da birbirinden farklı sınıfsal ve kültürel özelliklere sahip bekâr kadınların mekânla ilişkili yaşadıkları sınırlılıkları ve aynı zamanda bunlarla baş etme, direnme yöntemlerini ve güçlenmelerini, birebir görüşmelere dayanarak görünür kılıyor.

Çalışma, mekânla toplumsal cinsiyet arasındaki karşılıklı ilişkinin takibini ayrıntılı bir bakışla ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: Ceren Lordoğlu – İstanbul’da Bekâr Kadın Olmak, İletişim Yayınları, sosyoloji, 248 sayfa, 2018

Kolektif – Kadın Sesleri (2015)

Kadına yönelik onca şiddete, tacize, tecavüze ve cinayete karşı yükselerek adeta bir çığlığa dönüşen kadın sesleri.

Kitaba katılan otuz iki kadın, kadınların öfkelerini, erkek aklın egemen olduğu topluma yönelik eleştirilerini ve daha adil, mutlu, özgür, barışçı yarınlara duydukları umudu ve özlemi dile getirmekte.

  • Künye: Kolektif – Kadın Sesleri, editör: Halil Gökhan, Kafe Kültür Yayıncılık

Zehra Yılmaz – Dişil Dindarlık (2015)

Din mücadelesinde kadına hangi roller biçildi?

Kadınlar dini ne kadar dönüştürdü?

İslamcı kadın hareketinin geçirdiği dönüşümün derinlikli bir tahlili, burada.

Zehra Yılmaz’ın çalışmasını özgün kılan bir husus da, yalnızca İslam dünyasının yerel dinamiklerini değil, küresel değişimin yarattığı etkiler ile İslami feminizm tartışmalarını da konuya dâhil etmesi.

  • Künye: Zehra Yılmaz – Dişil Dindarlık, İletişim Yayınları

Kolektif – Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar (2009)

‘Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar’, ‘Feminist Yaklaşımlar’ isimli sitede paylaşılan konuları bir araya getiriyor.

Seçkide öne çıkan konuların başında militarizm geliyor.

Buradaki yazılar, militarizmi annelik üzerinden anlamaya çalışırken, militarizmin feminist bir eleştirisini de yapıyorlar.

Seçkide ele alınan bir diğer konu da başörtüsü.

Bu bölümde, başörtülü kadınların deneyimleri sunuluyor; başörtüsü feminist bir bakış açısıyla yorumlanıyor.

Seçkide ayrıca, seks işçileriyle ilgili röportaj ve makaleler de yer alıyor.

Çalışmaya, yazı ve röportajlarıyla katılan isimler şöyle: Nancy Scheper-Hughes, Sara Ruddick, Rela Mazali, Özlem Aslan, Joan Wallach Scott, Afsaneh Najmabadi, Fatma Benli, Ayla Kerimoğlu, Aslı Zengin, Ayşe Tükrükçü, Selma James, Bejan Matur, Jale Parla ve Karin Karakaşlı.

  • Künye: Kolektif – Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar, yayına hazırlayan: Ayça Günaydın, Fahriye Dinçer, Özlem Aslan ve Zeynep Kutluata, Bgst Yayınları, feminizm, 240 sayfa

Sonya O. Rose – Toplumsal Cinsiyet Tarihçiliği Nedir? (2018)

Toplumsal cinsiyet tarihçiliğinin temelindeki anafikir şudur: Kadın veya erkek olarak tanımlanmanın ne anlama geldiğinin bir tarihi vardır.

Toplumsal cinsiyet tarihçileri kadınlar ile erkekler arasındaki algılanan farklarla, ilişkilerinin yapısıyla, kadınların ve erkeklerin toplumsal cinsiyetli varlıklar olarak kendi iç ilişkilerinin doğası bağlamında zaman içindeki değişikliklerle ve tek bir toplumun geçmişteki belli bir dönemde sergilediği çeşitliliklerle ilgilenirler.

Sonya Rose da bu kitabında, toplumsal cinsiyet tarihçilerinin neler yaptıklarını araştırıyor.

Toplumsal cinsiyetin bir tarihi olmaktan ziyade, alandaki yaklaşımları ve bunların gelişimlerini konu alan ve toplumsal cinsiyet tarihçilerinin ilgi gösterdiği kimi tarihsel konuları masaya yatıran kitabın ilk bölümü, “toplumsal cinsiyet”, “tarih” ve “feminist tarih” terimlerinin temel tanımlarını sunuyor ve toplumsal cinsiyet tarihçiliğinin kadın tarihçiliğinden başlayan gelişiminin izini sürüp akademik dünya üzerindeki eşitsiz etkisini ele alıyor.

İkinci bölüm, cinsiyet ile toplumsal cinsiyet arasındaki ayrımı ayrıntılandırıp beden ve cinsellik tarihlerini masaya yatırıyor.

Üçüncü bölüm, toplumsal cinsiyetin ırk ve sınıfla kesiştiği noktaları başta kölelik ve sömürgecilik olmak üzere diğer konulardan örneklerle ele alıyor.

Dördüncü bölüm, okuru erkek ve erillik çalışmalarıyla tanıştırıyor, konuya farklı yaklaşımları ele alıyor ve hem belirli bir tarihsel dönemde anlaşıldığı ve pratiğe döküldüğü çeşitli şekilleri hem de zaman içinde değişen erkeklik kavrayışlarını vurguluyor.

Beşinci bölüm, toplumsal cinsiyet tarihçilerinin, genel olarak tarihçiler için temel nitelikte olan sorunlara nasıl katkılar sunduğunu örneklendiriyor.

Özellikle de sömürge fetihleri, devrimler, milliyetçilik ve savaş konularına odaklanıyor ve 17. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan örnekleri masaya yatırıyor.

Altıncı bölüm ise, tarihte toplumsal cinsiyet araştırmalarına yaklaşımlardaki bazı ihtilafları inceliyor ve okuru yeni yönelimlerden bazılarıyla (öznelliğe psikanalitik ve diğer yaklaşımlar ile ulus ötesi ya da küresel tarihler gibi) tanıştırıyor.

  • Künye: Sonya O. Rose – Toplumsal Cinsiyet Tarihçiliği Nedir?, çeviren: Ferit Burak Aydar, Can Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 200 sayfa, 2018

Kolektif – Marksizm ve Feminizm (2018)

Bu nitelikli derleme, feminizm ve Marksizm çerçeveleri içinde, toplumsal kuram ve siyasette var olan bir dizi kavram ve konuyu farklı yönleriyle irdeleyen makaleleri bir araya getiriyor.

Bilhassa Marksizm ve feminizm arasındaki belirsiz ilişkiye merak duyan araştırmacılar, öğrenciler ve aktivistlerin bu çalışmadan oldukça feyz alacağını söylemeliyiz.

Feminizmde neyin burjuva ve ırkçı ve Marksizm’de neyin ataerkil ve ırkçı olduğunu netleştirmek isteyenler ve Marksist-feminizmdeki tire (-) işaretini merak edenler, sınıfın feminist bir analizine ve her iki yaklaşımdaki ırk ve farklılık kavrayışlarının incelenmesine ilgi duyanlar da bu kitapla ilgilenecektir.

Kitabın ilk bölümü, Marksizm ve feminizmin sınıf ve ırk konularına nasıl yaklaştığını irdeliyor.

Kitabın ikinci bölümü ise, demokrasi, finansallaşma, ideoloji, emperyalizm ve ilkel birikim, kesişimsellik, emek gücü, ulus ve ulusçuluk, yeniden üretim, devrim ve bakış açısı kuramı gibi, Marksist-feminist yaklaşımdaki anahtar kelimeleri kapsamlı bir bakışla açıklayıp tartışıyor.

Derlemeyi hazırlayan Shahrzad Mojab, Kanada’da Toronto Üniversitesi’nde akademisyen olarak çalışıyor.

Toplumsal cinsiyet, eğitim politikaları, devlet, diaspora, kadın, militarizasyon, feminizm, sömürgecilik ve şiddet, Mojab’ın üzerine çalışmakta olduğu kimi konular.

  • Künye: Kolektif – Marksizm ve Feminizm, hazırlayan: Shahrzad Mojab, çeviren: Funda Hülagü, Yordam Kitap, feminizm, 480 sayfa, 2018

Kolektif – Hakikatin Dârına Durmak: Alevilikte Kadın (2018)

Bilinenin aksine, Alevi toplumunda da kadın erkekle eşit değildir.

Eşitlik algısını yaratan asıl etken, Alevi inancında yer bulan eşitlik söyleminin, toplumsal ya da gündelik hayat pratiğinde de aynı şekilde devam ettiği yanılgısıdır.

Gerçek olan şudur ki, Sünni kesimlerdeki kadınlardan daha az ezilseler de, Alevi kadınları da toplumsal eşitsizlikten ve özgürlük yoksunluğundan ziyadesiyle nasibini almaktadır.

İşte bu çok önemli çalışma, eleştirel bir perspektifle konuya yaklaşan yazarların, Alevilikte kadın sorununu farklı yönleriyle irdeledikleri makalelerini bir araya getiriyor.

Yazarlar, “Bizde kadın-erkek yok, can var” mitinin, kadın özgürlüğü söz konusu olunca, özünde inançla toplumsal pratik arasındaki büyük uçurumu nasıl gizlediğini gözler önüne seriyor.

Kitap, yalnızca Alevi kadınları konusunda değil, genel olarak Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitsizliği alanında ve kadın sorunu konusunda yapılmış çalışmalara da önemli katkı sunuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Fatmagül Berktay, Ayfer Karakaya Stump, Gülsüm Depeli, Tahire Erman, Aylin Demir, Şehriban Kaya, Nimet Okan ve Kelime Ata.

  • Künye: Kolektif – Hakikatin Dârına Durmak: Alevilikte Kadın, hazırlayan: Bedriye Poyraz, Dipnot Yayınları, kadın, 190 sayfa, 2018

Sara Ahmed – Feminist Bir Yaşam Sürmek (2018)

Sara Ahmed’ten, feminizmi bizzat yaşamın içinde konumlandırma, bu yönüyle yaşam ile düşünce arasındaki çatışmayı feminist bir yaşamı öne çıkararak aşma girişimi.

Feminizm birbirimizi nasıl bulduğumuzdur.” diyen Ahmed, feminist bir yaşam sürdürmenin biricik yolunun, en başta her şeyi, ama her şeyi sorgulamakla başlayacağını belirtiyor.

Ahmed burada,

  • Ne adil ne de eşit olan bir dünyada, başka bir deyişle feminist olmayan ve feminizme karşı bir dünyada, nasıl daha iyi yaşanabileceği,
  • Diğerleriyle nasıl daha eşit ilişkiler yaratılabileceği,
  • Ve toplumsal sistemler tarafından desteklenmeyenleri veya daha az desteklenenleri desteklemenin yollarının nasıl bulunacağı gibi konularda etik sorular soruyor.

Yazar, zengin bir teorik çerçeve içinde ve bizzat kendi feminist olma deneyiminden edindiklerinden de hareketle, bu sorulara yanıt arıyor.

Savunduğu değerleri yalnızca zihninde yaşamakla yetinmeyip, bunları hayatına da yedirebilmek isteyen her feministin muhakkak okumak isteyeceği bir kitap.

  • Künye: Sara Ahmed – Feminist Bir Yaşam Sürmek, çeviren: Beyza Sumer Aydaş, Sel Yayıncılık, feminizm, 394 sayfa, 2018

Mary Talbot ve Bryan Talbot – Öncü Kadınlar (2018)

İçeriğiyle de çizimleriyle de göz dolduran ‘Öncü Kadınlar’, 20. yüzyılın başında kadınların oy hakkını edinmesi için çalışmış kadınların ufuk açıcı mücadelelerini adım adım anlatıyor.

Mary Talbot’ın yazdığı, Bryan Talbot’ın resimlediği ‘Öncü Kadınlar’, akıcı bir macera ile bu tarihsel süreçte yaşananları harmanlayan harika bir grafik roman.

Kitap, evde de, işte ve siyasette de son sözü söyleme hakkının her zaman erkeğe tanındığı bir zamanda, kendi oy haklarını kazanmak için yola çıkmış, bu uğurda olağanüstü mücadele sergilemiş ve ısrarlarıyla yüzyıllık adaletsizliği ortadan kaldırmış öncü kadınları bize bir kez daha hatırlatıyor.

Bu her yönüyle özgün yapıtın, 2015 yılında Madrid Kitapçılar Birliği tarafından yılın en iyi grafik romanı seçildiğini de bilhassa belirtelim.

  • Künye: Mary Talbot ve Bryan Talbot – Öncü Kadınlar: Bir Direnişin Hikâyesi, çeviren: Damla Kellecioğlu, Desen Yayınları, 192 sayfa, 2018