Servet Gün – Piyasa Hukukunun İnşası: Zorunlu Arabuluculuk (2018)

Yakın zamanda iş mahkemesi kanununda yapılan değişiklikle, çalışan tazminatında tümüyle çalışanın aleyhine işleyen, onun haklarını büyük oranda tırpanlayan “zorunlu arabuluculuk”  düzenlemesi getirildi.

Servet Gün de bu çalışmasında, zorunlu arabuluculuk düzenlemesini, tam da olması gerektiği şekilde, devlet ve hukuk aracılığıyla ‘işleyen piyasalar’ yaratan müdahalelerin bir örneği olarak, başka bir deyişle dolayımlanmış bir sınıf müdahalesi örneği olarak inceliyor.

Kitabının ilk bölümünde neoliberalizmin piyasa yönelimli müdahalelerini irdeleyen Gün, neoliberal süreçte geleneksel iş hukuku anlayışının nasıl dönüştürüldüğünü gösteriyor.

Kitabın ikinci bölümü, bugüne kadar kamusal hizmet statüsüne tabi olagelmiş yargının, bugün nasıl piyalaştırıldığıyla ilgili.

Gün, yargı faaliyetlerinin piyasa mantığına tabi kılınarak metalaştırıldığını, bunun bir sonraki aşaması olan iş mahkemeleri kanunuyla getirilen “zorunlu arabuluculuk” kurumunun, sınıfsal kazanımların kamu otoritesi önünde talep edilebilirliğini riske attığını ortaya koyuyor.

Başka bir deyişle yazar, “zorunlu arabuluculuk” kurumunun yalnızca kamusal hizmetin niteliğini değiştirmediğini, bunun yanı sıra büyük tarihsel mücadelelerin ürünü olan iş hukukuna içerilmiş sınıfsal kazanımları da berhava ettiğini söylüyor.

Özellikle yargının özelleştirilmesi ve iş yargısında yaşanan gelişmelerin sıkı bir sınıfsal analizini okumak isteyenler, bu kitabı kaçırmamalı.

  • Künye: Servet Gün – Piyasa Hukukunun İnşası: Zorunlu Arabuluculuk, Nota Bene Yayınları, siyaset, 96 sayfa, 2018

 

Onur Karahanoğulları – Marksizm ve Hukuk (2018)

Onur Karahanoğulları’nın bu harika çalışması, Marksizmin hukuka bakışını geniş bir perspektifte tartışıyor ve daha da önemlisi, Marksist hukuk yaklaşımının oluşturulması konusunda çalışmak isteyen hukukçular için altın değerinde teoriler geliştiriyor.

Kitap bunun yanı sıra, şimdiye kadar Marksizm ve hukuk konusunda yapılmış en önemli çalışmalarında da eleştirel bir analizini de sunuyor.

Kitapta,

  • Marx’ın düşünsel gelişiminde hukuk,
  • Mark-Engels’in hukuk konusundaki değerlendirmeleri,
  • Diyalektik bir hukuk biliminin dayanacağı temel dinamikler,
  • Ekim Devrimi’nde hukuksal kuruluş,
  • Sovyet hukuk sisteminin oluşum aşamaları,
  • Paşukanis ve sömümlenmeci hukuk kuramı,
  • Kapitalist toplumsal formasyonda hak kavramı ve mücadelesi,
  • Ve devrim sonrası ceza hukuku gibi konular irdeleniyor.

Künye: Onur Karahanoğulları – Marksizm ve Hukuk: Diyalektik Hukuk Bilimi, Yordam Kitap, hukuk, 336 sayfa, 2018

Tolga Şirin – Çevre, İnsan, Devlet (2015)

Bir hukukçunun kaleminden Anayasa üzerine güncel denemeler.

Çevre hakkı, suyun özelleştirilmesine ilişkin anayasal tecrübeler, kürtaj hakkı, yayın yasağı ve basın özgürlüğü, milliyetçilik ideolojisi ve anayasa, başkanlık tartışması ve tekçilik sorunu, Anayasa Mahkemesi ve ulusal seçim barajı, Tolga Şirin’in yazılarında odaklandığı önemli konulardın bazıları.

  • Künye: Tolga Şirin – Çevre, İnsan, Devlet, Tekin Yayınevi

A. Hilmi Seçkin – Bir Hâkime Yakışanı Yazdım (2018)

Hilmi Seçkin, meslek hayatı boyunca idealist değerlerinden, prensiplerinden taviz vermemiş has hâkimlerden biriydi.

Seçkin, “hakkaniyet”i tek ölçüt bilmiş, demokrasiye ve kuvvetler ayrılığına inanmış.

Siirt’te, yoksul bir ailede doğan Seçkin, daha sonra bin bir zorlukla hukuk okumuş, mezun olduktan sonra da başka genç bir hâkimle Ordu’da, Gölköy’de, Devrek’te ve Zonguldak’ta görev alıyor.

Bu kitap, idealist tavrından asla taviz vermemiş bir hâkimin mücadelelerle geçen hayatından dönüm noktalarını bizimle paylaşmasıyla önemli.

Seçkin, ailesinin soyağacından seferberlik anılarına, tehlikelerle dolu çocukluk yıllarından İkinci Dünya Savaşı günlerine, hukukçu olarak kariyerinin başlamasından 27 Mayıs, 12 Eylül darbelerine ve sıkıntılı demokrasi maceramıza pek çok konuyu bizimle paylaşıyor.

Seçkin’in anıları, yalnızca bir hukukçunun kişisel macerası olarak değil, Türkiye’nin yakın tarihinin sağlam bir hukuki ve siyasi tanıklığı olarak okunmalı.

Seçkin, kitabını şöyle tamamlıyor:

“Sağduyuyu egemen kılalım, kenetlenelim, özgürlük alanlarını genişletelim, demokrasiye, aydınlığa, uzlaşma kültürüne sahip çıkalım ve en önemlisi hep birlikte, Atatürk’ün bıraktığı noktadan yola devam edelim” diyerek tamamlıyor.

  • Künye: A. Hilmi Seçkin – Bir Hâkime Yakışanı Yazdım, Literatür Yayıncılık, anı, 248 sayfa, 2018

Kolektif – H. L. A. Hart ve Hukuk-Ahlâk Ayrımı (2015)

Modern hukuk felsefesinde bir gayya kuyusu olarak tanımlayabileceğimiz hukuk-ahlâk ilişkisini enine boyuna irdeleyen makaleler bu derlemede.

Kitaba katılan yazarlar, alanın en önemli kuramcılardan biri olarak kabul edilen H. L. A. Hart’ın hukuk-ahlâk konusuna getirdiği başlıca katkılara ve Hart ile Lord Devlin arasındaki tartışmaya odaklanmakta.

  • Künye: Kolektif – H. L. A. Hart ve Hukuk-Ahlâk Ayrımı, editör: Sercan Gürler, Tekin Yayınevi

Rona Aybay – İnsan Hakları Hukuku (2015)

İnsan hakları hukukuna ilişkin temel kavramlar ve sorunları açık-seçik bir üslupla ele alan bir rehber.

Rona Aybay’ın önemli çalışması, hem söz konusu kavramların tarih, ideoloji, uluslararası ilişkiler açılarından kapsamlı bir değerlendirmesini sunması hem de Türkiye’yi de ilgilendiren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesiyle ilgili önemli bilgiler barındırmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Rona Aybay – İnsan Hakları Hukuku, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Ronald Dworkin – Hukukun Hükümranlığı (2018)

Ronald Dworkin’den, Anglo-Amerikan hukuk sisteminin ve bu sistemin ortaya koyduğu ilkelerin derinlikli bir analizi.

Hukuk, siyaset ve ahlak arasındaki ilişkiyi de ustalıkla irdeleyen Dworkin, hukuk sisteminin en hassas sorularından birini tartışarak kitabına başlıyor:

Zorlu davalar söz konusu olunca, yargıçlar hukuki olanı nasıl belirler ve nasıl belirlemelidir?

Dworkin’e göre bir yargıcın karar vermesinde, geçmiş içtihatlardan ziyade, yargıcın bizzat kendisinin yorumu belirleyici olmalıdır.

Buradan hareketle yorumlamanın genel bir teorisini üreten düşünür, bir yorumu diğerlerinden üstün kılan öğelerin neler olduğunu gözler önüne seriyor.

“Yargıçların nasıl karar verdikleri çeşitli şekillerde önem taşıdığından, hukukun ne olduğuna dair düşünceleri de önemlidir, dolayısıyla bu konuda anlaşmazlık yaşadıklarında, sahip oldukları anlaşmazlığın hangi türden olduğu da önemlidir.” diyen Dworkin, hukukun en temel noktasının, bir siyasi birliğin, yine aynı birliğe tabi bütün unsurlara karşı tutarlı ve ilkeli bir tutum sergileme gereksinimini karşılamak olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Ronald Dworkin – Hukukun Hükümranlığı, çeviren: Ertuğrul Uzun, Nora Kitap, hukuk, 552 sayfa, 2018

Fatmagül Demirel – Adliye Nezareti (2009)

Fatmagül Demirel bu önemli çalışmasında, Osmanlı Devleti’nin son döneminde adliye teşkilatının yapısını, işleyişini ve toplumsal rolünü Adliye Nezareti bağlamında analiz ediyor.

Demirel bu analizi, nezaretin ilki 1879, ikincisi de 1911 yılında hazırlanan teşkilat nizamnamelerini temel alarak yapıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Adliye Nezareti’nin idari teşkilatı ve nezarete bağlı komisyonların işleyişiyle nezarete bağlı memurlar,
  • 1879 tarihinde çıkarılan Teşkilat-ı Mehakim Kanunu’yla kurulan mahkemelerin idari teşkilatı ve işleyişi,
  • Adliye müfettişlikleri, müddei-i umumilik, dava vekilleri ve mukavelat muharrirleri gibi, adli teşkilatta ilk defa ortaya çıkan yeni birimler…

Demirel’in çalışması, Osmanlı’nın adalet sisteminin nasıl bir değişim süreci izlediğini, kapsamlı olarak okurlara sunuyor.

  • Künye: Fatmagül Demirel – Adliye Nezareti: Kuruluşu ve Faaliyetleri, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tarih, 344 sayfa

Hasan Kaplan – Dik Dur, Devrimci Ol! (2015)

12 Eylül’ün tüm gaddarlığına ve korku siyasetine inat, hukuka bağlılığından taviz vermeyen sıra dışı bir hâkim: Arif Hikmet Korkmaz.

Bu anı kitabı, Korkmaz’ın 12 Eylül mahkemelerinde kimi zaman askeri yönetime ve onun yereldeki komutanlarına kimi zaman sanıklara yönelttiği eleştiriler ile sanıklar ve tanıklarla arasında geçen ciddi ve mizahi diyalogları aktarıyor.

  • Künye: Hasan Kaplan – Dik Dur, Devrimci Ol!, Su Yayınevi

Costas Douzinas – İnsan Haklarının Sonu (2018)

Tarihsel olarak insan haklarına bakıldığında, eski zamanlardan bugüne bu idealin olağanüstü bir gelişme yaşadığı görülür.

Peki, gerçekte durum nasıl?

Bugün insan haklarının, bazı durumlarda geçmişte bile görülmemiş şekilde ihlal edildiğinin pek çok örneği var.

Costas Douzinas’ın bu önemli incelemesi, tam da bu paradoksu, hem tarihsel hem de kuramsal boyutlarıyla enine boyuna tartışmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

İnsanlık tarihinde doğal hukukun ortaya çıkması ve bu yönde verilen uzun mücadelelerle kitabına başlayan Douzinas, bu mücadeleler sonucunda kazanılan hakların birey ve toplumlar kadar hükümetleri de nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.

Yazar devamında da, 18. yüzyılda insan hakları idealinin ortaya çıkışını, bu durumun hukuk ve toplum ilişkisine getirdiği katkıları, hükümetlerin bu ideali bir yandan benimseyip öte yandan nasıl törpülediklerini değerlendiriyor.

Douzinas ayrıca, Kant, Burke, Hegel, Marx, Heidegger ve Sartre’ın fikirlerinden yola çıkarak insan haklarının felsefi dinamiklerini aydınlatıyor ve günümüzdeki insan hakları ihlallerinin nedenlerini de irdeleyerek, güçlü bir insan hakları yaklaşımının hukuki, siyasi ve ahlaki temellerinin neler olduğunu tartışıyor.

  • Künye. Costas Douzinas – İnsan Haklarının Sonu, çeviren: Kasım Akbaş ve Umre Deniz Tuna, Dipnot Yayınları, hukuk, 424 sayfa, 2018