Martijn Konings – Sermaye ve Zaman (2022)

Batı ekonomileri büyük krizler yaşamak pahasına neden hâlâ spekülatif yatırımlara müsaade ediyor?

Martijn Konings, bu kitabında neoliberalizm ve onun eleştirilerine dair sosyoloji, ekonomi ve felsefenin hem çağdaş hem de klasik literatürün yeni bir okumasını yapıyor; sermaye ve zamanın bir araya gelip spekülasyon olgusunu nasıl oluşturduğunu resmediyor.

İlk neoliberal eleştiriler devleti, tarafsız ve piyasanın dışında konumlandırmışlarken, Konings aslında devletlerin spekülatif hareketlere müdahil olduğunu iddia ederek, 1970’lerden beri süregiden piyasa krizlerini başka bir gözle yorumluyor.

Diğer bir deyişle liberalizmi eleştiren neoliberalizmin bir eleştirisini sunuyor. Foucault, Hayek ve Minsky gibi düşünürlerin neoliberalizm yorumlarını ele alan Konings, çağdaş finansal sistemin işleyişini Niklas Luhmann’ın sistem çözümlemesi ve öz-göndergelilik kavramları ekseninde tekrardan düşünmeyi öneriyor.

Çift girişli muhasebe kayıtları, merkez bankası para politikaları, yatırımlarda kaldıraç kullanımı gibi enstrümanları felsefi, sosyolojik ve politik bir bakışla değerlendiren Konings, okurlarını neoliberal zihniyeti ve neoliberalizmin güç kullanımını spekülasyonun edimselliği ve üretkenliği üzerinden anlamaya davet ediyor.

‘Sermaye ve Zaman: Neoliberal Aklın Yeni Bir Eleştirisi’ spekülasyon, neoliberalizm ve çağdaş finansa dair yeni bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Martijn Konings – Sermaye ve Zaman, çeviren: Zeynep Nur Ayanoğlu ve Işık Barış Fidaner, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 208 sayfa, 2022

Patrick J. Deneen – Liberalizm Neden Çöktü? (2022)

Yirminci yüzyılın önde gelen üç ideolojisi –komünizm, faşizm, liberalizm– arasından sadece liberalizm varlığını devam ettirebiliyor.

Liberalizm ideolojik açıdan tarafsızmış gibi davranmayı, hâkimiyeti altındaki zihinleri şekillendirmek gibi bir niyetinin olmadığına inandırmayı başardı.

Liberalizmin özgürlük, zevk ve refah gibi vaatleri belki de uzun ömrünün bir sırrıdır.

Liberalizm halkların eşitliğine vurgu yapıyor, ama günümüzde başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, liberal ülkelerde maddi eşitsizlik giderek artıyor.

Liberalizm bireyin özgürlüğüne dayanıyor, ama insanlık tarihinde görülmedik şekilde tahakküm kuran bir kamu örgütlenmesi liberal politikaların uygulandığı ülkelerde zorunlu hâle gelmiş durumda.

Liberalizm aristokrasiyi kabul etmiyor, ama küresel elitlerin dünya hâkimiyetini sağlıyor.

‘Liberalizm Neden Çöktü?’, sadece iki yıl içinde, Almanca, Arapça, Japonca, Macarca gibi on iki dile çevrildi.

Çağımızın en önemli toplumsal-ideolojik tartışmasının bu önemli eseri şimdi de Türkçede.

Kitaptan bir alıntı:

“Liberalizm iflas etmiştir ama verdiği sözleri tutmadığı için değil, bilakis tuttuğu için iflas etmiştir. İflas etmiştir, çünkü başarılı olmuştur. Liberalizm ‘daha fazla kendisi oldukça’ iç mantığı ve iç çelişkileri daha görünür hâle geldikçe, iddialarını çürütüp liberal ideolojiyi fiilî gerçekliğe dönüştüren patolojiler üretmiştir.

  • Künye: Patrick J. Deneen – Liberalizm Neden Çöktü?, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Vakıfbank Kültür Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2022

Kolektif – Pandemi Sonrası Dünya ve Türkiye Ekonomisi (2022)

Türkiye zor bir dönemden geçiyor.

Siyasi iktidar, Türkiye’yi her alanda bir uçurumun kenarına getirmiş durumda.

Uçurumun kenarına gelen alanlardan biri de ekonomi.

Ekonomide tüm veriler ne yazık ki olumsuz.

İşsizlik oranı artıyor.

Enflasyon oranı artıyor.

Döviz fiyatları yükseliyor.

Yatırım düşüyor, üretim düşüyor.

Yabancı sermaye ülkeye gelmiyor, yerli sermaye yurt dışına çıkıyor.

Elbette bütün bunlar sonuç.

Yani ekonomide yaşanan sorunların nedeni siyasi alanda alınan yanlış kararlar.

Bu olumsuz tablonun nasıl tersine çevrilebileceği Maltepe Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen Ekonomi Forumu’nda, dünyadan ve Türkiye’den uzman konuklarla tartışıldı.

İki gün süren forumun deşifre edilip kitap haline getirildiği bu çalışma, tartışılan konuların, alternatif çözüm önerilerinin kamuoyuyla paylaşma çabasının ürünü.

  • Künye: Kolektif – Pandemi Sonrası Dünya ve Türkiye Ekonomisi, hazırlayan: Murat Aksoy ve Veysel Ulusoy, Tekin Yayınevi, inceleme, 248 sayfa, 2022

Veysel Ulusoy – Ekonominin Pusulası (2022)

Ekonominin pusulası bir kez şaştığında, bugün yakından deneyimlediğimiz gibi bizim hayatımız da cehenneme döner.

Kamuoyuna açıkladığı gerçek ekonomik ve toplumsal verilerle gündem yaratan ENAG’ın kurucularından olan Veysel Ulusoy, ekonominin verili sorunları hakkında aydınlatıcı bilgiler sunuyor.

Ulusoy, enflasyon, ekonomik büyüme, işgücü piyasası ve verimlilik gibi ekonomik değerlere farklı açılardan baktığı; bunları makro ve mikroekonomik düzeyde ayrıntılarıyla ve uluslararası karşılaştırmalı analizlerle tartıştığı bu kitapta ekonominin şaşan pusulasına yeni bir yön öneriyor.

Bu rehber nitelikteki kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Fiyatların oluşumu, ev halkı ve üreticilerin davranışlarıyla nasıl değişir?
  • Fakirleştiren büyüme ve kırılgan beşli: Türkiye’nin konumu.
  • Kalkınma ve büyümenin dayanılmaz hafifliği. Ne kadar kalkınıyor ve büyüyoruz?
  • Neden durmadan borçlanıyoruz, bu durumdan çıkmanın yolları nedir?
  • Dövizle yatırım yapılır mı?
  • Gençlik ve gençlerin istihdamı: Kalkınmanın temel anahtarı.
  • Ekonomide temel göstergelerin açığa çıkardığı gerçekler?

Ulusoy burada, öncelikle ekonomide piyasa kavramını açıklayarak değişik özellikleri ve onların toplumsal refahı artırmadaki önemini irdeliyor, ardından ekonomiyi yapısal özelliklerine göre analiz ediyor ve sorunlara çözüm yolları sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Ekonominin pusulası şaştığında toplumun geleceği hakkında sorular, sorgulamalar ve tartışmalar daha da artar. Öyle ki, bu tartışmalar sokağın her alanına, kahvehane köşelerine, yüksek binalardaki çalışma alanlarına ve sosyal medyadaki mecralara kadar taşınır ve zamanla derinleşerek bazen de faydalı teorilere dönüşür.”

  • Künye: Veysel Ulusoy – Ekonominin Pusulası, Doğan Kitap, iktisat, 280 sayfa, 2022

Vincent Barnett – Rus İktisadi Düşünce Tarihi (2022)

Rus ve Sovyet ekonomisinin on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllardaki tarihsel gelişimi hakkında eşsiz bir çalışma.

Vincent Barnett, Rus iktisat düşünürlerinin politik düşünceyi nasıl etkilediklerini de ortaya koyuyor.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyet Birliği’nin 1980’lerin sonunda çöküşü, kapitalist demokrasi için âdeta bir zafer havası yarattı.

Barnett, kitabında, Rus ve Sovyet ekonomik düşüncesinin on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllardaki tarihsel gelişiminin ilk kapsamlı açıklamasını sunmakla beraber Rus iktisadi düşüncesinin yirmi birinci yüzyılda evrilebileceği formları da değerlendiriyor.

Yazar, aynı zamanda, geniş bir tarihî kaynak yelpazesinden yararlanmak suretiyle, klasik, neoklasik, tarihsel, sosyalist, liberal ve Marksist okullar dâhil olmak üzere farklı düşünce kollarını inceliyor.

Rus iktisat düşünürlerinin politik düşünce üzerindeki etkilerini de ele alan kitap, 1870 öncesini, Çarlık ekonomisini, geç Çarlık dönemini, savaş dönemini, Bolşevik ekonomisini, Stalinist ekonomiyi ve son olarak 1940 sonrası Rus ekonomisini kapsıyor.

En önemli Rus iktisatçılarının çalışmalarını ayrıntılı bir zaman çizelgesinde sunmak ve tarihsel süreksizliklerin bir disiplin olarak Rus ekonomisinin kurumsal yapısı üzerindeki etkilerini analiz etmek suretiyle Barnett’ın kitabı, iktisat tarihi ve Rus ekonomik düşüncesinin evrimiyle ilgilenen herkes için temel bir metin teşkil ediyor.

  • Künye: Vincent Barnett – Rus İktisadi Düşünce Tarihi, çeviren: Yılmaz Aksu, Albaraka Yayınları, iktisat, 250 sayfa, 2022

Kolektif – Kültürlerarası Perspektifte “İktisadi İnsan” (2022)

Bencillik evrensel mi yoksa bireyin motivasyonlarını ekonomik ve sosyal çevreleri mi şekillendirir?

Dört farklı kıtadan on iki saha araştırmacısının verilerini sunan bu muazzam sosyal bilim eseri, bencillik aksiyomu ile tamamen tutarlı olan bir toplum olmadığını ortaya koyuyor.

Bugüne kadar Bencillik aksiyomu –bireylerin etkileşimlerde kendi maddi kazançlarını maksimize etmeye çalıştıkları ve başkalarının da aynısını yapmasını bekledikleri varsayımı- temelli kanonik modelden sürekli sapmaların olduğunu kanıtlayan birçok çalışma yapıldı ve yapılmaya devam ediyor.

  • Peki bu sürekli sapmalar, aslında, türümüzü karakterize eden evrensel davranış örüntüleri mi?
  • Yoksa bireylerin davranışlarını, motivasyonlarını ve tercihlerini ekonomik ve sosyal çevreleri mi şekillendirir?
  • Eğer öyleyse insan doğasının şekilledirilebilirliği konusunda sınırlar var mı; bu şekillendirmede en çok hangi ekonomik ve sosyal koşullar belirleyicidir?
  • Adalete (eşitliğe) yönelik eğilimler ve adaletsizliği cezalandırmaya yönelik tutumlar bireylerin cinsiyet, yaş, eğitim ve göreceli zenginlik gibi nitelikleriyle mi yoksa bireyin dâhil olduğu grubun nitelikleriyle mi daha iyi açıklanabilir?

Bu eser, yukarıdaki sorulara cevap vermek amacıyla çok çeşitli ekonomik ve sosyal koşullar sergileyen 15 küçük ölçekli toplumda ‘‘ültimatom’’, ‘‘kamu malları’’ ve ‘‘diktatör’’ oyunları deneylerinin yapıldığı, antropoloji, iktisat ve psikoloji alanlarından bilim insanlarının birlikte çalışmasıyla ortaya konan, büyük bir kültürlerarası araştırma.

Dört farklı kıtada yer alan 12 ülkede ve Yeni Gine’de çalışan on iki deneyimli saha araştırmacısı, çok çeşitli ekonomik ve sosyal koşullar sergileyen 15 küçük ölçekli toplumdan katılımcılar toplamış.

Hem farklı disiplinlerden bilim insanlarını bir araya getirmesi hem de ampirik araştırma kapsamının çok geniş olması nedeniyle muazzam bir sosyal bilim eseri.

Ortaya koyduğu sonuçlar bakımından kanonik modele güçlü bir ampirik meydan okuma olan kitap, bencillik aksiyomu ile tamamen tutarlı olan bir toplum olmadığını ortaya koyuyor.

  • Künye: A. Barr, C. Camerer, D. Tracer, E. Fehr, F. Gil-White, F. W. Marlowe, H. Gintis, J. Ensminger, J. Henrich, J. Q. Patton, K. Hill, M. Alvard, M. Gurven, N. S. Henrich, R. Boyd, R. McElreath ve S. Bowles – Kültürlerarası Perspektifte “İktisadi İnsan”: Küçük Ölçekli 15 Toplumda Davranışsal Deneyler, çeviren: Eren Kırmızıaltın, Heretik Yayıncılık, iktisat, 116 sayfa, 2022

Max Weber – Borsa (2022)

‘Borsa’, Max Weber’in toplum ile iktisat arasındaki ilişkiye bakışını net olarak göstermesi açısından çok önemli.

Kitap, Alman toplumu içindeki sınıf çelişkilerine dair ipuçları vermesiyle de ayrıca dikkat çekiyor.

Weber bu metni, 20. yüzyılın eşiğinde, dünyada ticari küreselleşmenin zirvesine ulaştığı bir dönemde kaleme aldı.

Weber’e göre borsa bu ticari hareketliliği mümkün kılan en önemli araçlardan biridir.

Weber bir yandan sarih bir şekilde borsanın işlevlerini açıklarken diğer taraftan da borsaya dair soru işaretlerini gidermeye çalışır.

Metin Almanya’nın söz konusu dönemde dünya çapında bir iktisadi güç olma sancılarına ve aynı zamanda Alman toplumu içindeki sınıf çelişkilerine dair de ipuçları içerir.

Weber’in söz konusu hususlara dair yaptığı yorumlar onun toplum ile iktisat arasındaki ilişkiye bakışını net olarak gösterir.

Bu çerçevede ‘Borsa’yı, takip eden yıllarda Weber’i önemli bir sosyolog olarak sahneye çıkaracak diğer metinlerine temel teşkil eden çalışmalardan biri olarak okumak mümkün.

Fazıl Baş’ın kitabın ortaya çıkış bağlamına dair etraflı sunuş yazısı ile yayımlanan ‘Borsa’, Türkçedeki Weber literatürüne önemli bir katkı.

  • Künye: Max Weber – Borsa, çeviren: Gürkan Başay, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 112 sayfa, 2022

Robert Allen – Küresel Ekonomi Tarihi (2022)

Küreselleşmenin inişli çıkışlı tarihini 1500’den günümüze kadar izleyen, konu üzerine usta işi bir giriş.

Robert Allen, Amerika’dan Çin’e ve Afrika’ya uzanarak bu süreçteki ekonomik büyümeyi etkileyen faktörleri irdeliyor.

Niçin bazı ülkeler zengin bazıları ise yoksuldur?

Aslında 16. yüzyıla girerken ülkeler arasındaki gelir farkları küçüktü, hatta bugün “Batı” ve “Doğu” diye nitelenen kültürel coğrafyaların önde oldukları farklı alanlar mevcuttu.

Ama keşifler çağıyla birlikte, özellikle de Amerika’nın keşfini izleyen dönemde fark giderek açıldı, “büyük ıraksama” (great divergence) coğrafya, küreselleşme, teknolojik değişim ve ekonomik politikalar tarafından belirlenen bir süreçte devreye girdi, “milletlerin zenginliği” farklı yollar izlemeye başladı.

İngiltere, küreselleşmenin meydan okumasına Endüstri Devrimi’yle yanıt vererek yeni bir çığır açtı.

İç gümrükleri kaldırıp ulusal pazarlarını oluşturan, taşımacılığa yatırım yapan, yeni yeni palazlanan endüstrilerini İngiliz rekabetinden korumak için dış gümrük tarifelerini yükselten, bankalarını güçlendirip endüstrinin gerektirdiği vasıflı işgücü için kitlesel eğitime önem veren Batı Avrupa ve Kuzey Amerika da çok geçmeden İngiltere’yi yakalayıp zenginler kulübünde yerlerini aldılar.

Endüstri Devrimi’nden önce dünya imalatının büyük bölümü Asya’da yapılırken, 19. yüzyılda gelişmiş ülkelerin modern teknolojiye dayanan rekabeti dünyanın Batı dışında kalan yerlerinde yerel endüstrileri büyük ölçüde çökertti ve belli tarım ürünlerinde uzmanlaşmış “azgelişmiş ülkeler” ortaya çıktı.

Allen, Oxford University Press’in Very Short Introductions dizisinden çıkan ‘Küresel Ekonomi Tarihi’ adlı bu kısa ama önemli kitabında, 1500’den bu yana yaşanan süreci ve nedenlerini küresel boyutta inceliyor.

Kültür, küreselleşme, kurumlar, teknoloji, doğal çevre, gelir dağılımı ve yaşam standartları gibi ekonomik büyümeyi etkileyen çeşitli faktörleri Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Çin, Hindistan, Güney Amerika ve Afrika’da karşılaştırmalı bir yaklaşımla ele alıyor.

Ekonomi tarihine giriş için değerli bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Robert C. Allen – Küresel Ekonomi Tarihi: Kısa Bir Giriş, çeviren: Hande Koçak Cimitoğlu, İş Kültür Yayınları, iktisat, 184 sayfa, 2022

David Harvey – Sermayenin Sınırları (2022)

‘Sermayenin Sınırları’, Marx’ın ‘Kapital’inin fikri mimarisi hakkında altın değerinde bir çalışma.

David Harvey bugün klasikleşmiş bu yapıtında çarpıcı şekilde ‘Kapital’i, Marksist kuramın gelişimini merkeze alarak anlatıyor.

Kapitalist gelişmenin tarihine ve coğrafyasına dair en güçlü kuramsal yaklaşımlardan birini geliştiren Harvey, ufuk açıcı metnini günümüzde dünya pazarlarında hakim olan karışıklığa dair kapsamlı bir tartışmayla güncelliyor.

“Kurgusal sermaye” ve “eşitsiz coğrafi gelişme” gibi kavramları derinleştiren Harvey, okuru, Marx’ın kâr oranının düşmesiyle ilgili çok tartışılan argümanıyla başlayıp Marx’ın çalışmalarının jeopolitik ve coğrafi içerimlerine zamanlıca bir girişle kapanan bir yolculuğa çıkarıyor ve aynı zamanda “kurgusal sermaye” ve “eşitsiz coğrafi gelişme” gibi kavramları derinleştirerek, okuru krizin formasyonunun katmanlarından adım adım geçiriyor.

‘Sermayenin Sınırları, üç açıdan okura yeni fırsatlar sunuyor.

Birincisi ve en önemlisi, eser, ‘Kapital’in ele aldığı temel konuları günümüz okuru için anlaşılır kılmayı amaçlıyor.

Bu sayede, Kapital’in fikri mimarisini anlamamıza yardımcı oluyor.

İkincisi, ‘Sermayenin Sınırları’, yirminci yüzyılda Marksist düşünürlerin yaptıkları katkıları özetliyor. Eser, yüz elli yılı aşkın bir süreçte oluşmuş kuramsal dağınıklığı, ‘Kapital’i merkeze alarak toparlıyor ve kuramsal gelişmeleri okura sunuyor.

Son olarak Harvey, birikim kuramına ilişkin özgün fikirlerini de okurla paylaşıyor.

Harvey’in daha yakın tarihli eserlerinde sıklıkla kullandığı birçok kavramın bu eserde yaptığı ‘Kapital’ okuması sayesinde ortaya çıktığı söylenebilir.

  • Künye: David Harvey – Sermayenin Sınırları, çeviren: Utku Balaban, Nika Yayınevi, iktisat, 594 sayfa, 2022

Peter Phillips – Dev Şirketler (2022)

‘Dev Şirketler’, dünyanın en güçlü devletlerine kafa tutan küresel güç elitleri hakkında uyarı niteliğinde bir rehber.

Peter Phillips, Coca Cola, LinkedIn, Facebook ve Apple gibi büyük şirketlerin arkasındaki 389 kişinin kaydını sunuyor.

‘Dev Şirketler’, global zenginliği kontrol etmek, korumak ve sermayenin sürekli büyümesini sağlamak için aynı eğitimi almış zengin insanların kurduğu bir hükümetlerötesi ağ olarak işlev görüyor.

Hükümet yetkililerinin denetimindeki uluslararası kurumları; Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü, G7, G20 ve benzer birçok başka kurumu etkiliyor ve kullanıyor, medya tekelleriyle beraber kitleleri yönlendiriyorlar.

Bu kitapta Coca Cola’dan Nestle’ye, Linkedln’den Facebook’a, BP’den Apple’a kadar birçok markanın küresel sermayedeki sürekli artışını idare eden ve koruyan 389 kişinin kaydı veriliyor.

Bununla beraber, sistemsel değişimin ve zenginliğin yeniden bölüştürülmesinin önemini anlatma yönünde bir gayretin sonucu ve ürünüdür ‘Dev Şirketler’.

  • Künye: Peter Phillips – Dev Şirketler: Küresel Güç Elitleri, çeviren: Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, ekonomi, 416 sayfa, 2022