Müge Alaçam Böcek – Mültecilik (2024)

‘Mültecilik: Teori ve Pratik Üzerinden Bir İnceleme’, mülteciliğin insan haklarıyla olan ilişkisine yurttaşlık, egemenlik, sınır ve güvenlik kavramları bağlamında ve Hannah Arendt’in “haklara sahip olma hakkı” çerçevesinden yaklaşıyor.

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği incelemesi üzerinden de teori ile pratiğin bir araya gelme koşullarını tespit ediyor.

Bu kitabın en değerli yanlarından biri, insan hakları ile mülteci sorunu veya -en geniş anlamda- göç sorunu arasındaki gerilimli ilişkiyle ilgili tartışmayı (çoğunlukla pozitivistlerin hâkim olduğu) hukuki düzeyden teorik düzeye çıkarması.

Bu yöntem, bir “yabancının” ne olduğu ve ne yapmasına izin verildiğine dair yerleşik yargıları alt üst etmeyi mümkün kılmaktır.

Göç araştırmalarında proje çağrılarının belirleyici olduğu, terminolojinin başka hiçbir yerde olmadığı kadar havada uçuştuğu bir dönemde yazar, insanlar arasındaki yapısal eşitsizlikleri teorik-politik bir temelden vazgeçmeden gerçekçi bir şekilde tasvir ediyor.

  • Künye: Müge Alaçam Böcek – Mültecilik: Teori ve Pratik Üzerinden Bir İnceleme, Nika Yayınevi, inceleme, 270 sayfa, 2024

Sherry Turkle – Yeniden Konuşalım (2024)

Aslında konuşmuyoruz!

Önde gelen yazar ve araştırmacı Sherry Turkle, -otuz yılı aşkın kariyerinin son altı yılında yoğunlaştığı- dijital çağın üzerine yaptığı çalışmasında rahatsız edici bir gerçeği gün yüzüne çıkarıyor: Evde, işte, siyasette ve aşkta, metinlerin veya e-postaların sunduğu sanal iletişim imkânlarının cazibesine kapılarak gerçek bir diyalog yerine iletişimimizi zayıflatan bir çemberde dönüp duruyoruz.

Aslında konuşmuyoruz, iletişimimiz güçlü bir bağdan yoksun kalıyor.

‘Yeniden Konuşalım’, yüz yüze iletişimin azalmasının duygusal zekâ, empati ve derin ilişkiler üzerindeki etkilerini inceliyor.

Teknolojinin insanlar arasındaki iletişimi nasıl değiştirdiğini, bu değişimin insanların duygusal bağlarını nasıl etkilediğini ve derin, anlamlı ilişkiler kurmak için hangi adımların atılması gerektiğini anlatıyor.

Turkle, evlerde, okullarda ve işyerlerinde yaptığı araştırmaların ışığında, teknolojinin bizi nereye taşıyabileceği konusunda daha derin bir anlayış kazandığımızı ve şimdi tam da insanca bağlarımızı yeniden güçlendirme zamanı geldiğini söylüyor.

İnsanlığın en temel ve özgün eylemi olan konuşmayı tekrar hatırlamak için bir çağrıda bulunuyor.

İşte bu yüzden, bu eserle birlikte Yeniden Konuşalım!

  • Künye: Sherry Turkle – Yeniden Konuşalım: Dijital Çağda Birebir İletişimin Önemi, çeviren: Nurşen Erdoğan, Sola Unitas Yayınları, inceleme, 416 sayfa, 2024

Nilgün Tutal – Julia Kristeva (2023)

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesinde öğretim üyesi olan Prof. Dr. Nilgün Tutal, entelektüel yaşamında merkezi bir yer tutan ve kimi kitaplarını Türkçeye çevirdiği ünlü psikanalist, dilbilimci, edebiyat teorisyeni Julia Kristeva ile diyaloga girerek onun düşüncesi eşliğinde insanlık durumlarına dair farklı temaları bir araya getiriyor.

Kitap, Kristeva’nın çalışmalarının 1970’lerden bugüne uzanan elli yılda nasıl bereketli bir zemin oluşturduğunu vazıh bir biçimde ortaya koyarken onun kavramsal anahtarlarından yararlanarak okurlarına “tiksinilen dişillik”ten sevginin türlerine, günümüze hâkim olan “anlam yitimi”nden “içedönük şiddet”e dek birçok konuda yeni kapılar açıyor.

Kristeva’nın düşüncesini toplumsal cinsiyetle, psikanalizle, felsefeyle, edebiyatla harmanlayan ve yedi bölümden oluşan ‘Julia Kristeva: Anlamlandırılamayanla Yüzleşmek’, alanındaki ilk telif eser olma özelliğini taşıyor.

  • Künye: Nilgün Tutal – Julia Kristeva: Anlamlandırılamayanla Yüzleşmek, Beyoğlu Kitabevi, inceleme, 140 sayfa, 2023

Kolektif – Gitmek ve Dönmek Arasında (2024)

Üniversitede okurken yurtdışı hayali kuran gençler, her sene artan sayıda mesleki sicil kaydı almak için başvuran doktorlar, hayatına başka ülkelerde devam eden sanatçılar, gazeteciler, akademisyenler, yazılımcılar, mühendisler…

Bu kitapta okuyacağınız 13 makale günümüz Türkiye’sinin önemli meselelerinden biri olan yüksek nitelikli kişilerin göç ve hareketlilik pratiklerine odaklanıyor.

Farklı bilimsel arka planlardan gelen yazarlar, yüksek nitelikli göç olgusunu basitçe bir kayıp-kazanç hesabı çerçevesinde değerlendirmekten kaçınarak; meselenin hem bireysel tercihler hem de yapısal sorunlar çerçevesinde nasıl şekillendiğini gösteriyorlar.

Yüksek nitelikli kişiler yabancı ülkelere göç ettikleri gibi, koşullar ve beklentilerdeki değişimle beraber köken ülkelerine de dönebiliyorlar.

Bu nedenle bu kitapta beyin göçü sorunu, “gidenler” ve “dönenler” meselesine odaklanmak üzere Türkiye’den yurtdışına ve Türkiye’ye geri göç olarak iki ayrı bölümde ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Didem Danış, Elif Aktaş-Çelik, Zeynep Yanaşmayan, Adem Yavuz Elveren, Gülay Toksöz, Nursel Durmaz Bodur, Burçe Orhan, Güzin Ağca Varoğlu, Gülay Türkmen, Elif Keskiner, Zehra Hopyar, Filiz Künüroğlu, Meltem Yılmaz Şener, Nilay Kılınç, Ulaş Sunata, Yasemin Erdoğan.

  • Künye: Kolektif – Gitmek ve Dönmek Arasında: Türkiye’de Yeni Nesil Beyin Göçü, derleyen: Didem Danış, Nika Yayınevi, inceleme, 352 sayfa, 2024

Kolektif – Çocuğun İstismarı ve İhmali (2024)

Çocuğun sağlıklı bir birey olarak gelişimini tamamlayabilmesine engel olabilecek durumlardan biri de istismara ve ihmale maruz bırakılmasıdır.

Çocuğun fiziksel, duygusal, ruhsal ve sosyal yönlerden olumsuz etkilenme olasılığı olan istismar ve ihmalden korunması, bunlara yol açan olası risk faktörlerinin bilinmesi ve buna göre koruyucu ve önleyici çalışmaların geliştirilmesi açısından önemli ve gereklidir.

Çocuğa yönelik ihmal ve istismar, farklı biçimlerde ve çocuğun bulunduğu bütün ortamlarda görülmekle birlikte, bu ortamlar koruyucu faktörler ve risk faktörleri açısından birbirlerinden farklılaşmaktadır.

Çocuklar ev ortamında aile içinden ya da dışından birileri tarafından istismar ve ihmale maruz bırakılabileceği gibi, kapalı kurumlarda, sokakta, eğitim ortamlarında/okullarda, dijital ortamlarda ve sistemlerde de, süreç içerisinde istismarın ve ihmalin çeşitli şekilleriyle karşılaşılabiliyor.

Çocukla çalışan tüm meslek profesyonellerinin, çocukla çalışma olasılığı olan öğrencilerin ve konuya ilgi duyan herkesin istismar ve ihmalin gerçekleştiği/gerçekleşebileceği ortamlara ilişkin bilgilenmesi, riskleri fark etmek, önlemek ve nihayetinde çocukları korumak açısından son derece önemli.

Bu kitapta, çocukların istismar ve ihmale maruz bırakılma olasılığı olan ortamlar, vakalar özelinde tanımlanarak, bu ortamların risk faktörü oluşturma ve çocuğun korunması açısından işlevlerine dikkat çekiliyor.

Kitap, çocukların korunmasına, onların korunmasından sorumlu olan başta aile bireyleri ve çocukla karşılaşan herkesin ihtiyaç duyduğu çocuk koruma hizmetlerinde iyileştirmeye ve sistemlerin eşgüdüm içinde çalışabilmesine katkıda bulunacaktır.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar şöyle: Pınar Özdemir, Güngör Çabuk, Ferda Karadağ, Özgür Sağlam, Ayşe Kızıltaş, Figen Paslı, Hacer Taşkıran Tepe, Zeki Karataş, Derya Kayma, Ayten Kaya Kılıç, Mine Ersoy, Semra Saruç, Gökhan Yanar.

  • Künye: Kolektif – Çocuğun İstismarı ve İhmali (Vaka Örnekleri), editör: Figen Paslı, Hüsnünur Aslantürk, Nika Yayınevi, inceleme, 226 sayfa, 2024

Pierre Vidal-Naquet – Homeros’un Dünyası (2024)

Homeros’un ‘İlyada’ ve ‘Odysseia’sı Batı kültürünün mihenk taşı kabul edilir.

En saygın antikçağ uzmanlarından Pierre Vidal-Naquet işte bu iki destanın yazarının dünyasını bizlere ulaşabilir kılıyor.

Vidal-Naquet savaş alanının, olayların geçtiği yerlerin ve kahramanların yolculuğunun kartografyasını çıkarıyor; demokratik toplumun başlangıcını Homeros’un kendi diliyle nasıl betimlediğini açıklıyor; özgür yurttaşlar ile köleler, Yunanlar ile “barbarlar” ve insanlar ile tanrılar arasındaki ilişkiyi ele alıyor.

‘İlyada’ aracılığıyla tragedya; ‘Odysseia’ aracılığıyla komedi olmak üzere Batı edebiyatının doğum noktası kabul edilen bu iki eserin savaş, ölüm, öte dünya, güç ve gücün anlamı üzerine söylediklerini okura aktarıyor.

Ayrıca Rönesans bilginlerinden James Joyce ve Primo Levi’ye dek, Homeros’un dünyasını öğrenmek, yaşamak ve umudu canlı tutmak için bir neden olarak gören kuşakları takip ediyor.

‘Homeros’un Dünyası’, yarım yüzyıldan daha uzun bir süredir Yunan evreniyle haşır neşir olan bir tarihçinin tüm tecrübesini ortaya koyarak hazırladığı kısa ve öz bir çalışmadır.

Homeros’un ‘İlyada’ ve ‘Odysseia’ya yansıyan dünyasının şifrelerini çözen eşsiz bir çalışma.

  • Künye: Pierre Vidal-Naquet – Homeros’un Dünyası, çeviren: Devrim Çetinkasap, Alfa Yayınları, inceleme, 136 sayfa, 2024

Kenan Göçer – Oğuz Atay (2023)

Türk edebiyatında belki en çok başlanamayan, en çok bitirilemeyen ve en çok da ironi-oyun dışında ele alınamayan metinlerin yazarıdır Oğuz Atay.

‘Yunus Emre Aslında Ne Dedi?’ ile başlayıp ‘Dostluk Felsefesi’ adlı eserle devam eden ve üçlemenin üçüncü halkası olarak düşünülen ‘Oğuz Atay’ adlı bu tinbilimsel çalışma da öncekiler gibi izonomik bir izleği sürdürüyor.

“İlan” edilişinin yüzüncü yılında Cumhuriyet’in “kurulabilmesi” için cumhuriyetçilerin ve edebiyat cumhuriyetinin önüne yeni yöntem ve önerilerle çıkıyor Atay.

Kenan Göçer, edebiyat dışı alandan ve fakat Türkçenin içinden bir bakışın imkânlarını kullanarak alanlar arası (interdisipliner, halitik) bir okumayla o yöntem ve önerileri açmayı ve anlamlandırmayı deniyor.

  • Künye: Kenan Göçer – Oğuz Atay: Sevgi-Para Geriliminde Atay’ın Sofrası ve Türkiye’nin Ruhu’na İzonomik ve Tinbilimsel Bir Yaklaşım, Pan Yayıncılık, inceleme, 184 sayfa, 2023

Tim Marshall – Uğruna Ölünen Bayrak (2023)

Ülkenizin bayrağını dalgalanırken gördüğünüzde ne hissediyorsunuz?

Bayraklar, binlerce yıldır yaşadığımız topraklara olan umutlarımızı, hayallerimizi ve hatta öfkemizi temsil ediyor.

Onları seviyoruz.

Onları dalgalandırıyoruz.

Onları yakıyoruz.

Hatta yirmi birinci yüzyılda dahi, hâlâ onlar için ölüyoruz.

Bayraklar dünyanın her yerinde akla hayale gelmeyecek birçok yerde dalgalanabiliyor.

Sadece yöneticilerin değil, halkların da politikalarını temsil ediyorlar.

Çin’de yeniden gün yüzüne çıkan milliyetçilik duygusuna, Avrupa ve ABD’deki tartışmalı kimliklere ve hatta İslam Devleti’nin yükselişine bakılırsa, dünya şu anda son derece kafa karıştırıcı ve karmaşık bir yer.

Hiç olmazsa insanların etrafında toplandığı bu eski ve yeni sembolleri anlamamız gerekiyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık bayrağının, Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Afrika’daki ülkelerin bayraklarının ve çeşitli örgüt bayraklarının tarihini ve sembollerini inceleyen Tim Marshall, ‘Uğruna Ölünen Bayrak’ta bizi bazen birleştiren bazen bölen bu sembollerin güçlerini ve politikalarını gözler önüne sermek için yirmi beş yılı aşan küresel habercilik deneyiminden yararlanıyor.

  • Künye: Tim Marshall – Uğruna Ölünen Bayrak: Ulusal Sembollerin Gücü ve Politik Anlamı, çeviren: Maide İdil İspir, Epsilon Yayıncılık, inceleme, 284 sayfa, 2023

Özüm Koşar – Güzelin Patolojisi (2023)

‘Güzelin Patolojisi’, güzellik kavramını salt estetik bir problem olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir olgu olarak ele alıyor ve değişim/dönüşüm süreçlerinin izleğini anlamaya yarayan hemen her yönelim üzerinden güncel bir değerlendirme sunuyor.

Güzelliğin, hayatımızdaki konumunu ve kadın cinsine vazgeçilmez bir bedensel öznitelik olarak atfedilişini eril tahakkümün güzeli araçsallaştırdığı senaryo üzerinden tartışarak sistemsel bir okuma alanına da giriş yapıyor.

Bu bağlamda günümüz güzellik algısını irdelemek için sanatın merkezinden çıkıp farklı disiplinler etrafında gezinerek kimi zaman sosyoloji kimi zaman psikoloji kimi zaman da felsefe üzerinden tartışmalarla güzelliğin bir sektör olarak işler hale gelişini sorunsallaştırıyor.

  • Künye: Özüm Koşar – Güzelin Patolojisi: Güzellik Üzerine Bir İnceleme, Ütopya Yayınevi, inceleme, 292 sayfa, 2023

Edward W. Said – Joseph Conrad ve Otobiyografinin Kurgusu (2023)

Uzun süren 19. yüzyıl artık tamamlanmak üzeredir ama aynı zamanda birçok savaşa ve devrime gebedir.

Tam bu zamanlarda, yirmi yıllık denizcilik hayatından emekli olan Conrad yazarlık hayatına başlamıştır.

Bol maceralı geçen hayatı, edebi eserlerine yansıyacaktır.

Conrad’ın yaşamını ve eserlerini tüm yönleriyle ele alan Said bize, Conrad’ın hem biyografisini hem romanlarına düşen otobiyografik yansımayı hem de tüm bunların ayrıntılı bir izleğini sunuyor.

Said’in Harvard Üniversitesi’nde Monroe Engel ve Harry Levin’in danışmanlığında yazdığı doktora tezini güncelleyerek hazırladığı ‘Joseph Conrad ve Otobiyografinin Kurgusu’ “Conrad’ın bilincinde çıkılan bir fenomenolojik keşiftir.”

Bu kitap, Conrad’ın novellasının, G. Jean-Aubury’nin 1927’de, yazarın ölümünden üç yıl sonra düzeltip yayımladığı mektuplarıyla nasıl dolayımlandığı ve hatta pekiştiği üzerine uzun soluklu, titiz bir inceleme.

  • Künye: Edward W. Said – Joseph Conrad ve Otobiyografinin Kurgusu, çeviren: Yonca Cingöz, Alfa Yayınları, inceleme, 304 sayfa, 2023