Roselyne Rey – Acının Tarihi (2022)

Acı, çağlar boyunca bireysel, toplumsal ve bilimsel ilgimizi üzerine çekti.

Roselyne Rey, antik çağlardan günümüze uzanarak bu evrensel fenomenin geçirdiği olağanüstü dönüşümünü ortaya koyuyor.

Beşerî bir fenomen olan acı, kimi zaman tehlikenin gelmekte olduğunu bildiren merhametli bir ulak kimi zamansa bizi zayıflatan ve etkisiz hâle getiren acımasız bir düşman olarak gösterir kendini.

Bu yönleriyle acı, çağlar boyunca, başta beden ve tıp konularında incelemelerde bulunanlar olmak üzere kutsal ve manevi konularla ilgilenenlerin de ilgisini çekti.

‘Acının Tarihi’nde Rey, bu evrensel fenomeni tüm yönleriyle keşfetmek için pek çok disiplin ve kaynaktan yararlanıyor.

Kitap, antik çağlardan yirminci yüzyıla kadar, acının mekanizmalarını açıklamak için geliştirilen tıbbi kuramlardan acı çekenleri rahatlatmak için formüle edilmiş çeşitli terapötik çözümlere dek, tarihin farklı dönemlerindeki acı algılarını karşılaştırıyor.

Acının kültürel algısında meydana gelen değişimleri ve tedavisinde kaydedilen ilerlemeleri geniş bir tarihsel perspektiften ele alan kitap, insanlığın acıyla olan ilişkisindeki olağanüstü dönüşümü tüm yönleriyle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Roselyne Rey – Acının Tarihi, çeviren: Ayşe Meral, Albaraka Yayınları, inceleme, 396 sayfa, 2022

Ulrich Gutmair – Berlin’in İlk Günleri (2022)

Berlin Duvarı’nın yıkılışının ardından, şehir muazzam bir kültürel, toplumsal ve siyasal dönüşüm geçirdi.

1990-1997 arasında yaşanan bu dönüşüme yakından tanık olmuş Ulrich Gutmair, o günlerden ilginç detayları bizimle paylaşıyor.

Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından Berlin bir an için gezegenin, şimdiki zamanın, (içinde var olunan anın) başkenti haline gelmişti.

Her telden sanatçı, ev işgalcileri, bir gecede açılıp bir gecede kapanan kulüpler, barlar, sanat galerileri, yeni dönemin müziğini eşzamanlı yaratan DJ’ler, kalabalık bir rave kitlesi eski şehrin merkezine el koymuş ve onu hayata geri döndürmüştü.

Kısa bir dönemdi, çok uzun sürmedi ama Berlin’in, etkisi bugün bile süren imajı aslında o günlerin mirası.

Gutmair eskinin yıkıldığı ama yeninin de tam hâkim olamadığı o geçiş günlerinde oradaydı.

1990 – 97 yılları arasında yaşanan, modern toplumun kurallarının, hatta devlet otoritesinin askıya alındığı o tuhaf zamanları sözü bizzat dönemin aktörlerine bırakarak aktarıyor.

  • Künye: Ulrich Gutmair – Berlin’in İlk Günleri: Birleşme Yıllarının Sound’u, çeviren: Hulki Demirel, Kolektif Kitap, inceleme, 224 sayfa, 2022

Rogers Brubaker – Fransa ve Almanya’da Vatandaşlık ve Ulus Bilinci (2022)

Ulusal kimliklerin inşası hakkında şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı analizlerden biri.

Rogers Brubaker, Fransa ve Almanya’yı karşılaştırarak modern devlet anlayışının ayrıntılı bir çözümlemesini yapıyor.

Fransa ve Almanya merkezli vatandaşlık tanımları hem öğretici hem de bu ülkelerde göçmen olarak yaşayan milyonlarca insan için belirleyici bir nitelik taşımaktadır.

Fransız mahreçli vatandaşlık tanımı toprak ve yurt bağlamında bir vurguya sahipken, 1990’lardan itibaren giderek liberalleşen Alman kökenli vatandaşlık tanımının ilk ortaya çıkış itibari ile kan bağına dayandığı görülüyor.

Ulusal kimliklerden ulus-devlet kavrayışı üzerindeki ayrımlara kadar birçok değişkeni çözümleyen Brubaker, bu yapıtıyla konu hakkında şimdiye dek geliştirilmiş en kapsamlı analizlerden birine imza atıyor.

Hem anayasal hem de kültürel çerçevenin iç içe irdelendiği bu çalışma, bu iki farklı model üzerinden modern devlet anlayışının ayrıntılarıyla çözümlendiği kapsamlı ve doyurucu bir soruşturmaya bağlanıyor.

  • Künye: Rogers Brubaker – Fransa ve Almanya’da Vatandaşlık ve Ulus Bilinci, çeviren: Ezgi Su Dağabak, Gav Perspektif Yayınları, inceleme, 330 sayfa, 2022

Antonio Damasio – Şeylerin Tuhaf Düzeni (2022)

Antonio Damasio’dan, insanoğlunun kökeni ve kaynağı üzerine derinlemesine bir sorgulama.

‘Şeylerin Tuhaf Düzeni’, insanın hayatta kalmasını sağlayan ve tüm yaşamın gelişip serpilmesine olanak tanıyan dinamik dengeye -homeostaza- dair çığır açıcı bir araştırma olarak okunmalı.

Bizler; biyolojik, psikolojik ve hatta sosyal olarak tek hücreli canlılardan başlayan uzun bir soydan geliyoruz.

Damasio da, zihinlerimiz ve kültürlerimizin görünmez bir iplikle antik tek hücreli varoluşun yolları ve araçlarına bağlı olduğunu gösteriyor.

‘Şeylerin Tuhaf Düzeni’; yaşam, duygu ve kültürün kökenlerini anlamanın yeni bir yolunu sunan, ayrıca sosyal ve biyolojik bilimleri de kapsayan kilometre taşı niteliğinde bir çalışma.

  • Künye: Antonio Damasio – Şeylerin Tuhaf Düzeni: Yaşam, Hisler ve Kültürlerin Doğuşu, ODTÜ Yayıncılık, inceleme, 356 sayfa, 2022

Max Picard – Sessizliğin Dünyası (2022)

Gürültü ve hız terörünün her tarafı kuşattığı bugün, sessizlik üzerine düşünmenin vaktidir.

Max Picard, buradaki enfes denemelerinde, sessizliği en az söz kadar, insanı şekillendiren bir fenomen olarak ele alıyor.

Sessizlik, yalnızca insanların konuşmaya son vermesinden doğmaz.

Sessizlik, kişinin yalnızca [söyleyeceği] sözden vazgeçmesinden, uygun olduğunda takınacağı bir tavırdan daha fazlasıdır.

Sessizlik, sözün bittiği yerde başlar; ama söz bittiği için başlamaz.

O zaman fark edilir olur.

Sessizlik, başlı başına bir fenomendir.

Sessizlik, sözün kesilmesiyle özdeş değildir, indirgenmiş bir şey de değildir; kendiliğinden oluşan bir bütündür, söz gibi yaratıcıdır ve söz gibi insanları şekillendirir; ancak [söz ile] aynı ölçülerde değildir.

Sessizlik, insanlığın temel yapıtaşlarındandır.

Elinizdeki kitap, okuru “sessizlik içeren bir dünya görüşüne” ulaştırmayı amaçlamadığı gibi, sözünü sakınmasına da yönlendirmemelidir.

Nitekim insan, ilkin sözüyle insandır; sessizliğiyle değil.

Söz, sessizlikten üstündür, ancak sessizlikle olan ilişkisini kaybettiğinde körelir.

İşte bu yüzden, bugün üzeri örtülü sessizlik dünyası, sessizlik adına değil; söz uğruna yeniden açığa çıkarılmalıdır.

  • Künye: Max Picard – Sessizliğin Dünyası, editör: Ahmet Faruk Çağlar, Albaraka Yayınları, inceleme, 200 sayfa, 2022

William Maley – Mülteci Nedir? (2022)

Bireysel yahut kitlesel anlamda yerinden edilmek ne anlama geliyor?

William Maley, mülteci kavramı konusundaki kavram karmaşıklığını gideren çok önemli bir kitaba imza atmış.

Son zamanlarda Avrupa’ya yaşanan mülteci ve sığınmacı hareketliliğiyle, kıtada ve daha ötesinde kavram karmaşası oluştu.

Maley, bu kitapta okuyucuya ‘mülteci’ meselesine dair fikir vermek üzere bir rehber sunuyor.

Hem uluslararası hukuk meselesi olarak hem de felsefi ve ‘günlük dil’ tartışmalarında ‘mülteci’ tanımını ele alıyor.

Ayrıca, devletlerin, kişilerin mülteci olarak kabul edilip edilmeyeceğini belirlemek üzere kullandıkları usullere de kısaca yer veriyor.

Maley, gerek bireysel gerekse kitlesel yerinden edilme deneyimlerinin ne kadar çeşitlilik gösterdiğine dikkat çekerek, sürgün ve yerinden edilme tarihini inceliyor.

Sığınma arayan aileleri ve bireyleri anlatarak, tehlikeli yolculuklarında çektikleri ıstırabı, ayrılığı ve yer değiştirmeyi gözler önüne seriyor.

Küreselleşen dünyada mülteci krizlerinin dinamiklerini tartışıyor ve yirmi birinci yüzyıl hareketlerini farklı kılan bir dizi faktörü sunuyor.

Ek olarak, mülteci akınlarının idaresinde modern diplomasinin araçlarının nasıl kullanıldığını araştırmakta.

Diplomasinin mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamada etkili olabilmesi için aşılması gereken engellerin neler olduğunu tanımlıyor ve son olarak da, sınır kontrollerinin toplumlar ve halklar üzerinde genellikle gözden kaçan veya göz ardı edilen şekillerde nasıl ahlaki ve maddi maliyetler yüklediğinin altını çiziyor.

  • Künye: William Maley – Mülteci Nedir?, çeviren: Kasım Akbaş, Gav Perspektif Yayınları, inceleme, 256 sayfa, 2022

Dalibor Frioux – Uykuya Övgü (2022)

‘Uykuya Övgü’, alıntılar, pasajlar ve ufuk açıcı bilgilerden oluşan uykuya methiye niteliğinde bir kitap.

Dalibor Frioux, uykunun edebiyat, felsefe, siyaset, antropoloji ve yaşama sanatında büründüğü farklı veçheleri derlemiş.

Uyku…

Kimilerine göre her derde deva; bir kaçış, ruhsal deneyim, şölen, varlığını dayattığı kadar bedeni de yenileyen bir mola; kimilerinin ise gereksiz gördüğü; bu devinim ve hız çağında tembellikle, boşa harcanan zamanla özdeşleştirilen alelade bir beklenti…

Nasıl tanımlarsak tanımlayalım, tüm insanlığı bir süreliğine olsa da aynılaştıran, kimlikler, roller ve sorumluluklardan azade kılan bir ortaklık.

Frioux ‘Uykuya Övgü’de, çağdaş yazarların kaleminden uykuya methiyeler düzen dört büyük metnin yanı sıra Pessoa’dan Nietzsche’ye, Shakespeare’den Montaigne’e, Balzac’tan Duras ve Proust’a uzanan bir yelpazede, çeşitli alıntılar ve pasajlar aracılığıyla uykunun edebiyat, felsefe ve yaşama sanatında büründüğü farklı veçheleri araştırıp derlemiş.

Uykunun bedendeki onarıcı faaliyetlerinden farklı kültür ve coğrafyalarda istirahate atfedilen öneme, kültürel inanışlarda ve tektanrılı dinlerdeki yansımalarından tasarılarımızı ve rotamızı belirleyen politik boyutuna, gece antropolojisinden ışık ve ses kirliliğinin uyku kalitesine etkilerine ve nihayet Freud’un uykunun muhafızı olarak tanımladığı rüyalara kadar geniş bir panorama sunuyor.

Modern insanın her halükârda yenik düştüğü huzurlu, sancılı, dehşetli ya da deliksiz uykulara iade-i itibar kazandıran bir çalışma…

  • Künye: Dalibor Frioux – Uykuya Övgü: Uykusu Kaçanlar İçin Kullanım Kılavuzu, çeviren: İnci Kaplan Gül, Sel Yayıncılık, inceleme, 216 sayfa, 2022

Albert-László Barabási – Formül (2022)

Çevremizdeki geniş ve görünmez ağlar, başarımızı nasıl etkiler?

Ağ biliminin öncülerinden Albert-László Barabási, başarıyı getiren karmaşık ama tutarlı bir şekilde tekrarlanabilir olan mekanizmaları açıklıyor.

Sıklıkla becerinin başarıyla eş değer olmadığını tecrübe ederiz.

Sıkı çalışırız ancak terfi alamayız, iyi oynarız ancak fark edilmeyiz, fikri biz üretiriz ancak takdiri başkası toplar.

Yetenek ve katı bir çalışma disipliniyle öne geçebileceğimize inanırız fakat bunlar çoğu kez yetmez ve bu durumu tam olarak anlamlandıramayız.

Barabási ve meslektaşları, bu tutarsızlığı irdeleyerek, çevremizdeki geniş ve görünmez ağların başarımızı nasıl şekillendirdiğini açıklıyor.

Yeteneğin ve performansın başarıya dönüşmesi, topluluğun verdiği tepkiye bağlıdır.

Ağ bilimi gibi karmaşık bir konuyu yalın ve anlaşılır bir dille geniş kitlelere ulaştıran Barabási, başarının altındaki en gelişkin bilimsel ve matematiksel ilkelere dikkat çekiyor.

Eserde neden performansın gerekli ancak yeterli olmadığına, neden “uzmanlar”ın çoğu zaman yanıldığına, başarıyı yakalayacak bir takımın nasıl kurulabileceğine ve ağlarımızı en etkin şekilde nasıl kullanabileceğimize dair yepyeni bir anlayış sunuluyor.

‘Formül’, başarı odaklı toplumumuzun her bireyinin yaşam, kariyer ve uzun vadeli amaçlarıyla ilgili bakış açısını temelden değiştirmeyi vaat ediyor.

Yazar, kitabını bir kişisel gelişim kitabı değil, daha çok çıktıları düzenlemek ve anlamak için bilimi kullanan bir çerçeve, bir “bilimsel gelişim kitabı” olarak tanımlıyor ve okuyucunun başarıyı getiren karmaşık ama tutarlı bir şekilde tekrarlanabilir olan mekanizmaların farkına varıp bu bilgiyi kendi hayatlarında kullanabilmeleri için genel bir çerçeve sunmayı amaçlıyor.

  • Künye: Albert-László Barabási – Formül: Başarının Evrensel Kanunları, çeviren: Onur Aslan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 225 sayfa, 2022

Cem Gürdeniz – Kültürü ve Görgüsüyle Denizcilik (2022)

Denizcilik kültürü ve görgüsü sonsuz bir okyanustur.

Cem Gürdeniz de bu enfes çalışmasında, her kesimden denizciye, asırlar öncesinden süzülüp gelen mavi kültürün pratik bilgi ve uygulamalarını anlatıyor.

Kitapta,

  • Denizcilik kültürü ve psikososyal etkileşim,
  • Deniz ve denizcilik kültürü unsurları,
  • Deniz arkeolojisi,
  • Denizcilik ve edebiyat,
  • Sinemada ve televizyonda denizcilik kültürü,
  • Amatör denizcilik,
  • Su sporları,
  • Denizcilik örf, adet ve gelenekleri,
  • Denizciliğin gelenekselleşmiş protokol ve nezaket kuralları,
  • Tekne sahibinin mahremiyetine saygı ve davranış usulleri,
  • Ve bunun gibi daha pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Türkiye’nin denizcileşmeye ihtiyacının önemini tarihsel, toplumsal, kültürel, siyasal, askeri ve psikososyal boyutlarıyla geniş bir perspektiften ele alan önemli bir çalışma.

  • Künye: Cem Gürdeniz – Kültürü ve Görgüsüyle Denizcilik, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2022

Kolektif – Kürt Aşiretleri (2022)

Her bir müstakil Kürt aşiretinin tarihsel ve politik serüvenine odaklanan, konuyla ilgilenenlerin kitaplığında bulunması gereken arşivlik bir eser.

Tuncay Şur ve Yalçın Çakmak’ın derlediği kitap, devletle ilişkileri itaatle isyan arasında salınan aşiretler konusunda zengin bir bakış açısı sunuyor.

Osmanlı’yla müttefiklikten düşmanlığa uzanan ilişkileri sonucu Kürt aşiretleri, 16. yüzyıldan itibaren sürekli olarak bir ıslah çabasının nesnesi, “şakiliğin membası” olarak kayıtlara geçti, buna uygun bir muameleyle karşı karşıya kaldı.

On sekizinci yüzyılın ilk yarısına kadar geniş¸ bir coğrafya üzerinde otonom ve yarı otonom bir şekilde hükümranlık sürüp imparatorluğun takdir, taltif ve terfilerine mazhar olan da yine bu Kürt aşiretleri oldu.

Zaman içinde yoğunlaşan merkezîleşme politikalarıyla beraber Kürt aşiretlerinin devletle ilişkisi, çeşitli biçimlerde değişse de ana eksen sabitti: II. Abdülhamit’ten İttihat ve Terakki’ye ve nihayet Cumhuriyet’e devreden ilişki karşılıklı çıkarlara dayalı, itaatle isyan arasında salınan bir politik düzlemde belirlendi.

Her aşiretinse elbette kendi hususiyeti, tarihi, politik kabiliyeti, ayrı ayrı şahsiyeti vardı.

Bir bütün olarak aşiret ilişkileri ve olgusunun işleyişine dair genel bir çerçeve sunan Tuncay Şuur ve Yalçın Çakmak’ın derlediği ‘Kürt Aşiretleri’, birçok aşireti gerek kendi tarihleri, gerek tarihsel konumlanmaları çerçevesinde panoramik biçimde ele alıyor.

Aşiretler konusunda zengin bir bakış açısı sunan, kapsamlı bir derleme.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Suavi Aydın, Ali Haydar Bektaş, Burak Bektaş, Hasan Biçim, Hamit Bozarslan, Serhat Bozkurt, Safiye Ateş Burç, Yalçın Çakmak, Ercan Çağlayan, Gökhan Çetinkaya, Erdal Çiftçi, B. Eren Çoban, Fasih Dinç, Mehmet Rêzan Ekinci, Kamil Fırat, Mehmet Fiğan, Suphi İzol, Hakan Kaya, Yener Koç, İsmet Konak, Orhan Örs, Tuncay Şur, Gültekin Uçar, Sedat Ulugana, Martin van Bruinessen, Hiroki Wakamatsu ve Lale Yalçın-Heckmann.

  • Künye: Kolektif – Aktör, Müttefik, Şakî: Kürt Aşiretleri, derleyen: Tuncay Şur ve Yalçın Çakmak, İletişim Yayınları, inceleme, 512 sayfa, 2022