Asuman Suner – Hong Kong – İstanbul (2018)

“İnsan yabancı bir şehre dikkatle bakarken, karşısında bir diğer şehrin silueti belirir daima. Kişinin kendi şehridir bu.”

Asuman Suner’in bu özgün çalışması, son otuz yıllık süre zarfında, Asya’nın iki ucunda iki liman kentinin, Hong Kong ve İstanbul’un yaşadığı dönüşümü izliyor.

Ağırlıklı olarak Hong Kong’u irdeleyen ve buradan bakarak İstanbul’u okuyan Suner, bunu yaparken, iki kent arasındaki benzerlikler kadar iki kenti birbirinden ayıran farklılıkları da merkeze alıyor.

  • Hong Kong’un kuruluşundan bu yana geçirdiği dönüşüm,
  • Afyon Savaşları’nın Çin’in yenilgisiyle sonuçlanmasının ardından Britanya İmparatorluğu tarafından sömürgeleştirilen Hong Kong adasının, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı boyunca bir “ticaret kolonisi” olarak yapılandırılması,
  • Yirminci yüzyılın ilk yarısında bölgede yaşanan çalkantılı siyasi süreçlerin etkisiyle yaşanan demografik, ekonomik, toplumsal değişim,
  • 1970’lerden itibaren kentin hızlı bir gelişim sürecine girerek önce kapitalist bir metropole, ardından önemli bir finans merkezine dönüşümü,
  • Bugünün Hong Kong’u tanımlayan yapısal sorunlar ve çatışma alanları bağlamında 2014 Şemsiye Hareketi’nin ne anlama geldiği,
  • Georg Simmel ve Walter Benjamin’in modern kent deneyimini kavramsallaştırma şekilleri ışığında yazarın kendi Hong Kong deneyimi,
  • İstanbul’un merkezinde yaşanmakta olan dönüşüm ve İstanbul kültür hayatının 1990’lardan 2010’lara yaşadığı inişli çıkışlı değişim ile Hong Kong kültüründeki dönüşüm arasındaki ilişki…

Suner bu konuları modern kent deneyimi, küresel kent, yabancılık, dikeylik, yoğunluk, tempo, güvenlik, para, tüketim, mesafe ve şehri şahsileştirmek gibi kavramlara başvurarak irdeliyor ve bunu yaparken de “‘Şehrin şahsileşmesi’ ne anlama geliyor?”, “Şehirler insanların kişisel hikâyelerine, hayat maceralarına nasıl giriyor?” ve “Şehir kişiyi nasıl şekillendiriyor?” gibi soruların yanıtlarını arıyor.

  • Künye: Asuman Suner – Hong Kong – İstanbul: Şehri Şahsileştirmek, Metis Yayınları, şehir, 264 sayfa, 2018

Zygmunt Bauman – Avrupa (2018)

“Avrupa keşfettiğiniz bir yer değildir; Avrupa bir misyondur/görevdir, yaratılacak, yapılacak, inşa edilecek bir şeydir.”

Zygmunt Bauman bu kısa ama etkili metninde, Avrupa ve Avrupalılık macerasını enine boyuna tartışıyor ve geleceğin Avrupası üzerine düşünüyor.

Bauman, Avrupa’nın bir macera yeri olduğunu ve onu keşfetmeye, icat etmeye veya çağırmaya dönük bitmek bilmez maceraların mekânı olduğunu belirtiyor ve bu maceranın tarihsel seyrini adım adım izliyor.

İmparatorluk geçmişinin Avrupa’ya nasıl bir miras ve gölge bıraktığını tartışan Bauman, bunun devamında da Avrupa’da sosyal devletin yükseldiği süreci ve oradan, özgürlükçü nitelikleriyle örnek gösterilen kıtanın güvenlik devleti anlayışına teslim olduğunu tartışıyor.

Bauman, ideallerini yitirmiş Avrupa’ya dair karanlık bir tablo çiziyor, fakat Avrupalılık değerlerinin yaşamasına elverişli bir dünyanın nasıl kurulabileceği üzerine de düşünüyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman – Avrupa: Bitmeyen Bir Macera, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 160 sayfa, 2018

Taylan Kara – Vasatlığa Giriş Dersleri (2015)

Tarihsel bir bakışla, halkların manipüle edilmiş beğenilerini eleştiren denemeler.

Taylan Kara, insan ve kitap yakmayla kirlenmiş tarihi, Nazilerin akıl almaz şiddetiyle sarsılan medeniyeti, Nazilerin iktidara gelmesine vesile olan toplumsal ve ahlaki koşulları, saçma ve absürd olanın sıradanlaşmasını ve kültürün yozlaşmasını tartışıyor.

  • Künye: Taylan Kara – Vasatlığa Giriş Dersleri, Hayal Yayınları

Kolektif – Türkiye’nin Büyük Dönüşümü (2018)

 

Ayşe Buğra’nın akademik hayatı, 1970’lerden bu yana kesintisiz olarak devam ediyor.

Kendisinin devlet-piyasa ilişkilerinden emek hareketlerine, sosyal politikadan kimlik siyasetine kadar uzanan geniş bir alana yayılan akademik çalışmaları, bugün de hızını hiç yitirmeden devam ediyor.

İşte ‘Türkiye’nin Büyük Dönüşümü’nde bir araya getirilen makaleler de, Ayşe Buğra’nın bir akademisyen olarak bütünlüklü ve zengin çalışma evrenini yansıtmalarıyla önemli.

Kitap, Buğra’nın lisans, yüksek lisans veya doktora yıllarından öğrencisi olmuş veya Sosyal Politika Forumu’nda (SPF) onunla ortak araştırma projesi içerisinde yer almış akademisyenlerin katkılarıyla hazırlanmış.

Çalışmada,

  • Yerel yönetimler ve Türkiye’de hükümet ve iş dünyası ilişkilerinin değişen dinamikleri,
  • Türkiye’de özelleştirme karşıtı hareketlerin seyri,
  • Kent hakkı tartışması etrafında Türkiye’de kentsel/toplumsal hareketler,
  • Alevi hareketinin eşit yurttaşlık talebi,
  • Çok kültürlülük, post-sömürgecilik ve demokrasi ekseninde Ortadoğu’da kadın hakları,
  • 1980 sonrası dönemde Türkiye’de çocukluğun yapısal dönüşümü,
  • Türkiye’de sağlık sisteminde dönüşüm,
  • Türkiye’de eğitim eşitsizlikleri,
  • Türkiye’de emeklilik reformları ve emek piyasası,
  • Türkiye’de kırsal yoksulluğun güncel durumu,
  • Ve politik bir sorun olarak kadın istihdamı gibi pek çok konu tartışılıyor.

Bunun yanı sıra, Ayşe Buğra ile yapılmış uzun soluklu bir söyleşi de kitapta yer alıyor.

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle:

Osman Savaşkan, Kaan Ağartan, Tuba Ağartan, Başak Akkan, Ayşe Alnıaçık, Yunus Furkan Arıcan, Deniz Arzuk, Alpkan Birelma, Mehmet Baki Deniz, Berra Zeynep Dodurka, Mehmet Ertan, İpek Göçmen, Asena Günal, Özgür Burçak Gürsoy, Ebru Işıklı, Azer Kılıç, Özgecan Koçak, Özlem Altan Olcay, Yalçın Özkan, Osman Savaşkan, Asya Saydam, Yasemin Taşkın-Alp, Gül Özateşler Ülkücan ve Volkan Yılmaz.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’nin Büyük Dönüşümü: Ayşe Buğra’ya Armağan, derleyen: Osman Savaşkan ve Mehmet Ertan, İletişim Yayınları, inceleme, 614 sayfa, 2018

Mesut Gülmez – Uluslararası Sosyal Güvenliğin Evrensel Sefaleti (2018)

1919-2018 yılları arasında sosyal güvenliğin uluslararası düzeydeki dönüşümünü inceleyen ve bu dönüşümün günümüzde nasıl bir evrensel sefalet halini aldığını gözler önüne seren kapsamlı bir çalışma.

Profesör Mesut Gülmez, uluslararası sosyal güvenlik, sosyal koruma ve sosyal sigorta gibi konuları hukuk, politika ve uygulama boyutlarıyla ele alıyor ve bu alanların yüz yıllık evrimini Uluslararası Çalışma Örgütü’nden Birleşmiş Milletler’e ve Avrupa Konseyi’ne geniş pek çok kurum üzerinden izliyor.

Konuyu “insan hakları” temelinde ve eleştirel bir perspektifle irdelemesiyle büyük önem arz eden çalışma, sosyal güvenliğin evrensel sefaletini, zenginler ve yoksullar arasında derinleşen uçurumun ekonomik ve sosyal göstergeleri bağlamında tartışıyor.

Çok sayıda rapordan yer almış çarpıcı verilerle desteklenen kitabın, uluslararası sosyal politika alanında çok önemli bir kaynak olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: Mesut Gülmez – Uluslararası Sosyal Güvenliğin Evrensel Sefaleti: Politika, Hukuk, Uygulama (1919-2018), İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 743 sayfa, 2018

Emrah Cilasun – ‘Bediüzzaman’ Efsanesi ve Said Nursî Gerçeği (2015)

Rusya, Fransa ve İngiltere’de bulunan arşiv belgeleri ışığında Said Nursî’nin hayatı ve çalışmalarının derinlikli bir analizi.

Emrah Cilasun’un çalışmasını özgün kılan hususlardan biri de, Said Nursî’yi ilk kez Marksist bir bakış açısıyla incelemesi.

Cilasun, Jön Türk hareketi, 31 Mart olayları, 1. ve 2. Dünya Savaşları, Cumhuriyet’in ilanı, Demokrat Parti’nin kuruluşu gibi Türkiye tarihine yeniden yön vermiş pek çok olayın, Nursî’nin doksan yıllık hayatındaki rolünü aydınlatıyor.

  • Künye: Emrah Cilasun – ‘Bediüzzaman’ Efsanesi ve Said Nursî Gerçeği, Patika Kitap

Kolektif – Skolastik Fantazya (2015)

Bu kitapta, mit, masal ve fantazyaları, popüler kültür bağlamında eleştirel bir gözle irdeleyen makaleler yer alıyor.

Andersen’in ünlü Çirkin Ördek Yavrusu‘nda narsisistik boyut, Bremen Mızıkacıları ile kapitalist sistemin işleyişi arasındaki ilişki, Küçük Kara Balık ve toplumun bireyi birörnek yaşamaya zorlayışı, Uyuyan Güzel ya da uyutulan kadınlar üstüne, Hansel ve Gretel’de ev içi tekinsizlik, Küçük Prens’te değer salgınına tepki, Ateşböceği ile Karınca’da emeğin çarpıtılması ve Ezop Masalları’nda erdemli yaşamın antik tesellisi, bu makalelerde tartışılan kimi konular.

Kitaba makaleleriyle katılan isimler ise şöyle: Zeynep Direk, Delal İpek, Nazmiye Kete Tepe, Şeyma Bilginer Erdoğan, Melek Özlem Sezer, Hande Öğüt, Sıdıka Yılmaz, Menekşe Toprak, Fahrünnisa Bakırcı, Yasemin Kılınçarslan, Özgür İpek, Deniz Akın, Ayşe Bilginer, Tahsin Emre Fırat, Mehmet Naci Önal, Asiye Ata, Bahar Balcı, Hüseyin Köse, Gülhanım Küçükalkan, Yurdagül Bezirgân Arar, Zeynep Baki, Zeynep Zelal Dağ ve Beyler Yetkiner.

  • Künye: Kolektif – Skolastik Fantazya, derleyen: Hüseyin Köse, Ayrıntı Yayınları

Stuart Kelly – Kayıp Kitaplar Kitabı (2009)

Stuart Kelly, elimizdeki özgün çalışması ‘Kayıp Kitaplar Kitabı’nda, asla okunamayacak yitik kitapların izini sürüyor.

Trenlerde unutuldukları, yakıldıkları, kaybedildikleri, bitirilmeden bırakıldıkları, hiç başlanmadıkları ya da yazarının ölümüyle eksik kaldıkları için bugün mahrum kaldığımız kitaplar, Kelly’nin araştırmacılığıyla okurun karşısına çıkıyor.

“Kayıp bir kitap, asla dansa kalkmayı teklif edemediğiniz kişi gibi, sonsuza kadar daha da çekici kalmayı sürdürür çünkü o ancak hayal gücünüzde kusursuz olabilir,” diyen Kelly’nin çalışması, alternatif bir yazın tarihi olarak, ayrıca “Eğer kaybolmasalardı neler olurdu?” sorusunun yanıtını arayan, varsayımsal bir kütüphane olarak düşünülebilir.

  • Künye: Stuart Kelly – Kayıp Kitaplar Kitabı, çeviren: Hakan Gür, Bilgi Yayınevi, anlatı, 478 sayfa

Medet Turan – Türk Romanında 12 Mart (2009)

Medet Turan 12 Mart’ın Türkiye romanındaki yansımalarını inceliyor.

İki bölümden oluşan çalışmasında Turan, ilk olarak, Türkiye’yi 12 Mart’a getiren süreci genel çizgileri ve önemli ayrıntılarıyla analiz ediyor.

Turan, ikinci bölümde de, 1970’li yıllarda yazılan, 12 Mart darbesinin toplum ve bireyler üzerindeki etkilerinin gözlemlenebileceği ve “12 Mart Romanları” olarak adlandırılan eserleri inceliyor.

Burada incelenen eserler şöyle: Adalet Ağaoğlu: ‘Bir Düğün Gecesi’, Pınar Kür: ‘Yarın Yarın’, Selim İleri: ‘Her Gece Bodrum’, Erdal Öz: ‘Yaralısın’, Füruzan: ’47’liler’, Tarık Dursun K.: ‘Gün Döndü’, Kemal Bekir: ‘Kanlı Düğün’ ve Sevgi Soysal: ‘Şafak’.

  • Künye: Medet Turan – Türk Romanında 12 Mart, Dönence Yayınları, inceleme, 135 sayfa

Lauren Elkin – Flanöz: Şehirde Yürüyen Kadınlar (2018)

Lauren Elkin’den, şehirde yürüyen kadınların, flanözlerin tarihi.

Başka bir deyişle, kadın kent gezginlerinin bir şeceresi.

Flanör, Paris’in pasajlarında “amaçsızca dolaşan kişi” anlamına geliyor ve kavramın kendisi de daha ziyade erkekleri kapsıyor.

Elkin de, flanörü erilden dişile flanöz şeklinde dönüştürüyor ve hem kavramın temsil ettikleri üzerine derinlemesine düşünüyor hem de bunu temsil eden kadın figürlerin dünyasına iniyor.

Elkin, okurunu Paris, New York, Tokyo, Venedik ve Londra’nın sokaklarında bir yolculuğa çıkarıyor ve George Sand, Virginia Woolf, Jean Rhys, Agnes Varda, Sophie Calle, Martha Gellhorn ve Joan Didion gibi güçlü kadınların, birer flanöz olarak izlerini takip ediyor.

Deneme, biyografi, kültürel tarih, gezi, edebi eleştiri, kent topografyası ve anı türlerinin harika bir bireşimi olarak okunabilecek kitap, kadınların edebiyat, sanat, tarih, sinema aracılığıyla şehirle, metropolle kurdukları ilişkinin tarihini kapsamlı bir gözle ortaya koymasıyla çok ilgi çekici.

Lauren Elkin’in kitabı, sürekli sokaktan kovalanan kadınların, geçmişten bugüne kamusal alanla nasıl güçlü bir bağa ve tarihe sahip olduklarını gözler önüne sermesiyle, özellikle kadın okurlar için güçlü ve güncel bir moral kaynak olmaya aday.

  • Künye: Lauren Elkin – Flanöz: Şehirde Yürüyen Kadınlar, çeviren: Doğancan Dilcun Doğan, Nebula Kitap, deneme, 372 sayfa, 2018