Joan Wallach Scott – Örtünmenin Siyaseti (2012)

Joan Wallach Scott elimizdeki çalışmasında, Fransa’daki başörtüsü yasağından hareketle, Avrupa’nın İslam’la yaşadığı krizi tartışıyor.

Avrupa’da başörtüsü konusundaki tartışmanın, gelenek ve modernite arasında yaşanmadığını belirten Scott, bunun, beyaz Yahudi-Hıristiyan Avrupalıların, ülkelerinde yaşayan ve çoğunun ana-babaları, dedeleri ve nineleri eski sömürgelerden gelmiş olan bir kısım vatandaşa karşı beslediği önyargıları gözler önüne seren bir tartışma olduğunu savunuyor.

Yani Scott’a göre, İslami başörtüsünü yasaklayan kanunlar, temel olarak postkolonyal suçluluk ve korkudan, ırkçılık ve milliyetçilikten besleniyor.

  • Künye: Joan Wallach Scott – Örtünmenin Siyaseti, çeviren: Merve Tabur, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 205 sayfa

Hüseyin Aykol – Aykırı Kadınlar (2012)

  • AYKIRI KADINLAR, Hüseyin Aykol, İmge Kitabevi, kadın, 231 sayfa

 

Türkiye’de hız kazanan kadına yönelik şiddet, geleceğe dair iyimserliğimize büyük darbe vuruyor. Bu dönemde yükselişe geçen muhafazakârlığın, bir özne olarak yer almaya çalışan kadını, toplumsal ve siyasal alandan yalıtmaya, silmeye çalışması bunun önemli nedenlerinden. Hüseyin Aykol, bu konudaki ümitsizliğimizi bir nebze de olsa kırabilecek ‘Aykırı Kadınlar’da, Osmanlı’dan günümüze devrimci bir dizi kadının portresini karşımıza çıkarıyor. Kitap, aslında toplumsal mücadelenin kadınlarla dolu olduğunu, ama “erkek tarihin” onları ya görmezden geldiği ya da kısa ve önemsiz bir biçimde naklettiği gerçeğini yeniden hatırlatıyor.

Ayşe Önal – Namus Cinayetleri (2012)

  • NAMUS CİNAYETLERİ, Ayşe Önal, İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları, kadın, 158 sayfa

 

Ayşe Önal ‘Namus Cinayetleri’yle, Türkiye’de kadına yönelik şiddeti konu edinen çalışmalara önemli bir katkıda bulunuyor. Kitabın özgünlüğü, kadına yönelik şiddeti, mağdurların gözüyle değil, birebir faillerin anlatımıyla izlemesi. Cezaevlerinde “namus cinayeti” hükümlüleriyle uzun görüşmeler yapan Önal, okurun tahammülünü ve sinirlerini zorlayan dokuz erkeğin anlatımına yer veriyor. Bu öyküler, annesinin, kardeşinin ya da eşinin gözlerinin içine bakarak “seni öldüreceğim” diyen bir erkeğin ruh dünyasını ve daha da önemlisi bu beyanlar aracılığıyla, ülkedeki kadına dair genel algıyı yansıtmasıyla dikkat çekiyor.

Gülay Toksöz – Kalkınmada Kadın Emeği (2012)

 

  • KALKINMADA KADIN EMEĞİ, Gülay Toksöz, Varlık Yayınları, kadın, 284 sayfa

Gülay Toksöz ‘Kalkınmada Kadın Emeği’nde, hem kalkınmada kadın emeğinin rolüne hem de kalkınmanın kadın emeğine nasıl etkide bulunduğuna odaklanıyor. Çalışma, kadınların hane içinde harcadığı emeğin, toplumsal yaşamın sürdürülebilirliği açısından nasıl bir rol oynadığı; kadınların emekleri ve bedenleri üzerindeki patriarkal tahakküm; ülkelerin sanayileşme süreçleriyle kadın emeğinin kullanımı arasındaki ilişki gibi konuları ele alıyor. Kitap, kadınların ev içindeki karşılıksız emeklerini, işgücü piyasasındaki çalışma biçimlerini, ekonomiye yaptıkları ve çoğunlukla karşılığı ödenmeyen katkıları görünür kılmasıyla önemli.

Silvia Federici – Caliban ve Cadı (2012)

 

Silvia Federici ‘Caliban ve Cadı’da, feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinde kadınların konumunu araştırıyor; kapitalizmin gelişimini feminist hareketin öğrettiklerinden ilham alarak yeniden yorumluyor.

Federici’nin çalışması en çok, kapitalist sistemi, sınıfsal sömürüyle cinsiyete dayalı işbölümündeki adaletsizlikler üzerinden açıklamasıyla dikkat çekiyor.

Yazar, Ortaçağdaki büyük cadı avı da dahil olmak üzere geniş bir tarihsel bağlamda, ilksel birikim sürecinde kadınların kendi cinselliklerinin ve bedenlerinin nasıl çitlendiğini ve böylece toplumsal konumlarının nasıl değersizleştirildiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Silvia Federici – Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim, çeviren: Öznur Karakaş, Otonom Yayıncılık, kadın, 370 sayfa

Songül Sallan Gül – Türkiye’de Kadın Sığınmaevleri (2012)

 

  • TÜRKİYE’DE KADIN SIĞINMAEVLERİ, Songül Sallan Gül, Bağlam Yayınları, kadın, 278 sayfa

Songül Sallan Gül ‘Türkiye’de Kadın Sığınmaevleri’nde, somut veriler eşliğinde ülkedeki kadına yönelik şiddeti irdeliyor ve sığınmaevlerinin buna ne gibi çözümler getireceğini tartışmaya açıyor. İki yıllık bir çalışmanın ürünü olan kitap, İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere on ilde, SHÇEK, belediye ve kadın kuruluşlarına ait yirmi dört sığınma evinde yaşayan kadınlarla yapılan görüşmelere dayanıyor. Söz konusu illerdeki sığınmaevi ve şiddetle mücadele eden kurumların yöneticileriyle de görüşen Gül, farklı ülkelerin deneyimlerinden de hareketle, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin boyutlarını ortaya koyuyor.

Maria Mies – Ataerki ve Birikim (2012)

Cinsiyete dayalı işbölümünün toplumsal kökenlerini inceleyen bu -klasikleşmiş- eser, kolonileştirme ve ‘evkadınlaştırma’ süreçlerinin genel tarihinin yanı sıra, yeni uluslararası işbölümünü ve kadınların en ucuzundan birer üretici ve tüketici olarak oynamak zorunda bırakıldıkları rolü eleştirel bir perspektifle tahlil ediyor.

Mies, feminist teoride esaslı bir paradigma değişikliğine yol açan bir yaklaşımla kapitalist ataerkinin günümüzdeki küresel ölçekli egemenliğini betimlerken, bu egemenliğe karşı nasıl bir mücadele verilmesi gerektiğine de açıklık getiriyor.

Teori ile pratiğin otantik ve birlikte gelişimini gözeten bu çalışma feminist teorinin ulaşabileceği doruk noktalardan biri…

  • Künye: Maria Mies – Ataerki ve Birikim: Uluslararası İşbölümünde Kadınlar, çeviren: Yıldız Temurtürkan, Dipnot Yayınları, feminizm, 434 sayfa,

Amargi Feminizm Tartışmaları 2011 (2011)

  • AMARGİ FEMİNİZM TARTIŞMALARI 2011, yayına hazırlayan: Esen Özdemir ve Sevi Bayraktar, Amargi Yayınları, feminizm, 317 sayfa

 

Birçok yazarın katkıda bulunduğu ‘Amargi Feminizm Tartışmaları 2011’, feminist kuram ve feminist hareketin tarihsel gelişimini irdeleyen metinlerden oluşuyor. Kitapta, feminist hareketin öncüleri, birinci ve ikinci dalga olarak adlandırılan süreçlerin tarihsel arka planlarından Osmanlı kadın hareketine; savaş sonrası toplumsal cinsiyet politikalarından feminizmin güncel sorunlarına kadar birçok konu ele alınıyor. Burada ayrıca, toplumsal cinsiyet, beden, emek, kamusal/özel gibi temel kavramlar ile vatandaşlığın cinsiyeti, queer feminizm, Fransız feministleri ve Türkiye’deki feminist hareketin deneyimleri gibi konular da tartışılıyor.

Handan Çağlayan, Şemsa Özar ve Ayşe Tepe Doğan – Ne Değişti? (2011)

  • NE DEĞİŞTİ?, Handan Çağlayan, Şemsa Özar ve Ayşe Tepe Doğan, Ayizi Kitap, kadın, 206 sayfa

 

Bilindiği gibi Kürtler, en yoğun şekilde 1990-1995 yılları arasında, Doğu ve Güneydoğu’da zorunlu göçe tabi tutulmuştu. Göç, ardında boşaltılmış, yakılmış ve harabeye çevrilmiş binlerce köy bırakırken, yerlerinden yurtlarından edilen Kürtler kendilerini köylerinden çok uzakta, başka kentlerde buldular. İşte, Handan Çağlayan, Şemsa Özar ve Ayşe Tepe Doğan gibi, alanında uzman üç ismin çabasıyla ortaya çıkan bu kitap, zorunlu göçü Kürt kadınlarının gözünden izliyor. Yirmi beş kadın ve kız çocuğu ile yapılan yüz yüze görüşmelere dayanan çalışma, kadınların zorunlu göç sürecine dair anılarına; ailelerin parçalanması, cezaevleri, ev baskınları, işsizlik, evsizlik ve yoksulluk gibi travmalarla dolu hayatlarına iniyor. Kitap, Kürt kadınlarının deneyimlerini ve taleplerini görünür kılmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Mazhar Bağlı ve Ertan Özensel – Türkiye’de Töre ve Namus Cinayetleri (2011)

  • TÜRKİYE’DE TÖRE VE NAMUS CİNAYETLERİ, Mazhar Bağlı ve Ertan Özensel, Destek Yayınları, sosyoloji, 240 sayfa

İki yazarlı elimizdeki kitap, Türkiye’nin en temel toplumsal sorunu olan töre ve namus cinayetlerini sosyolojik bir bakışla inceliyor. İki yıllık süre içinde, kırk iki ceza tevkif evinde doğrudan bu tür suçları işleyen 224 kişi ile görüşülerek hazırlanan kitap, bu sorunu anlamak ve çözmek için çare arayanlara önemli bir katkı sunuyor. Kitap, töre ve namus cinayetlerinin hukukla olan ilişkisini; toplumsal değerlerin ve normların bu konudaki rolünün ne olduğunu; bu cinayetlere neden olan düşüncede kadına karşı nasıl bir ayrımcılık olduğunu ve bu cinayetlerde kadına karşı şiddeti meşrulaştıran temel parametrelerin ne olduğunu ortaya koyuyor.