Fatma Aliye ve Mahmud Esad – Çok Eşlilik (2007)

  • ÇOK EŞLİLİK, Fatma Aliye ve Mahmud Esad, Hece Yayınları, kadın, 119 sayfa

Osmanlıca ismi ‘Taadüd-i Zevcat’ olan elimizdeki kitap, çok eşlilik konusunda Fatma Aliye ve Mahmud Esad Efendi arasında yapılan ilk önemli tartışma. Bu iki isim arasındaki tartışma, Türkiye modernleşme tarihi ve kadın başlıklı çalışmaların en çok değindikleri kaynak olma özelliğine de sahip. Mahmud Esad, çalışmaları Cevdet Paşa tarafından da takdirle karşılanan hukuki, sosyal ve dini konularda eserler vermiş bir düşünür. Fatma Aliye ise, bilindiği gibi, romancı ve yazar kimliklerinin dışında, babası ile Mecelle üzerine çalışmış, kadın hukuku konularında da uzman olan bir isimdi. Bu kitap, kendi alanlarında öncü olan iki ismin bu önemli tartışmasını okuyucuyla buluşturuyor.

Charlotte Perkins Gilman – Kadınlar Ülkesi (2007)

Charlotte Perkins Gilman’ın ‘Kadınlar Ülkesi’, kadın bir yazar tarafından kaleme alınmış ve kadınsı bir ütopik dünyayı tasavvur eden bir kitap.

Burada, önemli bir tarih ve toplum eleştirmeni, feminist kuramın önemli bir isminin imzasını taşıyan ve ‘Feminist Ütopya’ olarak adlandırılacak bir tarz hakim.

1915 yılında yayımlanan ‘Kadınlar Ülkesi’, yazarın kaleme aldığı üç ütopik-romanın en yetkinlerinden kabul ediliyor.

Romanda, sadece kız çocuklarının doğmasını sağlayan “partenojen” doğumlar yoluyla, tamamıyla erkeksiz bir dünya tasavvur edilir ve erkek bakışı erkeğin gözünden verilir.

Hikâye ise, üç Amerikalı erkeğin, bütünüyle kadınlardan oluşan bir topluma ayak basınca ortaya çıkan çarpıcı durumda yaşadıkları üzerine kurulu.

  • Künye: Charlotte Perkins Gilman – Kadınlar Ülkesi, çeviren: Seher Özbay, Otonom Yayıncılık, ütopya, 236 sayfa

Evelyn Fox Keller – Toplumsal Cinsiyet ve Bilim Üzerine Düşünceler (2007)

  • TOPLUMSAL CİNSİYET VE BİLİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER, Evelyn Fox Keller, çeviren: Ferit Burak Aydar, Metis Yayınları, inceleme, 227 sayfa

Bilim kadını Evelyn Fox Keller, aynı zamanda tanınan bir feminist de. Keller’in bu kitabı, “bilimin temel direği sayılan nesnellik ve akıl neden erkeklere mal edilir de, kadınlara öznellik ve duygusallık yakıştırılır?” sorusuyla başlıyor. Keller bundan hareketle, asıl meselenin, cinsiyetlendirilmiş bilim anlayışı olduğunu vurguluyor. Bilime hakim olan ideolojinin dışarıdan değil, içeriden, bu tartışmaları yürüten insanlarca değiştirileceğini vurgulayan yazar, bilimin erkek işi olarak görülmesine karşı çıkarak, genetik alanında yaptığı çalışmalarla tarihe geçmiş biyolog Barbara McClintock’un hayat hikâyesini anlatıyor.

Amorgoslu Semonides – Kadınlar Üzerine (2010)

  • KADINLAR ÜZERİNE, Amorgoslu Semonides, çeviren: Alova, Notos Kitap, şiir, 76 sayfa

Amorgoslu Semonides’in Troya Savaşı’ndan 490 yıl sonra ünlendiği söylenir. Elimizdeki kitapta, Semonides’in şenliklerde söylenen, açık saçık sözlerden oluşan “İambos” tarzı şiirleri yer alıyor. Kitaptan bir alıntı: “Başlangıçta tanrı türlü akıl verdi kadına. / Birini uzun kıllı domuzdan yarattı. / Evi baştan sona karman çorman, / çamurlar topak olmuş yuvarlanır yerde, / ne kendi yıkanır, ne üstünü yıkar; / çöküp yağ bağlar gübrenin üstünde. // Birini hınzır tilkiden. Bir kadın ki / her şeye erer aklı. İyiymiş, kötüymüş / bir şey kaçmaz gözünden. Huyudur çünkü / kötü demesi iyiye, kötüye iyi. / Sabahtan akşama değişir ruh hali. (…)”

Louann Brizendine – Kadın Beyni (2007)

  • KADIN BEYNİ, Louann Brizendine, çeviren: Zeynep Heyzen Ateş, Kelebek Arges Yayınları, psikoloji, 295 sayfa

Louann Brizendine’in, ilginç bir konuyu irdeleyen elimizdeki ‘Kadın Beyni’ adlı kitabı, “Her beyin kadın doğar. Bazıları erkek büyür” cümlesiyle başlıyor. Brizendine bu cümleyi, doğumdan sekiz hafta sonra testosteronun, erkek beyninin iletişim merkezine yayıldığı ve erkeklerin daha sonra bu özelliklerini yitirdikleri gerçeğinden hareketle söylüyor. Nöropsikiyatrist olan Brizendine’in çalışması, görüldüğü gibi ağırlıklı olarak kadın beyninin kendine has yönlerine odaklanıyor. “Kadınlar, erkeklerin hiç hatırlamadıkları kavgalarını asla unutmazlar.”, “Genç bir kız görünüşüne ve telefon konuşmalarına hiçbir şeye olmadığı kadar takıntılıdır.” ve “Seks düşüncesi, bir kadının beynine gün aşırı uğrarken, erkeklerin hemen hemen hiç aklından çıkmaz.” gibi tanımlar,  Brizendine’ne göre kadın beynini farklı kılan hususlardan birkaçı. Kitap, kadının bedenine daha çok ilgi duyan erkekleri, görünenin altındaki perdeyi aralamaya davet ediyor.

Aliye Mavili Aktaş – Aile İçi Şiddet: Kadının ve Çocuğun Korunması (2007)

  • AİLE İÇİ ŞİDDET: KADININ VE ÇOCUĞUN KORUNMASI, Aliye Mavili Aktaş, Elma Yayınevi, kadın, 232 sayfa

Prof. Dr. Aliye Mavili Aktaş, Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’nda danışmanlık yapmış bir isim. Aktaş bu kitabında, aile içi şiddetin boyutlarını, Türkiye’den ve dünyadan örnekler vererek ortaya koymayı amaçlıyor. Aktaş, şiddet kavramının fiziksel şiddetten ibaret olmadığını, cinsel, ekonomik ve psikolojik şiddettin de yaygın olduğunu vurguluyor. Aktaş, aile içi şiddeti önlemede iletişimin önemini, eşler arası beklentileri, toplum içinde kadın ve erkeğe atfedilen tutum ve davranış kalıplarını ayrıntılı bir şekilde ele alıyor. Kitap, aile içi şiddet sorununun iki mağduru olan kadın ve çocuğun, bu şiddetten korunması için yapılması gerekenleri irdeliyor.

Müslüm Yücel – Berdel (2007)

  • BERDEL, Müslüm Yücel, Kesit Yayınları, anlatı, 295 sayfa

Müslüm Yücel’in ‘Berdel’ isimli elimizdeki kitabı, aşiret geleneği içinde önemli bir yere sahip olan berdel konusuna odaklanıyor. Berdelin tarihi kökeni, türleri, farklı kültürlerdeki farklı yansımaları ve berdelin yol açtığı dramlar Yücel’in kitabının başlıca konuları. Ayrıca berdel miti, aşiretler ve berdel geleneği, berdelin neden olduğu kadın intiharları ve başlık parası, kitapta yer alan diğer konular. Çalışmanın ilgi çekici yönlerinden biri de, Müslüm Yücel’in berdele dair kişisel deneyimleri. Çünkü Yücel’in kendi ailesinden iki kadın da berdel geleneğine göre evlendirilmiş. On üç yaşındaki Kadriye’nin, yetmiş yaşındaki Süleyman Erdemir’e verilmesi ve genç kızın düğün gecesi intiharı, kitabın can yakıcı hikâyelerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Shahrzad Mojab ve Nahla Adbo (der.) – Namus Adına Şiddet (2006)

  • NAMUS ADINA ŞİDDET, derleyenler: Shahrzad Mojab ve Nahla Adbo, çeviren: Güneş Kömürcüler, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 266 sayfa

‘Namus Adına Şiddet’, kadına yönelen şiddete odaklanıyor. Kitap, İstanbul’da 2003 yılında düzenlenen ve aktivistlerin, akademisyenlerin bir araya geldiği “Namus Adına Uygulanan Şiddet” adlı uluslararası toplantının bir sonucu olarak ortaya çıkmış. Sözkonusu seminerin amacı, “namus cinayetlerini yeniden düşünmek” ve “kadınlara karşı şiddetle savaşırken küresel bir eylem stratejisi geliştirmek” olarak belirlenmişti. Kitabın bu yönüyle, “namus adına işlenen cinayetler”in işlendiği Türkiye için büyük bir öneme haiz olduğu âşikar. Shahrzad Mojab, Nükhet Sirman, Nahla Abdo, Asa Elden, Nicole Pope, Nebahat Akkoç, Leyla Pervizat, Dilşa Demirbağ-Sten, Riyadh Al-Baldawi, Niklas Kelemen, Yakın Ertürk, Christina Curry, Lisa Bergh, Kickis Ahre Algamo ve Javeria Rizvi çalışmada makaleleri bulunan isimler.

Pe Jacobi – Korkuları Yenmek, Paniği Atlatmak (2006)

‘Korkuları Yenmek, Paniği Atlatmak’ adlı elimizdeki kitabın ‘Kadınlar İçin Bir Kitap’ olan alt başlığından da anlaşılacağı üzere, yazarı Pe Jacobi, korku ve paniğin çözümünde kadınların yaşadıkları sorunları merkeze alıyor.

Bilindiği gibi panik ve korkular, erkeklere oranla kadınlarda iki kat daha fazla.

Buna bir de çağımızın keşmekeşini ekledikten sonra, gündelik hayatın dahi kadınlar için bu anlamda ne kadar zor hale geldiğini tahayyül etmek mümkün.

Pe Jakobi, kitabında, somut örneklerden hareket ederek, kadınların bu hastalığa yakalanmalarının nedenlerini, korku bozukluğu türlerini ve hastalığı yenmenin yollarını anlatıyor.

Yazarın kendisi de bu panik ve korkuları yaşayıp atlattığı için bu çalışmanın böyle bir kişisel, birebir deneyime dayanan yönü de var.

  • Künye: Pe Jacobi – Korkuları Yenmek, Paniği Atlatmak, çeviren: Yasemin Cengiz, Delta Yayınları, psikoloji, 181 sayfa