Gohar Homayounpour – Tahran’da Psikanaliz Yapmak (2015)

Kimilerince Batılı bir pratik olarak tanımlanan psikanaliz, İran gibi tutucu bir Doğu toplumunda nasıl işler?

Deneyimlerini bizimle paylaşan İranlı psikanalist Gohar Homayounpour, insanın her coğrafyada benzer hikâye ve acılara sahip olduğunu gösterdiği gibi, İran’daki insanlık durumunu da tespit etmekte.

  • Künye: Gohar Homayounpour – Tahran’da Psikanaliz Yapmak, çeviren: Aslı Mertan, Everest Yayınları

Richard Sennett – Yeni Kapitalizm Kültürü (2009)

Richard Sennett’in 2004 yılında Yale Üniversitesi’nde etik, siyaset ve ekonomi konularında verdiği konferansları içeren ‘Yeni Kapitalizm Kültürü’, günümüzde emek sermaye ilişkilerinin aldığı biçimi irdeliyor.

Sennett bunu, kurumların nasıl değiştiği; “beceri toplumu”nda yetenek ile gereksiz kılınmak ya da geride bırakılmakla ilgili korkular arasında ne tür bir ilişki olduğu ve tüketim davranışı ile siyasî tutumlar arasında nasıl bir bağlantı olduğu şeklinde özetleyebileceğimiz üç konu üzerinden yapıyor.

Kurumlar, beceriler ve tüketim kalıplarının değiştiği, fakat bu değişimin bireyleri özgürlüğe kavuşturmadığı, Sennet’in çalışmasının temel tezi.

  • Künye: Richard Sennett – Yeni Kapitalizm Kültürü, çeviren: Aylin Onacak, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 142 sayfa

Rıza Zelyut – Türk Aleviliği (2009)

Araştırmacı Rıza Zelyut ‘Türk Aleviliği’ isimli bu kitabında, Anadolu Aleviliğinin kültürel kökenlerine inmeye çalışıyor.

Klasik Aleviliğin ne olduğu, Alevi sözcüğünün etimolojisi, Alevi ve Sünnilerin ortak kavramları, Kuran ve Alevilik, Alevilik felsefesi, Alevilik ve kadın, 12 İmamlar, Ehlibeyt ve mezhepler, Nusayri Aleviliği, Cem töreni, Alevilerin etnik kimliği ve Kürtler, Osmanlı döneminde Alevi başkaldırıları ve Alevilerin Kutsal yerleri, Zelyut’un ele aldığı konulardan birkaçı.

Çalışmanın, “Anadolu Aleviliğinin Türk kültürünün en eski temelleriyle şekillendiği” iddiası başta olmak üzere, birçok tartışmalı konuya uzandığını da ayrıca belirtmekte fayda var.

  • Künye: Rıza Zelyut – Türk Aleviliği, Kripto Kitaplar, tarih, 493 sayfa

Habib Bektaş – Öykülerle Deyimler: Uzun Lafın Kısası (2015)

Deyimlerin çağdaş öykülerle anlatımı…

Genç okurları hedefleyen Bektaş, bir roman kurgusu içinde, anlatımın akışına göre deyimlerin bağlam içinde kullanımlarına yer veriyor.

Gençlerin bu deyimleri daha iyi anlayabilecekleri keyifli sınıf etkinlikleri ile kapsamlı bir deyimler sözlüğünün de, çalışmanın sonuna eklendiğini belirtelim.

  • Künye: Habib Bektaş – Öykülerle Deyimler: Uzun Lafın Kısası, Tudem Yayın Grubu

Ferman Salmış – Türkiye’nin Dil Hafızası (2015)

Türkiye’deki dil meselesini politik alanın dışına çekerek daha nesnel bir bakış açısıyla inceleyen bir çalışma.

Ferman Salmış’ın çalışması, dillerin doğuşu, Türkiye’de dil politikaları, Kürtçe başta olmak üzere yasaklanmış dillere yönelik yaklaşımlar, anadilde eğitim ve Abhazca, Lazca ve Çerkezce gibi bugün bu ülkede hâlâ konuşulmakta olan dillerin ölümlerinin önüne nasıl geçilebileceği üzerine kafa yormak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Ferman Salmış – Türkiye’nin Dil Hafızası, Librum Kitap

Marcel Danesi – Öpüşmenin Tarihi (2015)

Antropoloji profesörünün bakış açısıyla, öpüşmenin popüler kökenlerinden internet çağında öpüşmeye, iki âşığı bir araya getiren en samimi bağın renkli bir tarihi.

Marcel Danesi’nin çalışması, sembol, ritüel ve mitlerin yanı sıra, gerçek ve kurmaca hikâyeler ile filmlerde öpüşmenin nasıl tasvir edildiğini, öpücük imgelerinin ne olduğunu merak edenlere önerilir.

  • Künye: Marcel Danesi – Öpüşmenin Tarihi, çeviren: Özlem Karadağ, Doğan Kitap

Bahattin Yaman – Sarayın Terzileri (2018)

Osmanlı padişah kıyafetlerine bakıldığında, klasikleşmiş bir tarzla karşılaşırız:

Başta sorgucuyla sarık, üstte kaftan, altta şalvar ve ayakta çizme.

Peki, sarayın giyimi nasıl standartlaştı?

Bahattin Yaman bu ilgi çekici çalışmasında, II. Mahmud’tan sonra bu klasik çizginin terkedilmesine kadar, Osmanlı’da küçük değişikliklerle tam üç asır sürdürülmüş bir giyim tarzının tarihsel gelişimini inceliyor.

Hassa kıyafet birimlerinin arşiv belgelerinden yola çıkan Yaman çalışmasında,

  • Osmanlı devlet geleneğinde giysinin önemini,
  • Osmanlı’da ölen sultanların giysilerini bohçalayarak saklama geleneğini,
  • Sarayın giyim standartlarındaki karakteristik özellikleri ve saray giyiminin gelişimini,
  • Hassa kıyafet üretim biriminin imparatorluk yöneticilerinin giyimindeki rolünü,
  • yüzyılda II. Mahmud dönemindeki Batılılaşma serüveninin saray giyimine etkilerini,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

Künye: Bahattin Yaman – Sarayın Terzileri: 16-18. Yüzyıl Osmanlı Hassa Kıyafet Birimleri, Kitap Yayınevi, tarih, 79 sayfa, 2018

Kolektif – Kültür Denen Şey (2018)

Kültür, bir disiplin olarak ortaya çıkışından başlayarak antropolojinin ana gündemlerinden biri olageldi.

Zira kültür müzikten siyasete, gündelik hayatımızı bir baştan diğer başa kuşatan, hem bireye hem de topluma dair pek çok ipucunu yakalayabileceğimiz bir olgudur.

Fakat ilk zamanlardan bugüne, hem kültür değerlendirmelerinde hem de bir disiplin olarak bizzat antropolojide büyük dönüşümler yaşandı.

1960’lara antropoloji, Batı-dışı, “küçük ölçekli” insan topluluklarını pozitivist bilim metodolojisi içinde inceleyen bir disiplindi.

Ancak sömürgecilik karşıtı hareketler, var olan dünya düzenini her anlamda sorgulayan emek, kadın, çevre, öğrenci hareketleriyle dünyanın altüst olduğu 1960’lı yıllar, bütün sosyal bilimlerin olduğu gibi, antropolojinin de dönüm noktalarından birini oluşturdu.

Antropoloji, özellikle son otuz-kırk yılda kendi tarihiyle hesaplaşabilen, başlangıç varsayımlarını yıkabilen ve günümüzün karmaşık sorunlarıyla farklı biçimlerde ilişki kurabilen bir araştırma alanı olduğunu kanıtladı.

İşte bu kitapta bir araya gelen yazarlar, hem antropoloji alanında yürütülegelen tartışmaları hem de antropolojinin kültüre bakışını farklı yönleriyle irdeleyen makaleler sunuyor.

Kitapta,

  • Devlet, bürokrasi, siyaset ve antropoloji ilişkisi,
  • Devlet antropolojisi,
  • Antropolojide tarım ve köylülük olguları,
  • Kent çalışmalarında antropoloji,
  • İş antropolojisi,
  • Feminist antropoloji,
  • Antropolojide etnik azınlıklar ve konar-göçerler,
  • Spor antropolojisi,
  • Dil antropolojisi,
  • Medya, iletişim ve antropoloji,
  • Ve sağlık antropolojisi gibi önemli konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Elif Babül, Berna Yazıcı, Ebru Kayaalp, Baran Karsak, Fırat Genç, Aksu Bora, Sertaç Sehlikoğlu, Suavi Aydın, Can Evren, Yağmur Nuhrat, Şölen Şanlı, Maral Erol ve Ayşecan Terzioğlu.

Kitap, kültür ve antropoloji alanındaki güncel tartışmalara daha yakından bakmak isteyenlere muhakkak önerilir.

  • Künye: Kolektif – Kültür Denen Şey: Antropolojik Yaklaşımlar, hazırlayan: Ayfer Bartu Candan ve Cenk Özbay, Metis Yayınları, antropoloji, 384 sayfa, 2018

Can Kozanoğlu ve Mirgün Cabas – Bıçkın ve Ağlak (2018)

‘Yeni Türkiye’nin Hikâyesi’ alt başlığıyla yayınlanan ‘Bıçkın ve Ağlak’, daha önce ‘Cilalı İmaj Devri’, ‘Pop Çağı Ateşi’, ‘İnternet Dolunay Cemaat’ ve ‘Yeni Şehir Notları’ gibi kitaplarında 1990’lar Türkiye’sini anlatmış Can Kozanoğlu’nun AKP iktidarının bütün yönleriyle nüfuz ettiği “yeni Türkiye”de yaşanan kültürel, toplumsal ve siyasi dönüşümü irdeliyor.

Yaklaşık bir yıl önce ‘2001: Eski Türkiye’nin Son Yılı’ adlı kitabı yayınlanan Mirgün Cabas’ın söyleşileriyle ilerleyen kitapta, ANAP’ın iktidara geldiği 1980’lerden başlayarak mafyanın popülerleşmesinden arabeskin yeniden yükselişine, sosyal medyanın önemli bir muhalif güç olarak ortaya çıkışından AKP ve Erdoğan fenomenlerine, Kürt siyasetinden Gezi direnişine, Gülen cemaatinden 15 Temmuz felaketine, akademinin dönüşümünden İstanbul’un ranta kurban edilişine ve yerel mutfaklardan çakma gurmelere pek çok konu tartışılıyor.

Can Kozanoğlu, yukarıda bahsettiğimiz 90’lı yıllar Türkiye’sine dair kitaplarına 2000’li yıllarda ara vermişti.

‘Bıçkın ve Ağlak’, bir anlamda aradaki eksik halkayı tamamlayıcı nitelikte olmasıyla çok önemli.

Dolayısıyla biz de, “Uzun bir aradan sonra, hoş geldin Can Kozanoğlu” diyoruz.

  • Künye: Can Kozanoğlu ve Mirgün Cabas – Bıçkın ve Ağlak, Can Yayınları, kültür, 496 sayfa, 2018

Evelyne Bloch-Dano – Sebzelerin Efsanevi Tarihi (2015)

Evelyne Bloch-Dano, dünya kültür tarihinde ihmal edilmiş sebzeye hak ettiği değeri veriyor.

Lahana turşusunun Hollanda denizciliğinin gelişmesine katkısı ve cadılar bayramında balkabağından önce hangi sebzenin yer aldığı benzeri konular kadar, barındırdığı sebze yemekleri tarifleriyle de ilgiyi fazlasıyla hak eden bir kitap.

Kitaptan öğreneceğimiz diğer ilgi çekici konular ise şöyle:

  • Rönesans döneminde enginar, afrodizyak etkilerinden dolayı çok rağbet görüyordu.
  • Avrupalılar yerelması yemeyi Kanada yerlilerinden öğrenmişlerdi.
  • Marcel Proust taze fasulye tutkunuydu.
  • Gregor Mendel kalıtım yasasını bezelyeler üzerinden keşfetmişti.
  • Domatesin adamotuyla karanlık ilişkisi, Avrupalıların uzun süre ondan sakınmalarına sebep olmuştu.
  • Külkedisi balkabağından arabası sayesinde prensesliğe terfi etmiş, başka bir prensesin prenses olduğuysa bir bezelye tanesi sayesinde anlaşılmıştı.
  • Biber gazının ana maddesi olan capsaicine’i en yoğun olarak barındıran biber türlerinden biri Kuzey Hindistan’da keşfedilmişti…

Künye: Evelyne Bloch-Dano – Sebzelerin Efsanevi Tarihi, çeviren: Nihan Özyıldırım, Ruhun Gıdası Kitaplar