Kolektif – Ulusal Kültürlerin Sonu mu? (2015)

Disipliner bir yaklaşımla, çağdaş dünyada kültür politikalarının geleceğini tartışan bir çalışma.

Çeşitliliğin fiilen uygulandığı yerel, ulusal pek çok örnek tartışılıyor, küreselleşme sürecinin kültürlere olası etkileri konusundaki farklı görüşler bir araya getiriliyor.

Kitapta,

  • Çokkültürcülük,
  • Çokkültürcü politika ve pratikler,
  • Hoşgörü ve farklılık,
  • Küreselleşmenin yarattığı yerel imgeler ve kültürel kimlikler,
  • Yirmi birinci yüzyılın kültür politikalarında kültürel çeşitliliğin belirginliği,
  • Güncel kültür politikalarının hazırlanmasında politikanın rolü,
  • Temel sermaye olarak toplumsal sermaye,
  • Küreselleşmenin meydan okumaları karşısında kültür politikaları,
  • Ve kültür politikalarının ve kültür endüstrilerinin küreselleşme süreçleri gibi pek çok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Künye: Kolektif – Ulusal Kültürlerin Sonu mu?, derleyen: Lluís Bonet ve Emmanuel Négrier, çeviren: Işık Ergüden, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Sema Erder – İstanbul Bir Kervansaray (mı?) (2015)

Göç ve kentleşme alanlarında önemli çalışmalar yapmış Sema Erder, iç ve dış göçlerle sürekli yeniden yapılanan İstanbul’un sosyolojik dönüşümünün kaydını tutuyor.

İstanbul’a göç edenlerin bu kente taşıdıkları hayat tarzları, kentte gecekondunun doğuşu ve kentsel dönüşümün mağdur ve muhatapları konularında bir başucu kitabı.

  • Künye: Sema Erder – İstanbul Bir Kervansaray (mı?), İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Elise Ricadat ve Lydia Taieb – Üzerime Giyecek Hiçbir Şeyim Yok! (2015)

Giyinmek ne demektir, kime yöneliktir, giysi neyi ifade eder ve hangi derin tatminsizliğe işaret etmektedir?

Kimi zaman zevk veren bazense işkenceye dönüşebilen bu güncel davranışın bilhassa kadınlar için bilinçdışına dair ne barındırdığı ve neyi ifşa ettiği, Elise Ricadat ve Lydia Taieb imzalı elimizdeki psikanalitik incelemenin konusu.

Giysinin aslında neden sadece giyinmek olmadığını ve hatta olamayacağını daha iyi kavramak için, bu çalışma birebir.

  • Künye: Elise Ricadat ve Lydia Taieb – Üzerime Giyecek Hiçbir Şeyim Yok!, çeviren: Tuvana Gülcan, İletişim Yayınları

Frank Bures – Deliliğin Coğrafyası (2017)

Kültür, hayatımızı ne kadar etkileyebilir?

Gazeteci Frank Bures, bu ilginç kitabında, kültürün bizi bunalıma sürükleyebilecek, hatta bizi delirtebilecek gerçek örneklerinin izini sürüyor.

Nijerya, Tayland, Borneo, Singapur, Japonya, Hong Kong, Çin ve daha pek çok coğrafyayı kapsayan araştırmalarında Bures, halk arasında yüzyıllara yayılan kültürel hurafelerin, ne denli sınır tanımaz boyutlar alabileceğini, daha da önemlisi, bu inanışların bireyin ruh sağlığı üzerinde nasıl derin izler bırakabileceğini gözler önüne seriyor.

Kitaptan birkaç örnek şöyle:

  • Büyüyle cinsel organın kaybedilmesi,
  • Amok diye bilinen Malezya’ya özgü cinnet hali,
  • Japon toplumunda, bazı kişilerin başkalarının utançlarından korktuğu “taijin kyufusho” durumu,
  • Malezya’da, ani bir korku sonrasında, çevrelerindekilerin sözlerini ve hareketlerini tekrar etme anlamına gelen “latah” hali,
  • Vudu ölümleri,
  • Japonya’da, özellikle genç bireyleri sosyalleşmekten aşırı derecede alıkoyan “sessiz salgın” furyası,
  • Kamboçya’da, insanlarda baş dönmesi, nefes alma zorluğu, uyuşukluk ve ateşlenmeye neden olduğuna inanılan “rüzgâr saldırısı” sendromu,
  • Hintli erkeklerin, fiziksel ve cinsel güçsüzlüğe uğradıklarını düşündükleri “dhat” sendromu…

Kitap, bu ve bunun gibi pek çok dikkat çekici örnek üzerinden, kültürün, algılamamızı ve davranışımızı nasıl güçlü bir biçimde şekillendirebileceğini gösteriyor.

  • Künye: Frank Bures – Deliliğin Coğrafyası, çeviren: Baysan Bayar, Paris Yayınları, kültür, 207 sayfa, 2017

Vefa Zat – Barmen (2009)

Vefa Zat en çok, rakı kültürü ve İstanbul’un eğlence hayatını konu alan eserleriyle bilinir.

Zat’ın bu kitabıysa, kendisinin İkinci Dünya Savaşı’ndan 12 Eylül’e uzanan anılarından, kişisel tanıklıklarından oluşuyor.

Zat’ın anıları, Samatya’da, küçük bir esnaf meyhanesinde miço olarak mesleğe başladığı dönemlerden, Hilton’da uzun yıllar süren barmenliğine uzanıyor.

Ayrıca yazarın, Jerry Lewis, Mısır Prensesi Elizabeth, Gönül Yazar, Orhan Boran, İsmet İnönü, Nadir Nadi, Çetin Altan, Benli Belkıs, Louis Armstrong ve Hrant Lusigyan gibi ünlü isimlere dair anıları da kitabı renkli kılan hususlardan biri.

Zat, okura, İstanbul’un gece hayatı ve içki kültürüne dair zengin, renkli ayrıntılar sunuyor.

  • Künye: Vefa Zat – Barmen, Doğan Kitap, anı, 238 sayfa

Abram de Swaan – Sözcüklerin Dünyası (2018)

‘Sözcüklerin Dünyası’, siyaset sosyolojisi alanında önemli çalışmalara imza atmış Abram de Swaan’ın önemli eserlerinden biri.

Kitapta,

  • Dilin bir iletişim aracı olarak ortaya çıkışının kökenleri,
  • Dilin iletişim değeri,
  • Yeryüzü üzerindeki eşitsiz metin değiş tokuşu,
  • Dil ve siyaset ilişkisi,
  • Kültür sosyolojisinde dillerin ele alınış biçimleri,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Sömürgecilik sonrası dünyada, dil üzerinden kurulan yeni iktidar biçimlerini gözler önüne sermesiyle de dikkat çeken kitap, çok dilli toplumlarda dil siyasetini ve genel olarak da dil ve siyaset ilişkisini ayrıntılı bir bakışla tartışmasıyla büyük öneme haiz.

  • Künye: Abram de Swaan – Sözcüklerin Dünyası, çeviren: Sinem Gül, Dost Kitabevi, sosyoloji, 295 sayfa

Gökhan Demirkol – Gırgır (2018)

Türkiye’de mizah dergileri, basın tarihi içerisinde önemli bir yere sahip olmakla birlikte akademide siyasi dergi ve günlük gazetelere oranla daha az çalışılan bir alan olarak kaldı.

Bu durumdan, Türkiye mizah yayıncılığında bir fenomen olmuş, efsane haline gelmiş Gırgır Dergisi de nasibini ziyadesiyle aldı.

Basın tarihi alanında çalışan Gökhan Demirkol’un bu incelemesi de, tam da böylesi bir boşluğu doldurmasıyla önemli.

Daha önce mizah dergilerini ele alan çalışmalar, daha ziyade ele aldıkları dergilerin “muhalif” yönlerini merkeze almıştı.

Oysa Demirkol, sadece “muhaliflik” olgusu çerçevesinden bu tür dergileri incelemenin, dergilerin toplumsal hayata dair sağlayacağı yeni yaklaşım, olgu ve olanakları göz ardı etmek anlamına geldiğini düşünüyor.

Demirkol böylece, gündelik hayat pratiklerinden beslenen bir mizah dergisi olarak Gırgır’ı, Türkiye toplumunun geçmişini ve bugününü anlama konusunda verimli bir kaynak olarak inceliyor.

“Gırgır’ın alamet–i farikası neydi?” sorusunun yanıtını arayan her okurun ilgiyle okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Gökhan Demirkol – Gırgır: Bir Mizah Dergisinde Gündelik Hayatın Dönüşümü (1972-1989), İletişim Yayınları, inceleme, 182 sayfa, 2018

Gertrude Stein – Alice B. Toklas’ın Özyaşamöyküsü (2018)

Yirminci yüzyıl modernist edebiyatın öncülerinden Gertrude Stein, uzun yıllarını birlikte geçirdiği Alice B. Toklas’ın gözünden Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrasının zengin bir fotoğrafını çekiyor.

Yirminci yüzyılın başındaki Paris’te bir araya gelen ve o zaman adları pek bilinmeyen bir dizi genç sanatçı ve edebiyatçının yaşadıkları çevre hakkında aydınlatıcı ve keyifli bir metin olarak okunabilecek kitap, Picasso, Matisse, Gris, Braque, Apollinaire, Ernest Hemingway ve Sherwood Anderson gibi isimleri karşımıza çıkarıyor.

Kitap, büyük bir yıkımının Avrupa’yı kasıp kavurduğu bu dönemde, kendi edebi ve sanatsal eserlerinin ilk nüvelerini yaratmaya koyulan, her şeye rağmen ümidini kaybetmeyen yenilikçi bir kuşağın dünyasından ayrıntılar sunmasıyla önemli.

Bu yönüyle döneme dair bilgilendirici bir kültür tarihi kitabı okunabilecek kitap, ustaca betimlenen bir yaratıcılık atmosferi içinde, 20. yüzyıl başlarının pek çok ünlü adayı canlı portre çizimleri ve eğlendirici anekdotlarla arzı endam ediyor.

Dönemin kültür olayları, sanatçıların bir Bohem yaşantısı içinde sürdürdükleri yaratma savaşımları, I. Dünya Savaşı’nın getirdiği değişimler, yazarın kendi yaşamı ve yaratıcılık süreciyle iç içe anlatılıyor.

Gertrude Stein, kendine has edebiyat denemeleriyle bilinir.

Bu kitabı da, yazarın bu sıra dışı tarzından tam olarak bağımsız düşünmek mümkün değil.

Stein, ayrıksı birtakım dil kullanımlarıyla, incelikli ve soyut anlatım biçimini burada da görüyoruz.

Bizdeki ilk baskısı 1992’de yapılan kitap, uzun zamandır temin edilemiyordu.

Bu yeni baskının Stein hayranlarını sevindireceğini söylemeliyiz.

  • Künye: Gertrude Stein – Alice B. Toklas’ın Özyaşamöyküsü, çeviren: Nesrin Kasap, Metis Yayınları, anlatı, 280 sayfa, 2018

 

Feridun Nadir – Rakı Felsefesine Giriş (2015)

Muhabbeti, sohbeti ve içimiyle, domates salatası, balık, kavun, beyaz peynir ve çiroz gibi mezeleriyle tam bize göre bir içkidir rakı.

Erbabı ve ehlikeyfiyle sofistikedir.

Bu nadide içkinin kültürümüzdeki izleri saymakla bitmez.

Feridun Nadir’in gönüllere muhabbet dolduran bu kitabı, Rakı adabını bir baştan diğer başa kat ediyor.

Kitaba, Ece Temelkuran, Vefa Zat ve Refik Durbaş’ın kaleme aldıkları önsöz yazıları da eşlik ediyor.

Keyfimiz daim, muhabbetimiz bol olsun.

  • Künye: Feridun Nadir – Rakı Felsefesine Giriş, Parantez Yayınları

Arnd-Michael Nohl – Eşya ve İnsan (2018)

Öğrenmede, eğitimde, özellikle de sosyalleşme ve yönelim geliştirme sürecinde maddi eşyanın vazgeçilmez bir önemi var.

Arnd-Michael Nohl da bu ilgi çekici çalışmasında, eşyayla kurduğumuz pratik ilişkinin felsefesi, pedagojisi ve sosyolojisi üzerine düşünüyor.

Nohl, kitabı boyunca şu soruların yanıtlarını arıyor:

  • Örneğin bisiklete binmekte olduğu gibi, eşya için, eşya ile ve eşya aracılığıyla nasıl öğreniriz?
  • Eğimli oturma yerine sahip ergonomik bir sandalye örneğindeki gibi, eşya bizi belli bir beden duruşu almaya nasıl zorlar?
  • İnternetin oluşum sürecinde görüldüğü gibi, eşya bizimle birlikte nasıl değişir, işlevsellikleri nasıl yeni boyutlar kazanır?
  • Üzerinde yazı yazdığımız masa örneğinde olduğu gibi, büyüme sürecimizde eşya nasıl sıradanlaşır?

Nohl, bu ve bunu gibi pek çok soruyu yanıtlıyor ve bunu yaparken de, insan ve eşya ilişkisindeki pedagojik temel süreçler hakkında aydınlatıcı ve keyifli ayrıntılar sunuyor.

  • Künye: Arnd-Michael Nohl – Eşya ve İnsan: Bir Pratik İlişkinin Felsefesi, Pedagojisi ve Sosyolojisi, çeviren: Özden Saatçi, Ayrıntı Yayınları, kültür, 240 sayfa, 2018