Kolektif — Hak, Hukuk, Medya (2026)

Tezcan Durna’nın derlediği bu kitap, hak ihlallerinin sıradanlaştığı bir dönemde, medyanın bu sürece nasıl eklemlendiğini ve kimi zaman nasıl doğrudan bir araca dönüştüğünü görünür kılıyor. ‘Hak, Hukuk, Medya’, güncel medya düzenini yalnızca teknik ya da mesleki sorunlar üzerinden değil, haklar, özgürlükler ve toplumsal mücadeleler bağlamında ele alıyor. Kitap, bugünün medya ortamının hangi tarihsel ve siyasal koşullar içinde biçimlendiğini tartışmaya açıyor.

Makaleler, sendikasızlaştırmadan ifade özgürlüğünün daraltılmasına, eğitim ve barınma hakkı ihlallerinden kadın ve çevre haklarına kadar geniş bir alana yayılıyor. Medya, bu başlıkların her birinde ya görünmez kılma ya da meşrulaştırma işleviyle sorgulanıyor. Yazarlar, medyanın şiddeti temsil ediş biçimlerinden denetim ve gözetim mekanizmalarına uzanan bir çizgide, hak ihlallerinin nasıl normalleştirildiğini analiz ediyor.

Kitabın ayırt edici yönlerinden biri, metinlerin yalnızca akademik bir mesafeden yazılmamış olması. Yazarların büyük bir kısmı, KHK’lerle ihraç edilmiş ya da sistematik baskıya maruz kalmış kişilerden oluşuyor. Bu durum, makalelere çift katmanlı bir nitelik kazandırıyor: Metinler hem bilimsel çözümlemeler sunuyor hem de doğrudan deneyimlerden beslenen özdüşünümsel anlatılar içeriyor.

‘Hak, Hukuk, Medya’, sansür, otosansür ve baskı rejimlerinin bugüne nasıl taşındığını tarihsel bir perspektifle ele alırken, okuru da bu sürecin parçası olan medya-siyaset ilişkisini yeniden düşünmeye çağırıyor. Kitap, yalnızca yaşananları kayda geçirmekle yetinmiyor; bu çoraklaşmış ortamın nasıl aşılabileceğine dair eleştirel bir farkındalık yaratmayı amaçlıyor ve geniş bir okur kitlesini bu ortak düşünme çabasına davet ediyor.

Kolektif — Hak, Hukuk, Medya
Derleyen: Tezcan Durna • Heretik Yayıncılık
Siyaset • 555 sayfa • 2026

Kolektif – Medya, İdeoloji ve Hegemonya (2025)

Savaş Çoban’ın editörlüğünü yaptığı ‘Medya, İdeoloji ve Hegemonya’ (‘Media, Ideology and Hegemony’) adlı kitap, medyanın ideolojik rolünü ve toplumsal hegemonya üzerindeki etkisini farklı perspektiflerden inceleyen makalelerden oluşuyor. Kitap, medyanın sadece haber ve bilgi aktaran bir araç olmadığını, aynı zamanda ideolojilerin üretildiği, yeniden üretildiği ve yaygınlaştırıldığı bir alan olduğunu vurguluyor.

Kitapta yer alan makaleler, medyanın ideolojik işlevini farklı teorik çerçeveler üzerinden ele alıyor. Gramsci’nin hegemonya kavramı, Althusser’in ideolojik devlet aygıtları kavramı, Frankfurt Okulu’nun eleştirel teorisi gibi farklı yaklaşımlar, medyanın ideolojik rolünü anlamak için kullanılıyor. Medyanın, egemen ideolojiyi nasıl yeniden ürettiği, toplumsal rızayı nasıl inşa ettiği ve alternatif ideolojileri nasıl marjinalleştirdiği farklı örnekler üzerinden tartışılıyor.

Kitap, medyanın sadece siyasi ideolojileri değil, aynı zamanda kültürel değerleri, toplumsal normları ve kimlikleri de şekillendirdiğini gösteriyor. Medyanın, tüketim kültürünü, popüler kültürü ve yaşam tarzlarını nasıl etkilediği, farklı makalelerde farklı açılardan ele alınıyor. Medyanın, toplumsal cinsiyet rolleri, etnik kimlikler ve ulusal kimlik gibi konuları nasıl temsil ettiği, ideolojik analizlerle ortaya konuyor.

‘Medya, İdeoloji ve Hegemonya’, medyanın ideolojik rolünü ve toplumsal hegemonya üzerindeki etkisini anlamak için önemli bir kaynak. Medya çalışmaları alanında çalışan akademisyenler, öğrenciler ve medya okuryazarlığına ilgi duyan herkes için değerli bir başvuru eseri. Kitap, medyanın karmaşık ve çok boyutlu yapısını anlamak için farklı perspektifler sunarak, eleştirel bir bakış açısı geliştirmeye yardımcı oluyor.

Kitap, medyanın toplumsal ve siyasi hayattaki rolünü anlamak için önemli bir katkı sunuyor. Medya okuryazarlığına ilgi duyan herkesin bu kitabı okuması önerilir.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Vincent Mosco, Savaş Çoban, Burton Lee Artz, Nick Stevenson, Arthur Asa Berger, Thomas Klikauer, Marco Briziarelli, Jeffrey Hoffmann, Peter Ludes, Padmaja Shaw, Tanner Mirrlees, Douglas Kellner, Gerald Sussman, Robert Jensen, Victor Pickard, Alfonso M. Rodríguez de Austria Giménez de Aragón, Oliver Boyd-Barrett, Junhao Hong ve Minghua Xu.

  • Künye: Kolektif – Medya, İdeoloji ve Hegemonya, derleyen: Savaş Çoban, çeviri: Kolektif, Fol Kitap, siyaset, 480 sayfa, 2025

Jacqueline B. Toner – Haberler Seni Korkuttuğunda Ne Yapabilirsin? (2024)

Teknolojinin hızla geliştiği ve dijital medya kullanımının giderek daha küçük yaş gruplarındaki çocuklar arasında yaygınlaştığı günümüzde anne ve babaların, çocuklarının medya kullanımını sürekli denetlemeye çalışmaları oldukça yorucu hatta belki de imkânsız bir çaba olabilir.

Tam da bu sebeple günümüzün en önemli ihtiyaçlarından biri olan medya okuryazarlığı konusunda çocukları bilgilendirmek, yetişkinler için yeni ve önemli bir sorumluluk olarak ön plana çıkmaktadır.

Medya okuryazarlığı ihtiyaç duyulan bilgiye radyo, televizyon, gazete, sosyal medya gibi kaynaklardan nasıl erişilebileceğini bilme, erişilen bilginin niteliğini değerlendirebilme ve son olarak bu bilgileri sentezleyebilme becerisine sahip olabilmektir.

Doktor Jacqueline B. Toner tarafından yazılmış ve Amerikan Psikoloji Derneği onaylı ‘Haberler Seni Korkuttuğunda Ne Yapabilirsin?’ medya okuryazarlığı konusunda yetişkinlere oldukça değerli bilgiler sunarken çocuklar için başucu kitabı niteliğinde bir rehber olma özelliği taşıyor.

Tüm çocuk ve gençlere kavrayabilmesi güç olan diğer bir taraftan da yaşamın kaçınılmaz bir parçası olan korkutucu, üzücü hatta şok edici haberler karşısında nasıl bir tutum benimseyebilecekleri üzerine yol gösterirken onları haberleri objektif yorumlayabilme ve zor durumlarda bile soğukkanlı kalabilme konusunda da cesaretlendiriyor.

Her şeyden önemlisi yaşanan tüm zorlayıcı gelişmelere rağmen dünyayı sakin ve güvenli bir yer olarak algılayabilmelerine yardımcı oluyor.

Tüm bu bilgileri etkileşimli sayfalarının içinde yer alan egzersizler aracılığıyla çocuklara sunuyor; böylelikle önemli bir konuyu deneyimleyerek öğrenmeleri için onlara alan açıyor.

Ebeveyn ve Bakımverenler İçin Sunuş bölümünde ise, çocukları medya kullanımı konusunda nasıl bilinçlendirebileceğimiz ve olumsuz haberlerden onları nasıl koruyabileceğimiz hakkında oldukça değerli ve bilimsel bilgiler paylaşıyor.

‘Haberler Seni Korkuttuğunda Ne Yapabilirsin?’, medya kullanımı üzerine sunduğu kısa ve etkileşimli dersler sayesinde korkutucu haberler karşısında hissedilmesi olası duygular hakkında bilgiler sunuyor ve içeriğinde yer alan egzersizler aracılığıyla bu zor duygularla baş etmenin yollarını deneyimletiyor.

Kitap çocuklara gözlemlerini not edebilecekleri alanlar açarak onları araştırmacı olmaya teşvik ediyor.

Kamera açısından haberlerin sunuluş biçimine kadar tüm detayların izleyicileri nasıl etkileyebileceğiyle ilgili önemli bir farkındalık oluşturarak, bilginin duygular üzerindeki rahatlatıcı gücünü ön plana çıkarıyor.

  • Künye: Jacqueline B. Toner – Haberler Seni Korkuttuğunda Ne Yapabilirsin?: Medya Okuryazarlığı ve Haberleri Yorumlamak Üzerine, çeviren: Duygu Bolut, Okuyanus Yayınları, medya, 88 sayfa, 2024

Güventürk Görgülü – Alacakaranlıkta Gazetecilik (2024)

1980’lerin ikinci yarısından başlayarak Türkiye’yi etkisi altına alan neoliberal dalga ve dışa açık büyüme politikası, başlarda epey dirençle karşılaşmıştı.

Ancak 1990’lı yıllar, birbiri ardına gelen ekonomik krizler ve politik çalkantılarla Türkiye’yi 2000’lerde son sürat gireceği bir kavşağa doğru hızla itmekteydi.

1990’lardaki bu büyük yol ayrımı, Türkiye’nin hem siyasi hayatını hem de medya düzenini geri dönüşü olmayacak şekilde değiştirdi.

‘Alacakaranlıkta Gazetecilik: Türkiye’de Neoliberal Medya Düzeninin Kuruluşu’, işte bu değişim yıllarını açıklıyor.

Kitabın ilk bölümünde, liberalizmin “Bırakınız yapsınlar” ilkesinden, neoliberalizmin “Neyin nasıl yapılacağına biz karar veririz” şiarına geçişinin, nasıl ve hangi şartlarda gerçekleştiği tartışılıyor.

İkinci bölümde, dünyada ve Türkiye’de medya endüstrisinin neoliberal norm ekseninde nasıl yeniden yapılandırıldığının tarihsel arkaplanı sunuluyor.

Üçüncü ve son bölümde ise neoliberal medya düzeninin inşası sırasında gazetecilerin yaşadıkları; haberin, gazeteciliğin ve çalışma koşullarının nasıl değiştiği gazetecilerin gözünden aktarılıyor.

Güventürk Görgülü’nün titiz bir çalışmayla kaleme aldığı bu kitap, medya tarihinin bir dönemine ışık tutarken, bağımsız habercilik üzerine bugünlerde zihinleri meşgul eden meselelerin kökenlerini anlamak için de başvurulacak bir kaynak.

  • Künye: Güventürk Görgülü – Alacakaranlıkta Gazetecilik: Türkiye’de Neoliberal Medya Düzeninin Kuruluşu, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, medya, 372 sayfa, 2024

Paul Hodkinson – Medya, Kültür ve Toplum (2023)

Günümüzün medya kültürünü, medya toplumunu eleştirel bir biçimde analiz eden usta işi bir inceleme.

Sosyal medyadan, çağdaş reklamcılıktan, haberlerden ve mobil teknolojilerden sınıf, etnisite ve toplumsal cinsiyet temsillerine dek her şeyi kapsayan, açık bir biçimde organize edilmiş, sistematik ve en yeni gelişmelerin çok iyi bir biçimde değerlendirilmesiyle alanın eleştirel bir araştırmasını birleştiren kitap, medya ve iletişim çalışmalarına “olmazsa olmaz” bir katkı sağlıyor.

Medyaya ilgi duyan herkesin yanı sıra medya, kültür ve toplum alanındaki bilim insanları, lisans ve lisansüstü öğrencileri için sunulan bu eser, medya, kültür ve toplum arasındaki karmaşık ilişkiyi dikkatli bir biçimde vurgularken, medyanın günlük yaşama nüfuz edişini inceliyor.

“Medya Unsurları”, “Medya, Güç ve Denetim” ve “Medya, Kimlik ve Kültür” olmak üzere üç ana kısımdan oluşan çalışma, aynı zamanda araştırma ve öğretim gereksinimlerini de çok iyi bir biçimde karşılıyor.

  • Künye: Paul Hodkinson – Medya, Kültür ve Toplum, çeviren: Onur Orhangazi, Ütopya Yayınları, medya, 512 sayfa, 2023

Kolektif – Popülizm ve Medya (2023)

 

Dünyada ve Türkiye’de otoriterleşme konusu uzun zamandır tartışılıyor.

Otoriterleşen popülist liderler medyayı etkili biçimde kullanırlar, halk adına konuşurlar ve onlar için en iyisini yaptıklarını iddia ederler.

Faşizm ve popülizmin ayrıştığı nokta seçimlerdir.

Faşizm ve popülizmin en çok kesiştiği nokta muhalefete alan bırakmamalarıdır.

Medyanın özgür olmadığı ülkelerde toplumun bilgi almak için özel olarak çabalaması gerekir ki bu eğitim seviyeleri, okuldaki ve ailedeki ideolojik şekillenme düşünüldüğünde pek de olası bir durum değil.

Bu anlamda muhaliflerin hem alternatif mecraları kullanmaları hem de karşı-propaganda yapmaları gerekiyor.

Bunları yapmaya çalışanlar da ülkelerin yapılarına göre çeşitli şekillerde devletin adli ve zor güçleri tarafından susturulmaya çalışılır.

Yasemin İnceoğlu ve Savaş Çoban’ın elinizde tuttuğunuz bu kapsamlı derleme eserinde, son zamanlarda gündemimizde epeyce yer eden “popülizmin” çeşitli alanlardaki etkileri ve hayatımıza yansımaları ele alınıyor.

  • Künye: Kolektif – Popülizm ve Medya, derleyen: Yasemin Giritli İnceoğlu, Savaş Çoban, Ayrıntı Yayınları, medya, 416 sayfa, 2023

Seyedmorteza Mousavi – Yeni-Sosyal Medya ve Demokrasi (2023)

Günümüzde yeni-sosyal medyanın birçok ülkede ve toplumda yaygın bir şekilde kullanılması, bu araçların veya alanların giderek daha fazla önem kazandığını gösteriyor.

Nitekim son dönemlerde birçok ülkede ister otokrat ister demokrat devletler ve rejimler tarafından bu araçlara yönelik yasal düzenlemeler getirme çabası bu araçların ve ortamların önem kazandığının göstergesi.

Söz konusu demokrasi olduğunda ilk iyimser ve hayali görüşler yeni-sosyal medyayı bir kurtarıcı olarak göstermiş olsalar da, yaşam pratiği bu iyimserliğin yerini kötümser ve olumsuz görüşlere bırakmasına neden olmuştur.

Bugün geldiğimiz nokta itibarı ile yeni-sosyal medyanın demokrasi üzerindeki farklı etkileri kesin sonuçlar olmamakla birlikte hararetle tartışılıyor.

Bu tartışmalarda odak noktası yeni-sosyal medyanın demokrasi için sınırlayıcı veya ilerletici rolü üzerine.

Bu kitapta Habermasçı Müzakereci Demokrasi kuramından yararlanarak dünya çapında e-demokrasi üzerinde yapılan çalışmalardan yansıyan teorik okumalardan yola çıkılmıştır.

Kitap, ayrıca yeni-sosyal medyanın ana dinamikleri olan sosyo-siyasi, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel boyutları da ele alıyor.

  • Künye: Seyedmorteza Mousavi – Yeni-Sosyal Medya ve Demokrasi, Ütopya Yayınları, medya, 332 sayfa, 2023

Kolektif – Anaakım Çökerken Alternatif Medyanın Eleştirisi (2023)

AKP, 2002 yılında iktidar olduğundan beri Türkiye’deki medya alanını yeniden düzenlemeye başladı.

Bu yeniden düzenleme süreci 2011 yılından itibaren hızlandı ve radikalleşti.

90’ların İslamcı-muhafazakâr medyasının güçlendirildiği, ana akımda yer alan medya kuruluşlarının büyük oranda el değiştirdiği, bu kuruluşlarda çalışan gazetecilerin kitlesel olarak işten çıkartıldığı ve gazeteciliğe yönelik baskıların arttığı bu düzenleme süreci, keskin bir dönüşüme yol açtı.

Bu dönüşüm sürecinin sonunda medya alanı, “iktidar yanlısı” ve “muhalif” olarak adlandırılan iki temel kampa bölündü.

Yeni medya düzeninin çok küçük bir kısmını oluşturan ve “muhalif medya” olarak anılan medya kuruluşları, dönemin şartları ve maddi imkânsızlıklar nedeniyle, özelikle internetin olanaklarından yararlanmaya çalıştı.

Bu imkânsızlıkların mecbur kıldığı çabaların yarattığı paradoksal imkânlar alternatif medya, radikal medya, yurttaş gazeteciliği gibi medya modellerinin örneklerinin çoğalmasını sağladı.

Türkiye özelinde gazeteciliğin yaşadığı ekonomik ve siyasi kriz, yeni modellerin ve girişimlerin doğuşunu hızlandırdı.

Bu kitapta, 2010’lu yıllarda kapsamı ve etkisi artan alternatif gazetecilik arayışlarının, mesleki, etik, iktisadi ve politik eleştirisini hedefleyen yazılar bir araya getirildi.

Gazetecilik ve medya çalışmaları açısından özgül bir dönemi temsil eden bu yıllar, akademik eleştirinin konusu olmayı fazlasıyla hak ediyor.

Anaakım medyanın eleştirisi yapılırken, ana akımın çöküşüyle ortaya çıkan boşluğu doldurma misyonunu bir zorunluluk olarak üstlenen gelenekseliyle dijitaliyle alternatif medya alanının yeterince eleştirilmediği görülüyor.

İşte bu boşluğu dolduran eldeki çalışma, gazeteciliğin büyük bir kriz yaşadığı ve bu krizden çıkışın yollarını yeni yöntemler üzerinden bulmaya çalıştığı bu dönemin akademik bir eleştirisini yapıyor.

Kitapta,

  • Alternatif medya muhalif midir?
  • Gazeteci muhalif mi olmalı?
  • Ve alternatif medya neye alternatif? gibi soruların yanıtları aranıyor.

Kitap bunu yaparken, anaakım medya ve gazeteciliğin yanı sıra, alternatif kavramının kendisini de nesnel bir mesafeyle sorguluyor.

  • Künye: Kolektif – Anaakım Çökerken Alternatif Medyanın Eleştirisi, derleyen: Vahdet Mesut Ayan ve Emre Tansu Keten, um:ag Yayınları, medya, 200 sayfa, 2023

Amy S. Bruckman – Wikipedia’ya İnanmalı mıyız? (2023)

İnternetin bilgiyi nasıl yarattığını hakkıyla anlamak için çevrimiçi grupların tasarımının topluluk, işbirliği, kimlik, kötü davranışların yönetimi ve piyasa güçlerinin etkisi gibi diğer kritik yönlerini de anlamanız gerekir.

İşte tam da bunu yapan Amy Bruckman imzalı ‘Wikipedia’ya İnanmalı mıyız?’, çevrimiçi toplulukların nasıl bilgi oluşturabildiğine (ya da oluşturamadığına) vurgu yaparak çevrimiçi toplulukların tasarımına odaklanıyor.

Çevrimiçi etkileşime girdikçe yeni bilgi türleri ve topluluklar yaratıyoruz.

Bu topluluklar nasıl oluşuyor?

Bilgi kaynağı olarak onlara güvenip güvenemeyeceğimizi nasıl bilebiliriz?

Başka bir deyişle, Wikipedia’ya inanmalı mıyız?

Bu kitap, topluluğun ve bilginin tanımını, internetin yeni topluluk türlerini nasıl kolaylaştırdığını ve bilginin çevrimiçi işbirliği ve sohbet yoluyla nasıl şekillendiğini araştırıyor.

Amy Bruckman, kendimizi çevrimiçi ortamda temsil edişimizin etkileşimimizi şekillendirme biçimini, çevrimiçi ortamdaki kötü davranışların sebeplerini ve bu konuda yapılabilecekleri irdeliyor.

Ve en önemli soruyu soruyor: İnternet kullanıcıları ve tasarımcıları olarak internetin hepimizin içindeki en iyiyi ortaya çıkarmasını nasıl sağlarız?

‘Wikipedia’ya İnanmalı mıyız?’, çevrimiçi toplulukları daha iyi anlamak, internette geçirdiği zamanı daha kaliteli ve güvenli hale getirmek, insan-bilgisayar etkileşimi ve sosyal bilişim hakkında fikir edinmek isteyen herkesin okuması gereken kayda değer bir kaynak.

Çevrimiçi hayatın duygusal ve sosyal amaçlarımıza nasıl hizmet edeceğine dair yol gösteren bir rehber niteliğinde olan kitap, Wikipedia’yı güvenli ve verimli bir şekilde kullanmanın yollarını anlatıyor.

  • Künye: Amy S. Bruckman – Wikipedia’ya İnanmalı mıyız?: Çevrimiçi Topluluklar ve Bilginin İnşası, çeviren: Aslı Gizem Korkmaz, The Kitap Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2023

Geert Lovink – İnternetimizi Geri Almanın Yolu (2023)

Sosyal medya diye bildiğimiz platformlar milyarlarca insanın gündelik rutininin büyük bir kısmını işgal ediyor.

Bunu da adı üzerinde bir “ağ” gibi gündelik pek çok işlevi birbirine bağlayarak, denetleyerek, teşvik ederek ve hep daha fazlasını talep ederek yapıyor.

Bu dijital ağ kültürünün hayatı kolaylaştırdığını ve hızlandırdığını iddia edenler kadar platformların arkasındaki iktisadi mantığa, reklam endüstrisine ve tüketim kültürünün yeniden üretimine dikkat çekip toplumsal yaşamı daraltan etkilerini eleştirenler de var.

Uzun yıllardır ağ kültürü ve medya hakkında önemli yayınlar yapan Geert Lovink, ‘İnternetimizi Geri Almanın Yolu: Platformdan Kaçış’ta interneti yeniden “bizim” kılmak için platformların tekelleşmiş kültüründen bir kaçış öneriyor ve “başka bir ağ kültürü” mümkün diyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Ağ nostaljisine kapılmak istemiyorsak ve uyumlu, kimliği esas alan topluluk inançlarını methetmeyi reddediyorsak, platform mantığından nasıl uzaklaşabilir, beş milyar kullanıcıya ev sahipliği yapan bir medyaya uygun yeni tekno-sosyalliğin biçimlerini nasıl yaratabiliriz? O aşamaya gelebilmemiz için Platform Meselesini siyasallaştırıp deneylere başlamamız gerekir. Düzenleyici rejimlerin on yıllardır zayıf düştüğü, siyaset erbabının da bir sonraki seçimler için platformlara muhtaç olduğu düşünülürse, mesele daha umutsuz olmasa da daha acil bir hal alıyor. ‘İnternet mimarisi’ küresel gündemde hiç yer aldı mı, bilmiyoruz ama şu anda gündemde olmadığı kesin. Benim tezim ise şu: Platform sosyalizmi platformu kucaklamamalı, lağvetmelidir.”

  • Künye: Geert Lovink – İnternetimizi Geri Almanın Yolu: Platformdan Kaçış, çeviren: Mehmet Ratip, İletişim Yayınları, medya, 240 sayfa, 2023