Mark Solms – Hisseden Beyin (2022)

Sinirbilim alanının önde gelen araştırmacılarından Mark Solms, ‘Hisseden Beyin’de psikanaliz ve sinirbilim arasındaki yolu aydınlatma vazifesini üstleniyor.

Sigmund Freud’un tümüyle psikiyatrik vakalardan çıkarsadığı soyut kavramların beyin dokusundaki karşılıklarının peşine düşerek, nöropsikanaliz alanının belki de en başat hedefinin peşinden gidiyor.

Üstelik bu “ağır” meseleyi herkesin anlayabileceği bir üslupla ele almayı başarıyor.

Çalışma, zihnin yapısı ve işlevlerine dair psikanalizden öğrendiklerimizin nörolojik temelini haritalandırmasıyla önemli.

  • Künye: Mark Solms – Hisseden Beyin: Nöropskinaliz Yazıları, çeviren: Kerem Işık, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 248 sayfa, 2022

Thomas H. Ogden – Zihin Matrisi (2022)

‘Zihin Matrisi’, psikanalitik teoriyi, bu alandaki benzer çalışmaların karmaşıklık ve jargon tuzağına düşmeden ele alıyor.

Thomas H. Ogden, yeni ve verimli bir psikanalitik düşünce biçimi ve uygulamanın gelişmesinde asli olarak gördüğü beş analitik kuramcının çalışmalarında şekillenen zihnin başlangıç hikâyelerini anlatıyor: Sigmund Freud, Melanie Klein, Ronald Fairbairn, Donald Winnicott ve Wilfred Bion.

Bu analistlerin her birinin geliştirdiği zihin kavrayışı, (Freud, Klein ve Fairbairn’in çalışmalarında) bir düşünme aygıtından, bizzat deneyimleme ediminde (Winnicott ve Bion’un çalışmasında) yeralan bir sürece doğru gider. Yazar, Bion, William Ronald Dodds Fairbairn ve özellikle de Winnicott’un katkılarını kullanarak Freudyen dürtü kuramını aydınlatmak için Klein’ı yeniden yorumluyor.

‘Zihin Matrisi’, Melanie Klein’ın güçlü ve zayıf yönleri hakkında bugüne kadarki en derin kavrayışlardan birini sağlıyor.

Yazar bunu yaparken kendini İngiliz nesne ilişkileri ekolünün en etkili Amerikalı sözcülerinden biri olarak kabul ediyor.

Ogden psikanalitik uğraşın diyalektik doğasına kıymet veren eden bir düşünür.

Ogden’e göre Freudyen tez, Kleinyen antitez gerektirir ve ne Freud ne de Klein bir diğerini anlamadan tam olarak anlaşılır.

Ogden, Klein’ın eksikliklerini belirtmekten çekinmiyor ve Winnicott’un özellikle potansiyel alanla ilgili katkılarının Klein’ın açıklamalarındaki boşluğu doldurduğunu ikna edici bir şekilde gösteriyor.

Ciddi sorunları olan hastaların tedavisiyle uğraşmış deneyimli bir psikanalitik terapist olarak, Ogden kavramsal düşünce çerçevesini pek çok defa klinik verilerle temellendiriyor.

  • Künye: Thomas H. Ogden – Zihin Matrisi: Nesne İlişkileri ve Psikanalitik Diyalog, çeviren: Anjelika Şimşek, Sfenks Kitap, psikanaliz, 200 sayfa, 2022

R. D. Laing – Bölünmüş Benlik (2022)

Yirminci yüzyılda en çok etki yaratmış psikoterapistlerden R. D. Laing’in başyapıtı sayılabilecek ‘Bölünmüş Benlik’ ilk kez yayımlandığı 1960’ta kamuyounda çığır açmış ve deliliği algılama tarzımızı büsbütün değiştirmişti.

Laing, birlikte çalıştığı hastaların vaka incelemeleri üzerinden psikozun tıbbi bir rahatsızlık değil, “bölünmüş bir benliğin,” yani içimizdeki iki persona arasındaki gerilimin sonucu olduğunu iddia etmişti: Bir yanda sahici, özel kimliğimiz, öte yandaysa dünyaya sunduğumuz sahte, “aklı başında” benliğimiz.

Kişisel yabancılaşma sorununu zengin bir varoluşçu mercekten çözümleyen ve hastayı tedavinin yeniden merkezine yerleştiren ‘Bölünmüş Benlik’, psikoterapiyle ilgilenen herkesin başucu kitaplarından biri olmaya devam ediyor.

Yazar, “ruhen rahatsız” kategorisine sorgusuz, alelacele sokulan insanların gerçekte varoluşsal bir kriz yaşadıklarını, Sartre, Heidegger, Kierkegaard gibi felsefeciler yoluyla anlaşılabileceklerini gösteriyor.

Uyum, itaat ve rekabetin normal olmanın koşulları olarak dayatıldığı bir dünyada kendi özgür seçimlerini uygulayacak yer bulamayan birey, diğer insanlarla ilişkilerinde bir sahte-benlikle hareket etmeye, içsel bir benlik geliştirmeye koyulur.

Tehlikeli ve acımasız gerçekliğin erişemediği bu içsel benlik, imkânsız bir amacın, sakat bir projenin peşinden koşar: Bedenle bağını olabildiğince aza indirgemeye çalışır.

‘Bölünmüş Benlik’, incinmiş, hırpalanmış, henüz baş edememiş, atlatamamışların, “iyi çocuk”luktan “kötü çocuk”luğa düşmüşlerin hikâyesini dürüst bir çağrıyla, eleştiri-özeleştiri gerekliliğiyle sunuyor.

  • Künye: R. D. Laing – Bölünmüş Benlik: Akıl Sağlığı ve Delilik Üzerine Varoluşçu Bir Çalışma, çeviren: Ahmet Ergün Akça, Alfa Yayınları, psikanaliz, 272 sayfa, 2022

Pierre Bayard – Tolstoyevski Muamması (2022)

Büyük Rus yazar Leon Fyodor Tolstoyevski’nin adını herkes biliyor, değil mi?

Ama aynı kişi nasıl ‘Anna Karenina’ ve ‘Karamazov Kardeşler’ kadar farklı eserler yazmış olabilir?

‘Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?’, ‘Önceden İntihal’ ve ‘Peki, Ya Eserler Yazar Değiştirseydi?’ kitaplarının yazarı psikanalist, akademisyen ve denemeci Pierre Bayard’ın yaklaşık yirmi yıllık çalışmasının ürünü olan ‘Tolstoyevski Muamması’, iki büyük Rus yazarı tek isimde bütünleştirip eserleri arasında özgün bir bağ kuruyor.

Edebi tarzını “teorik kurmaca” olarak tanımlayan Bayard, Freud’un çabasını devam ettirerek büyük Rus edebiyatının psikanalizini yapıyor.

Çoklu kişilikler teorisinden yola çıkan Bayard, okuyucuya “Ben neden birçok kişiyim?” sorusunu yöneltiyor.

‘Tolstoyevski Muamması’, hem ciddi bir şaka hem de zekice yazılmış grotesk bir deneme.

Edebiyata, özellikle de 19. yüzyıl Rus yazınına özgün bir perspektifle, bir kez daha bakmak isteyenler için!

  • Künye: Pierre Bayard – Tolstoyevski Muamması, çeviren: Ani Haddeler, Everest Yayınları, deneme, 168 sayfa, 2022

Berjanet Jazani – Klinikten Kültüre Lacancı Psikanaliz (2022)

Psikanalitik vaka sunumları ile yazarının kişisel deneyimlerini Lacancı teoriyle harmanlayan bu aydınlatıcı kitap, çağdaş öznelliği anlamaya çalışırken Lacancı psikanalizden öğrenebileceklerimize ışık tutuyor.

Sinema filmlerine bolca atıfta bulunan, yapay zekâyla ilgili tartışmaları es geçmeyen, bunun yanı sıra da klinik ve kültürel referanslarıyla hayli doyurucu bir metin niteliği taşıyan ‘Klinikten Kültüre Lacancı Psikanaliz’, rüyalar, ayna evresi, nevroz, psikoz, narsisizm, histeri, analistin konumu, dürtü, süpervizyon ve semptom gibi psikanaliz sahasına dair başlıca konuları ele alırken, bunların her birini teknoloji ve piyasaya dayalı çağdaş toplum düzenimiz üzerinden okuyor.

‘Klinikten Kültüre Lacancı Psikanaliz’, hem Lacancı psikanalizle ilgilenenler için hem de karmaşık toplumsal sorunlara kafa yoranlar için önemli bir kaynak.

Jazani’nin psikanalitik vaka analizleri, neoliberal başarı ideolojisinin öncüllerini ve insanlarda mükemmel olma baskısı bağlamında ortaya çıkan semptomları anlamak isteyenlere son derece yardımcı olacak türden.

  • Künye: Berjanet Jazani – Klinikten Kültüre Lacancı Psikanaliz, çeviren: Pitey Gonca Özbay, Minotor Kitap, psikanaliz, 224 sayfa, 2022

Darian Leader – Çizgilerle Lacan Rehberi (2022)

Lacan’ı okumak zor, anlamak daha da zor derler.

Freud’dan bu yana psikanalizin belki de en etkili ve en tartışmalı entelektüeli Jacques Lacan’la tanışmak, onun edebiyat, sanat ve felsefe üzerindeki tesirini görmek için muhtemelen bundan daha iyi bir fırsat olamazdı.

Yaşayan en mahir Lacancı psikanalistlerden Darian Leader imzalı ‘Çizgilerle Lacan Rehberi’, okuyucuyu Lacan’ın dünyasında telaşsız bir gezintiye çıkaran, Lacancı teorinin kuytu köşelerinden ustalıkla geçen bir rehber.

  • Künye: Darian Leader – Çizgilerle Lacan Rehberi, çeviren: Turgay Sivrikaya, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 184 sayfa, 2022

Catherine Chabert – Melankolik Kadınsı (2022)

Kadınsı ve melankolik…

Kadınlığın kayıp ve mazoşizmle bağını dolayımsızmışçasına sunan bu kışkırtıcı başlığın ardında Catherine Chabert aktarım kliniğinin sunduğu zengin malzemeden yola çıkarak kadınsının farklı figürlerini inceliyor.

Freud’un eserine durmaksızın geri dönen bu çalışmada psikanalizin temel kavramlarını Oedipus karmaşası ile aşkı yitirme kaygısının kavşağında yeniden işliyor.

Freud’a göre sağlıklı bir ruhsal işleyişin belirtileri sevebilmek ve çalışabilmektir.

Chabert bunlara ayrılabilmeyi ekliyor çünkü insan ruhsallığı doğumdan itibaren kayıplarla sınanıyor.

Öyleyse belki de tüm analizlerde melankolik uğraklardan geçilecektir.

Kaybın acısı aktarımda işlenirken canlı ve iyileştirici güçleriyle psikanalizi anımsatan kadınsının öteki yüzü, yinelemeden yeniye geçişte bize eşlik edecektir.

  • Künye: Catherine Chabert – Melankolik Kadınsı, çeviren: Kıvılcım İlbaşı, Bağlam Yayınları, psikanaliz, 200 sayfa, 2022

Darian Leader – Jouissance (2022)

“Jouissance” terimi bugün psikanalizde yaygın olarak kullanılmasına rağmen, bize gerçekten neyi anlatıyor?

Genellikle cinsellik, ıstırap ve doyumun bir birleşimini belirtmek için alınsa da, terim, açtığından daha fazla soruyu kapatan tamamen tanımlayıcı bir kullanıma dönüşmüştür.

Darian Leader, kavramın Freud’daki bazı kaynaklarına ve bunların Lacan’daki ayrıntılarına geri dönerek, haz ile acı arasındaki ilişkiler, otoerotizm, tatmin ile uyarılma arasındaki bağlantılar, bastırmanın etkileri ve psikanalitik kuramda bedenin yeri gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Leader, hem Lacan’ın çalışmaları için sağlam bir bağlam sunuyor hem de diğer analitik geleneklerle diyaloga giriyor.

  • Künye: Darian Leader – Jouissance: Cinsellik, Istırap ve Tatmin, çeviren: İrem Taşçıoğlu, Encore Yayınları, psikanaliz, 2022

Pamela Thurschwell – Sigmund Freud (2022)

Freud’un hayatı ve temel kavramları hakkında iyi bir giriş arayanlara bu çalışmayı öneriyoruz.

Pamela Thurschwell, eleştirel bir bakışla, Freud’un ana fikirlerini ortaya çıktıkları bağlamları da ihmal etmeden açıklıyor.

İnsana bakışımız Freud’dan sonra asla eskisi gibi olmadı.

Freud’un teorisi olan psikanaliz, pek çok şeyle birlikte, aşkı, nefreti, çocukluğu, aile ilişkilerini, uygarlığı, dini, cinselliği, fanteziyi ve günlük yaşamımızı saran çatışmalı duyguları anlamanın yeni yollarını gösterdi.

Bugün hepimiz Freud’un yenilikçi ve tartışmalı kavramlarının gölgesi altında yaşıyoruz.

Freud’un hayatını, teorilerini, anahtar kavramlarını, etkilerini ve kültürel tesirlerini ele alan ‘Sigmund Freud’, düşünürün çağdaş kültür ve eleştirel teori üzerindeki süregelen etkileriyle ilgilenen okurlara rehberlik ediyor.

Freud’un ana fikirlerini ortaya çıktıkları bağlamlarla birlikte sunan Thurschwell, aynı zamanda eleştirel bir okur olarak, Freud’un dehasını rüyalarla, semptomlarla, dil sürçmeleriyle, mitlerle, arzuyla ve kültürle ön plana çıkarıyor.

Bu yaklaşımla Freud’un çağdaş edebi ve kültürel teori üzerindeki etkisinin anlaşılır bir incelemesini gözler önüne seriyor.

Thurschwell’in ‘Sigmund Freud’u, Freud’u anlamak için önemli bir kaynak.

  • Künye: Pamela Thurschwell – Sigmund Freud, çeviren: Sena Yılmazkarasu, The Kitap Yayınları, psikanaliz, 200 sayfa, 2022

Kolektif – Utanç ve Suçluluk (2022)

Utanç ve suçluluğun ruhsallığa katkısı nedir?

Bu derleme, bireyin topluluk halinde yaşama ve uygarlığa uyumunu sağlayan utanç ve suçluluğun oluşumunda narsisizm, üstbenlik, benlik ideali, mazoşizm (daha doğrusu sado-mazoşizm), anne babayla ilişkiler ve kültürün nasıl rol oynadığını, patolojik boyutlarının klinikte nasıl ele alındığını tartışıyor.

Kitap, farklı coğrafyalardan ve yaklaşımlardan gelen on altı yazarın kendi bakış açılarından ve klinik deneyimlerinden kaleme aldıkları yazıları buluşturuyor.

Kitapta,

  • Suçluluk ve utancın kaynağı olarak üstbenliğin yapısı, oluşumu ve gelişimi,
  • Çocukta suçluluk duygusunun gelişimi,
  • Erkek ve kız çocukta üstbenlik gelişimi,
  • Utanç ve suçluluğun iletimi,
  • Utancın kuşaklararası gölgesi,
  • Utancın klinik ortamda ortaya çıkışı,
  • Utanç ve suçluluğun sahnesi olarak deri,
  • Ve utançla suçluluk arasında bekareti yitirme gibi önemli konular ele alınıyor.

Suçluluk ve utancın farklı veçheleri üzerine düşünmek için iyi fırsat.

  • Künye: Kolektif – Utanç ve Suçluluk, yayına hazırlayan: Şeyda Postacı, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 256 sayfa, 2022