Alejandro Cencerrado – Mutsuzluğun Savunması (2024)

Mutsuzluk kaçınılmazdır ama hayat her zaman bundan daha fazlasıdır.

Günlük mutluluk üzerine şimdiye dek yapılmış en uzun bilimsel çalışma.

Mutluluğu ölçmek 
imkânsızdır.

Bu cümle size tanıdık gelebilir ancak Kopenhag’daki Mutluluk Araştırma Enstitüsü’nde yaklaşık
 20 yıldır yapılan bilimsel bir çalışma mutluluğa dair inançlarınızı altüst edecek.

Veri analisti Alejandro Cencerrado, 18 yaşından itibaren kendi mutluluğunu ölçmeye başladı ve
 0’dan 10’a kadar puanlayıp kaydederek gelişmiş istatistiksel cihazlarla analiz etti.

Cencerrado, bu 
zaman diliminde finansal krizlere girip çıktı, üç farklı ülkede yaşadı, Nokia’dan akıllı telefona
 geçti, Corona virüs salgınına şahitlik etti, evlendi ve hamilelik testinde pozitifi gördü…

Peki tüm 
bunlar olurken mutluluğu nasıl bir seyirde ilerledi?

‘Mutsuzluğun Savunması’, psikoloji, sosyoloji, antropoloji gibi çok yönlü disiplinlerin iç içe 
geçtiği, bilimsel analizlerle insanlığın en derin özlemine yeni bir bakış açısı kazandıran şaşırtıcı
 bir kitap.

Amaç size bir mutluluk reçetesi sunmak da değil, aksine ele avuca gelmeyen o 
duygunun aslında nerelerde gizlendiğini göstermek.

  • Künye: Alejandro Cencerrado – Mutsuzluğun Savunması: Bizi Gerçekten Neyin Mutlu Edip Etmeyeceğini Anlamamıza Yardımcı Olacak Bir Düşünme Pratiği, çeviren: Burcu Genç, Beyaz Baykuş Yayınları, psikoloji, 280 sayfa, 2024

Iraz Yaşar – Bilinçdışının Felsefesi (2024)

Freud ve psikanaliz öncesi bilinçdışı çok farklı bağlamlarda düşünüldü.

Özellikle 19. yüzyıl Alman felsefesi içinde bu kavram çok güncel olmakla birlikte Schopenhauer ve Nietzsche gibi filozoflarda isteme, güç istemi, beden ve dürtülerle bağlantılı olarak düşünülür.

Bu filozoflar her ne kadar “bilinçdışı” kavramını merkeze alan bir tartışma ortaya koymamış olsa da ele aldıkları birçok konuda bu kavrama göndermede bulunurlar.

Örneğin bilinçli düşünmenin otonom bir yapısı olmadığını iddia ettiklerinde, bedensel ve fizyolojik süreçlerin düşünce ve davranışlarımız üzerindeki etkilerine değindiklerinde, sanatsal yaratıcılığın kaynağına ışık tuttuklarında ya da insan davranışlarının kendini kandırma ve manipüle etmeyi de içeren özellikler taşıdığına vurgu yaptıklarında bilinçdışı kavramına işaret ederler.

Dolayısıyla bilinçdışı söz konusu filozoflarda hep göz önünde bulundurulan bir kavram oldu.

Bu çalışma iki anlamda bir köprü vazifesi görüyor.

Hem bilinç ve bilinçdışı arasında hem de felsefe ve psikoloji arasında geçişi kolaylaştıracak bir materyal sunuyor.

Iraz Yaşar bilinçdışı üzerine bir felsefe tarihi çalışması yaparak hem felsefedeki bir boşluğu dolduruyor hem de psikolojinin felsefi derinliğine inmek isteyenler için bir merdiven sağlıyor.

Yaşar, felsefe alanında kalarak yazdığı bu eserde günümüze kadar gölgede kalmış bir kavram olan bilinçdışını sistemli bir biçimde ele alıyor.

Freud’la parlayan bilinçdışının Freud’a etki eden ve ona ilham kaynağı olan Schopenhauer ve Nietzsche’deki yansımalarını felsefenin anlaşılması zor bir disiplin olduğu mitini yıkarcasına yalın ve berrak bir dille ortaya koyuyor.

  • Künye: Iraz Yaşar – Bilinçdışının Felsefesi: Schopenhauer ve Nietzsche, Nika Yayınevi, felsefe, 216 sayfa, 2024

Suman Fernando – Ruh Sağlığı, Irk ve Kültür (2024)

Ruh sağlığının bireylerin, toplumların ve ülkelerin genel iyi oluşu üzerinde ciddi bir öneme sahip olduğu biliniyor.

Ne var ki birbirinden farklı coğrafyalarda sunulan ruh sağlığı pratiklerinde kültür ve ırk temelli yaklaşımların neden olduğu çeşitli ayrışmalara sıklıkla rastlanır.

Örneğin, Batı merkezli psikoloji disiplinin tanımladığı depresyonun tedavisinde küresel ilaç̧ endüstrisinin desteklediği antidepresan kullanımı Afrika ve Asya bölgelerinde giderek yaygınlaşırken çeşitli mistik pratiklere dayalı yöntemler, Kuzey Amerika’ya pazarlanıyor.

Elinizdeki kitapta, alanının yetkin isimlerinden Suman Fernando, ırki ve kültürel meselelerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerini incelemekte ve gelişmiş̧ ülkelerdeki ruh sağlığı sistemlerinin bir çıkmaza girdiğini örneklerle göstererek yeni pratiklerin nasıl geliştirileceğine dair çeşitli fikirler sunmaktadır.

‘Ruh Sağlığı, Irk ve Kültür’, çeşitli ülkelerin ruh sağlığı sistemlerindeki teorik görüşleri ve pratikleri geniş̧ bir perspektiften ele alarak etnik aidiyetlerin, ruh sağlığına dair meseleler üzerinde başat bir role sahip olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Suman Fernando – Ruh Sağlığı, Irk ve Kültür, çeviren: Feyza Doğan, Albaraka Yayınları, psikoloji, 328 sayfa, 2024

Claudia Hammond – Paranın Psikolojisi (2024)

  • Çocuklara daha iyi not almaları için para ödemek iyi bir fikir mi?
  • Ufak ödemeler size sigarayı bıraktırabilir mi?
  • Sevdiğimiz bir giysinin pahalı olması onu daha fazla sevmemizi mi sağlar?
  • Parayla ilişkimiz nerede başlar, nerede biter?

Paraya ihtiyacımız olduğunu biliriz ve hep daha fazlasını isteriz.

Ancak paranın zihnimizi ve duygularımızı nasıl etkilediğini, algılarımızı nasıl çarpıttığını ve hatta davranışlarımızı nasıl değiştirdiğini pek düşünmeyiz.

Claudia Hammond, sinirbilim, psikoloji ve biyoloji alanlarındaki son araştırmaları dikkate alarak parayla ilişkimize yeni ve düşündürücü bir bakış açısı sunuyor; paranın şaşırtıcı etkilerini inceleyerek paraya bağımlılığımızın sandığımızdan daha karmaşık olduğunu gösteriyor.

Paranın dinamiklerinden etkilenen ve ondan en büyük faydayı nasıl sağlayacağını öğrenmek isteyen herkes bu kitabı okumalı.

Harcama ve tasarrufun tuhaf psikolojisini anlatan ‘Paranın Psikolojisi’, aynı zamanda kendi zihnimiz tarafından dolandırılmaktan nasıl kaçınabileceğimize dair pratik bir rehber.

  • Künye: Claudia Hammond – Paranın Psikolojisi: Maddiyatın Zihin ve Duygularımız Üzerindeki Etkisi, çeviren: Serkan Toy, Sahi Kitap, psikoloji, 328 sayfa, 2024

John J. Ratey, Eric Hagerman – Beyin ve Beden Arasındaki Sihir (2024)

Dünyaca ünlü psikiyatrist John J. Ratey’den egzersizin beyin üzerindeki olağanüstü etkilerine dair çığır açan bir araştırma.

Enerjinin sadece bedeni değil, aynı zamanda zihni de canlandırdığı bir gerçek.

Daha fazla egzersiz yaparak stresi alt edebilir, ruh hâlinizi yükseltebilir, unutkanlıkla mücadele edebilir, zihinsel keskinliğinizi artırabilir ve sadece kalp atış hızınızı yükseltip ter dökerek daha iyi bir yaşam sürdürebilirsiniz.

İşte bu kitap, sadece beden sağlığına değil, aynı zamanda zihinsel sağlığa da odaklanarak egzersizin beyin üzerindeki devrim niteliğindeki etkilerini gün yüzüne çıkarıyor.

Beyninizin nasıl çalıştığını anlamak, egzersizin neden bu kadar önemli olduğunu çözmek ve yaşam kalitenizi artırmak için pratik stratejiler sunan ‘Beyin ve Beden Arasındaki Sihir’, okurlara zihinsel ve fiziksel sağlık arasındaki güçlü bağlantıyı keşfetme fırsatı sunuyor.

Egzersizin zihinsel sağlığınıza sihir gibi dokunuşunu fark edeceğiniz bu yolculuğa çıkarken hem bedeniniz hem de beyniniz üzerinde çalışacak motivasyonu bulacaksınız.

  • Künye: John J. Ratey, Eric Hagerman – Beyin ve Beden Arasındaki Sihir: Egzersizin Beyin Üzerindeki Devrim Nitelikli Etkisi, çeviren: Özge Yılmaz, Epsilon Yayıncılık, bilim, 288 sayfa, 2024

Kolektif – Duygulanım Kuramları (2024)

‘Duygulanım Kuramları’, 2000’li yılların başından bu yana toplumsal düşünceyi derinden etkilemekte ve dönüştürmekte olan duygu/duygulanım araştırmalarına dair kapsamlı bir çalışma.

Kitabın derleyicilerinin de belirttiği üzere, duygulanıma dair genelleştirilebilir ya da tek bir kuram henüz bulunmamakta ve kuvvetle muhtemel –şükürler olsun– hiçbir zaman da olmayacak.

Kitapta yer alan yazılar bizi fenomenoloji, psikanaliz, psikoloji, Kartezyen sonrası felsefeden Marksizm, feminizm ve bilim ve teknoloji çalışmalarına kadar uzanan geniş bir yelpazede birbirinden oldukça farklı kuramsal çerçevelerde ele alınan duygulanım çalışmalarıyla tanıştırıyor.

Derlemede yer alan makaleler, duyulanım çalışmalarının sağladığı kuramsal avadanlıklarla deneyime ve deneyimin bedensel veçhelerine dair ayrıntılı bir yaklaşım geliştirmek üzere seferber edilmiş.

Çoğu Spinoza esinli bu yazarlara göre deneyimin özünü oluşturan ve hem öznelliği hem de nesnelliği önceleyen duygulanım gayri şahsidir; bedenin etkileme ve etkilenme kapasitesiyle imlidir.

Bu çalışmalar bizi tüm maddiliği ile dünyanın his ve anlamını ayrıntılı bir biçimde betimleme gayretine ve yaşantılanan gerçekliğin zengin katmanlarına daha keskin bir dikkatle bakmaya, eldeki kavramların kısıtlarını aşmaya dair özene ve tefekküre çağırmaktalar.

  • Künye: Kolektif – Duygulanım Kuramları, derleyen: Melissa Gregg, Gregory J. Seigworth, çeviren: Zehra Cunillera, Alef Yayınları, psikoloji, 492 sayfa, 2024

Karyl McBride – Çarpık Sevgi (2024)

‘Boş Ayna’ ve ‘Senden Kurtuluş Yok mu?’ ile Türkiye dahil birçok ülkede geniş bir okuyucu kitlesine erişen Karyl McBride, ‘Çarpık Sevgi’ ile narsistler tarafından yetiştirilenlerin hikayesine yüzünü dönüyor.

Narsist ebeveynlerin kurduğu aile yapılarının oluşumundan, böyle ailelerde yetişmenin yaralarını sarmaya kadar geniş bir kapsamla okuyucusunun karşısına çıkıyor.

Lisanslı bir aile terapisti olarak belki de en iyi bildiği şeyi yaparak narsisizmle bozulmuş çarpık sevgilerin anatomisini çıkarıyor, bu acı mirastan kurtuluş yolu vadediyor.

  • Künye: Karyl McBride – Çarpık Sevgi: Ebeveyn Narsisizminin Zararlı Etkilerinden Kurtulmak ve İyileşmek, çeviren: Nalan Uysal, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 361 sayfa, 2024

E. Tülin Erinç – Bunaltı Çağında Yaşamak (2024)

“Kaygı, var olmamamızın deneyimidir.” – Jacques Lacan

Çağımız birçok açıdan bunaltı çağı.

Yeni ekonomik düzenin getirdiği güvensizlik, geleceğe yönelik belirsizlik, ortalığa saçılmış binlerce seçenekle boğan tüketim kültürü, krizler, savaşlar ve artan adaletsizlik.

Bu çağda birkaç sağlam panik atak geçirmeden hayatta kalmak mümkün mü?

Dünya böyle bir haldeyken kaygı, endişe ve panik atağın bir hastalıktan ziyade, çağımızın biricik duygu durumu haline geldiğini kabul etmek gerek belki de.

Öte yandan her kaygı, bunaltı ya da panik atak yalnızca dışımızdaki keşmekeşten beslenmez.

Bazıları bize dair, bilinçdışımızda oluşan kaosun, karmaşanın ve yanlış yerleştirmelerin bir sonucu olarak doğar.

Bu durumda derinlere dalarak, Lacan’ın dediği gibi, “ötekinin arzusunun (bakışının) sezilmesiyle” doğan böyle bir kaygının bilinçdışı tarihinin ve algılanışının, terapide “yeniden yazılması” gerekir.

Elinizdeki kitap birinci ağızdan ve gözlemlere dayanarak kaygı, endişe, anksiyete, anksiyete bozukluğu, agorafobi gibi gündelik hayatta sık, ancak çoğu zaman yanlış kullandığımız kavramları, bireysel süreçlerden toplumsal süreçlere, patolojik durumlardan olağan durumlara kadar birçok boyutta ve tek tek ele alıyor.

Kitap, bunaltı çağında var olmaya çabalayan herkese rehberlik ve yoldaşlık edecek türden.

  • Künye: E. Tülin Erinç – Bunaltı Çağında Yaşamak: Toplumdan Bireye Kaygı, Endişe ve Anksiyete Bozukluğu, Beyaz Baykuş Yayınları, psikoloji, 160 sayfa, 2024

 

Gordon Parker, Gabriela Tavela, Kerrie Eyers – Burnout (2024)

Depresyon ya da kronik yorgunluk gibi kalıplara oturmayan, fiziksel efordan arındırılmış masa başı işçiliğine kondurulamadığı için çoğu zaman bir orta sınıflı şımarıklığı olarak görülen tükenmişlik sendromu sanılandan daha ciddi bir tehlike olabilir.

Burnout olarak da bilinen, herkesin duyduğu ama kimsenin parmakla gösteremediği bu sendromu enine boyuna tanımak için iyi bir fırsat bu.

Güncel araştırmaların omuzlarında yükselen yöntemlerle kendi tükenmişlik modelinizi tanıma ve onunla baş etme imkanını da ediniyorsunuz.

Belki sadece beş dakika sürmeyecek bir işi neden dört saatte bitirebildiğinizi merak ediyorsunuz ve cevap arayışındasınız. Belki de sizlik bir şey yok ama sevdiklerinizin günbegün solması var.

Bu sayfalar bazı ampulleri yakabilir.

Gitgide uzayan kahve molalarının, odaklanma sorunlarının, “yapasım yok”ların adını koymak isteyenlere…

  • Künye: Gordon Parker, Gabriela Tavela, Kerrie Eyers – Burnout: Çağın Yaygın Hastalığı Tükenmişlik Sendromunu Anlamak ve İyileştirmek İçin Bir Rehber, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 332 sayfa, 2024

Robert A. Johnson – Neşenin Psikolojisi (2024)

Çağının en etkili hikâye anlatıcılarından Robert A. Johnson’ın trenine bir defa binen okuyucu, mitoloji ve psikolojiyi birbirine bağlayan tünellerden geçerek mitlerin modern insanın anlam arayışına nasıl katkıda bulunduğuna tanıklık eder.

Son durağa vardığında artık hayatı ve insan psikolojisini yeni mercekleriyle görecektir.

‘Neşenin Psikolojisi’, bu yolculuklardan biri.

Johnson, Dionysos’ta cisimleşmiş coşkunun doğasını ve Dionysos mitinin çeşitli yönlerini kullanarak neşenin kıymetini idrak etmemize yardımcı oluyor.

Modern hayatın tozlu raflara kaldırdığı bu kıymetli hissi kucaklamak düşüyor bizlere de.

  • Künye: Robert A. Johnson – Neşenin Psikolojisi, çeviren: Elif Zeynep Yıldırım, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 176 sayfa, 2024