Vilayanur Subramanian Ramachandran ve Sandra Blakeslee – Beyindeki Hayaletler (2018)

Vilayanur Subramanian Ramachandran sinirbilimin Sherlock Holmes’u olarak biliniyor.

Ramachandran’ın nöroloji hastalarıyla çalışma deneyimlerine ve nöroloji hastalarının gerçek hikâyelerine dayanarak kaleme aldığı ve yeni baskısıyla raflardaki yerini alan bu harika kitap da, beyin hakkında ufuk açıcı bir çalışma.

Ramachandran’ın Sandra Blakeslee ile birlikte yazdığı kitap hayalet uzuvlar, beden imgesi ve benliğin aldatıcı doğası gibi konuları en güncel bulgulardan yola çıkarak irdelediği gibi, beyinle, zihinle ve bilinçle ilgili aklımıza takılan pek çok sorunun yanıtını da arıyor.

  • Ben kimim?
  • Ölümden sonra ne oluyor?
  • Zihnimin kökeni beynimdeki sinir hücreleri mi?
  • Eğer böyleyse, özgür iradenin amacı ne?
  • Yüzleri nasıl tanırız?
  • Niçin ağlarız?
  • Neden güleriz?
  • Neden rüya görürüz?
  • Neden müzik ve sanattan zevk alırız?

Kitap, bu ve bunun gibi ilgi çekici soruların yanıtlarını ararken, aynı zamanda bize nörobiyolojinin ne denli büyüleyici bir alan olduğunu da gösteriyor.

  • Künye: Vilayanur Subramanian Ramachandran ve Sandra Blakeslee – Beyindeki Hayaletler: İnsan Zihninin Gizemlerine Doğru, çeviren: Levent Öztürk, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 326 sayfa, 2018

Gökçe Zeybek Kabakcı – Maksimum Korunma (2019)

Gökçe Zeybek Kabakçı, duygular sosyolojisi, korku kültürü, eleştirel reklam çalışmaları, iletişim sosyolojisi, siyasal psikoloji, toplumsal cinsiyet ve dijital hikâye anlatımı alanlarında çalışmalarını sürdürüyor.

Yazarın bu kitabı da, rasyonaliteden çok duygulara hitap eden reklamları, çok yönlü bir bakışla masaya yatırıyor.

Reklamlardan hiçbir şekilde kaçamıyoruz.

Zira reklam bir bukalemun gibi her girdiği ortamın biçimine kendini uydurabildiği için, gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi:

Gazetelerin sayfalarında karşımıza çıkıyor, birçok dergide yazıdan çok reklam yer alıyor, çoğu sinema salonunda film izleyebilmenin bedeli yaklaşık yirmi dakika süren reklamlar izlemek, radyo, internet ve akla gelebilecek hemen her mecra reklamlar tarafından işgal edilmiş durumda.

Kabakçı’nın, reklamı bir kültürel ve ideolojik metin olarak kavramakla birlikte reklama anlam ve duygulanım üreticisi olarak yaklaşması çalışmayı özgün kılan hususlardandır diyebiliriz.

Yazar, reklamı ideolojiyle sınırlı görmenin, onu yalnızca zihinsel bir faaliyet olarak ele almak yanılgısını yaratabildiğini, oysa reklam ekonomik amaçlı bir telkinden ibaret olmadığını; hatta kendini ekonomik amaçtan çok bir oyun, şenlik, topluluğa aidiyet ilanı olarak sunduğunu belirtiyor.

Yarattığı anlam ve duygu dünyası sayesinde reklam, gündelik yaşam içindeki ilişkilerimizi, dünya görüşümüzü, kendilik algımızı etkileme, bir ruh hali yaratma özelliğine de sahiptir.

Dolayısıyla reklamlar bizi tüketime teşvik ederken aynı zamanda belirli anlamların ve duyguların, özellikle de korku ve kaygıların dolaşıma girmesini sağlayarak bir duygusal iklimin yaratılmasına katkıda bulunur.

İşte Kabakçı da, reklamlar üzerinden korkunun hangi göstergeler, hangi söylemler, hangi bedenler aracılığıyla çağımızın pathosu haline geldiğini net bir şekilde gözler önüne seriyor.

  • Künye: Gökçe Zeybek Kabakcı – Maksimum Korunma: Korku Çağında Reklam, İletişim Yayınları, sosyoloji, 208 sayfa, 2019

Sinem Ersever – Arıza: Bir Arızanın Anatomisi (2009)

Sinem Ersever ‘Arıza’da, mükemmeliyetçilik baskısı ve normal görünme kaygısının yorduğu bireyleri anlatıyor.

“Bu kitap, bir arıza tarafından, arızalar için ‘arızaca’ yazıldı.” diyen Ersever, “arıza” olmayı, bu kimlikle yaşamayı anlatıyor ve “arızaların” içten ve dıştan nasıl göründüklerini tarif ediyor.

Günümüz bireyinin saplandığı ruhsal sorunların kaynağına, yaşadıklarını göz önünde bulundurarak inmeye çalışan yazar, aslında “arıza” olarak tanımlanan bireylerin çok da yalnız olmadıklarını, hatta nüfusun azımsanmayacak bir kesiminin bu sorunlardan nasibini aldığını savunuyor.

Herkesin olduğundan daha iyi görünmeye çırpındığı günümüzde, Ersever farkında olmadığımız veya görmekten kaçındığımız çarpıklıklarımızı anlatıyor.

  • Künye: Sinem Ersever – Arıza: Bir Arızanın Anatomisi, Alfa Yayınları, psikoloji, 184 sayfa

Steve Peters – Şempanze Paradoksu (2015)

Bir psikiyatristten, zihnin en iyi şekilde kullanılması konusunda kimi öneri ve ipuçları.

Hepimizin zihninde bir şempanze olduğunu savunan, daha mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürmek için bu şempanzeyi nasıl evcilleştirebileceğimizi anlatan kitap, zihnin çalışma biçimini merak edenler için iyi bir kaynak.

  • Künye: Steve Peters – Şempanze Paradoksu, çeviren: Alp Sanlı, Pegasus Yayınları

Sedat Topçu – Cinsel İstismar (2009)

Klinik psikoloji profesörü Sedat Topçu ‘Cinsel İstismar’da, çocukların ve gençlerin cinsel istismarı, pedofili, ensest, engellilerin cinsel istismarı ve internet yoluyla cinsel istismar konularını kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Geniş okuyucu kesimlerini hedefleyerek çalışmasını kaleme alan Topçu’nun, nitelikli bir kılavuz eser olarak tanımlanabilecek kitabı, kolay anlaşılır anlatım tarzıyla psikolojik kavramları açıklıyor.

Hızla artan cinsel istismar sorunu düşünüldüğünde, Topçu’nun çalışmasının, konuyu bilimsel tartışmaya açması, zihinleri konu üzerinde düşünmeye davet etmesi ve sorunun ne denli vahim olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli bir boşluğu doldurduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Sedat Topçu – Cinsel İstismar, Phoenix Yayınları, psikoloji, 382 sayfa

Michael Talbot – Holografik Evren (2015)

Evren bir hologram, yani insan beyni tarafından yaratılmış bir imge olabilir mi?

Michael Talbot imzalı bu kitap, bilim dünyasında hararetli tartışmalara vesile olan bu önemli konuya odaklanmakta.

Zihnin paranormal yetenekleri, fizikteki son keşifler, beyin ve bedenle ilgili ilginç bilgiler edinmek isteyenlere.

  • Künye: Michael Talbot – Holografik Evren, çeviren: Güray Tekçe, Omega Yayınları

Melanie Fennell – Özgüveni Keşfedin (2015)

Klinik psikolog Melanie Fennell’dan, özgüven eksikliğine çare olacak, klinik olarak kanıtlanmış bilişsel terapi teknikleri.

Kitap, okuyucuya durumlarını anlama ve yeni bilgiler edinerek, olumsuz kendilik imajının kısırdöngüsünü kırma ve kendini kabul etme sanatını öğrenerek yaşamlarını daha iyiye doğru değiştirmede yardımcı olmayı amaçlıyor.

Endişeli beklentilerinizi yeniden gözden geçirmenin, sürekli tetikte bekleyen özeleştiriyi makul bir seviyeye indirmenin yol ve yordamını merak edenlere, bu kitabı öneriyoruz.

  • Künye: Melanie Fennell – Özgüveni Keşfedin, çeviren: Nihan Azizlerli ve Miray Şaşıoğlu, PsikoNET Yayınları

Eyüp Sabri Ercan ve Atilla Turgay – Mutlu Çocuk & Mutsuz Çocuk (2009)

İki yazarlı ‘Mutlu Çocuk & Mutsuz Çocuk’, anne-babalara ve eğitmenlere, mutlu çocukların nasıl yetiştirilebileceği konusunda önerilerde bulunuyor; çocukluk ve ergenlik dönemindeki depresyonun özelliklerini anlatıyor.

Çalışma, çocukların ne kadar mutlu ve ne kadar mutsuz olduklarının anlaşılabilmesi için mutlu ve mutsuz çocuklarda görülen biyolojik, psikolojik, çevresel, toplumsal ve kültürel etkenleri okurlara sunuyor.

Kitapta ayrıca, çocukluk ve gençlikte görülen depresyonun ve depresyonla ilgili bozuklukların özellikleri, ne gibi yollarla gelişimlerinin önlenebileceği ve etkin biçimde nasıl tedavi edilebileceği konularına da odaklanılıyor.

  • Künye: Eyüp Sabri Ercan ve Atilla Turgay – Mutlu Çocuk & Mutsuz Çocuk, Doğan Kitap, psikoloji, 168 sayfa

Nihan Kaya – İyi Aile Yoktur (2018)

Nihan Kaya’nın ‘İyi Aile Yoktur’ adlı bu önemli çalışması, çocuklukta aldığımız yaralar üzerine derinlemesine bir analiz.

Çocukluğun, bizzat çocukluklarından yaralar taşıyan ebeveynler tarafından nasıl bir cehenneme dönüştürüldüğünü ortaya koyan Kaya, bu sorunun aşılması için öncelikle ebeveynlerin kendi çocukluk deneyimleriyle sahici bir şekilde yüzleşmelerinin neden önemli olduğunu anlatıyor.

Yazar burada, “iyi aile” kavramıyla, kurumsallaştırılan, kutsallaştırılan aile kavramını ve bunun etrafında örülen kalıp ve ezberleri kastediyor.

Yazara göre iyi aile, “iyi aile yoktur” diyebilen ailedir.

Çünkü her ebeveyn kaçınılmaz olarak çocuğuna zarar verir ve iyi bir ebeveyn olmak da ancak ve ancak bu kaçınılmaz gerçeği kabullenmek ve bu kusuru aşmakta yatar.

Ailenin kutsallaştırılmasının çocuğa verilen zararı örtbas etmede önemli rol üstlendiğini söyleyen Kaya, bunun hangi yollardan gerçekleştiğini açıklıyor ve yalnızca ebeveynlere değil, her okura, çocuğun yaşadığı dramı görmeye, çocukların bu cehennemi aşmalarına yardımcı olmaya ve böylece yaratıcı, sağlıklı ve kendine güvenen kuşakların yetişmesine vesile olmaya davet ediyor.

  • Künye: Nihan Kaya – İyi Aile Yoktur, İthaki Yayınları, psikoloji, 300 sayfa, 2018

Erich Fromm – Özgürlükten Kaçış (2015)

Çağdaş insanın kendi özgürlüğünü diktatörlerin eline bırakmasının ardındaki ruhbilimsel etkenler nelerdir?

Erich Fromm’un bu klasik yapıtı, insanın kendi başına karar vermek yerine neden daha güçlü bir aktöre biat ettiğini ve sürü psikolojisinin insanın ilk atalarına uzanan inatçı köklerini tartışıyor.

  • Künye: Erich Fromm – Özgürlükten Kaçış, çeviren: Şemsa Yeğin, Say Yayınları