Barbara H. Rosenwein ve Riccardo Cristiani – Duyguların Tarihi Nedir? (2019)

Duyguların “gizli yaşamı” nedir ve tarih boyunca duygularımız nasıl dönüştü?

Barbara H. Rosenwein ve Riccardo Cristiani imzalı bu ilginç çalışma, duygu meselesini tarih, biyoloji, sosyoloji ve siyasete uzanan geniş bir alanda izliyor.

Özellikle duygular fenomeni hakkındaki verili anlayışları eleştirel bir perspektifle tartışmasıyla dikkat çeken çalışma, konuyu sadece tarihçilik alanıyla değil neredeyse tüm disiplinlerin bakışıyla büyük öneme haiz.

Rosenwein ve Cristiani, duygunun çoğul anlamlarını tartışıyor, aynı zamanda “duygu standartları”, “duygu rejimleri”, “duygu toplulukları” ve “duygusal performans” gibi duygu araştırmalarında ağırlıklı yer tutan kavramları eleştirel bir gözle irdeliyor.

  • Künye: Barbara H. Rosenwein ve Riccardo Cristiani – Duyguların Tarihi Nedir?, çeviren: Kemal Özdil, Islık Yayınları, kültür, 212 sayfa, 2019

Demet Taşdan – Çocuk ve Şiddet (2009)

Demet Taşdan ‘Çocuk ve Şiddet’te, okulda, ailede ve toplumsal alanda, çocukları hedef alan şiddeti ele alıyor ve bunun önüne geçmek için yapılması gerekenler konusunda önerilerde bulunuyor.

Her geçen günle birlikte, şiddet günlük yaşantımıza daha çok yer tutmaya başlıyor.

Bu şiddetin daha çok mağdur ettiği, etkilediği kesimlerin başında çocuklar geliyor.

Taşdan, psikolojik ve fiziksel şiddetin ne olduğundan başlayarak, her türü çocukta ciddi tahribatlara yol açan şiddet konusunda ailelere tavsiyelerde bulunuyor.

Çocukluğunda şiddetle karşılaşanların, büyüdüklerinde şiddet uyguladıklarını hatırlatan yazar, bu yüzden meselenin bireysel değil, toplumsal olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Demet Taşdan – Çocuk ve Şiddet, Babıali Kültür Yayınları, eğitim, 80 sayfa

Petra Bock – Mind Fuck Koçluk (2015)

Kendi kendimizi niçin sabote ederiz?

Peki, buna karşı ne yapabiliriz?

Kendi kendimizi kandırmamıza neden olan kimi düşünce kalıplarının gündelik hayatta ne denli yoğun bir şekilde karşımıza çıktığını ortaya koyan Petra Bock, kimi pratik yöntemlerle bu engellerin nasıl aşılacağını, zihnin nasıl özgürleştirilebileceğini irdeliyor.

Bock bu amaçla kurduğu sisteme “mind fuck”, Türkçesiyle “beyni becermek” adını uygun bulmuş.

  • Künye: Petra Bock – Mind Fuck Koçluk, çeviren: Levent Tayla, Paloma Yayınevi

Kolektif – Üniversitede Psikolojik Danışmanlık El Kitabı (2015)

Zengin deneyimlere yaslanan, psikolojik danışmanlığa dair merak edilen pek çok konuyu aydınlatan bir çalışma.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Birimi’nde çalışan psikolojik danışmanların yıllar içinde yaşadıkları deneyimlerini barındırmasıyla önem arz eden kitapta, üniversitelerde psikolojik danışmanlık birimlerinin örgütlenmesinden üniversite gençliği döneminin gelişimsel özelliklerine, öğrenciye, ailelere ve personele yönelik çalışmalardan üniversite psikolojik danışmanlığında etiğin rolüne pek çok önemli konu tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Filiz Yurtseven, Murat Paker, Hale Bolak Boratav, Gülcan Akpınar, Hande Dündar, Sibel Halfon, Simden Oral, Ayşegül Kumanlı Güneş, Alev Çavdar, Gülcan Akırmak, Mia Medina ve Gökçen Yıldız.

  • Künye: Kolektif – Üniversitede Psikolojik Danışmanlık El Kitabı, derleyen: Filiz Yurtseven ve Murat Paker, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, eğitim, 338 sayfa, 2015

Jiddu Krishnamurti – Şiddetin Ötesi (2015)

Antep’te, Suruç’ta, Ankara’daki ve gerek dünyanın gerek Türkiye’nin farklı yerlerinde tanık olduğumuz katliamlar, diğer pek çok örnek gibi, bize şiddetin acımasız yüzünü bir kez daha gösterdi.

Şiddet tarih boyunca nasıl yıkımlar getirdi?

Birey, şiddetin aşılması konusunda kişisel olarak neler yapabilir?

Bu soruların yanıtlarını arayan Jiddu Krishnamurti, bizi daha tedbirli olmaya çağırıyor.

  • Künye: Jiddu Krishnamurti – Şiddetin Ötesi, çeviren: Mustafa Aygün, Ganj Yayınları

Vilayanur Subramanian Ramachandran ve Sandra Blakeslee – Beyindeki Hayaletler (2018)

Vilayanur Subramanian Ramachandran sinirbilimin Sherlock Holmes’u olarak biliniyor.

Ramachandran’ın nöroloji hastalarıyla çalışma deneyimlerine ve nöroloji hastalarının gerçek hikâyelerine dayanarak kaleme aldığı ve yeni baskısıyla raflardaki yerini alan bu harika kitap da, beyin hakkında ufuk açıcı bir çalışma.

Ramachandran’ın Sandra Blakeslee ile birlikte yazdığı kitap hayalet uzuvlar, beden imgesi ve benliğin aldatıcı doğası gibi konuları en güncel bulgulardan yola çıkarak irdelediği gibi, beyinle, zihinle ve bilinçle ilgili aklımıza takılan pek çok sorunun yanıtını da arıyor.

  • Ben kimim?
  • Ölümden sonra ne oluyor?
  • Zihnimin kökeni beynimdeki sinir hücreleri mi?
  • Eğer böyleyse, özgür iradenin amacı ne?
  • Yüzleri nasıl tanırız?
  • Niçin ağlarız?
  • Neden güleriz?
  • Neden rüya görürüz?
  • Neden müzik ve sanattan zevk alırız?

Kitap, bu ve bunun gibi ilgi çekici soruların yanıtlarını ararken, aynı zamanda bize nörobiyolojinin ne denli büyüleyici bir alan olduğunu da gösteriyor.

  • Künye: Vilayanur Subramanian Ramachandran ve Sandra Blakeslee – Beyindeki Hayaletler: İnsan Zihninin Gizemlerine Doğru, çeviren: Levent Öztürk, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 326 sayfa, 2018

Gökçe Zeybek Kabakcı – Maksimum Korunma (2019)

Gökçe Zeybek Kabakçı, duygular sosyolojisi, korku kültürü, eleştirel reklam çalışmaları, iletişim sosyolojisi, siyasal psikoloji, toplumsal cinsiyet ve dijital hikâye anlatımı alanlarında çalışmalarını sürdürüyor.

Yazarın bu kitabı da, rasyonaliteden çok duygulara hitap eden reklamları, çok yönlü bir bakışla masaya yatırıyor.

Reklamlardan hiçbir şekilde kaçamıyoruz.

Zira reklam bir bukalemun gibi her girdiği ortamın biçimine kendini uydurabildiği için, gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldi:

Gazetelerin sayfalarında karşımıza çıkıyor, birçok dergide yazıdan çok reklam yer alıyor, çoğu sinema salonunda film izleyebilmenin bedeli yaklaşık yirmi dakika süren reklamlar izlemek, radyo, internet ve akla gelebilecek hemen her mecra reklamlar tarafından işgal edilmiş durumda.

Kabakçı’nın, reklamı bir kültürel ve ideolojik metin olarak kavramakla birlikte reklama anlam ve duygulanım üreticisi olarak yaklaşması çalışmayı özgün kılan hususlardandır diyebiliriz.

Yazar, reklamı ideolojiyle sınırlı görmenin, onu yalnızca zihinsel bir faaliyet olarak ele almak yanılgısını yaratabildiğini, oysa reklam ekonomik amaçlı bir telkinden ibaret olmadığını; hatta kendini ekonomik amaçtan çok bir oyun, şenlik, topluluğa aidiyet ilanı olarak sunduğunu belirtiyor.

Yarattığı anlam ve duygu dünyası sayesinde reklam, gündelik yaşam içindeki ilişkilerimizi, dünya görüşümüzü, kendilik algımızı etkileme, bir ruh hali yaratma özelliğine de sahiptir.

Dolayısıyla reklamlar bizi tüketime teşvik ederken aynı zamanda belirli anlamların ve duyguların, özellikle de korku ve kaygıların dolaşıma girmesini sağlayarak bir duygusal iklimin yaratılmasına katkıda bulunur.

İşte Kabakçı da, reklamlar üzerinden korkunun hangi göstergeler, hangi söylemler, hangi bedenler aracılığıyla çağımızın pathosu haline geldiğini net bir şekilde gözler önüne seriyor.

  • Künye: Gökçe Zeybek Kabakcı – Maksimum Korunma: Korku Çağında Reklam, İletişim Yayınları, sosyoloji, 208 sayfa, 2019

Sinem Ersever – Arıza: Bir Arızanın Anatomisi (2009)

Sinem Ersever ‘Arıza’da, mükemmeliyetçilik baskısı ve normal görünme kaygısının yorduğu bireyleri anlatıyor.

“Bu kitap, bir arıza tarafından, arızalar için ‘arızaca’ yazıldı.” diyen Ersever, “arıza” olmayı, bu kimlikle yaşamayı anlatıyor ve “arızaların” içten ve dıştan nasıl göründüklerini tarif ediyor.

Günümüz bireyinin saplandığı ruhsal sorunların kaynağına, yaşadıklarını göz önünde bulundurarak inmeye çalışan yazar, aslında “arıza” olarak tanımlanan bireylerin çok da yalnız olmadıklarını, hatta nüfusun azımsanmayacak bir kesiminin bu sorunlardan nasibini aldığını savunuyor.

Herkesin olduğundan daha iyi görünmeye çırpındığı günümüzde, Ersever farkında olmadığımız veya görmekten kaçındığımız çarpıklıklarımızı anlatıyor.

  • Künye: Sinem Ersever – Arıza: Bir Arızanın Anatomisi, Alfa Yayınları, psikoloji, 184 sayfa

Steve Peters – Şempanze Paradoksu (2015)

Bir psikiyatristten, zihnin en iyi şekilde kullanılması konusunda kimi öneri ve ipuçları.

Hepimizin zihninde bir şempanze olduğunu savunan, daha mutlu ve sağlıklı bir yaşam sürmek için bu şempanzeyi nasıl evcilleştirebileceğimizi anlatan kitap, zihnin çalışma biçimini merak edenler için iyi bir kaynak.

  • Künye: Steve Peters – Şempanze Paradoksu, çeviren: Alp Sanlı, Pegasus Yayınları

Sedat Topçu – Cinsel İstismar (2009)

Klinik psikoloji profesörü Sedat Topçu ‘Cinsel İstismar’da, çocukların ve gençlerin cinsel istismarı, pedofili, ensest, engellilerin cinsel istismarı ve internet yoluyla cinsel istismar konularını kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

Geniş okuyucu kesimlerini hedefleyerek çalışmasını kaleme alan Topçu’nun, nitelikli bir kılavuz eser olarak tanımlanabilecek kitabı, kolay anlaşılır anlatım tarzıyla psikolojik kavramları açıklıyor.

Hızla artan cinsel istismar sorunu düşünüldüğünde, Topçu’nun çalışmasının, konuyu bilimsel tartışmaya açması, zihinleri konu üzerinde düşünmeye davet etmesi ve sorunun ne denli vahim olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli bir boşluğu doldurduğunu söyleyebiliriz.

  • Künye: Sedat Topçu – Cinsel İstismar, Phoenix Yayınları, psikoloji, 382 sayfa