David Papineau ve Howard Selina – Bilinç (2015)

Gözlerinizi yumduğunuzda ortadan kaybolan şey, bilinçli görsel deneyiminizdir.

Bu, bilinci açıklamak için verilecek en iyi örneklerden biridir.

David Papineau ve Howard Selina’nın kaleme aldıkları eldeki referans kitap da, bilincin ne olduğundan bilimin bu alandaki en güncel bulgularına, koşullu refleks çalışmalarından beynin yazılımı olarak zihne, konuyu çizimler eşliğinde açıklayan iyi bir rehber.

  • Künye: David Papineau ve Howard Selina – Bilinç, çeviren: Duygu Akın, NTV Yayınları

Kolektif – Ailenin Karanlık Yüzü: Ensest (2018)

Türkiye toplumu olarak, can yakıcı sorunları halının altına süpürerek görmezden gelme gibi kötü bir huyumuz var.

Bu durumun en bariz örneği ise, çocuğa cinsel istismarın en korkunç biçimlerinden biri olan ensest.

Ensestin, bizzat çocuğu koruyacağı varsayılan ailede gerçekleşiyor olması da, bu durumu daha da içinden çıkılamaz hale getiren asıl etken.

Peki, ensestin önüne geçmemizin yolu nedir?

Bu kitabın da açıkça ortaya koyduğu gibi, ensestle mücadeledeki ilk adım, bireyi ailenin önüne koyan bir yaklaşımla hareket etmek.

Başka bir deyişle, her ne pahasına olursa olsun aileyi korumayı merkeze alan yaklaşımlar, ensest failini cezalandırmamakta, bu da sorunun daha da büyümesine neden olmaktadır.

İşte bu kitap, adli tıp, demografi, eleştirel medya çalışmaları, hukuk, kadın araştırmaları, pediatri, psikiyatri, psikoloji ve sosyoloji alanlarından gelen uzmanların araştırma, uygulama ve gözleme dayalı birikimlerini bir araya getiriyor ve böylece hem konuyu geniş bir kapsamda ele alması hem de çözüm önerileri sunmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Kitapta,

  • Rakamlarla ensest ve çocukluk döneminde cinsel istismar,
  • Uzmanların gözünden, Türkiye’de ensest sorununun aldığı boyutlar,
  • Çocuk cinsel istismarcıları ve ensest saldırganlarının özellikleri,
  • Ensest mağdurlarının anneleri olarak kadınlar,
  • Ensest gebeliği ve travma döngüsü,
  • Ensest vaka ve suçların medyada temsil edilmemesi sorunu,
  • Ensest olgularında adli-tıbbi değerlendirmeler ve hekim sorumluluğu,
  • Ensest olgularında hastane temelli çocuk koruma merkezlerinin rolü,
  • Ve tanıklıklar eşliğinde, yasalarda ve uygulamada cinsel istismar gibi çok önemli konular ele alınıyor.

Kitap, bu büyük sorunu kapsamlı bir çerçevede irdelediği gibi, ensest saldırılarında başvuru yollarını ve başvurulacak kurumları da anlatıyor.

Çalışmaya katkıda bulunan isimler ise şöyle: İlknur Yüksel-Kaptanoğlu, Alanur Çavlin, Ece Koyuncu, Filiz Kardam, Altan Sungur, Ayşen Ufuk Sezgin, Zeynep Belma Gölge, Emine Bademci, Gonca Çelik, Ayşe Avcı, Ayşegül Tahiroğlu, Hanife Aliefendioğlu, M. Şevki Sözen, Birgül Tüzün, Figen Şahin Dağlı, M. Ayşin Taşar ve Türkay Asma.

  • Künye: Kolektif – Ailenin Karanlık Yüzü: Ensest: Türkiye’den Araştırmalar, Saptamalar, Örnekler ve Öneriler, hazırlayan: Alanur Çavlin, Filiz Kardam ve Hanife Aliefendioğlu, Metis Yayınları, sosyoloji, 288 sayfa, 2018

Marc Wittmann – Hissedilen Zaman (2018)

Öznel zaman nedir?

Zaman duygumuz nasıl oluşur?

Bilişsel ve duygusal durumların bir göstergesi olarak zaman algısı konusuna odaklanan çalışmalar yürüten Marc Wittmann, ‘Hissedilen Zaman’da, zaman algısını, başka bir deyişle zamanı ne şekilde deneyimlediğimizi irdeliyor, ayrıca geçen zamana dair öznel duygularımızı ve süre duygumuzu inceliyor.

Wittmann,

  • Sıkça adını duyduğumuz “öznel zaman”ın tam olarak ne anlama geldiği,
  • Zaman duygumuzun nasıl oluştuğu,
  • Bizde zamanın bazen yavaş bazen hızlı aktığı duygusunun temel nedenlerinin ne olduğu,
  • Farklı yaşlarımızda zaman algımızın nasıl değiştiği,
  • Sabırlı ve sabırsız insanlar arasındaki farkların neler olduğu,
  • Duygularımız ve beden ritmimizin zaman algımızı nasıl değiştirdiği,
  • Ve bunun gibi pek çok konuyu aydınlatıyor.

Wittmann’ın kitabı, bu sorulara verilen yanıtlardan ibaret değil.

Sırtını son bilimsel çalışmalar ile zengin örneklere yaslayan ‘Hissedilen Zaman’, zaman bağlamında, gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası olan birçok temel süreci de içeriyor.

Başka bir deyişle Wittmann, bize biraz daha yavaşlayıp hayatı daha sakin bir şekilde, mevcut ânın farkına vararak yaşamanın, böylece daha tatminkâr bir hayata ulaşmanın ipuçlarını da sunuyor.

  • Künye: Marc Wittmann – Hissedilen Zaman: Zamanı Nasıl Deneyimleriz?, çeviren: Özde Duygu Gürkan, Metis Yayınları, bilim, 160 sayfa, 2018

Brian Innes – İşkencenin Tarihi (2018)

İşkence bireyin haklarına ve itibarına ahlaksız ve alçakça bir müdahale, insanlık adına işlenen çok büyük bir suç ve hiçbir geçerli mazereti olmayan ve olamayacak bir eylemdir.

Fakat ne yazık ki, işkenceye bugün de, bir itiraf ettirme ve sindirme aracı olarak her fırsatta başvuruluyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün sıklıkla ortaya koyduğu gibi, vahşet sadece devletin düşmanları üzerinde değil, bizzat devletin zorbalarının hedefi olmuş masumların üzerinde de uygulanıyor.

Brian Innes bu kapsamlı incelemesinde, eski Yunan ve Roma İmparatorluğu’nda işkenceden Guantanamo esir kampındaki işkencelere kadar, geniş bir zaman diliminde işkencenin tarihini anlatıyor.

Kitap, işkencenin tarihini anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda düşünürlerin, siyasetçilerin, devletlerin ve sivil toplum kuruluşlarının işkenceye bakışlarındaki dönüşümü de kayıt altına alıyor.

Kitapta,

  • Eski Yunan ve Roma’da işkence,
  • Engizisyon mahkemelerindeki işkenceler,
  • İspanyol engizisyonu,
  • İngiltere ve sömürgelerindeki işkenceler,
  • Avrupa’da cadı avı dönemindeki kan donduran işkenceler,
  • Çin, Japonya ve Hindistan’da işkence,
  • yüzyılda işkence,
  • 11 Eylül saldırılarından sonra işkence,
  • IŞİD’in gerçekleştirdiği işkenceler
  • İşkencelerde kullanılan yöntemler,
  • İşkence aletleri,
  • Ve 20. yüzyılla birlikte geliştirilen psikolojik işkence yöntemleri gibi konular ele alınıyor.

İşkencenin tarihini, kurbanların çektiği eziyetleri ve yüzyıllar boyunca bu eziyeti ortaya çıkaran belirli aletleri ve yöntemleri anlatan önemli bir kitap.

  • Künye: Brian Innes – İşkencenin Tarihi, çeviren: Silya Zengilli, Paris Yayınları, tarih, 254 sayfa

Frank Bures – Deliliğin Coğrafyası (2017)

Kültür, hayatımızı ne kadar etkileyebilir?

Gazeteci Frank Bures, bu ilginç kitabında, kültürün bizi bunalıma sürükleyebilecek, hatta bizi delirtebilecek gerçek örneklerinin izini sürüyor.

Nijerya, Tayland, Borneo, Singapur, Japonya, Hong Kong, Çin ve daha pek çok coğrafyayı kapsayan araştırmalarında Bures, halk arasında yüzyıllara yayılan kültürel hurafelerin, ne denli sınır tanımaz boyutlar alabileceğini, daha da önemlisi, bu inanışların bireyin ruh sağlığı üzerinde nasıl derin izler bırakabileceğini gözler önüne seriyor.

Kitaptan birkaç örnek şöyle:

  • Büyüyle cinsel organın kaybedilmesi,
  • Amok diye bilinen Malezya’ya özgü cinnet hali,
  • Japon toplumunda, bazı kişilerin başkalarının utançlarından korktuğu “taijin kyufusho” durumu,
  • Malezya’da, ani bir korku sonrasında, çevrelerindekilerin sözlerini ve hareketlerini tekrar etme anlamına gelen “latah” hali,
  • Vudu ölümleri,
  • Japonya’da, özellikle genç bireyleri sosyalleşmekten aşırı derecede alıkoyan “sessiz salgın” furyası,
  • Kamboçya’da, insanlarda baş dönmesi, nefes alma zorluğu, uyuşukluk ve ateşlenmeye neden olduğuna inanılan “rüzgâr saldırısı” sendromu,
  • Hintli erkeklerin, fiziksel ve cinsel güçsüzlüğe uğradıklarını düşündükleri “dhat” sendromu…

Kitap, bu ve bunun gibi pek çok dikkat çekici örnek üzerinden, kültürün, algılamamızı ve davranışımızı nasıl güçlü bir biçimde şekillendirebileceğini gösteriyor.

  • Künye: Frank Bures – Deliliğin Coğrafyası, çeviren: Baysan Bayar, Paris Yayınları, kültür, 207 sayfa, 2017

Adam Alter – Karşı Konulmaz (2018)

Asansördeki her düğmeye basan küçük çocuk ile kendisine ağrı kesici verilmesini isteyen ameliyat olmuş hasta ve Facebook’a bağımlı milyonlarca insan arasındaki bağlantı nedir?

Adam Alter bu nitelikli çalışmasında, tam da bu ilişkiyi, yani bu üç kesim arasındaki şaşırtıcı, ilginç ve korkutucu biyolojik ve psikolojik bağlantıları gözler önüne seriyor.

Kullandığımız cihazlar, nasıl oluyor da her türlü uyuşturucudan daha fazla bağımlılık yapıcı hâle geldi?

Alter’ın kitabı, bir yandan internet bağımlılığın neden böyle sıkıntılı bir hal aldığını kapsamlı bir şekilde ortaya koyarken, aynı zamanda bize zarar veren bu dünyadan nasıl kurtulacağımızı, başka bir deyişle insanoğlunun davranışlarını tümüyle dönüştüren bu teknolojinin yararlı yönlerini nasıl kullanacağımızı anlatıyor.

Adam Alter, yaşadığımız dönemi davranışsal bağımlılık çağı olarak tanımlıyor ve günümüzün ürünlerinin önemli bir kısmının neden karşı konulmaz olduğunu açıklıyor.

Alter, bu ürünleri tasarlayan şirketlerin, karşı konulmaz hale gelene kadar bunlar üzerinde ne gibi ince ayarlar yaptıklarını, bunların yetişkinlerin yanı sıra, özellikle çocukların sağlığı ve mutluluğu üzerindeki zararlı etkilerini açıklıyor.

Bu önemli çalışmayı, çağımızın artan bağımlılığını daha iyi kavramak ve bu konuda tedbir almak isteyen her okura öneriyoruz.

  • Künye: Adam Alter – Karşı Konulmaz: Bağımlılık Yapıcı Teknolojinin Yükselişi ve Bizim Ona Esir Edilişimiz, çeviren: Deniz İrengün, Paloma Yayınevi, psikoloji, 344 sayfa, 2018

Shmuley Boteach – Evde Şehvet Bitti (2015)

Evlilikte sevgi ve dostluğa öncelik vermek, erotizmi yok eder mi?

Evliliğin sevgiden ziyade şehvet üzerine kurulu olması gerektiğini düşünen Shmuley Boteach, şehvetin üç ilkesini detaylıca açıklayarak arzu ve erotik özlemin nasıl diri tutulabileceğini açıklıyor.

İlişkilerinde tutkuyu her daim diri tutmak isteyenlere…

  • Künye: Shmuley Boteach – Evde Şehvet Bitti, çeviren: Deniz Yazgan, Koton Kitap

Bekir Onur – Anılardaki Aşklar (2015)

İlgi çekici ayrıntılar barındıran, çocukluğun ve gençliğin psikoseksüel tarihi.

Cinsellik konusunda büyük tabularımızın olduğu bilinir.

İlişkilerdeki çarpıklığın tarihsel ve güncel öyküsünü anlatan bu kitap, iki cinsin arasına koyulan mesafeyi, cinsellik üzerindeki baskının boyutlarını ve toplumsal cinsiyetin oluşmasındaki önyargıları gözler önüne seriyor.

  • Künye: Bekir Onur – Anılardaki Aşklar: Çocukluğun ve Gençliğin Psikoseksüel Tarihi, Kalem Kitap

Güler Okman Fişek – İlişki içinde “Ben” (2018)

Türkiye toplumuna psikoloji kuramları, psikanaliz ve psikoterapinin

Türkiye toplumunun, ne Batı’ya ne de Doğu’ya ait, tamamıyla kendine has bir toplum olduğu söylenir.

Klinik psikoloji akademisyeni ve psikoterapist Güler Okman Fişek elimizdeki kitabında, Batılı psikoloji kuramlarıyla, psikanaliz ve psikoterapi yaklaşımlarından hareketle, toplumumuzun bu özgün konumunu tartışıyor.

Kitap hem Batılı psikoloji kuramlarının idealize ettiği özerk, bağımsız, kendine yeten birey kavramsallaştırmasının bizdeki yansımalarını daha iyi kavramak hem de Batı ve Doğu toplumlarındaki birey ve bireyselleşme süreçleri ile aile dinamikleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları açık bir biçimde ortaya koymasıyla büyük öneme haiz.

Bol sayıda vaka çalışması da barındıran kitap, özellikle Türkiye’nin ne kadar Batı ne kadar Doğu toplumu olduğuna, aile ve benlik arasındaki ilişkiye, gelenekle birey ve bireyselleşme ilişkisine psikoloji, psikanaliz ve psikoterapinin gözünden bakmak isteyenler için kaçırılmayacak bir fırsat.

  • Künye: Güler Okman Fişek – İlişki içinde “Ben”: Kültür, Aile, Bireyselleşme ve Psikanalitik Arayışlar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 211 sayfa, 2018

Marie-France Hirigoyen – Manevi Taciz (2015)

Kurbanlarını felç ederek koruma duvarlarını yıkan manevi tacizcilerden, leşçilerden nasıl korunabiliriz?

Psikoterapist Marie-France Hirigoyen’den, sapkın kişilerin verebilecekleri zararlar, başkalarını yönelik tehlikeli yanları ve kurbanlar ile müstakbel kurbanların kendilerini daha iyi savunmaları konusunda dört dörtlük bir rehber.

  • Künye: Marie-France Hirigoyen – Manevi Taciz, çeviren: Heval Bucak, İletişim Yayınları