Frieda Fordham – Jung Psikolojisinin Ana Hatları (2015)

Çağdaş psikolojinin önde gelen isimlerinden Carl Gustav Jung’un kuram ve kavramlarının derli toplu bir özeti.

Jungcu psikolojik tipler, kolektif bilinçdışının arketipleri, din ve bireyselleşme süreci, psikoterapi, rüyalar ve yorumları, psikoloji ve eğitim konularında aydınlanmak isteyenlere.

  • Künye: Frieda Fordham – Jung Psikolojisinin Ana Hatları, çeviren: Aslan Yalçıner, Say Yayınları

Treysi Kazmirci – Duygularını Yemek (2009)

Beslenmede psikolojinin etkisine odaklanan Treysi Kazmirci ‘Duygularını Yemek’te, okura, “Açlığınız fizyolojik mi, psikolojik mi?” sorusunu yöneltiyor.

Kazmirci çalışmasında, yeme davranışlarının değiştirilmesi için yapılması gerekenler, kilonun korunmasında nelere dikkat edilmesi gerektiği, hamile ve çocukluyken nasıl beslenileceği, depresyonu azaltmak için hangi yiyeceklerin tercih edilebileceği ve yemek bozukluğu olarak adlandırılan özel durumları gibi konuları ele alıyor.

Bağımlılık olarak yemek yeme sorununu inceleyen yazar, bunun nasıl üstesinden gelinebileceğine dair önerilerde bulunuyor.

Kitapta ayrıca, birçok ünlü ismin verdiği yemek tarifleri de yer alıyor.

  • Künye: Treysi Kazmirci – Duygularını Yemek, Epsilon Yayıncılık, psikoloji, 205 sayfa

Nathan Kravis – Plato’dan Freud’a Terapi Divanının Gizli Tarihi (2018)

Terapi divanı psikanaliz kadar,  hatta muhtemelen ondan da ünlüdür.

Örneğin birçok filme, romana, hikâyeye konu olmuştur.

Ve en önemlisi de, başlı başına bir moda ikonu haline gelmiştir.

İşte Nathan Kravis’in keyifli ve aydınlatıcı bu kitabında, terapi divanı başrolü oynuyor.

Psikanaliz, sanat tarihi, felsefe, tarih, mobilya tarihi ve tıp tarihinin iyi bir bireşimi olarak okunabilecek kitap, Freud’un kendi yazılarından olabildiğince yararlanarak, terapi divanının uzun macerasını bizimle paylaşıyor.

Güzel ve ufuk açıcı resimlerle de zenginleşmiş kitap, analisti ziyaret ettiğimizde uzandığımız kadar okumak, hayallere dalmak, çağrışım yapmak için de uzandığımız divanı bize farklı yönleriyle anlatıyor.

  • Künye: Nathan Kravis – Plato’dan Freud’a Terapi Divanının Gizli Tarihi, çeviren: Denis Gürcü, Sola Yayınları, psikoloji, 216 sayfa, 2018

Jacob Rogozinski – Ben ve Ten (2018)

Ben dışsal gerçeklik tarafından üretilen bir yanılsama mıdır?

Önde gelen çağdaş Fransız düşünürlerinden Jacob Rogozinski’nin bu kitabı, “ben” konusuna geniş bir çerçeveden bakmasıyla önemli.

Rogozinski kitabına, iki ego katili olarak tanımladığı Heidegger ve Lacan’ın düşüncelerini irdeleyerek başlıyor ve oradan da Descartes, Husserl, Merleau-Ponty ve Artaud’un fikirlerine uzanarak ben ile ben-olmayan arasındaki farkı çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Yazar bunu yaparken de, fenomenolojinin ve psikanalizin zengin mirasından olabildiğince yararlanıyor, ayrıca yaşam, ölüm, aşk ve nefret gibi varoluşun temel sorularıyla sıkı bir yüzleşmeye girişiyor.

Kitaptan alıntı:

“Yaşamın benim yaşamım olmaktan çıktığı ve kolektif bir antiteye aktarılmak üzere egonun içkinliğinden koparıldığı andan itibaren faşizmi uzaklarda aramamıza gerek kalmaz.”

“Direnmek bir ben’in değil, bir biz’in işidir: Bir halkın, bir sınıfın ya da diyelim ki bir çokluğun işidir.”

  • Künye: Jacob Rogozinski – Ben ve Ten: Ego-Analize Giriş, çeviren: Melis Aktaş, Pinhan Yayıncılık, psikoloji, 392 sayfa, 2018

E. Fuller Torrey – Beynin Evrimi ve Tanrıların Ortaya Çıkışı (2018)

Dinlerin ortaya çıkışıyla evrim arasında nasıl bir ilişki var?

Fuller Torrey, çokça tartışılan bu soruya elimizdeki kitabıyla dâhil oluyor ve dini inancın evrimin ürünü olduğunu savunuyor.

Torrey, bu ilişkiyi ele alırken, arkeolojik ve antropolojik pek çok kanıtı ortaya koyduğu gibi, insan beyninin nörobiyolojik evriminin fosil kanıtlarını ve beynin evrimine dair psikolojik kanıtlar da sunuyor.

Torrey’e göre tanrıların ortaya çıkışı, çeşitli evrimsel etkenlerin rastlantısal bir sonucudur.

Antik kafataslarından insan ürünü eşyalara, beyin görüntüleme sistemlerinden primatolojiye ve çocuk gelişimi çalışmalarına çok çeşitli kaynaklardan gelen verileri inceleyen kitap, özellikle yeni bilişsel becerilerin edinilmesinin insan davranışlarını nasıl yönlendirdiğini ortaya koymasıyla önemli.

Yazar buna örnek olarak da, otobiyografik hafızanın gelişiminin rekabet avantajı sağladığı gibi, ölümlülüğün kavranmasına ve ölüme bir alternatif olduğuna dair inancın reddine sebep oluşunu gösteriyor.

Yazar, tanrıların ortaya çıktığı zamanları insanoğlunun o dönemdeki nörobiyolojik gelişimi bağlamında izliyor.

Evrimsel nörobilim konusunda muhakkak okunması gereken bir çalışma, dinlerin nereden geldiği konusuna güçlü ve yeni bir ışık tutmasıyla önemli.

  • Künye: E. Fuller Torrey – Beynin Evrimi ve Tanrıların Ortaya Çıkışı: İlk İnsanlar ve Dinlerin Kökeni, çeviren: Erkan Aktaş, Paloma Yayınevi, bilim, 316 sayfa, 2018

Ercan Nar – Baba, Beni Sevmekten Niye Korkuyorsun? (2009)

Ercan Nar ‘Baba, Beni Sevmekten Niye Korkuyorsun?’da, babalar ve çocuklar arasındaki iletişimin nasıl olması gerektiğini anlatıyor ve çocuklarını geleceğe daha iyi hazırlayabilmek isteyen babaların ne yapmaları gerektiği konusunda önerilerde bulunuyor.

Türkiye kültüründe, babanın çocuğuyla arasındaki mesafe, bu ilişkinin doğal olarak birçok yerde sorunlu olmasına neden oluyor.

Nar’ın elimizdeki kitabı, baba olan ya da yakın zamanda baba olmaya hazırlanan kişilere, ebeveynler ile çocuk arasında daha iyi, daha sağlıklı bir iletişimin nasıl kurulabileceğini anlatıyor.

Kitap, klasik baba anlayışının sorgulandığı günümüzde, alternatif bir fikir sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Ercan Nar – Baba, Beni Sevmekten Niye Korkuyorsun?, Babıali Kültür Yayınları, kişisel gelişim, 112 sayfa

Bärbel Wardetzki – Siyasette ve Toplumda Narsisizm, Ayartma ve İktidar (2018)

Narsisist insanların siyasette yüksek pozisyonlara gelmeleri, toplumda billurlaşma noktası ve arzulanan sevgi nesnesi haline gelmeleri nasıl mümkün olabiliyor?

1989’dan bu yana narsisizm üzerine çalışan psikiyatrist Bärbel Wardetzki bunun nedeninin, narsisizmin aynı zamanda başarı, popülerlik ve büyüklük vaadinden kaynaklandığını söylüyor.

İşte Wardetzki’nin elimizdeki kitabı da, tam da bu konuya, narsisist liderlerce ayartılma sorununa çok yönlü bir şekilde odaklanıyor.

Wardetzki bunun yanı sıra, narsisizmin karanlık yönlerini de ele alıyor.

İktidarın kötüye kullanılması, yıkıcılık, otokrata düşkünlük, kontrol ve manipülasyon, bunlardan birkaçı.

Yazar bunların korku, tehdit ve kafa karışıklığı gibi olumsuz duyguları nasıl tetiklediğini de adım adım açıklıyor.

Politikacılardaki narsisistik belirtileri ve bunların toplumsal ve politik senaryolara olan etkilerini daha iyi kavramak için muhakkak okunması gereken çalışma, bu durumla nasıl baş edebileceğimiz konusunda kimi ipuçları da veriyor.

  • Künye: Bärbel Wardetzki – Siyasette ve Toplumda Narsisizm, Ayartma ve İktidar, çeviren: Deniz Cankoçak, İletişim Yayınları, siyaset, 139 sayfa, 2018

Ayşın Ceyhan – Çocukların Gözyaşlarından (2015)

Fiziksel ve ruhsal şiddet, çocukların ruhlarında onarılması güç hasarlar bırakır.

Her anne-babaya hitap eden bu kitapta Ayşın Ceyhan, aile içi şiddetin çocuklara verdiği zararları gözler önüne serdiği gibi, çocukların ailelerine söyleyemedikleri kırgınlıklara, kızgınlıklara, hayal kırıklıklarına ve daha nice karışık duygulara da tercüman oluyor.

İyi çocuklar istiyorsak, onlara iyi davranmalıyız.

  • Künye: Ayşın Ceyhan – Çocukların Gözyaşlarından, Alfa Yayınları

Tolga Arıcak – Siber Âlemin Avatar Çocukları (2015)

Etrafımızdan gözlemlediğimiz gibi, sanal yaşantılar fiziksel gerçekliğin yerini alıyor.

Hayatımızı derinden etkileyen internet çağını psikolojik ve pedagojik açıdan tanımlayan Tolga Arıcak, hem internetin birey, aile ve eğitimi nasıl dönüştürdüğünü ortaya koymakta hem de internetin yanlış ve kötüye kullanımının sonuçlarını tartışmakta.

  • Künye: Tolga Arıcak – Siber Âlemin Avatar Çocukları, Remzi Kitabevi

Şengül Hablemitoğlu ve Filiz Yıldırım – Risk Çağı ve Gençler (2009)

İki yazarlı ‘Risk Çağı ve Gençler’, alan araştırması verilerini yorumlayarak, risk ve gençlik konularını inceliyor.

Risk kavramına, kuramlar yoluyla açıklık getirmeye çalışan yazarlar, üniversite gençliğinin güncel risk algısını ve risklere yaklaşımını örnekler üzerinden anlamayı amaçlıyor.

Alan araştırması verilerine dayanarak, gençlik döneminde kadınların, erkeklere oranla risklere daha duyarlı olduğunu tespit eden çalışma, bunların aşılması için yapılması gerekenler konusunda önerilerde de bulunuyor.

Yazarlar, gençlerin kaygılarının azaltılmasının, üniversite yıllarında onlara sağlanacak imkânların genişletilmesiyle olanaklı olduğunu söylüyor.

  • Künye: Şengül Hablemitoğlu ve Filiz Yıldırım – Risk Çağı ve Gençler, Eflatun Yayınevi, psikoloji, 168 sayfa