Jean Piaget ve Bärbel Inhelder – Çocuk Psikolojisi (2018)

Jean Piaget, genetik epistemoloji ve bilişsel gelişim alanlarında yaptığı çığır açıcı çalışmalarla bilinir.

Öte yandan İsviçreli psikolog, çocukta düşünce ve dil gelişiminin bir süreklilik içinde değil de, evrelerden geçerek oluştuğunu ve birey ile çevre ilişkilerinde etkin bir şekilde yapılandığını ortaya koyarak, gelişim psikolojisi konusunda dönüm noktası sayılan bir teze imza attı.

İşte Piaget’in asistanı Bärbel Inhelder, Piaget’in yaklaşık kırk yılını verdiği gelişim psikolojisinin araştırmalarını, bizde şimdi üçüncü baskısına ulaşan bu kitapta sunuyor.

Piaget, çocuk zihniyetinin yetişkinin zihniyetiyle hiçbir ilişkisi olmadığını öne sürer.

O’na göre çocuğun mantığı kendine özgü olduğu gibi, düşüncesi de benmerkezlidir.

Çocuk kendisi için gelişir, kendi tarzında eğlenir; aklın kavramsal bilgileriyle ilgisi yoktur, çelişki bilmez.

Çocuk ancak başkalarının düşüncesiyle temasa, geçtiği zaman mantıklı olmaya başlar.

Kitap, Piaget’in bu ve bunun gibi çocuk psikolojisi konusundaki ufuk açıcı pek çok görüşünü sunmasıyla alan için tam bir klasik.

  • Künye: Jean Piaget ve Bärbel Inhelder – Çocuk Psikolojisi, Pinhan Yayıncılık, çeviren: Orçun Türkay, psikoloji, 144 sayfa, 2018

Jale Minibaş-Poussard ve Meltem İdiğ Çamuroğlu – Psikolojik Taciz (2015)

Her alanda karşılaştığımız saldırganlığın iş yerine yansıması olarak da düşünebileceğimiz mobbing ya da iş yerinde psikolojik taciz nedir?

Jale Minibaş-Poussard ve Meltem İdiğ Çamuroğlu imzalı bu kitap, söz konusu kavramları açıklığa kavuşturuyor; bunun nasıl bir travmaya neden olabileceğini ve bu tacize karşı ne gibi önlemler alabileceğimizi anlatıyor.

  • Künye: Jale Minibaş-Poussard ve Meltem İdiğ Çamuroğlu – Psikolojik Taciz: İş Yaşamında Gerilim, Akılçelen Kitaplar

Kolektif – Ölme Üzerine Bir İnceleme (2015)

Ölüm gibi karmaşık ve ihtimallerle dolu bir olguyu; tüm insanların ortak yazgısını klişelerin ötesinde irdeleyen makaleler bu kitapta bir araya getirilmiş.

Kitabın bilimci ve klinisyen yazarları, ölümün neden basitçe üzücü veya kötü bir durum olarak kavranmaması gerektiğini tartışıyor.

Tıp biliminin ölüme bakışı, ölme ve sanat ilişkisi, edebiyatta ve sinemada ölme olgusunun işlenişi gibi birçok konuyu ele alan kitap, ölmek gibi karmaşık, çeşitli, şaşırtıcı ve ihtimallerle dolu bir deneyimi daha dikkatli bir şekilde gözden geçirmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Kolektif – Ölme Üzerine Bir İnceleme, hazırlayan: Allan Kellehear, çeviren: Barış Zeren, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Frieda Fordham – Jung Psikolojisinin Ana Hatları (2015)

Çağdaş psikolojinin önde gelen isimlerinden Carl Gustav Jung’un kuram ve kavramlarının derli toplu bir özeti.

Jungcu psikolojik tipler, kolektif bilinçdışının arketipleri, din ve bireyselleşme süreci, psikoterapi, rüyalar ve yorumları, psikoloji ve eğitim konularında aydınlanmak isteyenlere.

  • Künye: Frieda Fordham – Jung Psikolojisinin Ana Hatları, çeviren: Aslan Yalçıner, Say Yayınları

Treysi Kazmirci – Duygularını Yemek (2009)

Beslenmede psikolojinin etkisine odaklanan Treysi Kazmirci ‘Duygularını Yemek’te, okura, “Açlığınız fizyolojik mi, psikolojik mi?” sorusunu yöneltiyor.

Kazmirci çalışmasında, yeme davranışlarının değiştirilmesi için yapılması gerekenler, kilonun korunmasında nelere dikkat edilmesi gerektiği, hamile ve çocukluyken nasıl beslenileceği, depresyonu azaltmak için hangi yiyeceklerin tercih edilebileceği ve yemek bozukluğu olarak adlandırılan özel durumları gibi konuları ele alıyor.

Bağımlılık olarak yemek yeme sorununu inceleyen yazar, bunun nasıl üstesinden gelinebileceğine dair önerilerde bulunuyor.

Kitapta ayrıca, birçok ünlü ismin verdiği yemek tarifleri de yer alıyor.

  • Künye: Treysi Kazmirci – Duygularını Yemek, Epsilon Yayıncılık, psikoloji, 205 sayfa

Nathan Kravis – Plato’dan Freud’a Terapi Divanının Gizli Tarihi (2018)

Terapi divanı psikanaliz kadar,  hatta muhtemelen ondan da ünlüdür.

Örneğin birçok filme, romana, hikâyeye konu olmuştur.

Ve en önemlisi de, başlı başına bir moda ikonu haline gelmiştir.

İşte Nathan Kravis’in keyifli ve aydınlatıcı bu kitabında, terapi divanı başrolü oynuyor.

Psikanaliz, sanat tarihi, felsefe, tarih, mobilya tarihi ve tıp tarihinin iyi bir bireşimi olarak okunabilecek kitap, Freud’un kendi yazılarından olabildiğince yararlanarak, terapi divanının uzun macerasını bizimle paylaşıyor.

Güzel ve ufuk açıcı resimlerle de zenginleşmiş kitap, analisti ziyaret ettiğimizde uzandığımız kadar okumak, hayallere dalmak, çağrışım yapmak için de uzandığımız divanı bize farklı yönleriyle anlatıyor.

  • Künye: Nathan Kravis – Plato’dan Freud’a Terapi Divanının Gizli Tarihi, çeviren: Denis Gürcü, Sola Yayınları, psikoloji, 216 sayfa, 2018

Jacob Rogozinski – Ben ve Ten (2018)

Ben dışsal gerçeklik tarafından üretilen bir yanılsama mıdır?

Önde gelen çağdaş Fransız düşünürlerinden Jacob Rogozinski’nin bu kitabı, “ben” konusuna geniş bir çerçeveden bakmasıyla önemli.

Rogozinski kitabına, iki ego katili olarak tanımladığı Heidegger ve Lacan’ın düşüncelerini irdeleyerek başlıyor ve oradan da Descartes, Husserl, Merleau-Ponty ve Artaud’un fikirlerine uzanarak ben ile ben-olmayan arasındaki farkı çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Yazar bunu yaparken de, fenomenolojinin ve psikanalizin zengin mirasından olabildiğince yararlanıyor, ayrıca yaşam, ölüm, aşk ve nefret gibi varoluşun temel sorularıyla sıkı bir yüzleşmeye girişiyor.

Kitaptan alıntı:

“Yaşamın benim yaşamım olmaktan çıktığı ve kolektif bir antiteye aktarılmak üzere egonun içkinliğinden koparıldığı andan itibaren faşizmi uzaklarda aramamıza gerek kalmaz.”

“Direnmek bir ben’in değil, bir biz’in işidir: Bir halkın, bir sınıfın ya da diyelim ki bir çokluğun işidir.”

  • Künye: Jacob Rogozinski – Ben ve Ten: Ego-Analize Giriş, çeviren: Melis Aktaş, Pinhan Yayıncılık, psikoloji, 392 sayfa, 2018

E. Fuller Torrey – Beynin Evrimi ve Tanrıların Ortaya Çıkışı (2018)

Dinlerin ortaya çıkışıyla evrim arasında nasıl bir ilişki var?

Fuller Torrey, çokça tartışılan bu soruya elimizdeki kitabıyla dâhil oluyor ve dini inancın evrimin ürünü olduğunu savunuyor.

Torrey, bu ilişkiyi ele alırken, arkeolojik ve antropolojik pek çok kanıtı ortaya koyduğu gibi, insan beyninin nörobiyolojik evriminin fosil kanıtlarını ve beynin evrimine dair psikolojik kanıtlar da sunuyor.

Torrey’e göre tanrıların ortaya çıkışı, çeşitli evrimsel etkenlerin rastlantısal bir sonucudur.

Antik kafataslarından insan ürünü eşyalara, beyin görüntüleme sistemlerinden primatolojiye ve çocuk gelişimi çalışmalarına çok çeşitli kaynaklardan gelen verileri inceleyen kitap, özellikle yeni bilişsel becerilerin edinilmesinin insan davranışlarını nasıl yönlendirdiğini ortaya koymasıyla önemli.

Yazar buna örnek olarak da, otobiyografik hafızanın gelişiminin rekabet avantajı sağladığı gibi, ölümlülüğün kavranmasına ve ölüme bir alternatif olduğuna dair inancın reddine sebep oluşunu gösteriyor.

Yazar, tanrıların ortaya çıktığı zamanları insanoğlunun o dönemdeki nörobiyolojik gelişimi bağlamında izliyor.

Evrimsel nörobilim konusunda muhakkak okunması gereken bir çalışma, dinlerin nereden geldiği konusuna güçlü ve yeni bir ışık tutmasıyla önemli.

  • Künye: E. Fuller Torrey – Beynin Evrimi ve Tanrıların Ortaya Çıkışı: İlk İnsanlar ve Dinlerin Kökeni, çeviren: Erkan Aktaş, Paloma Yayınevi, bilim, 316 sayfa, 2018

Ercan Nar – Baba, Beni Sevmekten Niye Korkuyorsun? (2009)

Ercan Nar ‘Baba, Beni Sevmekten Niye Korkuyorsun?’da, babalar ve çocuklar arasındaki iletişimin nasıl olması gerektiğini anlatıyor ve çocuklarını geleceğe daha iyi hazırlayabilmek isteyen babaların ne yapmaları gerektiği konusunda önerilerde bulunuyor.

Türkiye kültüründe, babanın çocuğuyla arasındaki mesafe, bu ilişkinin doğal olarak birçok yerde sorunlu olmasına neden oluyor.

Nar’ın elimizdeki kitabı, baba olan ya da yakın zamanda baba olmaya hazırlanan kişilere, ebeveynler ile çocuk arasında daha iyi, daha sağlıklı bir iletişimin nasıl kurulabileceğini anlatıyor.

Kitap, klasik baba anlayışının sorgulandığı günümüzde, alternatif bir fikir sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Ercan Nar – Baba, Beni Sevmekten Niye Korkuyorsun?, Babıali Kültür Yayınları, kişisel gelişim, 112 sayfa

Bärbel Wardetzki – Siyasette ve Toplumda Narsisizm, Ayartma ve İktidar (2018)

Narsisist insanların siyasette yüksek pozisyonlara gelmeleri, toplumda billurlaşma noktası ve arzulanan sevgi nesnesi haline gelmeleri nasıl mümkün olabiliyor?

1989’dan bu yana narsisizm üzerine çalışan psikiyatrist Bärbel Wardetzki bunun nedeninin, narsisizmin aynı zamanda başarı, popülerlik ve büyüklük vaadinden kaynaklandığını söylüyor.

İşte Wardetzki’nin elimizdeki kitabı da, tam da bu konuya, narsisist liderlerce ayartılma sorununa çok yönlü bir şekilde odaklanıyor.

Wardetzki bunun yanı sıra, narsisizmin karanlık yönlerini de ele alıyor.

İktidarın kötüye kullanılması, yıkıcılık, otokrata düşkünlük, kontrol ve manipülasyon, bunlardan birkaçı.

Yazar bunların korku, tehdit ve kafa karışıklığı gibi olumsuz duyguları nasıl tetiklediğini de adım adım açıklıyor.

Politikacılardaki narsisistik belirtileri ve bunların toplumsal ve politik senaryolara olan etkilerini daha iyi kavramak için muhakkak okunması gereken çalışma, bu durumla nasıl baş edebileceğimiz konusunda kimi ipuçları da veriyor.

  • Künye: Bärbel Wardetzki – Siyasette ve Toplumda Narsisizm, Ayartma ve İktidar, çeviren: Deniz Cankoçak, İletişim Yayınları, siyaset, 139 sayfa, 2018