Hélène Prigent – Melankoli (2009)

Melankoli, özellikle Batı kültürünü tarih boyunca en çok meşgul eden konuların başında gelir.

İşte Hélène Prignent, melankolinin kapsamlı bir tarihini verdiği bu rehber kitabında, antik mezar taşlarından başlayarak, Dürer, Valentin, Goya, Delacroix, Friedrich, Munch, Redon, Hopper ve Kiefer gibi isimlerin yapıtlarında melankoliye uzanıyor.

“Bugün melankoli sözcüğünü de içeren bunalım, her dönemin üstüne bir taş eklediği, iki bin yıldan daha yaşlı, eski bir anıtın yüzeyindeki pastan başka bir şey değil aslında,” diyen Prignent, tarih boyunca melankoli’nin aldığı “kara safra”, “kutsal hastalığı”, acedia, spleen, nevrasteni ve bunalım gibi farklı adların ve merkezinde Dürer’in ünlü gravürü Melancolia I’ın bulunduğu zengin ikonografinin izini sürüyor; melankolinin yaratıcılıkla ilişkilendirilmesi ve sahip olduğu sürekliliğin nedenlerini irdeliyor.

  • Künye: Hélène Prigent – Melankoli: Bunalımın Başkalaşımları, çeviren: Orçun Türkay, Yapı Kredi Yayınları, psikoloji, 159 sayfa

Kolektif – Yaşlanma ve Yaşlılık (2018)

Fakat uzmanlar, 2050’ye gelindiğinde, ülkenin demografik yapısında 80 yaş üstü nüfusun çok artacağı öngörüsünde bulunuyor.

Peki, bugün ve gelecekte yaşlı olmanın zihinsel, bedensel ve toplumsal sonuçları ne olabilir?

İşte, alanında uzman isimlerin katkıda bulunduğu bu kitap, nöroloji, psikoloji, demografi, sosyoloji, hukuk, ekonomi, medya çalışmaları, yeni teknolojiler ve sosyal politikalar çerçevesinden yaşlılık ve yaşlanma olgularına çok yönlü bir şekilde bakıyor.

Türkiye ve dünyadan pek çok örnekle desteklenen çalışma,

  • Yaşlılığın biyososyal boyutları,
  • Yaşlılıkta biyolojik saatin önemi,
  • Yaşlılığın psikolojik ve toplumsal boyutları,
  • Türkiye ve Avrupa’da nüfus yaşlanmasının karşılaştırılması,
  • Ders kitaplarında yaşlılık temsili,
  • Sinemada yaşlılık ve erkeklik,
  • Yaşlı bireylere insan hak ve özgürlükleri perspektifinden bakış,
  • Yaşlı sağlığında geronteknolojik ürünlerin kullanımı,
  • Türkiye’de nüfus yaşlanmasının ekonomik sonuçları,
  • Ve Sosyal politikalar ve yaşlanma gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Gülüstü Salur, Reşit Canbeyli, Ryan Wise, Alan Duben, Kenan Çayır, Itır Erhart, Hande Eslen-Ziya, İdil Işıl Gül, Seray Öney Doğanyiğit, Aylin Seçkin, Patrick Georges ve Volkan Yılmaz.

  • Künye: Kolektif – Yaşlanma ve Yaşlılık: Disiplinlerarası Bakış Açıları, derleyen: Alen Duben, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 208 sayfa, 2018

 

Sara Villanueva – Ergenlik: Sıkıntılı Yıllar (2018)

“Kucağıma sokulmaya can atan tatlı minnoş oğluma ne oldu?”

“Saçlarını taratmak için hevesle önüme oturup ardından benimkileri taramak için yalvaran küçük sevecen kızım nereye kayboldu?”

Bunlar, birçok ebeveynin, çocukları ergenliğe adım attıktan sonra yaşanan gelişmelere bakıp kendilerine sık sık sordukları sorulardır.

Kendisi de dört çocuk sahibi bir anne olan Sara Villanueva’nın, kendi deneyimlerinden de yola çıkarak kaleme aldığı bu kitap, “fırtına ve stres” olarak özetlenebilecek ergenlik dönemine ebeveynlerin nasıl daha sağlıklı ve yapıcı bir şekilde yaklaşabileceklerini anlatıyor.

Ergenlik dönemindeki muazzam gelişmeleri açıklayarak açılan kitapta,

  • Ergenlerde kavrama,
  • Ebeveyn-ergen çatışmasının nedenleri,
  • Gençlerin bağımsızlıklarını kazanmasının ailedeki yansımaları,
  • Gençlerde buluğ ve seks süreci,
  • Ergen çocuğun sosyal dünyası,
  • Ergenlikte flört, romantik ilişkiler ve seks,
  • Ergenlikteki olası tuzaklar ve sorunlar,
  • Ergen yetiştirmenin yarattığı korku ve güvensizlikle yüzleşmek,
  • Ve ergenler dışarıya açılırken ebeveynlerinin bu değişime kucak açması gibi önemli konular irdeleniyor.

Son olarak belirtelim: Sara Villanueva’nın uzmanlık alanı, ergen gelişimi.

Villanueva, halen görevli olduğu St. Edward Üniversitesi’nde çocuk ve ergenlik psikolojisi, gelişimsel psikopatoloji ve insan cinselliği gibi konularda ders veriyor.

  • Künye: Sara Villanueva – Ergenlik: Sıkıntılı Yıllar (Ergen Çocuklarımıza Keyifle Ebeveynlik Etmenin Yolları), çeviren: Defne Orhun, İletişim Yayınları, psikoloji, 184 sayfa, 2018

Hasan Durna – Sosyal Fobi (2018)

Sosyal kaygı bozukluğunun, başka bir deyişle Sosyal fobinin en büyük zararı, kişiyi toplumdan uzaklaştırması, onu sosyal çevreden yavaş yavaş izole etmesi.

Modern hayatın ilişkiler ve iletişim anlamında beraberinde getirdiği bildiğimiz sıkıntılar da, bu problemin günümüzde artış göstermesindeki etkenlerden.

Uzman psikoterapist Hasan Durna da bu rehber kitabında, sekiz adımda, hastanın kendi başına sosyal fobiden kurtularak psikolojik iyileşme sağlamasını amaçlıyor.

Durna, sosyal bozukluğun ne olduğunu ayrıntılı bir şekilde açıklayarak başlıyor ve devamında da,

  • Sosyal fobi ile yaşama,
  • Sosyal fobi ile başa çıkma,
  • Sosyal fobide aile ve yakınların önemi,
  • Ve çocuklar ile ergenlerde sosyal fobi görünümleri gibi önemli konuları irdeliyor.

Anlaşılır bir dille yazılan kitap, tablolar ve alıştırmalarla detaylandırılıyor, ayrıca akademik çalışmaların günlük yaşama nasıl uyarlanabileceğini de gösteriyor.

Kitabın, yalnızca hastalara değil, sosyal fobiyle ilgilenen okurların, psikoterapi öğrencilerinin ve meslekten kişilere hitap ettiğini de belirtelim.

  • Künye: Hasan Durna – Sosyal Fobi: Kim Korkar Sosyal Fobiden, Pegem Akademi Yayıncılık, psikoloji, 144 sayfa, 2018

William Davies – Mutluluk Endüstrisi (2018)

Mutluluğa karşı olunabilir mi?

Aristoteles mutluluğu –ahlaki açıdan daha geniş anlamıyla– insanlığın nihai amacı olarak görüyordu.

Bu kuşkusuz herkesin katılmayacağı bir yorum.

Nietzsche ise, “İnsanlar mutlu olmak için çabalamaz; bu sadece İngilizlere özgü bir davranıştır,” demişti.

Öte yandan pozitif psikoloji ve mutluluk ölçümü 1990’lardan bu yana siyasi ve ekonomik kültürümüze nüfuz etti ve bugün de, siyasetçilerle yöneticilerin mutluluk ve esenlik mefhumlarını sahiplenme şekline yönelik kaygılar artmış durumda.

Bunun yanı sıra “mutluluk bilimi”, nihayetinde çektikleri ıstıraplardan ötürü insanları sorumlu tutup –tabii dâhiyane bir şekilde onları ilaçla tedavi ederek– sorunu oluşturan koşulları yok sayacak bir konuma gelme riski taşıyor.

İşte William Davies’in şahane çalışması ‘Mutluluk Endüstrisi’, yeni nesil kapitalist sistemin mutluluğumuzu bahane ederek yaşamımızın kontrolünü nasıl ele geçirdiğini gözler önüne seriyor.

Davies, hem büyük şirketlerin, piyasaların ve hükümetlerin, haz ve mutluluk arayışımızdan faydalanarak, tüketim davranışlarımıza nasıl yön verdiğini örnekler eşliğinde açıklıyor hem de bu korkunç kısırdöngüden nasıl kurtulabileceğimizi gösteriyor.

Kitabı, reklamların, motivasyon artırmaya yönelik işyeri terapilerinin, zindelik ve esenlik vaat eden guruların, yaşam koçlarının, spor hocalarının, pozitif psikoloji uzmanlarının ve mutluluk iktisatçılarının yarattığı statüye, güce, kariyere ve paraya odaklanmış bu tüketim sarmalının gerçekte neye hizmet ettiğini daha iyi kavramak isteyenlere şiddetle öneririz.

Kitaptan iki alıntı:

“Zihni izlenip ölçümlenmesi gereken kendine has davranış ve hastalıklara sahip, mekanik ya da organik bir nesne olarak gören bilimsel bakış açısı belki de sıkıntılarımızın çözümünden ziyade onları yaratan köklü kültürel nedenlerden biridir.”

“‘Mutluluk endüstrisi’ güçlüye zayıfın haklarını hatırlatmak yerine zayıfa güçlü olmayı dayatıyor. Rekabet ve acımasızlık sağlıklı sayılıyor.”

  • Künye: William Davies – Mutluluk Endüstrisi, çeviren: Müge Çavdar, Sel Yayıncılık, inceleme, 294 sayfa, 2018

Richard Charles Lewontin, Steven Rose ve Leon J. Kamin – Genlerimizden İbaret Değiliz (2018)

‘Genlerimizden İbaret Değiliz’, biyolojik determinizmin bilimsel, toplumsal, politik kökenleri hakkında klasikleşmiş bir yapıt.

Bilindiği gibi, biyolojik determinizmin temel iddiasına göre, sınıf, ırk ya da toplumsal cinsiyet temelli eşitsizlikler genetik kalıtımın sonucudur, dolayısıyla bu eşitsizlikler bir anlamda “kaderimiz”dir.

Evrimsel biyolog ve genetikçi Richard Lewontin, biyoloji ve nörobiyoloji profesörü Steven Rose ve psikolog Leon Kamin ise, sağlam kanıtlar ortaya koyarak bu iddianın hem neden temelsiz olduğunu hem de özünde hangi büyük eşitsizlikleri sakladığını gözler önüne seriyor.

Yazarlar, bilimin, burjuva toplumunun nihai meşruiyet sağlayıcısı olduğunu, biyolojik determinizmin de sınıflar arasındaki mücadelede kullanılan bir silah olduğunu belirtiyor.

Biyoloji, psikoloji ve toplum bilimlerinin kesişim noktasında yer alan kitapta,

  • Yeni sağ ve eski determinizm,
  • Biyolojik determinizmin politikaları,
  • Burjuva ideoloji ve determinizmin kökeni,
  • Eşitsizliğin meşrulaştırılması,
  • Zihni biçimlendirerek toplumu biçimlendirmek,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Künye: Richard C. Lewontin, Steven Rose ve Leon J. Kamin – Genlerimizden İbaret Değiliz: Biyoloji, İdeoloji ve İnsan Doğası, Yordam Kitap, bilim, 384 sayfa, 2018

Kolektif – Hayatı Hatırlamak (2018)

Bizi biz yapan otobiyografik belleğimizi, farklı disiplinlerin perspektifiyle tartışan nitelikli bir derleme.

Psikoloji, psikiyatri ve nörobilim gibi alanlara ilgili okurların özellikle seveceği ‘Hayatı Hatırlamak’, otobiyografik bellek kavramını, kişisel ve toplumsal bellekten, bağlanma ve hatırlama ilişkisine, dil ve kültürden istemsiz hatırlamaya ve anılardan anıları zihinde canlandırmaya zengin açılardan irdeliyor.

Kitapta,

  • Otobiyografik bellek araştırmalarında kullanılan yöntemler,
  • Neden ve nasıl hatırlayıp neden ve nasıl unuttuğumuz,
  • Otobiyografik anıların yaşam boyu dağılımı,
  • Yaşamımızın kimi dönemlerini daha çok, kimilerini daha az hatırlamamızın nedenleri,
  • Otobiyografik bellekte kültür ve dil,
  • Otobiyografik bellekte imgelem perspektifi,
  • Bağlanma ve hatırlamada benlik, duygu ve dikkat süreçlerinin rolü,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise şöyle: Sami Gülgöz, Berivan Ece, Sezin Öner, Burcu Demiray, Tuğba Uzer, Çağla Aydın, Bilge Göz, Pınar Ersoy, Ezgi Aytürk, Müge Özbek, Ezgi Mamus, Dilay Z. Karadöller, İnci Boyacıoğlu, Burcu Kaya-Kızılöz, Ayşe Altan-Atalay, Aysu Mutlutürk, Ayşecan Boduroğlu ve Ali İ. Tekcan.

  • Künye: Kolektif – Hayatı Hatırlamak: Otobiyografik Belleğe Bilimsel Yaklaşımlar, derleyen: Sami Gülgöz, Berivan Ece ve Sezin Öner, Koç Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 280 sayfa, 2018

Anil Ananthaswamy – Ya Ben Yoksam? (2018)

Benlik nedir?

Zihin bedeni nasıl etkiler ve ona nasıl yön verir?

Benlik algımız nedir ve nasıl oluşur?

Anil Ananthaswamy, bu ilgi çekici kitabında, sinirbilim alanındaki en güncel araştırmaların sonuçlarından yola çıkarak şizofreni, otizm, Alzheimer, epilepsi, Cotard sendromu ve huysuz bacak sendromu gibi çeşitli zihinsel ve nörobiyolojik hastalıkların insan algısı üzerindeki muazzam etkilerini açıklığa kavuşturuyor.

Pek çok vaka örneğiyle zenginleşen çalışma, yukarıdaki sorulara ufuk açıcı yanıtlar verdiği gibi, bizi benliğin dehlizlerinde hem ürpertici hem de aydınlatıcı bir yolculuğa davet ediyor.

  • Künye: Anil Ananthaswamy – Ya Ben Yoksam?: Benliğin Labirentlerinde Bir Gezinti, çeviren: Duygu Akın, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 252 sayfa, 2018

Kerry Daynes ve Jessica Fellowes – Hayatımızdaki Psikopatlar (2015)

Bu kitabın yazarları Kerry Daynes ve Jessica Fellowes’a göre, hayatınızın bir döneminde bir psikopatın ana özelliklerinden kimilerini taşıyan biriyle mutlaka karşılaşacaksınız.

Yazarlar bu kitaplarında da, psikopatik davranışlar ölçeğinin farklı seviyelerinde yer alan ve gündelik hayatın her alanında karşımıza çıkabilecek psikopatları nasıl tanıyabileceğimiz ve onlarla nasıl baş edebileceğimiz hakkında bir rehber.

  • Künye: Kerry Daynes ve Jessica Fellowes – Hayatımızdaki Psikopatlar, çeviren: Can Evren Topaktaş, NTV Yayınları

Aysel Ekşi – Türkiye’de ve Beş Kıtada Gençler (2015)

Dünyanın beş kıtasındaki gençlerle ilgili gözlem, bilgi ve araştırma bulguları bu kitapta.

Bir psikiyatrın değerlendirme ve yorumları eşliğinde.

Gençlerin birbirine benzer ve farklı değer yargılarına, yaşama biçimlerine, aile ilişkilerine, cinsel tutum ve yaşamlarına, sorunlarına dair bilgilenmek isteyenler için sağlam bir kaynak.

  • Künye: Aysel Ekşi – Türkiye’de ve Beş Kıtada Gençler, Nobel Tıp Kitabevi