Adrian McKinty – Soğuk Toprak (2018)

Biri yol kenarındaki hurda bir arabanın içine bırakılmış bir ceset.

İkincisi bir müzik öğretmeni, evinde alnından vurulmuş halde bulunmuş.

Üçüncüsü, genç bir kadın, ormanda bir ağaca asılı halde bulunmuş. Cinayetten ziyade bir intihar vakasını andırıyor.

‘Soğuk Toprak’, IRA ile İngiliz devleti arasındaki çatışmanın yoğun şekilde yaşandığı 1980’lerin başındaki İrlanda’da geçen sağlam bir roman.

İrlandalı yeni kuşak polisiye yazarlarının önde gelen kalemlerinden Adrian McKinty, ilk bakışta bir seri katilin işlediği izlenimi veren, fakat daha sonra ucu “çok önemli” kişilere ve yapılanmalara uzanan gizemli cinayetleri hikâye ediyor.

Başkahramanımız Dedektif Sean Duffy, ilk başlarda birbiriyle ilgisizmiş gibi görünen bu gizemli cinayetlerin izini sürmeye başlar.

Bir süre sonra Duffy, olayların göründüğü gibi olmadığını, siyasetin ve toplumun çürüdüğü bu dönemde, söz konusu cinayetlerin arkasında çok daha büyük yapılanların olduğuna dair güçlü ipuçlarına ulaşır.

Duffy, yaşamını tehlikeye atma pahasına bu cinayetlerin ardındaki gizemleri aydınlatmaya koyulur.

‘Soğuk Toprak’, ritmi her sayfada yükselen, sağlam bir polisiye.

  • Künye: Adrian McKinty – Soğuk Toprak, çeviren: İbrahim Yıldız ve Osman İşçi, Dipnot Yayınları, roman, 384 sayfa, 2018

Pete Najarian – Belleğin Kızları (2018)

Pete Najarian, Adanalı bir anne ve Diyarbakırlı bir babanın çocuğu olarak 1940’ta New York, Union City’de doğdu.

İlk romanı ‘Son Ermeni’, 1971’de basılan Najarian’ın ‘Belleğin Kızları’ adlı elimizdeki başarılı romanı da 1986 tarihli.

Yazar, hem olay örgüsü hem de üslubuyla oldukça özgün olan romanında, kadın figürleri aracılığıyla geçmişinin izlerini sürüyor ve simgesel bir kadın korosuyla dünü bugüne, ailesinin Anadolu’dan başlayıp Amerika’ya uzanan hayatını da şimdiye bağlıyor.

Roman, başkarakteri Zeke ile Yunan tragedyasındaki koro gibi bir işlev gören yaşlı kadınlar korosu aracılığıyla bize sesleniyor.

Zeke’nin zihninde, çocuk yaşından itibaren gözlerinin önünden gitmeyen ve farklı zamanlar ve farklı mekânlarda farklı görünümlerle karşısına çıkan bir kadın figürü vardır.

Bu figür, kimi zaman Zeke’nin çölde ölen anneannesiyle üst üste binecektir.

Zeke’nin arayışına anneannesi kadar, sanat tarihinin kadın figürleri, rüyalarındaki kadınlar, âşık olduğu kadınlar, annesi eşlik edecektir.

Cinselliğin güçlü bir şekilde sirayet ettiği ‘Belleğin Kızları’, bizi hafızanın ve unutuşun, geçmişin ve şimdinin, rüyanın ve gerçeğin, cinselliğin, şiddetin ve sanatın dünyasına çekiyor.

  • Künye: Pete Najarian – Belleğin Kızları, çeviren: Ece Eroğlu, Aras Yayıncılık, roman, 256 sayfa, 2018

Mehlika Mete – Kan Kırmızı (2015)

Rumeli Hisarı’nda doğmuş, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan sürece tanıklık etmiş Antranik Varak Pogaryan ve ailesinin sıra dışı hayatı.

Pogaryan’ın yaşamında Robert Kolej’de eğitim almak, cirit atma şampiyonu olarak Berlin’deki olimpiyatlara katılmak ve Atatürk’le tanışmak kadar, Varlık Vergisi gibi azınlıklara yönelik acımasız ve adaletsiz politikalar da büyük iz bırakacaktır.

  • Künye: Mehlika Mete – Kan Kırmızı, Maya Kitap

Orhan Kemal – Kenarın Dilberi (2015)

‘Kenarın Dilberi’, tam 59 yıl sonra ortaya çıkmış bir Orhan Kemal romanı.

Kemal’in oğlu Işık Öğütçü, adeta bir dedektif titizliğiyle, 1956 tarihinde Siyasi Halk gazetesinde tefrika edilmeye başlanmış romanı ortaya çıkarmış.

Yazarın, ilk başlarda ‘Kötü Yol’ adlı romanına benzer açılan hikâyesi, çok farklı bir finalle sona ermesiyle dikkat çekmekte.

  • Künye: Orhan Kemal – Kenarın Dilberi, Everest Yayınları

 

Sherko Fatah – Sınırlar Ülkesinde (2015)

Sınırlar üzerinde gidip gelen, mayınlarla gizli bir anlaşmaya varmış isimsiz bir kaçakçının hikâyesi.

Günün birinde oğlunu kaybeden adam, istihbaratçılarla iletişime geçerek onu bulmaya çalışır. Fakat bu nedenle mayınlarla yaptığı anlaşma bozulduğu için ölüm tehlikesiyle karşı karşıya gelir.

Ödüllü bir ilk roman.

  • Künye: Sherko Fatah – Sınırlar Ülkesinde, çeviren: Sevinç Altınçekiç, Ayrıntı Yayınları

Carol Cassella – Oksijen (2009)

Carol Cassella, gerilim romanı ‘Oksijen’de, anestezi uzmanı Dr. Marie Heaton’ın, bir yanlış tedavinin beraberinde getirdiği felaketlerin üstesinden gelme mücadelesini hikâye ediyor.

Kariyerinin en parlak dönemlerini yaşayan Dr. Heaton’ın hayatı, ameliyathanede yaşanan bir felaketin ardından alt üst olur.

Heaton, bunun, profesyonel iş yaşamına getireceği sarsıntıların yanı sıra, kişisel dünyasında yaratacağı yıkımla da boğuşmak zorundadır.

Yanlış tedavi nedeniyle açılan milyon dolarlık davayı kaybetmeye yaklaştığını fark eden Heaton, kendisiyle, yetenekleriyle, işiyle ve çalışma arkadaşlarıyla hesaplaşacak, kısacası tüm yaşamını sorgulamaya başlayacaktır.

  • Künye: Carol Cassella – Oksijen, çeviren: Nükhet Amanoel, Artemis Yayınları, roman, 448 sayfa

Dag Solstad – Mahcubiyet ve Haysiyet (2018)

Bir dersin ortasında beklenmedik bir tesadüfün neticesinde aydınlanan, edebiyat öğretmeni Elias Rukla’nın geçirdiği dönüşümün hikâyesi.

Kuzey Avrupa edebiyatının önde gelen yazarlarından, Türkçeye ilk kez çevrilen Dag Solstad ‘Mahcubiyet ve Haysiyet’te, güçlü bir hikâyeyle karşımızda.

Ellili yaşlarını sürmekte olan edebiyat öğretmeni Elias Rukla, lisedeki öğrencilerine hep yaptığı gibi, en sevdiği eser olan Henrik Ibsen’in ‘Yaban Ördeği’ni yorumlamaktadır.

Bu esnada yaşanan küçük bir olay, Rukla’nın ruhunda çöreklenmiş belli belirsiz bir krizi tetikleyecektir.

Rukla şimdi, hayatında büyük iz bırakmış bir dostluğun yeniden hatırlamaya başlayacaktır.

Fakat olaylar bununla da sınırlı kalmayacaktır.

Rukla aynı zamanda evliliğini ve içinde yaşadığı toplumu da sorgulamaya başlayacak ve bu durum, kendisi için hayatının gerçekleriyle yüzleştiği bir sürece dönüşecektir.

  • Künye: Dag Solstad – Mahcubiyet ve Haysiyet, çeviren: Banu Gürsaler Syvertsen, Yapı Kredi Yayınları, roman, 108 sayfa, 2018

John Cheever – Falconer Hapishanesi (2018)

Yakın zamanda bizde ‘Bullet Park’ı yayımlanan büyük Amerikan öykücülerinden John Cheever’dan bir başyapıt daha.

Romanın başkahramanı, uyuşturucu bağımlısı olan Profesör Ezekiel Farragut, kardeşini öldürmekten on yıl hapse mahkûm olmuştur.

Cheever’ın, romanlarında önemli yer tutan banliyöden ayrıldığı ‘Falconer Hapishanesi’, Farragut’un yaşadığı varoluşsal krizi adım adım izleyerek muazzam bir insanlık durumu hikâyesine uzanıyor.

Bir yandan eşinin acı veren ziyaretleri, öte yandan hapishane yaşamının tekdüzeliği, beri yandan acımasız hafızası, Farragut’u çıldırmanın eşiğine getirir.

Bu ağır yükün altında kahramanımız, insanlığını korumak ve cezasının çekmek için olağanüstü çaba sarf edecektir.

‘Falconer Hapishanesi’, insanın özgürlük özlemi hakkında görkemli bir tragedya.

  • Künye: John Cheever – Falconer Hapishanesi, çeviren: Ayça Sabuncuoğlu, Can Yayınları, roman, 192 sayfa, 2018

 

Tom McCarthy – C (2015)

Versoie’de büyülü bir dünyaya adım atan, yıllar sonra gözlemci pilot olarak 1. Dünya Savaşı’na katılan Serge Carrefax’ın sıra dışı hayatı.

Savaş sonrası Londra’sının yıkımı başta olmak üzere, dünya tarihinin dönüm noktalarına bizzat şahit olan Carrefax, hiç kaybetmediği heyecanı ve merakıyla bu anları adeta bir sünger gibi içine çekip bize yansıtır.

  • Künye: Tom McCarthy – C , çeviren: Kaya Genç, Notos Kitap

Christian Jungersen – Çalılık (2018)

Kayboluyorsun’ ve ‘İstisna’, Danimarkalı yazar Christian Jungersen’in daha önce Türkçede yayınlanmış romanları.

‘Çalılık’ ise, Jungersen’in Danimarka En İyi İlk Roman ödülünü kazanmış ilk romanı.

Roman, şimdi 82 yaşında ve hasta bir adam olan Paul’un sıra dışı hayatını hikâye ediyor.

Paul, 1800’lerin sonunda, Danimarka’nın varlıklı bir ailesinde doğup büyümüştür ve şimdi, bir hastanenin beyaz tavanına bakarak görüp geçirdiklerini, bu hayattan kendisine kalmış olanlar üzerine derin derin düşünmektedir.

Paul’ün şimdi biricik isteği, yakın arkadaşı Eduard’la yeniden, belki de son kez buluşabilmektir.

Fakat kahramanımızın bu isteği, onun gözünde geçmişi daha çok canlandıracak, en önemlisi de, hayatı boyunca kafasını meşgul etmiş soruların cevabını arama isteği uyandıracaktır.

‘Çalılık’, “Ben kimim?”, “Beni ben yapan nedir?” sorularına verilmiş güçlü bir yanıt.

  • Künye: Christian Jungersen – Çalılık, çeviren: Gizem Kastamonulu, Ayrıntı Yayınları, roman, 368 sayfa, 2018