Kolektif – Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Topraklarında Kültürel Üretim Aracı Olarak Sırlı Kaplar (2021)

Sırlı kapları yapan ve kullanan eski insanların mantalite ve kimlikleri üzerine muazzam bir araştırma.

Bizans, Selçuklu ve Osmanlı’daki seramik ikonografisini çok yönlü bir bakışla irdeleyen bu derleme, seramiklerin “dekoratif motiflerden” öteye uzanarak kendine özel konuştuğu dili deşifre ediyor.

Modern zamanlarda olduğu gibi, insanlar eskiden de muhtemelen sadece belli desenleri tanıyabiliyordu fakat yine de bezemeler hem yaratıcıların hem de kullanıcıların estetik duygularına açılan bir kapıydı; etkisi paylaşıldı ve dekore edilmiş seramiklerin ticareti yoluyla nakledildi.

Aynı zamanda sofra kaplarının bir temsilcisi olarak sırlı seramikler, her zaman moda, zevk ve sosyal statünün özgün bir ifadesini taşımıştır.

Olağanüstü bir sofra takımı ya da özel bir tabak takımı ile birinin zenginliği ve toplum içindeki duruşu gösterilebilirdi.

Bu nedenle, özel bir yemek takımı sahibi olmak insanların her zaman ilgisini çekmiştir.

Benzer ihtiyaçlar ayrıca ithal (ve böylece “egzotik”) seramiklerle de karşılanabilirdi, bu da ithal ve yerel yapılmış sırlı kapların arasındaki ilişki, etki ve etkileşim sorularını doğurur.

Bu görsel sonuçlara ulaşan imalat ve pişirme teknikleri her zaman hamur tarifleri ile deneyleri, yeni malzemenin ithalatı ve kullanımı, sırlama tekniklerinin benimsenmesi ve değişimini içeren bilinçli bir sürecin sonucuydu.

Seramik yüzeyinin muamelesi, sırlama, astar hazırlığı ve uygulama metotlarına gelince çeşitli seçenekler içeriyordu.

Sabitlik ve/ya da değişim bir seramik atölyesinin etkisinin genişlemesine ve coğrafi ya da geçici sınırlar üzerinde sosyoetnik devamlılığa işaret eder.

Kitap, birtakım sorularla başlayarak, Doğu Akdeniz toplumlarına işlemiş karmaşık sosyoekonomik kalıpların çalışılması için Ortaçağ ve Erken Modern seramiklerinin geniş potansiyelini ortaya çıkarıyor.

Çalışma, seramik dekorasyonu ve teknolojisindeki değişimlerin ardındaki teşvik ve motivasyonların izini sürmesiyle dikkat çekiyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Hatice Adıgüzel, Jacques Burlot, Beate Böhlendorf-Arslan, Veronique Francois, Sauro Gelichi, Melanie Gibson, Fotini Kondyli, Nikos Kontogiannis, Florence Liard, Lucile Martinet, Nurşen Özkul-Fındık, Muradiye Öztaşkın, Natalia Poulou, Edna Stern, Eva Strothenke-Koch, Gülsu Şimşek-Franci, Rosalind Wade-Haddon, Sylvie Yona Waksman, Filiz Yenişehirlioğlu ve Gülgün Yılmaz.

  • Künye: Kolektif – Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Topraklarında Kültürel Üretim Aracı Olarak Sırlı Kaplar, editör: Nikos Kontogiannis, Beate Böhlendorf-Arslan ve Filiz Yenişehirlioğlu, Koç Üniversitesi Yayınları, arkeoloji, 450 sayfa, 2021

Kolektif – “İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm!” (2021)

Bizans’ın popüler kültürdeki izleri üzerine şahane bir inceleme.

Kitaba katkıda bulunan tarihçiler, görsel sanatlardan edebiyata, metal müzikten grafik romana, videolardan sinemaya Bizantinizmin temsillerini derinlemesine inceliyor.

Bizans’ın popüler kültürdeki eklektik varlığını keşfe çıkan ‘İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm!: Popüler Kültürde Bizans’, Bizantinizmin çoklu ve birbiriyle çakışan anlamlarını ortaya çıkarıyor.

Küratörlüğünü Emir Alışık’ın üstlendiği sergi, popüler kültürün Bizans mirasıyla etkileşimini, Bizans’ı temsil etmek için seçilen motifleri, görsel sanatlar, edebiyat, metal müzik, çizgi ve grafik roman, video oyunları, film ve moda üretimlerinden örneklerle keşfediyor.

‘İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm?’ sergisine eşlik eden katalog, küratör Emir Alışık ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü yöneticisi Gülru Tanman’ın giriş yazısının yanı sıra sanatın çeşitli alanlarındaki Bizantinizm temsillerini derinlemesine inceleyen ve yorumlayan on tarih araştırmacısının makalelerini bir araya getiriyor.

Kitapta,

  • Savaş sonrası Avrupa’da sinematik Bizantinizm,
  • Yunan tarihyazımı anlatısının prizmasında Yunan Devrimi’nden Atina sokak sanatına çağdaşlaştırılan Bizans sanatı,
  • Türkçe tarih ders kitaplarında Bizans İmparatorluğu’nun temsilleri,
  • Theodora bağlamında 21. yüzyılda Bizanslı kadın tahayyülleri,
  • Bizans İmparatorluğu’nun metal müzikte alımlanması,
  • Ve Bizans’ın video oyunlardaki varlığı gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Popüler kültürün birçok alanında karşımıza çıkan Bizantinizmlerin üretim bağlamlarına göre tarihle girdiği ilişkinin veçhelerini tartışan ve sınıflandıran bu makaleler, Roland Betancourt, Felice Lifshitz, Brigitte Pitarakis, Sinan Ekim, Yağmur Karakaya, Elif Demirtiken, Jeremy J. Swist, Marco Fasolio, Haris Theodorelis-Rigas ve Emir Alışık’ın imzasını taşıyor.

  • Künye: Kolektif – “İstanbul’da Bu Ne Bizantinizm!”: Popüler Kültürde Bizans, Pera Müzesi Yayınları, inceleme, 432 sayfa, 2021

Andrew Graham-Dixon – Caravaggio (2021)

Barok resmin büyük üstadı Caravaggio’nun sanatı ve çalkantılı, çelişkilerle dolu hayatı üzerine harikulade bir çalışma.

Andrew Graham-Dixon, Caravaggio’nun resimlerini, çağdaşlarının duygu ve düşünceleri üzerinden okuyor.

Caravaggio’nun kısa hayatı ibadet ve kavgalar, kardinaller ve fahişeler arasında, kiliselerde ve düellolara sahne olan sokaklarda mekik dokuyarak geçti.

Barok resim sanatının ilk ve en önemli temsilcilerinden Caravaggio, resimlerinde çalkantılı hayatının iniş ve çıkışlarının izlerini, dikkatli bakan gözlerin sezebileceği incelikle yansıttı.

Graham-Dixon’ın bu enfes çalışması, her şeyden önce görme sanatı üzerine heyecan verici bir ders, Caravaggio’nun bazen şiddetli ama her zaman inançlı dünyasının gölgelerinin duyusal bir keşfi.

  • Künye: Andrew Graham-Dixon – Caravaggio: Dinsel ve Dünyevi Bir Hayat, çeviren: Bora Kamcez,  Alfa Yayınları, biyografi, 500 sayfa, 2021

James Elkins – Nedir Resim (2021)

İyi bir ressam, aynı zamanda çok iyi bir simyacıdır.

Zira kokular, karmaşa ve boyaların karışımı gibi tümüyle özel bilgilerle renklerini oluşturur.

James Elkins de bu klasikleşmiş yapıtında, simyanın resmetme deneyimindeki yerini irdeliyor.

Elkins, resim yapma deneyimini, sanat tarihinin geleneksel sözcük dağarcığının ötesinde anlatıyor.

Bir ressamın atölyesinde gerçekten ne yaptığını keşfetmek konusunda simya garip bir dil sunar; kokular, karmaşa, kontrol edilemeyeni kontrol altında tutmak için verilen mücadele, boyaların nasıl karışacağına ve nasıl görüneceğine dair sadece ressamların sahip olduğu özel bilgi.

Ressamlıktan sanat tarihçiliğine geçmiş birinin bakış açısından yazılan kitabın yirminci yıldönümü baskısı, Elkins’in resmetme deneyimi ve bunun günümüz sanat çalışmalarındaki rolü üzerine düşüncelerini detaylandıran yeni bir giriş ve önsöz de içeriyor.

  • Künye: James Elkins – Nedir Resim: Yağlıboya Resmi Simya Terimleriyle Anlamak, çeviren: Evren Erlevent Kence, Hayalperest Kitap, sanat, 288 sayfa, 2021

Kolektif – Anadolu Sanatında Kadın (2021)

Anadolu tarihinde kadınların yaratıcı emeklerini görünür kılan çok iyi bir derleme.

Çalışma, Antik Dönem, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze ulaşan sanat eserlerini inceleyerek Anadolu sanatında kadın imgesine ışık tutuyor.

Erkekler tarafından yazılan tarih, kadınların toplumsal ve kültürel varlıklarını yok saymış, etkinliklerini tek bir role ve dar bir alana sınırlamıştır.

Oysaki geçmişten bugüne yaşam, kadınların geleneksel eşlik/analık rollerinin dışında da gerçekleştirdikleri etkinlik ve üretimleriyle süregeldi.

Günümüzde toplumsal, kültürel, siyasal tarih ve sanat tarihi, kadınların emeklerini ve yaratıcılıklarını görünür kılarak yeniden yazılıyor.

Doğu ile Batı uygarlıklarının birleştiği bir konumda yer alan Anadolu tarihinde de kadınların önemli bir yeri olduğunun kanıtı, arkeolojik malzemeler ve sanat eserlerindeki izleridir.

İşte ‘Anadolu Sanatında Kadın’, bu izleri görünür kılmasıyla çok önemli.

Kitapta,

  • Antik dönem ve Anadolu kadını,
  • Augustus dönemi Küçük Asyası’nda kadın,
  • Roma’da kadın,
  • Bizans’ta iktidarın öteki yarısı olarak imparatoriçeler,
  • Anadolu Selçuklu Devleti’nde kadınlar ve mimari,
  • Sultan eşleri, kimlikleri ve dönem kaynaklarındaki varlıkları,
  • Sultan eşlerinin mimari tercihleri ve politik nüfuzları,
  • Selçuklu’dan Osmanlı’ya seramiklerde kadın,
  • Erken İslam sanatında kadının yeri,
  • Osmanlı hanedan kadını imgesinin sözel ve görsel dönüşümü,
  • Kadın seyyahların izlenimlerinde ve oryantalist tablolarda Osmanlı kadını, eğitim ve öğretimi,
  • Ve Osmanlı döneminde kadına bakış ve kadının seramiklerdeki konumu gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitapta makaleleri bulunan yazarlar ise şöyle: Nuran Şahin, Serap Gül Kalaycıoğulları, Dilek Maktal Canko, Sema Gündüz Küskü, Gönül Öney, Sevinç Gök, Aslıhan Erkmen, Şebnem Parladır ve Seda Ağırbaş.

  • Künye: Kolektif – Antik Dönem’den Osmanlı’ya Anadolu Sanatında Kadın, editör: Dilek Maktal Canko, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sanat, 193 sayfa, 2021

Robert Ousterhout – Bizans’ın Yapı Ustaları (2021)

Bizans mimarisinin yaratıcılığı ve yenilikçiliğini gözler önüne seren eşsiz bir çalışma.

Bizans sanatı ve mimarisi alanında önde gelen otoritelerden olan Robert Ousterhout, eski ustaların bizi kendilerine hayran bırakan maharetlerini anlatıyor.

Bizans mimarisini, ağırlıklı olarak dokuzuncu yüzyılla on beşinci yüzyıl arası Konstantinopolis bölgesinde inşa edilmiş olan kiliseleri inceleyen Ousterhout, tasarım ve inşaat süreçlerinde en sık karşılaşılan sorunları tespit ediyor.

Yazılı kanıtları, arkeolojik kayıtları ve bilhassa ayakta kalmış olan yapıları analiz ederek Bizans mimarisinin, bilindiğinden çok daha yaratıcı ve yenilikçi olduğu sonucuna varan Ousterhout, ustaların tuğla ve harçtan çatı kiremitlerine, temellerden kubbelere kadar tüm malzemeleri nasıl seçtiklerini, ürettiklerini ve kullandıklarını anlatıyor.

İkinci baskısıyla raflardaki yerini alan kitap, zengin süslerle dekore edilmiş; mermer levhalar, mozaik ve fresklerle kaplı kilise iç mekânlarını, karmaşık ikonografik programlarıyla birlikte, yapı ustasının görüşleri çerçevesinde konumlandırıyor.

Ousterhout bunu yanı sıra, Rusya, Balkanlar ve İsrail’deki ustalara da değiniyor.

  • Künye: Robert Ousterhout – Bizans’ın Yapı Ustaları, çeviren: Fügen Yavuz, Koç Üniversitesi Yayınları, mimari, 348 sayfa, 2021

Felix Müller – Kelt Sanatı (2021)

Keltler, Antik Çağ’da varlık göstermiş bir medeniyet olsa da, estetiği günümüze hitap eden bir süsleme tarzına sahipti.

Kelt sanatını en iyi tanıyan isimlerden olan Felix Müller de, yeni arkeolojik çalışmalara dayanarak Kelt sanatının kendine has yaratıcı özelliklerini aydınlatıyor.

Keltler, kültürlerini bize kendi bakış açısından aktarabilecek bir tarih yazımından ne yazık ki yoksun bir halktı.

Bundan dolayı onlarla ilgili bilgileri, kendi ilgileri ölçüsünde ele alan Romalı ve Yunan yazarlardan öğreniyoruz.

Bu halk hakkında üçüncü bir kişiye güvenmeksizin bir şeyler öğrenmek istiyorsak, daha ziyade, son 20-30 yılda Alpler’in kuzeyinde önemli ilerlemeler kaydeden arkeolojik çalışmalara başvurmamız gerekiyor.

Keltlere ait takılar, gündelik araç gereçler, sikkeler, heykeller ve silahlara baktığımızda, estetiği günümüze hitap eden süsleme tarzları ve ifade biçimleri gözümüze çarpar.

İşte, uluslararası alanda Kelt sanatını en iyi tanıyan uzmanlardan biri olarak bilinen Müller de, bin yıldan fazla bir zaman diliminde ortaya çıkan Kelt sanatına, bu sanatın kendine has yaratıcı özelliklerine ve Antik Çağ’ın en büyük halklarından biri olan Keltlerin hayatında sanatın yerine ışık tutuyor.

  • Künye: Felix Müller – Kelt Sanatı, çeviren: Arif Ünal, Runik Kitap, sanat tarihi, 127 sayfa, 2021

Ali Artun – Modernizm Kavramı ve Türkiye’de Modernist Sanatın Doğuşu (2021)

Türkiye’de estetik modernizmin doğuşu ve sanatın özerkleşmesi üzerine çok önemli bir çalışma.

Ali Artun, çağdaş sanat tarihinin en kilit kavramlarından biri olan estetik modernizmin 19. yüzyıl başında romantik filozoflarla başlamasından bunun Türkiye’deki macerasına uzanarak konu hakkında derinlemesine bir tartışma yürütüyor.

Artun kitabının ilk bölümünde, “estetik modernizm” ve “post-kolonyalizm” teorileriyle ilgili yazını eleştirel bir bakışla inceliyor.

Üçüncü bölüm, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı-dışı dünyadan Paris’e akan sanatçıların oluşturduğu kozmopolit ortamda modernizmin canlanmasını ele alıyor.

Dördüncü bölüm, metropoller ötesi çevre kültürlerde ve sonuncu bölüm ise, Türkiye’de estetik modernizmin doğuşu ve sanatın özerkleşmesi konularına odaklanıyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, Türkiye’deki kalıplaşmış sanat tarihi anlatısıyla yüzleşmesi.

  • Künye: Ali Artun – Modernizm Kavramı ve Türkiye’de Modernist Sanatın Doğuşu, İletişim Yayınları, sanat, 371 sayfa, 2021

Kolektif – Sanat Tarihinin Elli Temel Metni (2021)

Okurun, sanat tarihinin temel dayanak ve güzergâhlarını daha iyi kavramak için muhakkak okuması gereken temel metinler, bu derlemede.

Diana Newall ve Grant Pooke’un derlediği özenli çalışmada, ilk zamanlardan çağdaş döneme kadar uzanan eserler ve konular üzerine kaleme alınmış elli eleştirel metin yer alıyor.

Bir yandan bizlere bırakılan kültürel mirası sorgulayan, farklı kuşaklardan yazarlara ait bu metinler, aynı zamanda kültürel mirasımıza ve arşivlerimize çoğulcu bir bakış açısıyla yaklaşmamıza olanak sağlıyor.

Sanat tarihine ilgi duyan herkesin kitaplığında bulunması gereken bir rehber.

  • Künye: Kolektif – Sanat Tarihinin Elli Temel Metni, derleyen: Diana Newall ve Grant Pooke, çeviren: Akın Emre Pilgir ve Ercan Tugay Akı, Ayrıntı Yayınları, sanat tarihi, 384 sayfa, 2021

Hans Belting – Sanat Tarihinin Sonu (2020)

Modernizmin ve tarihin sonunun ilan edilişi, tarihsel kültürümüze yön veren imge olarak sanat tarihini nasıl etkiledi?

Ortaçağ ve Rönesans sanatının yanı sıra, çağdaş sanat ve imge teorisi üzerine yaptığı çalışmalarla bildiğimiz sanat tarihçisi Hans Belting, bu soruya çarpıcı yanıtlar veriyor.

Belting, modernliğin, tarihin ve nihayet insanın sonunun ilan edildiği çağdaş zamanlarda, modernlikten beri sanata yön vermiş olan “sanat tarihi”nin de sona erdiğini savunuyor.

Yazara göre bu, sanatın ya da sanatla ilgilenen bilimin sona ermesi anlamında değil, fakat sanatta ve sanat tarihi söyleminde yerleşmiş bir geleneğin bittiğine işaret ediyor.

Sanat tarihinin kurduğu çerçeveye sığamayan çağdaş sanatın sonunda onu parçaladığını öne süren Belting, günümüzde sanat üzerine düşünmek ve yazmak için yeni bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu savunuyor.

Bilhassa İkinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa ve Amerika’da modernizm ve avangardın seyrini izleyerek çağdaş sanattaki gelişmelerin kökenlerini ve sonuçlarını irdeleyen Belting, yüksek/düşük kültür ayrımı, sanat eleştirisi karşısında sanat tarihi, modernizmin sanat tarihinde icat edilişi gibi konuları tartışıyor.

  • Künye: Hans Belting – Sanat Tarihinin Sonu: Modernizmden Sonra Sanat Tarihi, çeviren: Mustafa Tüzel, İletişim Yayınları, sanat tarihi, 343 sayfa, 2020