Canan Balkır – Uluslararası Ekonomik Bütünleşme (2010)

Canan Balkır ‘Uluslararası Ekonomik Bütünleşme’ adlı çalışmasında, konuyu çok yönlü bir bakışla mercek altına alıyor.

Yazar, kitabına, uluslararası ekonomik bütünleşme kavramı, tarihsel gelişim süreci, bölgeselleşme ve küreselleşme ilişkisini değerlendirerek başlıyor.

Balkır devamında, AB örneğinden hareketle, uluslararası ekonomik bütünleşme aşamalarını ele alıyor.

Yazar ayrıca, Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Antlaşması, Doğu ve Güneydoğu Asya Bölgesel Bütünleşme Girişimleri ve Ortadoğu ve Arap Ülkeleri Bölgesel Bütünleşme Girişimleri gibi, uluslararası ekonomik bütünleşme örneklerini de değerlendiriyor.

  • Künye: Canan Balkır – Uluslararası Ekonomik Bütünleşme: Kuram, Politika ve Uygulama, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ekonomi, 568 sayfa

Edward Hallett Carr – Yirmi Yıl Krizi (2010)

Ünlü İngiliz tarihçi ve uluslararası ilişkiler teorisyeni Edward Hallett Carr ‘Yirmi Yıl Krizi’nde, iki dünya savaşı arasında imzalanan Versay Antlaşması’nı ve bundan tam olarak yirmi yıl iki ay sonra ortaya çıkan İkinci Dünya Savaşı’na uzanan süreçteki siyasî yapıyı inceliyor.

Yayımlandığı zaman yankı uyandıran kitap, işlediği konu kadar, konuyu işleyiş tarzıyla da, uluslararası siyaset biliminin ayrı bir disiplin olarak kurulmasına önemli katkıda bulundu.

Carr burada, iki dünya savaşı arasında, Versay Antlaşması’nın imzalanmasıyla başlayan dönemde, diplomasinin canlı yanlarını ve uluslararası ilişkileri kapsamlı bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Edward Hallett Carr – Yirmi Yıl Krizi (1919-1939), çeviren: Can Cemgil, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 302 sayfa

Zübeyde Terzioğlu – Türk Kadını Siyaset Sahnesinde (2010)

Zübeyde Terzioğlu ‘Türk Kadını Siyaset Sahnesinde’ adlı elimizdeki eserinde, Türkiye’de 1930-1935 yılları arasında, kadının siyasal alandaki faaliyetlerini ve durumunu basın merkezli olarak inceliyor.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadınların toplumsal hayatta rol almaya başlamaları, kadınların yerel seçimlere katılması, yeni seçim yasasının tartışılması, kadınların mitinglerinde siyasî haklarını kutlaması, kadınlara milletvekili seçilme hakkının verilişi, Türkiye’de kadınların da katılacağı ilk genel seçimler, CHP’ye üye olmaya başlayan kadınlar ve TBMM’ye giren ilk kadın milletvekillerinin çalışmaları, kitapta yer alan başlıca konular.

  • Künye: Zübeyde Terzioğlu – Türk Kadını Siyaset Sahnesinde, Giza Yayınları, kadın, 144 sayfa

Gülnur Acar Savran – Beden, Emek, Tarih (2020)

Gülnur Acar Savran’ın bu aralar temin edilemeyen ve yeni baskısıyla raflardaki yerini alan ‘Beden, Emek, Tarih’ adlı bu eseri, özellikle yapısalcılık sonrası dönemde ortaya çıkan yaklaşımların feminist teori ve politika üzerinde kurduğu hegemonik etkiyle hesaplaşmasıyla önemli.

Kitap esas olarak, kamusal/özel, eşitlik/farklılık, evrensel/yerel, üretim/yeniden üretim, değişim değeri/kullanım değeri gibi ikiliklerin aşılması için nasıl bir perspektif geliştirebileceğimizi tartışıyor.

Savran, hegemonik paradigmadaki bu ikiliklerin Aydınlanma düşüncesinin özgül yapısından kaynaklanan ikili karşıtlıklar olarak kavramlaştırıldığını ve bunların, salt söylemsel, ideolojik ya da pratik olarak kurulmuş düşünsel kurgular olduğunu belirtiyor.

Diyalektik kavrayış çerçevesinde, bu ikiliklerin zemininde patriarkal ve kapitalist ilişkiler evreninin yer aldığını gözler önüne seren Savran, bu ikilikleri aşmanın, onların ötesine geçmekle, ancak bu ikilikleri besleyen toplumsal evrenin sınırlarının dışına çıkmakla mümkün olabileceğini belirtiyor.

Kadınların ev emeğinin özgül niteliği, özel/kamusal ikiliğinin –Türkiye toplumunda hüküm sürmekte olan patriarka türünün özgüllüklerinden kaynaklanan– melez yapısı, feminist politikanın ayırıcı özelliklerinden birisi olan özel alanın politikasının sınırları ve imkânları kitap boyunca teorik bir irdelemenin temelini oluşturuyor.

“Kadın-erkek eşitliği mi, kadınların özgül kimliğinin olumlanması mı” tartışmasına da müdahil olan Savran, cinsel yönelimle ilgili biyolojist yaklaşımların ve cinsiyet/toplumsal cinsiyet ikiliğiyle ilgili inşacı teorilerin çıkmazlarını da ortaya koyuyor.

  • Künye: Gülnur Acar Savran – Beden, Emek, Tarih: Diyalektik Bir Feminizm İçin, Dipnot Yayınları, feminizm, 376 sayfa, 2020

İmran Karabağ – Dil ve Şiddet (2010)

İmran Karabağ ‘Dil ve Şiddet’te, geçmişten günümüze şiddet ifade eden söz-eylemlerin beslendiği sosyal, politik ve kültürel kurumları inceliyor.

İnsan iletişimine egemen olan söz-eylemlerin şiddetten hiçbir şekilde arınamadığını ortaya koyan Karabağ, Wilhelm von Humboldt ve Jürgen Habermas’ın konu ile ilgili düşüncelerini yorumluyor.

Şiddet sözcüğünün farklı sözlüklerdeki tanımlarını aktararak kitabına başlayan Karabağ, Humbolt ve Habermas’ın dilsel şiddet çözümlemelerini de ele alıyor.

Karabağ, devamında, egemen söylem biçimlerini anlatıyor ve oradan şiddet dilinin tarihçesine, Nazilerin Almanya’sı üzerinden şiddet dilinin egemen olduğu 20. yüzyıla ve günümüze kadar uzanıyor.

  • Künye: İmran Karabağ – Dil ve Şiddet, İkaros Yayınları, inceleme, 113 sayfa

Donetella della Porta ve Mario Diani – Toplumsal Hareketler (2020)

Bu kitap, toplumsal hareketlerin sosyolojisi hakkında tam bir başvuru kaynağı.

Donetella della Porta ve Mario Diani, toplumsal hareketlerin 1960’lardan itibaren hızla sosyolojinin gündemine oturmaya başlamasını, 80’li yıllarda popülerlik kazanmasını ve oradan da günümüzdeki sağlam zeminini edinmesine uzanan süreci adım adım izliyorlar.

Bu alanda yürütülen temel sorun ve tartışmaları bir araya getirmesiyle önemli bir boşluğu dolduran çalışma, aynı zamanda neoliberal küreselleşmeye muhalefet, ekoloji, yeni medya, kamu politikaları ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi konularda milenyum sonrası örgütlenen toplumsal hareketleri de ayrıntılı bir şekilde inceliyor.

Kitap, bu alandaki kilit soruları ele alırken de sosyal bilimlerdeki araştırma ve ampirik çalışmalardan da bolca yararlanıyor.

Toplumsal hareketler içinde örgütlenme, toplu eylemde sembolizm, kimlik ve toplumsal değişimi tartışan; temel eylem mekanizmalarının nasıl işlediğini irdeleyen; sosyal bilimler öğrencileri ve araştırmacılar için kavramsal bir çerçeve sağlayan çalışmanın, yenilenmiş ikinci baskısıyla Türkçeye kazandırıldığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Donetella della Porta ve Mario Diani – Toplumsal Hareketler, çeviren: Pelin Çakır ve Ceren Gülbudak, İş Kültür Yayınları, sosyoloji, 504 sayfa, 2020

Philip Spencer ve Howard Wollman – Milliyetçilik (2020)

Birçok Batılı araştırmacı, 1990’ların başlarında eski Yugoslavya’da meydana gelen ve ani bir milliyetçilik patlaması olarak değerlendirilen olayların korkunç sonuçlarıyla yüz yüze geldikten sonra milliyetçilik hakkında etraflıca düşünmeye başladı.

Nasıl olmuştu da aynı kentlerde, kasabalarda, köylerde yan yana yaşayan birtakım insanlar “etnik temizlik” denen vahşi sürece dahil olup komşularını evlerinden atmış, öldürmüş, onlara tecavüz etmişti?

Yugoslavya’da sergilenen vahşet, Yahudi Soykırımının gölgesinde büyümüş olanlar için hem korkunç bir çaresizlik hissi uyandırmış hem de insanları bu şekilde davranmaya yönelten inançlara dair eleştirel düşünceler üretme konusunda ısrarcı bir ihtiyaç doğurmuştu.

Burada yanıtlanması gereken temel sorular şudur:

Bu durumlarda millet ve milli kimlik adına talep edilen şey tam olarak nedir?

Nedir bu kadar önemli olan?

Milliyetçiler böylesine etkili ve yıkıcı güçlerin seferber edilmesinde nasıl bir rol oynar?

İşte milliyetçilik hakkında yürütülen altı yıllık bir araştırmaya dayanan Philip Spencer ve Howard Wollman imzalı bu kitap, milliyetçiliğe eleştirel bir perspektiften bakarak bu sorulara yanıt vermesiyle dikkat çekiyor.

Kitap ilk olarak, milliyetçilik hakkında üretilmiş düşüncelerin on dokuzuncu yüzyıldaki köklerine iniyor.

Kitabın devamında ise, milli kimlik ve milliyetçilik arasındaki ilişkinin nasıl inşa edildiği, milli kimliklerin milliyetçi hayaller temelinde nasıl oluşturulup şekillendirildiği, milliyetçiliğin nereden doğup hangi yollardan geçtiği ve en önemlisi de, milliyetçiliğin modern ulus devletlerin kurulmasını nasıl sağladığı gibi konular tartışılıyor.

Yazarlar ayrıca, bugünün politik ikliminde milliyetçiliğin günümüzde neden tekrar canlanıp etki alanını genişlettiğini de irdeliyor ve ayrıca, milliyetçiliğin geleceğinin nasıl şekilleneceği konusunda da kimi öngörülerde bulunuyor.

  • Künye: Philip Spencer ve Howard Wollman – Milliyetçilik, çeviren: Kübra Kelebekoğlu, Yeni İnsan Yayınevi, inceleme, 400 sayfa, 2020

Mao Zedung – Sovyet İktisadının Eleştirisi (2010)

‘Sovyet İktisadının Eleştirisi’, Çin devriminin lideri Mao Zedung’un Sovyetler Birliği’nde çıkan Politik Ekonomi Ders Kitabı’na dair eleştirilerini kapsıyor.

SBKP’nin 1956’daki 20. kongresi, birçok bakımdan bir dönüm noktasıdır.

Kruşçev’in SBKP’yi geçmişinden koparma adımlarını attığı bu kongre, aynı zamanda uluslararası komünist harekette de yeni bölünme ve ayrışmalara tekabül eder.

Bu arada Zedung, bölünmenin doruğa ulaştığı bir dönemde ortaya çıkan söz konusu kitap üzerine eleştirel notlar yazar.

İşte bu notları kapsayan eldeki kitap, sosyalist ekonominin sorunları ve ilkesel perspektifleri üzerinde duruyor ve Sovyet ekonomisini eleştiriyor.

  • Künye: Mao Zedung – Sovyet İktisadının Eleştirisi, çeviren: İzzet Altan, Akademi Yayınları, ekonomi, 122 sayfa

Erdem Ünal Demirci – Türkiye’de Tiyatronun Siyasal Rolü (2010)

Erdem Ünal Demirci ‘Türkiye’de Tiyatronun Siyasal Rolü’nde, 1850-1950 arasındaki yüz yıllık zaman diliminde, siyaset-tiyatro ilişkisini ele alıyor.

Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde, batılılaşma hareketiyle birlikte modern tiyatronun doğuşuyla kitabına başlayan Demirci, Cumhuriyet’te, tek parti iktidarının son dönemlerinde faaliyete geçen Devlet Tiyatroları’na kadar uzanarak, tiyatronun siyasete içkin yapısını gözler önüne seriyor.

On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı modernleşmesinde tiyatro politikası; tiyatroda devletçi-seçkinci mantık ve lider kültü; Türk Ocakları’ndan Halkevleri’ne geçişin öyküsü ve Halkevleri’nde parti-tiyatro bütünlüğü ve temsilde Türkçülük, Demirci’nin odaklandığı konulardan birkaçı.

Kitap, iç ve dış siyasetin, kimlik politikaları ve milliyetçiliğin devlet tiyatroları, Halkevleri ve Konservatuarlara nasıl yansıdığını irdeliyor.

  • Künye: Erdem Ünal Demirci – Türkiye’de Tiyatronun Siyasal Rolü, Federe Yayınları, tiyatro, 318 sayfa

Silvia Federici – Tenin Sınırlarının Ötesine (2020)

Beden, iktidarların hegemonyalarını üzerine inşa ettikleri bir alandır ve tam da bu nedenle başlı başına bir direniş mekânıdır.

‘Caliban ve Cadı’, ‘Cadılar, Cadı Avı ve Kadınlar’ gibi kitaplarıyla bildiğimiz Silvia Federici de bu kitabında, bedeni, direnişin ve tahakkümün mücadele alanı olarak tanımlıyor ve bu alanı dönüştürücü toplumsal pratiklerin yeşerebileceği bir mekâna dönüştürmenin yolları üzerine düşünüyor.

Kapitalizmin doğasında, bedeni tahakküm altına almanın ve denetlemenin yer aldığını belirten Federici, buna karşılık feminist, ırkçılık karşıtı, trans ve çevreci hareketlerin de bedeni kapitalist sömürünün sınırı, onun önündeki engel olarak tanımlamasının elzem olduğunu söylüyor.

Federici’ye göre, bedeni özgürleştirici ve içkin bir politik imkâna dönüştürmek ancak onun arzu ve ihtiyaçlarını çoğaltmakla mümkündür.

Yazar bunun da, birbirinden yalıtılmış olmaktan dolayı korkup iktidarın tahakkümüne boyun eğmeye verili bedenlerden ziyade başka bedenlerle birlikteliğe ve iletişime giren bedenlerle olanaklı olabileceğini savunuyor.

Başka bir deyişle, ancak korku ve yalıtılmışlığın “keder”inden çıkıp, “neşeli militanlık”la arzularını ve ihtiyaçlarını şimdide politikleştiren bedenler, kendilerini, başkalarını ve dünyayı dönüştürebilir ve özgürleştirebilir.

  • Künye: Silvia Federici – Tenin Sınırlarının Ötesine, çeviren: Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, feminizm, 152 sayfa, 2020