Stefan Breuer – Milliyetçilikler ve Faşizmler (2010)

Önde gelen Max Weber araştırmacılarından biri olmasının yanı sıra, sağ politikanın tarihi hakkındaki çalışmalarıyla da dikkat çeken Stefan Breuer ‘Milliyetçilikler ve Faşizmler’de, Fransa, İtalya ve Almanya örnekleri üzerinden milliyetçiliği ve faşizmi inceliyor.

Breuer, milliyetçilik ve faşizm arasındaki değişken ve gerilimli ilişkiyi, özellikle bu ilişkinin ampirik-tarihsel biçimlenişini incelemesiyle ilgi çeken bir çalışmaya imza atmış diyebiliriz.

Liberal milliyetçilik, sol milliyetçilik ve sağ milliyetçilik gibi temel milliyetçilik türleri; Milliyetçiliğin işlev değişimi, faşist partilerin örgüt yapısı, Fransız milliyetçileri, ultra milliyetçilik, İtalya’da faşizmin beslendiği kaynaklardan sendikalizm, Almanya’da Nazi faşizmini doğuran etkenler ve “ırk aristokratçılığı”, Breuer’in odaklandığı konulardan birkaçı.

Künye: Stefan Breuer – Milliyetçilikler ve Faşizmler, çeviren: Çiğdem Canan Dikmen, İletişim Yayınları, siyaset, 263 sayfa

Serter Oran – Emeğin Sokak Hali (2019)

Çok özgün bir sosyoloji ve iktisat çalışması olan ‘Emeğin Sokak Hali’, katı atık toplayıcılarının dünyasına ve yaptıkları işlerin niteliklerine iniyor.

Serter Oran, şimdiye kadar çoğunlukla yoksulluk ve kent yoksulluğu bağlamında ele alınan katı atık toplayıcılarını bu sefer daha geniş bir pencereden izliyor ve bunu yaparken de Türkiye’deki farklı alt gruplara ilişkin oldukça ilginç veri ve değerlendirmeler sunuyor.

“Kapitalist düzen katı atık toplayıcıları açısından ne gibi zorlu koşullar üretiyor?” ve “Katı atık toplayıcılarının sorunlarının toplumsal eşitlik temelli çözümü nasıl olmalıdır?” gibi önemli soruların yanıtlarını veren çalışma, aynı zamanda sorunu sınıfsal bir yaklaşımla irdeliyor ve daha da önemlisi bunu sınıf- etnisite ilişkisini merkeze alarak tartışıyor.

Katı atık toplayıcılarının dünyasına, onların sorunlarına, göç deneyimlerine, kentte tutunma çabalarına, gitmekle kalmak arasında gidip gelişlerine, hak arayışlarına ve mücadele deneyimlerine yakından bakmak isteyenlerin muhakkak ama muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Serter Oran – Emeğin Sokak Hali, Nika Yayınevi, inceleme, 300 sayfa, 2019

Kolektif – Emek ve Siyaset (2010)

Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin, doktora ve yüksek lisans öğrencilerinin bir araya gelerek oluşturduğu Küçüksuyu Grubu’nun gerçekleştirdiği alternatif çalışmalardan ‘Emek ve Siyaset’, emek ve siyaseti dünya ve Türkiye ölçeğinde eleştirel bir bakışla irdeliyor.

AB’de emek üzerindeki yeni kontrol biçimleri; Türkiye’de yoksulluk; globalleşme ve sendikalar; demokratik konsolidasyon ve Türkiye’de seçkinci demokrasi tartışmaları; teknoloji ve değişen üretim ilişkileri ve Türkiye’de imalat sanayiinde emek ile sermaye arasında bölüşüm sorunu, kitaptaki makalelerin irdelediği konulardan.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Şebnem Oğuz, Fuat Ercan, Ali Rıza Güngen, Özlem Tezçek, Sinan Alçın, Alp Tekin Ocak, Özge İzdeş ve Yüksel Akkaya.

  • Künye: Kolektif – Emek ve Siyaset, hazırlayan: Ali Rıza Güngen, Fuat Ercan, Özlem Tezçek, Özgür Biçer ve Yasemin Özgün, Dipnot Yayınları, siyaset, 300 sayfa

Rick Dolphijn ve Iris van der Tuin – Yeni Materyalizm (2019)

“Yeni materyalizm” ya da “neo-materyalizm”, çağdaş akademisyenler tarafından 1990’larda ortaya atıldı ve bugün de oldukça etkili bir gelenek.

İşte bu kitap da, günümüzün öne çıkan yeni materyalist akademisyenleri olan Rosi Braidotti, Manuel DeLanda, Karen Barad ve Quentin Meillassoux ile yapılmış söyleşiler ve Rick Dolphijn ve Iris van der Tuin’in bu düşünce üzerine yazdıkları kapsamlı eleştiriyi içeriyor.

Yeni materyalizmin soykütüğü ve soykütüksel olarak yeni materyalizm meselesinden yeni materyalizm ile epistemoloji ve ontoloji arasındaki ilişki gibi pek çok konunun irdelendiği çalışma, bu düşünce geleneğini baştan aşağı inceliyor ve bunu yaparken de daha geniş kapsamlı bir yeni materyalizm kavrayışı sunuyor.

  • Künye: Rick Dolphijn ve Iris van der Tuin – Yeni Materyalizm, çeviren: Esra Erdoğan, Yort Kitap, felsefe, 256 sayfa, 2019

Melik Duvaklı – JİTEM’in Kürt Tetikçileri (2010)

Melik Duvaklı ‘JİTEM’in Kürt Tetikçileri’nde, Türkiye’nin Kürt bölgesinde yaşananlarla ilgili en çok tartışılan örgütlenmelerden JİTEM’i ve bu kurum bünyesindeki kadro ve itirafçıları irdeliyor.

Süreci, bazı insanlar veya örgütlerin devlet imkânlarını kullanarak yasaların dışına çıktığı şeklinde yorumlamanın eksik ve yanlış olduğunu söyleyen Duvaklı, bir gazeteci olarak bölgede yaşanan olayları araştırmaya çalıştığı tarihten beri, devleti devlet yapan tüm kurumların bu süreçte aktif rol aldığını belirtiyor.

Duvaklı, JİTEM’in Kürt itirafçılarını, devletle olan bağlarını ve adları sayısız kirli olaya karıştığı halde neden yargılanamadıkları gibi konuları irdeliyor.

  • Künye: Melik Duvaklı – JİTEM’in Kürt Tetikçileri, Profil Yayınları, siyaset, 271 sayfa

Mete Tunçay – Bilineceği Bilmek (2019)

Mete Tunçay’ın ilk baskısı 1983’te yapılan ‘Bilineceği Bilmek’ adlı bu çalışması, Türkiye’de siyasal gelişmenin evreleri ile Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Türkiye’de sol akımların gelişimini aydınlatmasıyla bugün de muazzam bir kaynaktır.

Çalışma şimdi, genişletilmiş baskısıyla yeniden raflardaki yerini aldı.

Kitabın ilk bölümde Tunçay’ın kavramlar, kitaplar ve tarihyazımı üzerine makaleleri yer alıyor.

İkinci Kısım “Türkiye’de Siyasal Gelişmenin Evreleri” başlığıyla Cumhuriyet Dönemi Türkiyesi’nin siyasal tarihine genel bir giriş niteliği taşıyor.

Üçüncü ve dördüncü kısımlar ise Mete Tunçay’ın Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemi ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında özel olarak odaklandığı sosyalist ve komünist harekete dair tartışmalarla bu tartışmaların genel çerçevesine dair farklı dönemlerde farklı mecralarda kaleme aldığı yazılarından oluşuyor.

Bu önemli derleme, Türkiye’de siyasal tarih araştırmalarında yöntem, kaynak zenginliği ve birincil kaynakların ustaca kullanmasıyla bildiğimiz Tunçay’ın, uzun yıllar öncesinden dikkat çektiği hususların bugün de ne denli hayati olduğunu yeniden gösteriyor.

  • Künye: Mete Tunçay – Bilineceği Bilmek: Türkiye’de Siyasal Gelişmenin Evreleri ve Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Sol Akımlar, İletişim Yayınları, tarih, 432 sayfa, 2019

Kolektif – Avrupa Birliği, Demokrasi ve Laiklik (2010)

‘Avrupa Birliği, Demokrasi ve Laiklik’, Fransa’da Türkiye uzmanı sosyal bilimciler arasında referans isim olarak tanınan ve 2008’de yaşamını yitiren Semih Vaner’in anısına hazırlanmış.

Fransız günlük gazeteleriyle radyo ve televizyonlarda yayımlanan yazı ve konuşmalarıyla tanınan Semih Vaner, Fransız kamuoyunun Türkiye konusundaki bilgisizliğini, bölgeye yönelik Fransız politikalarını eleştiren; çoğulcu demokrasiyi, evrensel insan haklarını ve Türkiye’nin AB üyeliğini savunan bir isimdi.

Birçok yazarın katkıda bulunduğu kitapta, Vaner’in hayatı ve çalışmalarının yanı sıra, AB, demokrasi ve laiklik konularını irdeleyen makaleler yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Levent Ünsaldı, Deniz Vardar, Baskın Oran, Faruk Bilici, Ali Kazancıgil, Samim Akgönül, Jean Marcou, Haldun Gülalp, Etienne Copeaux, Hamit Bozarslan, Deniz Akagül ve Cengiz Çağla.

Künye: Kolektif – Avrupa Birliği, Demokrasi ve Laiklik: Semih Vaner Anısına, hazırlayan: Cengiz Çağla ve Haldun Gülalp, Metis Yayınları, siyaset, 259 sayfa

Gökhan Günaydın – Tarım ve Kırsallıkta Dönüşüm (2010)

Gökhan Günaydın ‘Tarım ve Kırsallıkta Dönüşüm’de, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği ekseninde, büyük çeşitliliğe ve zenginliğe sahip tarımın yanlış politikalar sonucunda nasıl kan kaybettiğini ortaya koyuyor.

AB’nin uyguladığı tarımsal ve kırsal politikaların, Türkiye’nin gereksinimleri ile uyarlılığını sorgulayan Günaydın, bu politikaların ülke tarımı ve kırsal hayatı üzerinde yaratacağı etkileri çok yönlü bir şekilde analiz ediyor.

Geniş bir belge dizininin de yer aldığı kitap, AB içinde tarıma dönük politikaların gelişimini incelerken, buradaki değişimlerin, Türkiye gibi birliğe sonradan katılan ülkelerin tarımlarını nasıl biçimlendirdiğini gözler önüne seriyor.

Kitabın ilk bölümünde, Avrupa bütünleşme hareketinin ekonomi-politik nedenselliği ve kapitalizmin dönüşümüne koşut biçimde değişimi sorgulanıyor.

Türkiye’nin Ankara Anlaşması ile başlayan AB ilişkileri, Gümrük Birliği Anlaşması da dahil olmak üzere tarım odaklı bir yapıda değerlendirildikten sonra, MÇB’nin açtığı yeni döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunuluyor ve Türkiye’nin karşılaşacağı olası sorunlar, benzer süreçlerden geçmiş Polonya ve Bulgaristan’ın durumuyla karşılaştırılıyor.

İkinci bölüm, OTP’nin değişiminin nedenselliğine yönelik analizlerle başlıyor.

Yöntemsel olarak, OTP’nin değişiminin yalnızca tarım odaklı iç ve dış gelişmelerden kaynaklanmadığı, Keynesci dönemin yerini neoliberal bir yapıya bıraktığı merkezi kapitalizmin dönüşüm sürecinin bu değişimdeki en temel etken olduğu düşüncesinin vurgulanması, bölümün asıl vurgusu olarak öne çıkıyor.

Üçüncü bölüm, AB-15, AB-27 ve aday ülkelerin önemli ölçüde farklı kırsal alan yapılarına ve sorunlarına sahip oldukları vurgulanıyor ve bu bağlamda tek bir kırsal kalkınma politikasının tüm bu çeşitlilik için uygun çözümlemeler yaratmakta yetersiz kalabileceğinin altı çizilerek, AB kırsal kalkınma politikalarında görülen değişimlerin analizi yapılıyor.

Bu bağlamda, tarımla olan bağı zayıflatılmış bir kırsal kalkınma anlayışının genişleme süreçleriyle olan ilişkisinin altı çiziliyor ve buna koşut bir biçimde AB kırsal kalkınma politika araçları irdelendikten sonra; Türkiye’nin kırsal kalkınma yaklaşımının AB odaklı bir yapıya dönüşümü değerlendiriliyor.

Kitabın sonuç bölümünde ise, olası tüm seçenekler kapsam içine alınarak AB’nin verili koşullardaki ve öngörülebilir bir gelecekteki tarım-kırsal alan politikalarının Türkiye’ye aktarılmasının olası etkileri üzerinde, sayısal verilerle desteklenmiş değerlendirmeler ortaya konuluyor.

  • Künye: Gökhan Günaydın – Tarım ve Kırsallıkta Dönüşüm, Tan Kitabevi Yayınları, inceleme, 503 sayfa

Naomi Klein – Şok Doktrini (2010)

Naomi Klein, alt başlığı ‘Felaket Kapitalizminin Yükselişi’ olan ‘Şok Doktrini’nde, kapitalizmin zaferinin özgürlükten doğduğu, zincirlerinden boşanmış serbest piyasaların demokrasiyle el ele gittiği şeklindeki resmi teze meydan okuyor.

Klein, bu tezin yerine, kapitalizmin fundamentalist biçimine sürekli olarak en vahşi zorlama şekilleriyle ebelik yapıldığını, bu şiddettin sayısız bireysel bedenler üzerinde olduğu gibi kolektif beden politikası üzerinde de uygulandığını gösteriyor.

Çağdaş serbest piyasanın tarihinin şoklarla yazıldığını söyleyen Klein, felaket kapitalizmiyle, toplumların, çokuluslu şirketlerin çıkarları doğrultusunda sil baştan düzenlendiğini belirtiyor.

  • Künye: Naomi Klein – Şok Doktrini: Felaket Kapitalizminin Yükselişi, çeviren: Selim Özgül, Agora Kitaplığı, siyaset, 674 sayfa

Kolektif – Devrim Provaları (2010)

‘Devrim Provaları’, işçi sınıfının devrim niteliğindeki beş büyük deneyimine odaklanıyor. Bunlar, 1968 Mayısında ve Haziran başlarında Fransa’yı saran grev dalgası; 1972 ve 1973’te Şili’de Allende yönetimi altındaki işçi hareketi; 1974-1975 Portekiz Devrimi; 1979 İran Devrimi ve 1980-1981 yıllarında Polonya’da ortaya çıkan Dayanışma hareketi.

Bu mücadelelerin ortak yönleri, bağımsız bir işçi sınıfı eylemliliğine ve örgütlenmesine sahip olmaları.

Kitabın ilgi çeken yanlarından biri, her biri dünyanın her yerindeki sosyalistler için büyük birer ilham kaynağı haline gelen bu mücadelelerin başarıya ulaşamama nedenlerini ve bu deneyimlerden çıkarılabilecek dersleri gözler önüne sermesidir diyebiliriz.

Kitaptaki örnek mücadeleler, Ian Birchall, Mike Gonzalez, Peter Robinson, Elaheh Rostami-Povey ve Colin Barker tarafından kaleme alınmış.

  • Künye: Kolektif – Devrim Provaları, hazırlayan: Colin Barker, çeviren: Umut Haskan ve İrem Yılmaz, Yordam Kitap, siyaset, 316 sayfa